İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/624 E. 2025/840 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/624
- Karar No
- 2025/840
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/624 Esas - 2025/840
T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/624 Esas KARAR NO : 2025/840
.........x.........x...... .........,.........x..............x x..x.............xx............. .............x.............x DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/09/2025 KARAR TARİHİ : 31/12/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 27/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 31/07/2021 tarihinde müvekkilinin sevk ve idaresindeki ........ plakalı motosikleti ile seyir halindeyken sürücü .......'un sevk ve idaresindeki ..... plakalı araca çarpması neticesinde trafik kazasının meydana geldiğini, bu kaza sonucunda müvekkilinin fiziksel ve psikolojik olarak zarar gördüğünü, arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını, araç sürücüsünün dava konusu zarara sebep olan kazada kusurlu olduğunu, manevi tazminatın İMMS/Kasko poliçesi teminatı kapsamında olduğunu, ..... plaka sayılı aracın başvurulan ........ SİGORTA A.Ş. 'nin 000.........7 numaralı Kasko Sigorta Poliçesi ile kaza tarihinde sigortalı bulunduğunu, kasko poliçesinde artan mali sorumluluk klozu olup, poliçede ek sözleşme (İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası) maddeleri başlığı altında manevi tazminat teminatına da yer verildiğini, müvekkilinin trafik kazası dolayısıyla ciddi bir şekilde yaralandığını, sol köprücük kemiğinde kırıkların meydana geldiğini, gerek yaralanma sonucu uğradığı somut fiziksel zarar, gerekse bu elim olayın beraberinde getirdiği psikolojik travma, mütemadi olarak manevi hasarların oluşmasına neden olduğunu, müvekkilinin vücudunda meydana gelen kırıklardan dolayı en ufak işlerini dahi yapamaması müvekkilinin stresini daha da arttırdığını, iyileşme süresinde müvekkilinin en basit işleri dahi tek başına yapamadığını ve yaşadığı ağrılarının uykularının bölünmesine sebep olduğunu, müvekkilinin manevi zararının oldukça yüksek olduğunu, psikolojik olarak da birçok sıkıntı yaşadığını, davacının Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi kapsamında ......... Sigorta A.Ş ile gerçekleştirilen arabuluculuk görüşmeleri sonucunda 77.000,00 TL tazminat ödemesi aldığını, davaya konu başvurularında davalı Sigorta Şirketinin tüzel kişi tacir olduğunu, kasko poliçesinden doğan tazminat davalarına da ticari işlere uygulanacak faiz oranın uygulanmasının işin ticari iş olmasının doğal bir sonucu olduğunu, davalının müvekkilinin tazminatından ticari işlere uygulanacak faiz ile sorumlu olduğunu, bu nedenle müvekkilin tazminatının davalı sigorta şirketinden avans faizi ile tahsiline karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde talep ettikleri miktar itibariyle harcın oldukça yüksek çıktığını, müvekkilin şu aşamada ilgili harcı ödeme kabiliyetinin olmadığını, kaldı ki ilerleyen süreçlerde de hükmedilecek olan bilirkişi ve harç ücretlerinin de davacının maddi durumunu epeyce zorlayacağını, dava harç ve giderleri davanın değeri sebebiyle yüksek bir meblağa denk gelmekte olduğundan bu süreçte ilgili tutarları karşılama imkanı bulunmayan müvekkili için adli yardım taleplerinin bulunduğunu, tüm bu sebeplerle sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte 25.000,00-TL manevi tazminatın, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalıdan tahsiline ve adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurmamış olduğunu, işbu davanın reddinin gerektiğini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacı vekili tarafından; manevi tazminat talepli işbu huzurdaki tazminat davasının ikame edildiğini, açılan işbu dava haksız ve hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar davayı taraflarına yönlendiren davacı, ........... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde bulunan Kasko Sigorta Poliçesi nedeniyle manevi tazminat yönünden sorumluluklarının bulunduğunu iddia etmişlerse de bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, kazaya karışan ..... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde 0001-0210-43710547 nolu Kasko Sigorta Poliçesi ile 13/07/2021-2022 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, hiçbir surette davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluklarının poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, keza masraf ve vekalet ücreti sorumluluklarının da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, poliçe limitinin maktuen ödenecek rakam olmadığını, ayrıca sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusur oranında ve zarar nispetinde olup belirlenecek tazminat tutarlarının poliçe teminatını aşmaması gerektiğini, İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi nedeniyle müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilmeden evvel söz