İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/617 E. 2026/209 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/617
Karar No
2026/209
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/617 Esas KARAR NO : 2026/209

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/07/2025 KARAR TARİHİ : 24/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafın Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibine ilişkin itirazın iptalinin gerektiğini, davalı firma arasında “"Tıbbi atık bertarafına ilişkin” ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişki neticesinde davalının işlettiği hastaneden çıkan tıbbi atıkların imha sürecini gerçekleştirdiğini, .... nolu, 22.05.2024 tarihli, 26.443,60 TL bedelli fatura alacağının ödenmemesi sebebiyle Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin ..... E. Sayılı dosyası ile icra takibi ikame edildiğini, davalı taraf icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı tarafın icra dosyasına yapmış olduğu itiraz haksız olduğunu, davalı tarafa ait tıbbi atıkların imha işlemini gerçekleştirdiğine ilişkin fatura, barkodlu sevk irsaliyesi ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı sisteminden temin edilen motat belgelerini ekte ibraz ettiklerini, tıbbi atık imhası işinde karşı tarafın talebi üzerine Bakanlık sisteminde kayıt açıldığını ,atıklar alındığı zaman atık teslim eden firma tarafından onaylandığını akabinde taşıyıcı firma tarafında atık bertaraf tesisine götürülerek imha işlemi yapıldığını , tüm bu süreçler tüm tarafların onayı ve sisteme girişleri ile kayıt altına alındığını, bu işlemleri gösterir belgelere Bakanlık sisteminden ulaşılacağını, dava konusu faturaya ilişkin bahsedilen işlemleri gösterir belgeler dilekçe ekinde sunulduğunu, tüm bu hususlara rağmen davalı firma tarafından icra takibine itiraz edildiğini, dilekçesinde genel ifadeler kullanıldığını, borcun ödendiğine dair herhangi bir belge, dekont veya benzeri evrak sunulmadığını öncelikle ihtiyati haciz şerhi işlenmesini ve devamında davalının itirazı açıkça haksız ve niyetli olduğunu, davalı şirketin satın ve teslim aldığı mallarla ilgili herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin teslim aldığını, icra takibine konu alacakların likit olduğunu, davalı şirketin inkar tazminatı ödemesi için gerekli şartların oluştuğunu bu nedenlerle davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilerek icra takibinin devamını talep ve dava etmiştir. Davalı usulüne uygun tebligata rağmen yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalara iştirak etmemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Ticari ilişkiden kaynaklı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşıldı. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a-Tarafların bağlı oldukları vergi dairelerine müzekkere yazılarak BA BS formları celp edilmiştir. b-İstanbul Çevre, Şehircilik Ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne müzekkereler yazılmıştır. 3- Bilirkişi tarafından mahkememize 16/01/2026 tarihinde sunulan raporda" 1. Defter Usulü Yönünden İnceleme: Davacı şirketin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 421 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca e-defter kullanıcısı mükellef olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu dönemi kapsayan 2024 yılı Ocak-Aralık aylarına ait Gelir İdaresi Başkanlığı onaylı beratların yasal sü inde alındığı, 2025 yılı Ocak ayı beratlarının süresinde yüklendiği, 2025 yılı Aralık dönemi beratlarının ise inceleme tarihi itibarıyla yasal süresi içerisinde bulunduğu tespit edilmiştir. | Sıra No'lu Elektronik Defter Genel Tebliği ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi çerçevesinde yapılan usul incelemesinde, davacı şirketin açılış ve kapanış işlemlerini yasal sürelere uygun şekilde tamamladığı, defter kayıtlarında şekli yönden mevzuata aykırı bir husus tespit edilmediği görülmüştür. Bu kapsamda, davacı şirket ticari defterlerinin delil niteliği taşıyıp taşımadığına ilişkin değerlendirme ve takdir Sayın Mahkeme'ye aittir. Davalı şirket tarafından ticari defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle, davalı kayıtları yönünden usul incelemesi yapılamamıştır. 2. Alacak Yönünden İnceleme: Davacı şirkete ait yasal defter ve muhasebe kayıtlarının incelenmesinde; taraflar arasındaki ticari ilişkinin dava konusu fatura ile sınırlı olduğu, anılan faturanın davalı cari hesabına 26.443,60 TL borç bakiyesi olarak işlendiği, söz konusu bakiyenin 2024 yılı sonunda aynı tutarla kapatıldığı, 2025 yılı açılış bakiyesinin de aynı tutar üzerinden devredildiği, takip tarihi ve dava tarihi itibarıyla bakiyede herhangi bir değişiklik bulunmadığı, Dosya kapsamındaki belgeler, Atık Yönetim Uygulaması kayıtları ve Gelir İdaresi Başkanlığı yazı eklerinin incelenmesinde; Mayıs 2024 dönemine ilişkin olarak davacı şirket tarafından davalı şirkete 1 adet belge karşılığında KDV hariç 23.180,00 TL tutarında mal/hizmet satışı beyan edildiği, davalı şirket tarafından da aynı dönemde davacı şirketten aynı tutar ve belge adediyle mal/hizmet alışı beyanında bulunulduğu görülmüştür. Bu itibarla, tarafların ilgili döneme ilişkin karşılıklı beyanlarının tutar ve belge adedi bakımından birbiriyle uyumlu olduğu tespit edilmiştir. 3. Faiz Yönünden İnceleme: Davacı/alacaklı tarafından takip öncesine ilişkin işlemiş faiz talebinde bulunulduğu görülmüş; ancak dosya kapsamındaki mevcut belgeler arasında temerrüde ilişkin yazılı bir ihtarnameye rastlanmamıştır. Bu nedenle temerrüt tarihinin ve faiz başlangıç tarihinin belirlenmesi hususu hukuki takdir gerektirdiğinden Sayın Mahkeme'ye aittir. Mahkemece faiz hesabında fatura vadesinin esas alınmasının uygun görülmesi halinde; dava konusu faturanın 22.05.2024 tarihli olduğu, fatura üzerinde vade süresinin 30 gün olarak belirtildiği, bu kapsamda 22.06.2024 — 11.06.2025 (takip tarihi) dönemi için 26.443,60 TL alacak üzerinden 12.629,17 TL işlemiş faiz hesaplandığı" şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile; davalıya tıbbi atık imha hizmetleri verildiğini ve faturalar kesildiğini, davalı tarafından fatura borçlarının ödenmediği gibi icra takibine de itiraz edildiği belirtilerek davalının itirazının iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.

Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı ise tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını kesin süreli inceleme gününde incelemeye sunmamıştır. Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2024 içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davaya konu icra takip dosyasında takibe dayanak yapılan faturanın davacı tarafından defterine işlendiği, takip tarihi itibariyle 26.443,60-TL davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir. Davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir: "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturaya davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturanın davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle faturanın içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir. Taraflara ait vergi kayıtları incelendiğinde davacının takibe konu ettiği faturanın davalı tarafından BA formları ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu işi ifa ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu işin yapıldığı dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ..... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ise .... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı .....'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Yargıtay ..... Hukuk Dairesi de .... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi." Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturanın davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde faturalara konu işin ifa edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Nitekim davacı tarafından sunulan hizmetin ifasına dair idari dokümanlar da bilirkişi tarafından incelenerek değerlendirilmiş olup, faturaya konu davalıya ait atıkların davacı tarafından alınarak imhasının gerçekleştirildiği, fatura bilgileri ile imhaya ilişkin idari dokümanların uyumlu olduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiği bu suretle hizmetin ifasının da davacı tarafından ispatlandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 26.443,60-TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, borcun ödendiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, ispat yükü üzerine düşen davalı tarafından ticari defter ve kayıtların tebligata rağmen inceleme gününde hazır edilmediği, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ve borcun ödendiğini ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ..... Esas, ..... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ise .... Esas ve .... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir." Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 26.443,60-TL alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 26.443,60-TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından avans faiz talep edildiği, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının işleyecek faiz oranı olarak 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı talep edebileceği anlaşılmakla, davalının itirazının 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden iptaline karar vermek gerekmiştir. Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 5.288,72-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, Buna göre; davaya konu Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı takip dosyasında 26.443,60-TL asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 5.288,72-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 1.806,36-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 1.190,96-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.230,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 5-Davacı tarafça yapılan 8.138,90-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 26.443,60-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 24/02/2026

Katip ..... e-imza

Hakim ..... e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/617, K. 2026/209, T. 24.02.2026, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-617-e-2026-209-k-b83867758439