İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/63 E. 2026/25 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/63
- Karar No
- 2026/25
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/63 Esas KARAR NO : 2026/25
DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/12/2024 KARAR TARİHİ : 11/02/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin, bölünme sonrasında da "..." unvanı ve logoları kendi aralarındaki anlaşma gereği kullanıldığını, söz konusu "..." unvanı ilgili kayıtların 40 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu ve sektörde bu unvan ile tanındığını, işbu unvanın her zaman müvekkili şirketi çağrıştırdığını, dolayısıyla kimya endüstrisi sektöründe öncü firmalardan biri olarak uzun yıllardır faaliyet gösteren müvekkili şirketin tanınırlığındaki en temel unsur "..." marka adı olduğunu, müvekkili şirketin aldığı duyumlar üzerine yapılan araştırmalarda piyasada kendisi ile hiçbir ilgisi olmayan davalı ... İnşaat Ve Kimya Ticaret Ltd. Şti.'nin, müvekkili şirkete ait tescilli ticaret unvanı ve tescilli markası olan “...” ve "... Kimya" ibarelerinin şirket ünvanında yanıltıcı biçimde kullandığını, işbu marka adına firmanın tabelalarında ve logolarında yer verdiğinin tespit edildiğini, müvekkili şirketin tescilli marka hakkının doğrudan ihlali anlamına gelmekte olduğunu, benzeri bir markanın ve müvekkili adına tescilli markanın isminin aynı kullanılmasındaki amacın "..." markasına iltibas yaratmak olduğunun açık olduğunu, bu duruma ilişkin davalı şirkete Kartal ... Noterliği aracılığıyla 07.10.2024 tarih ve ... yevmiye numarasıyla ihtarda bulunulduğunu ancak yanıltıcı kullanıma son verilmediğini, davalı şirketin ticaret unvanının müvekkili şirkete ait olan "..." ve "... Kimya" markalarına tecavüz ettiğini ve iltibas yarattığını, bu nedenle davalı şirketin ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin ticaret sicilden terkinini talep ettiklerini, davalı şirket tarafından 15 Mayıs ... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan ... sayılı ilanla daha önceden "... Hizmetleri Limited Şirketi" olan ticaret ünvanının "... İnşaat Ve Kimya Ticaret Limited Şirketi" olarak değiştirildiğini ilan ettiğini, kanun hükmü uyarınca davalı şirket tarafından kötü niyetle yapılan unvan değişikliğinin hem usule, yasaya ve ticaret unvanının tekliği ilkesine aykırı, haksız rekabet teşkil eden ve yanıltıcı nitelikte olduğunun açık olduğunu, davalı şirket tarafından yanılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzer, kötüniyetli yapılan unvan değişikliği ile birlikte müvekkili şirketin tescilli marka ve ticaret ünvanına tecavüz edildiğini ve müvekkili şirketin sahip olduğu itibardan yararlanmak hedeflendiğini, davalı şirketin ... Mah. ... Bul.- Sitesi ... İş Merkezi No: 127/8 Beylikdüzü/İstanbul adresindeki merkezinde yanıltıcı faaliyetlerine devam ettiğini, müvekkili şirket ile diğer üçüncü kişilerin mağduriyetinin daha da artmaması amacıyla öncelikle dava süresince davalının haksız unvan kullanımının tedbiren durdurulmasını, davalı şirketin her türlü tanıtım ve ilanlarının kaldırılmasını, davalı şirket unvanının her türlü tabela, afiş ve benzeri yerlerden kaldırılmasını karar verilmesini, haksız rekabet teşkil etmekte olan davalı şirketin ticaret unvanının ticaret sicilinden terkini ile ... unvana dair ibarelerin kaldırılmasını, haksız rekabet teşkil etmekte olan davalı şirket unvanının her türlü tabela, afiş ve benzeri yerlerden kaldırılarak imha edilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı ...tahmilini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan davacıya ait ... tescil numaralı "... KİMYA" ibareli marka ile ... tescil numaralı "..." ibareli markanın sicil kayıtları celp olunmuştur. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden davacı ... ticaret sicil numaralı ... Kimya Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ile davalı ... ticaret sicil numaralı ... İnşaat Ve Kimya Ticaret Limited Şirketi'nin ticari sicil kayıtları istenilmiş ise de müzekkereye cevap verilmediği bu nedenle Mahkeme kalemi marifetiyle Ticaret Sicil Gazetesinden davalının ünvan değişikliğine ilişkin gazete örneğinin çıkartılarak dosyaya konulduğu görülmüştür. Dava; davacının marka haklarından doğan haklarına tecavüzün tespiti ile davalı ticaret unvanının terkini istemine ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarihli, 2014/11-696 esas, 2016/778 karar sayılı kararında belirtildiği üzere: "...Karıştırılma (iltibas) tehlikesi hukuki bir kavram olup, şu şeklide tanımlanabilir: İki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin ayrı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 5. Bası, İstanbul 2012, s. 436, N. 18). Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir (Savaş Bozbel, s. 411). Karıştırılma tehlikesinin belirlenmesinin hukuki bir kavram olduğunu belirledikten sonra hâkimin hukuku uygulaması ve hukuki konularda bilirkişiden görüş alıp alamayacağı konuları üzerinde durulması gerekir. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)’nun 76. maddesinde yer alan, hâkim re'sen Türk kanunları mucibince hüküm verir, hükmü sadeleştirilerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun “hukukun uygulanması” başlıklı 33. maddesinde; hâkim, Türk hukukunu resen uygular, şeklinde yer verilmiştir. Burada hem usul hukuku, hem maddî hukuk aynı düzeyde madde kapsamı içerisinde bulunduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. Diğer taraftan hâkimin bilirkişiye başvurması konusunda HUMK’nun 275. maddesine göre; mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez. Ayrıca aynı Kanunun 286. maddesinde de bilirkişinin rey ve mütalaasının hâkimi takyit etmeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir. Benzer düzenlemeye HMK’nın “bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller” başlıklı 266. maddesinde yer verilmiş olup, sözkonusu hükme göre; mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Yine aynı Kanunun 282. maddesinde, hâkimin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği açıklanmıştır. Bilindiği üzere; HMK’nın 266. maddesinin gerekçesinde hâkimin, genel hayat tecrübeleri uyarınca sahip olunması gereken bilgilerle çözümleyeceği konularla, hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konular hakkında, bilirkişiye başvuramayacağı; ancak, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlarda, bilirkişiden yararlanabileceği açıkça hüküm altına alınmıştır. Burada sözü edilen özel bilgiden maksat, hukuk bilimi dışında, belirli bir bilim dalının araştırıp ortaya koyduğu sonuçlara ilişkin bilgidir. Ancak, yer yer, hukukun spesifik alanlarına ilişkin hukukî bilginin de, özel bilgi kavramının kapsamı içerisinde mütalaa edilip bilirkişilik kurumunun kapısının aralanmaya çalışılması yönünde bir eğilimin belirmesi nedeniyle, maddede, özel bilgiye işaret edilirken, açıkça, “hukuk bilimi dışında” seklinde bir vurgu yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Teknik bilgi ile kastedilen ise fizik, kimya, matematik gibi, pozitif bilimlerin verilerini uygulamaya yeterli bilgidir. Yine, belirli bir işletme boyutunu aşan, genel nitelik kazanmış, yetkili kişi, kurum ve kurullarca tespit edilmiş olan teknik standartlar da, teknik bilgi kavramının kapsamı içerisinde yer alır. Öte ..., hukuk kurallarını re’sen araştırıp bulma ve olaya uygulama, zaten hâkimin işidir. Bu kural uyarınca, hukukî sorunların en yetkin bilirkişisi, hâkimin kendisidir. Sözü edilen kuralı öngören ve HMK’nın 33. maddesinde yer alan “Hukukun uygulanması” başlıklı düzenleme de (1086 sayılı Kanun m.76, 1,c.), hâkimin hukukî sorunlarda, bilirkişiye başvurmasının mümkün olamayacağının bir başka kanıtını teşkil etmektedir. Yine, anılan kurala paralel olarak, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 2. maddesinin birinci fıkrasında, hâkimin, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarına göre, yetkili olan yabancı hukuku da re’sen uygulamakla ödevli olduğu hususu hükme bağlanmıştır. En genel çerçevede ise hukuka uygun olarak hüküm verme işinin, münhasıran hâkimin işi olduğuna, Anayasanın 138. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde açıkça işaret edilmiştir. Bütün bunlar gözetildiğinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunun, hukukî sorunlarda hâkimin bilirkişiye başvuramayacağını öngören kuralının, Anayasanın 138. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, HMK’nın 33. maddesinde (1086 sayılı Kanunun 76. maddesinin birinci cümlesinde) ve Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 2. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan düzenlemelerin, somut plânda bir uygulanma biçimi olduğu söylenebilir. Aksine tutum, Türk Milleti adına hüküm vermeye tek yetkili “Hâkim”in yerine “bilirkişi”nin konulması sonucunu doğurur. Ayrıca yargılamanın sürat ve az masrafla yapılması ilkesini de zedeler. Bu nedenle yasal düzenlemenin yorumlanması ve somut olaya uygulanması hâkime aittir. Hukuki bilgiyi gerektiren bu husus bilirkişi düşüncesine terk edilemez. ... Yukarıda da açıklandığı üzere 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesi anlamında markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi hukuki bir konu olduğundan bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulamayacağı, aksine davranışın yukarıda açıklanan yasal mevzuata aykırılık oluşturacağı, diğer bir deyişle hâkimin yerine bilirkişinin konulması sonucunu doğuracaktır..." Yukarıda yer alan Hukuk Genel Kurulu kararında açıkça belirtildiği gibi mahkememiz hakimlik mesleğinin genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi görüşüyle bağlı olmadığı gibi markalar arasında karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi hukuki bir konu olup yine mahkememizin hukuki takdir alanındadır. Markalar arasında benzerlik değerlendirmesi, unsurların tek tek diğer markanın unsurları ile karşılaştırarak değil, bir bütün olarak yapılmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/1569 E., 2013/7750 K.sayılı 22/05/2013 tarihli kararına göre de, markayı oluşturan unsur o markanın diğer markalardan ayırdedilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı, şekil vb. işaretlerden oluşur. Markanın birden fazla unsuru ihtiva etmesi halinde, asıl unsuru markanın bütünü itibarı ile bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak gerekir. Somut olayın yapılan değerlendirilmesinde; Davacı taraf bilirkişi deliline başvurmadan mahkememizce değerlendirme yapılmasını talep etmiş olup davalı davaya cevap vermeyerek usulen davayı reddetmiş sayıldığı kabul edilmekle, davacıya ait ... ve ... kimya markalarının davalı tarafça ticaret ünvanında birebir aynı olacak şekilde " ... " olarak kullanıldığı bu durumda alıcıların iki farklı Marka / firma karşısında bulunduklarını anlasalar dahi bu markaların aynı kişiye ait olduğunu zannetmeleri ya da bu malları üreten işletmeler arasında idari-ekonomik anlamda bağlılılığın bulunduğu düşüncesine kapılmalarına sebebiyet vereceği bu durumun da iltibas tehlikesini ve dolayısıyla karıştırılma ihtimaline oluşturduğu sabit olup yine davacıya ait tescilli markanın davalı tarafından ticaret ünvanında kullanılması SMK 7/3-e bendi gereğince markaya tecavüz olarak değerlendirildiği nedeni ile davacının davasının kabulüne karar verilerek ... ibaresinin davalının ticaret sicilinden terkinine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tespit edilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacının davasının KABULÜ ile; -Davacının ... ve ... Kımya markalarından doğan haklarına tecavüzün tespiti ile davalı şirketin her türlü tanıtım ve ilanlarının kaldırılmasına, davalı şirket ünvanının her türlü tabela afiş ve benzeri yerlerden kaldırılmasına ve hüküm kesinleştiğinde imha edilmesine, -Davalının ticaret ünvanında yer alan ... ibaresinin ticaret sicilinden terkinine, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 687,60 TL harcın, davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre tecavüzün tespiti davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan 427,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 1.511,40 TL posta/tebligat masrafı olmak üzere toplam 2.366,60 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.11/02/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır