İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/62 E. 2025/353 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/62
Karar No
2025/353
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/62 Esas - 2025/353 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/62 KARAR NO : 2025/353

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 07/02/2025 KARAR TARİHİ : 25/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili ..... 2008 yılında kurulduğunu, Türkiye'nin en yaygın zincir market şirketi olduğunu, 2023 sonu itibariyle 13.000’in üzerinde mağazasıyla Türkiye’nin 81 ilinde faaliyet gösterdiğini, 61.000’den fazla çalışanı ve 600’ün üzerinde tedarikçisi ile perakende sektörünün öncü şirketleri arasında olduğunu, .... ibareli markanın müvekkili markalarına çok benzer olduğunu ve verilen ... kararının hatalı olduğunu, müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, kötü niyetli başvurunun reddinin gerektiğini, müvekkiline ait tanınmış .... markalarının türevi olacak şekilde ... markasının oluşturulduğunu, markaların tüketici nazarında karışıklığa sebebiyet verecek düzeyde benzer olduğunu ve markalar arasında bağlantı kurma ihtimalinin bulunduğunu, davalı markasına eklenen “gross” ibaresinin tescil istenen sınıfta ayırt edici niteliği haiz olmayıp işbu markanın tüketicilerin gözünde müvekkiline ait markaların serisi şeklinde algılanacağını, ..... Kararında davalı taraf markasında yer alan görsel çalışmalara rağmen dava konusu markanın müvekkili markaları gibi telaffuz edileceği, dava konusu markada .... harf ve rakamının tercih edilmiş olması ve Müvekkil markalarının yüksek ayırt edici olduğu hususları nazara alınarak müvekkilinin “a 101” esas unsurlu markaları ile ....+şekil" ibareli marka arasında işitsel, görsel, kavramsal ve genel izlenim itibariyle benzerlik bulunduğu işbu doğrultuda markalar arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kararına varıldığını, bu şekilde çok sayıda emsal karar bulunduğunu, SMK 5/1 d bakımından da tescil engelinin bulunduğunu, ... markasının.... numarası ile tanınmış marka olarak kabul edildiğini, 43. Sınıfın zaten ortak olup, emtia benzerliği koşulunun karşılanmış olduğunu beyan ederek .... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; SMK 5/1 maddesinin (d) bendi kapsamında başvurunun reddi gerektiği ileri sürülmekteyse bu iddianın dikkate alınamayacağını, SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, davacı markalarında kullanılan yazı stili, renk, kullanılan şekil unsurunun bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim ve kompozisyon itibariyle davalı markasından tamamen farklı olduğunu ve “A1” ibaresinin davalı markasında yer alması nedeniyle davacı markasına yakınlaştığının söylenmesi mümkün olmadığını, markaların bir bütün halinde incelenmesi gerektiğini, markaların yeterli farklılaşmayı sağladığını, kurum kararının yerinde olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şahsın davaya cevap vermediği görülmüştür. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, ...” markasının 43.sınıfta yer alan hizmetler için başvuruda bulunulduğu, markanın ilk incelemeden geçerek 27.04.2023 tarih ve 419 sayılı Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği, davacının ... unsurlu markalarını mesnet göstererek 6/1, 6/3, 6/5, 6/6 , 6/9 , 5/1-b, 5/1-ç, maddelerine dayanarak itiraz ettiği, davalının karşı görüş sunduğu, .... tarafından itirazın reddedildiği, davacı tarafından bu karara itiraz edildiği, itirazın nihai olarak .... sayılı kararı ile reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; SMK 5/1(d) BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME SMK 5/1(b) bağlamında bir değerlendirme talep edilmiş ise de, davacının itirazlarında 5/1(d) maddesine dayandığı görülmüş; b ve d harflerinin sehven yanlış yazıldığı düşünüldüğünden 5/1(d) maddesi kapsamında bir değerlendirme yapılmıştır. SMK m.5/1(d) hükmü uyarınca; “Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubunu ayırt etmeye yarayan işaretler ile malın doğrudan doğruya cinsini, çeşidini, vasfını, kalitesini, miktarını, amacını, değerini, coğrafi kaynağını veya üretim zamanını gösteren işaretler marka olarak tescil edilemez.” Bu düzenleme, mutlak red nedenlerinden olup, toplumun menfaatlerini korumayı ve markanın temel işlevi olan ayırt ediciliği sağlamayı güvence altına alır. Doktrinde ve uygulamada, tanımlayıcı işaretlerin tek başına marka olarak tesciline izin verilmemekte, zira bu tür ibareler tüm teşebbüsler tarafından serbestçe kullanılabilmesi gereken unsurlar olarak kabul edilmektedir. Bu çerçevede inceleme konusu .....” kelimesi, Türkçeye Almanca’dan geçmiş olup “toptan satış, büyük market” anlamına gelmekte ve perakendecilik/toptancılık alanında yaygın şekilde kullanılan tanımlayıcı bir ibaredir. Ancak dava konusu marka incelendiğinde sadece .... ibaresinden oluşmadığı ve bu ibarenin markanın esas unsuru olmadığı, bir bütün halinde .... ibareli olduğu, şekil unsurunun ve ... ibaresinin ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğu, ancak bu madde gereğince iptali şartlarının oluşmadığı, TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunması gerekir. EMTİALARIN BENZERLİĞİ Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir.3Nitekim EUIPO nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. Davacı markaları yukarıda listelenmiş olup, ... esas unsuru ile seri markaları olduğu ve aynı zamanda tanınmış marka statüsünde olduğu görülmüştür. Aşağıdaki listede inceleme kolaylığı açısından esas unsuru ... ve 43. Sınıfı içeren markalar dikkate alınmıştır. Zira bu markalardan herhangi biriyle benzerlik sağlanması halinde, SMK 6/1 bağlamında aranılan benzerlik koşulu sağlanmış olacaktır. Dava konusu markada yer alan Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. davacı markalarının bazılarında aynen yer almaktadır. Bu bağlamda SMK 6/1 maddesinde aranılan emtia benzerlik koşulunun sağlandığı, İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI ; Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ..... