İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/610 E. 2026/317 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/610
- Karar No
- 2026/317
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/610 Esas KARAR NO : 2026/317
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 21/08/2025 KARAR TARİHİ : 15/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin yurtiçi ve yurt dışı kargo taşımacılığı hizmetleri ile iştigal ettiğini, davalının talepleri üzerine kendilerine verilen muhtelif kargo hizmetleri neticesinde davalıdan 124.458,53 TL alacaklarının bulunduğunu, davalı tarafın bu borcu ödemediğinden aleyhine ... 26. icra müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığı, davalı şirketin kendisine tebliğ edilen ödeme emrine rağmen borcunu ödemediği ve borca itiraz ederek, aleyhine açılan icra takibini durdurduğunu, beyanıyla, borçlunun borca itirazının iptaline, icra takibinin devamına, alacağın % 20 sinden az olmamak üzere İcra inkar tazminatının davalıya ödettirilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı tarafça davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLER : ... 26. icra müdürlüğünün ... E sayılı dosyası, fatura örnekleri, ticari defter ve belgeler, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı tarafından açılan dava, İİK 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasındaki ihtilaf, Taraflar arasındaki taşıma hizmetinin yerine getirip getirmediği, davacının ... 26. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı hususundadır. ... 26. icra müdürlüğünün... E sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine fatura alacağından kaynaklanan asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı 124.458,53 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun yasal süresi içerisinde sunduğu itiraz dilekçesi ile takibin durduğu, davacı alacaklının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı, geçerli haciz yolu ile ilamsız genel takip bulunduğu, borçlu tarafından yasal süresi içerisinde yapılmış ve takibi durdurmuş geçerli bir itiraz olduğu, davanın bir yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı, itirazın iptali davasının koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda ön görülen istisnalar dışında karşı taraf kanuni karinenin aksini ispat edebilir. (HMK M.190). İtirazın iptali davasında ispat yükü kural olarak davacı alacaklıdadır. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. Borçlu itirazın iptali davasına karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir, borçlu her türlü borca itirazını ödeme emrine itirazından bağımsız olarak ileri sürebilir. Deliller toplandıktan sonra, tarafların ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulup tutulmadığı, kapanış tasdiklerinin yasaya uygun yapılıp yapılmadığı, talep edilen alacaklarının ticari kayıtlara işlenip işlenmediği, takip talebindeki alacak ve faizin yerinde olup olmadığı, taşıma hizmetinin yerine getirip getirmediği, davacının ... 26. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı hususunda iddia, savunma ve icra dosyası ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek rapor hazırlanması hususunda dosya Mali Müşavir ... ve taşıma alanında uzman bilirkişi ...'e tevdi edilmiş, bilirkişiler mahkememize sunmuş oldukları raporlarında özetle; Davacı şirketin ticari defterlerinin TTK ilgili hükümlerine göre delil niteliğine haiz olduğu, Davacının elektronik sistemine kayıtlı ve faturaları e-fatura ile “ TEMEL Fatura Senaryosu” ile müşterilerine gönderdiğini, Temel fatura senaryosu ile kesilen faturaların alıcısına kesin olarak tebliğ edildikleri ve bu faturalara itirazın Türk Ticaret Kanununun 18'inci maddesinde belirtilen harici yöntemlerle ( noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile ) itiraz edilebilmesinin mümkün olduğu, Davalı tarafın Türk Ticaret Kanununun 21'inci maddesinde belirtilen 8 (sekiz) günlük itiraz süresine içerisinde faturalara itiraz ettiğine dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge olmadığından e-faturaların ve içeriklerinin davalı alıcı tarafından kabul edilmiş olduğu sonucunu doğurduğu ve davacıya 91.860,29 TL borçlu olduğunun kabul edilmesi gerekeceği ve/veya davalının kendisine tebliğ edilmiş temel faturaların bedelini ödemiş olduğuna dair veya fatura içeriklerini kabul etmeyip davacıya iade ettiğine dair MK madde 6 kapsamında ispat yükü altında olduğu, Davacı tarafından başlatılan icra takibinde; 91.860,29 TL asıl alacak, 32.598,24 TL işlemiş faiz olmak üzere, toplam 124.458,53 TL talep edildiği görülmüştür. Yapılan hesaplama ve inceleme neticesinde ise, davacının davalıdan; 91.860,29 TL asıl alacak, 17.696,35 TL işlemiş faiz olmak üzere, toplam 109.556,64 TL talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Davacının asıl alacağına, takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yıllık %44,250 oranından başlayarak değişen oranlarda avans faizi işletilmesi gerekeceği değerlendirilmiştir..." görüş ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. Bilirkişi Raporu dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişlidir. Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin ... Esas...Karar sayılı ilamı). (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi... Esas, ... Karar Sayılı Kararı ) Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Mahkememizin 17/12/2025 tarihli ara kararı ile, ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup verilen kesin süreye rağmen davalı taraf ticari defter ve belgelerini inceleme gün ve saatinde hazır etmediği bu hususta bir beyanda bulunulmadığı görülmüştür. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı lehine delil niteliği taşıdığı anlaşılmıştır. Davacının davalı ile akdi ilişki içinde, davalı için taşıma hizmetleri verdiği tespit edilmektedir. Davacının düzenlediği faturalar ile toplam bakiye alacak için takip ve dava sürecine girdiği, faturalara konu bu hizmetlere somut olarak itiraz edilmediği ve taşıma faturaları itirazsız bir şekilde davacı yan kayıtlarında yer aldığı, davalının TTK m.21 manasında fatura ve konusu işlere itirazı dosyada tespit edilmemiştir. Bu durumda, davalı yanın ödeme, ibra, sulh ve sair şekilde borcu sona erdirmediği, itirazsız faturalara konu taşımaların tam ve gereği gibi yapıldığı değerlendirilmektedir. Davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Davacı tarafça davalıya ihtar çekildiği temerrüt oluştuğu, davacının işlemiş faiz talep edebileceği Bu durumda yapılan tüm incelemeler doğrultusunda, davacının alacağını ispatladığı ve talep edebileceği anlaşıldığından, Davanın kısmen kabulüne, davalının ... 26. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 91.860,29 TL asıl alacak ve 17.696,35 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 109.556,64 TL üzerinden iptali ile takibin kaldığı yerden devamına karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabulüne, davalının ... 26. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 91.860,29 TL asıl alacak ve 17.696,35 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 109.556,64 TL üzerinden iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, 2-İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 109.556,64 TL alacağın %20'si olan 21.911,32 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanununca alınması gerekli 7.483,81 TL ilam harcından peşin yatırılan 2.125,45 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.358,36 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 2.125,45 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul / ret oranına göre 4.048,00 TL'sinin davalıdan, bakiye 552,00 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 14.901.89 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvuru harcı, 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 100,00 TL tebligat ve müzekkere giderleri olmak üzere toplam 8715,40 TL yargılama giderlerinden davanın kabulü oranında 7.669,55 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/04/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır