İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/592 E. 2025/1057 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/592
Karar No
2025/1057
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/705 Esas - 2026/22 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/705 Esas KARAR NO : 2026/22

HAKİM : ...... KATİP : ......

DAVACI : ...... VEKİLİ : Av. ...... DAVALI : ...... VEKİLİ : Av. ......

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/08/2025 KARAR TARİHİ : 16/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 03/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili, 27.03.2025 tarihinde ruhsat sahibi ve sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile kurallara uygun biçimde ....... Caddede kırmızı ışıkta durduğu esnada ...'IN sevk ve idaresinde olan ve maliki ... olan ... plakalı araç ile maddi hasarlı trafik kazası sonucu maddi hasara uğradığını, söz konusu kaza davalı ...'ın sevk ve idaresinde olan aracın ....... Caddede bulunan kırmızı ışıkta duramaması nedeniyle meydana geldiğini, 27/03/2025 tarihli Kaza Tespit Tutanağından da anlaşılacağı üzere sürücü %100 kusurlu olup müvekkilinin kusuru bulunmadığını, müvekkili söz konusu kaza neticesinde aracının onarım süresince aracından mahrum kaldığını, davalı Yargıtay kararları ve ilgili kanun maddeleri gereği mahrum kalınan bedelden de sorumlu olduğunu, bilirkişi raporunda da bu husus değerlendirileceği üzere müvekkili aynı zamanda mahrum kaldığı süre açısından da maddi zarara uğradığını, işbu kaza neticesinde müvekkilin aracı 30 gün onarım süresi boyunca kullanamayacağını, Yargıtay'ın istikrar kazanmış kararlarına göre; araç tamir edilebiliyorsa "tamirden çıkış süresi" araç tamiri mümkün olmaması pert olması durumunda mağdurun tekrar "araç alabilme süresi" tespit edilerek araç mahrumiyet bedeli hesaplandığını, İşbu davada araç tamir edilebilir olduğundan "tamirden çıkış süresi" tespit edilerek mahrumiyet bedelinin hesaplanmasını, mevcut durumda müvekkile ait aracın kiralama bedelinin tespit edilememesi nedeniyle davalı tarafından temerrüde düştüğü tarihten itibaren yasal faizle birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen talep edilmekte olduğunu yargılama esnasında yapılacak bilirkişi incelemesinde daha yüksek bir miktar ortaya çıkması durumunda fazla talepler de saklı tutulduğunu ileri sürerek davanın kabulü ile bilirkişi raporu ile tespit edildikten sonra arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00-tl olmak üzere kaza tarihi olan 27/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin işleten sıfatı bulunmadığını, davalı tarafa husumet yöneltilemeyeceğini, davacı yan, müvekkili şirketin maliki olduğu ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle araç mahrumiyet tazminatı talep etmediğini, ancak, müvekkili şirket söz konusu aracı kaza tarihini de kapsayacak şekilde uzun süreli kira sözleşmesi ile kiraya verdiğini, dilekçe ekinde sunulan kira sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere, aracın kullanım ve tasarruf yetkisi tamamen kiracıya devredildiğini, somut olayda da müvekkili şirket aracı uzun süreli olarak kiraya vermiş olduğunu, kazaya karışan aracın işleteni olmadığını, bu nedenle ...... sayılı kararları doğrultusunda huzurdaki davanın müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacı yan, müvekkili şirkete ait araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu iddia etse de, bu durumun tarafımızca kabulü mümkün olmadığını, Tek taraflı beyanlara dayalı tutulan tutanaklar gerçeği yansıtmaktan uzak olduğunu, kaza anında davacı sürücünün de gerekli dikkat ve özeni gösterip göstermediğini, hız limitlerine uyup uymadığı ve zararın artmasında müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı teknik incelemeye muhtaç olduğunu, bu nedenle dosyanın kusur tespiti yönünden uzman bilirkişi heyetine veya ......'ne gönderilmesini, davacı taraf, aracın 30 gün serviste kaldığını belirterek bu süre üzerinden fahiş bir tazminat talep ettiğini, ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, araç mahrumiyet bedeli hesabında aracın serviste kaldığı fiili süre değil, o hasarın giderilmesi için gereken objektif "makul onarım süresi" esas alındığını, somut olayda 30 günlük süre hayatın olağan akışına aykırı olduğunu varsa parça temininde yaşanan gecikmelerden veya servisin ihmalinden müvekkili sorumlu tutulamayacağını, bu nedenle, hasarın niteliğine göre objektif makul onarım süresinin (parça bekleme süreleri dışlanarak) bilirkişi marifetiyle tespitinin gerektiğini, davacı taraf, ikame araç kiraladığına dair herhangi bir fatura veya ödeme belgesi sunmadığını ileri sürerek öncelikle, müvekkili şirketin işleten sıfatının bulunmaması nedeniyle davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte olursa kusur durumu, fahiş onarım süresi ve ispatlanamayan tazminat taleplerine ilişkin esasa ilişkin itirazlarımızın kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, 27/03/2025 tarihli trafik kazası nedeniyle davacı aracında oluştuğu iddia edilen hasarın tazminine ilişkindir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Bu kapsamda, ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır.Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar ise; her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre; bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Üçüncü grup ticari davalar ise; yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Somut olayda; davanın tarafları arasında TTK'da düzenlenen mutlak ticari davanın bulunmaması ,her ne kadar davalı araç maliki tacir ise de , dosyaya kazandırılan ......'nun 31/10/2025 tarihli yazı cevabında davacının tacir kaydının bulunmadığı , ......'nin 09/01/2026 tarihli yazı cevabında ise davacının 31/07/2017 tarihi itibari ile mükellefiyet kaydının kapatıldığı ve dava tarihi itibari ile davacının tacir olmadığı, dolayısıyla taraflar arasında görülen davanın, davacın tacir olmaması ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunmadığı anlaşılarak ,Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeni ile mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1.c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevsizlik kararının kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren tarafların iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli ...... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 3-Yargılama giderlerinin HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ...... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/01/2026

Katip ...... e-imza

Hakim ...... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/592, K. 2025/1057, T. 29.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-592-e-2025-1057-k-c553aea8b93b