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir . Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi arttıkça karıştırılma ihtimali azalır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır. Kavramsal (anlamsal) benzerlik,kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Dava konusu markada yer alan A1 ibaresi, dilimizde genel olarak yabancı dillerde dil seviyesini belirtmek için kullanılmaktadır. Ancak tüketicinin dava konusu markayı gördüğünde böyle bir anlamı algılayacağını söylemek mümkün gözükmemektedir. Öte yandan Gross ibaresi ingilize bir ibare olup, “brüt,büyük..” anlamlarına gelmektedir. Aynı zamanda Almanca kullanımından dilimize yerleşmiş perakende sektöründe yaygın olarak kullanılan bu ibare büyük ve toptan satış yapan marketler için kullanılmaktadır. Tüketicinin bu ibarenin anlamını direk olarak algılayacağı, keza markada yer alan şekil unsurunun bu durumu pekiştireceği de söylenebilecektir. Davacı markası ... ibaresinin de bilinen bir anlamı olmamakla beraber kullanımla ayırt ediciliğinin arttığı ve tanınmış olduğu ortadadır. Davacının faaliyet alanının da perakende sektörü olduğu düşünüldüğünde dava konusu ....baresinin birebir anlamsal örtüşmediği, ancak çağrışım yoluyla yakınlaştığı değerlendirilmektedir. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Dava konusu marka .... şeklinde telaffuz edilirlen, davacı markası da.... şeklinde telaffuz edilecektir. Taraf markalarının kısa markalar olduğu, aynı seslerle başladığı, sözcük markalarında başlangıç kısmındaki benzerliğin markaların benzer olma ihtimalini arttırdığı, buna karşılık markaların başlangıç kısmındaki farklılıkların markaların benzerlik ihtimalini azalttığı kabul edildiği”, bu bağlamda fonetik benzerlik olduğu, Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Dava konusu marka kelime+şekil markası olup, sol başta alışveriş sepetinin, hemen yanında yeşil harflerle A1 ibaresinin ve sonrasında turuncu harflerle .... ibaresinin yer aldığı görülmüştür. Davacı markası ise , düz turkuaz zemin üzerinde beyaz harflerle ... ibaresinden oluşmaktadır. A ve 1 ibarelerinin harfsel benzerliği dışında görsel bir benzerlik kurmak mümkün değildir. Sonuç olarak, markaların bütünsel açıdan değerlendirilmesinde;dava konusu markanın belirli ölçülerde davacı markasına benzediği, dava konusu markada yer alan Gross ibaresi ve alışveriş sepeti şeklinin anlamsal/algısal olarak perakendecilik sektörüne vurgu yaptığı, davacı markalarının da ilgili sektörde tanınmış marka olduğu düşünüldüğünde, A1 ibaresi ile başlamasından kaynaklı davacı tarafa ait yeni bir marka algısının oluşabileceği, davacınınGross market konseptinde yeni bir hizmet çeşidine girdiği ve ya firmalar arasında ekonomik-idari bir bağlantı olduğu kanısının oluşabileceği, her ne kadar benzer bulunan emtia listesi “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.”nden oluşsa ve davacının birebir bu hizmette kullanımı olmadığı bilinse de, Gross marketlerin bir çoğunda yeme-içe-cafe hizmeti de verilmesinden kaynaklı yine Gross ibaresi ve yeme-içe hizmeti ve perakendecilik hizmeti arasında bir bağlantı oluşacağı, TANINMIŞLIK İDDİALARI; 6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir. 6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır. Davacının ... markasının tanınmış marka statüsünde olduğu, özellikle perakendecilik alanında yaygın bilinen bir marka olduğu mahkememiz bilgisi dahilinde ve sunulan delillerden de tespit edilmiştir. Ancak taraf markaları arasında SMK md 6/1 anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu zaten tespit edildiğinden, davacı markasının tanınmışlığının somut olay bakımından sonuca bir etkisinin bulunmadığı, KÖTÜ NİYET İDDİALARI ; Karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi ya da markalar arasında yer alan benzerlikler kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren herhangi somut bir kanıt sunulmadığı, sunulan delillerin kötü niyetin kabulü için yeterli olmadığı, Netice itibariyle, SMK 5. Madde resen red unsurlarının bulunmadığı, Taraf markaları emtia listesinin aynı olduğu, Bütünsel açıdan değerlendirme sonucunda taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacı markasının tanınmış olduğu ancak sonucu değiştirmediği, .... sayılı kararının iptal şartlarının oluştuğu, Hak düşürücü süre içerisinde tescil tamamlama işlemlerinin yapılmadığı Kötü niyete iddialarının ispat edilemediği sonuçlarına ulaşılmış, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kabulüne, .... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Dava konusu marka karar tarihi itibariyle tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 15.907,60.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.25.09.2025

Kâtip Hâkim... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 2.947,60.-TL Bilirkişi Ücreti :12.000,00.-TL P.P : 960,00.-TL TOPLAM :15.907,60.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/62, K. 2025/353, T. 25.09.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-62-e-2025-353-k-7d2aaa847cc7