konusu zararın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesinden karşılanması gerektiğini, bu poliçenin teminat limitinin söz konusu zararı karşılamaya yetmemesi halinde Kasko Sigorta Poliçesine bağlı İhtiyari Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi devreye girdiğini, zira İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortasında sigortacı, işbu poliçede gösterilen aracın kullanılmasından doğan ve Karayolları Trafik Kanununa ve Umumi Hükümlere göre aracın işletenine terettüp eden hukuki sorumluluğu ve bu poliçe teminat kapsamında olmak şartıyla Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını, poliçede yazılı hadlere kadar temin ettiğini, bu nedenle davacı tarafın zararının öncelikle, Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası tarafından karşılanması gerektiğini, ncak Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası tarafından karşılanamayan zararlar için Kasko Sigorta Poliçesine bağlı İhtiyari Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesine başvuruda bulunulabildiğini, davacıların talep ettiği maddi tazminat miktarı trafik sigorta poliçesi teminatı limitinde kaldığından, müvekkilu şirket nezdindeki kasko sigorta poliçesinin ihtiyari teminatının devreye girmeyeceği göz önünde bulundurularak müvekkilu şirket yönünden davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin hiçbir mesuliyeti olmamakla birlikte, tazminat hesabı yapılması halinde davacının gelirinin somut belgelerle ispatlanması gerektiğini, maddi tazminat tutarının hesaplanmasında asıl dikkat edilmesi ve esas alınması gereken hususun zarar gördüğünü iddia edenin fiilen çalışıp çalışmadığının tespiti ve bunun somut belgelerle ispatı olduğunu, ilgili kazada mağdurun koruyucu ekipmanlardan sayılan emniyet kemerini veya motorsiklet kullanırken koruyucu ekipmanların kullanılmasının zorunlu olmasına rağmen kullanılmaması, ehliyetsiz veya alkollü olması veya ehliyetsiz veya alkollü olduğunu bildiği araçta yolculuk etmesi, istiap haddinin aşılması gibi hususların müterafik kusur teşkil ettiğini, müvekkili şirket, Sigortacılık Kanunu'na göre kurulmuş olduğu ve TTK'ya göre nitelikli tacir olarak kabul edildiğinin aşikar olduğunu, müvekkili şirketin banka mevduatlarına ihtiyati haciz konulması halinde tüm teminat mektubu talepleri reddedileceğini ve bu halde müvekkili şirketin çalışamaz hale geleceğini, bu durumdan doğacak zararın karşılanması için, karşı tarafın teminat göstermesinin zorunlu olduğunu, tüm bu sebeplerle müvekkili sigorta şirketi aleyhine açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddini, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Davacı vekili UYAP sistemi üzerinden mahkememize sunduğu 25/12/2025 tarihli dilekçesinde, davalı yan ile sulh olunduğunu, davadan feragat ettiklerini, davalı taraftan yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını, bu doğrultuda karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 26/12/2025 tarihli dilekçesi ile davacı taraf ile sulh olduklarını, dosya kapsamında davacı taraftan yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını bildirmiştir. Dosyaya sunulan vekaletnameler incelendiğinde feragat yetkisini içerdikleri görülmüştür. Feragat HMK'nın 307-309-310-311. md'leri hükmüne göre davaya son veren taraf işlemlerinden olup hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabildiği gibi Mahkemenin muvafakatine de bağlı olmadığından, davadan feragatin aynı zamanda davaya konu haktan da feragat anlamına geldiğinden, usule uygun yapılmış feragat beyanı doğrultusunda davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Yargılama giderlerinin taraflara yüklenmesine gelince, HMK'nın ''Feragat ve Kabul Halinde Yargılama Giderleri'' başlıklı 311/1. maddesine göre; ''Feragat ve kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkumiyet, ona göre belirlenir.'' düzenlemesi ışığında davalı vekilinin vekalet ücreti talep etmemesine göre yargılama giderleri davacıya yüklenmiş, davalı yararına vekalet ücretine takdir olunmamıştır. Dosya kapsamına göre aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın feragat nedeni ile reddine, 2-Davacının davayı adli yardım talepli olarak açtığı nazara alınarak, HMK'nin 339. maddesi gereğince Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40-TL başvuru harcı ile feragatin ilk celseden önce vuku bulması sebebiyle Harçlar Kanununun 22. maddesi gereğince 410,27-TL peşin harcın davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 3-Dosyada adli yardım kabul kararı olduğundan suçüstü ödeneğinden karşılanan arabuluculuk gideri 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 4-Davalı vekilinin vekalet ücreti talebi olmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Adli yardım talebi kabul edildiğinden dosya üzerinde yapılan 11,60-TL e-tebligat masrafının davacıdan tahsili ile Hazine'ye İrat Kaydına, Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/12/2025