İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/581 E. 2025/979 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/581
Karar No
2025/979
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/581 Esas KARAR NO : 2025/979 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 15/04/2025 KARAR TARİHİ: 06/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ...plakalı aracın 19.10.2024 tarihinde İzmir Yeşildere Caddesi’nde ...’un sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kusurlu şekilde çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, kaza tespit tutanağına ve SBM kayıtlarına göre müvekkil tam kusursuz, karşı tarafın %100 oranında kusurlu olduğunu, kazaya karışan aracın kullanılamaz hâle geldiğini ve tamir süresince müvekkilinin şahsi ve ticari faaliyetlerinden mahrum kalmasına neden olduğunu, bu süre zarfında müvekkilinin hem araçtan faydalanamadığını hem de ekonomik olarak zarara uğradığını, 07.01.2025 tarihinde davalı ... şirketine değer kaybı başvurusu yapıldığın, poliçe teminatı dahilinde ödeme talep edildiğini, sigorta şirketi tarafından 29.01.2025 tarihinde 22.000,00 TL’lik kısmi ödeme yapıldığını ancak başvuruda talep edilen toplam bedelin kalan kısmının ödenmediğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesi gereğince; zorunlu mali mesuliyet sigortacısının, teminat limitleri dâhilinde motorlu aracın işletilmesinden doğan zararları gidermekle yükümlü olduğunu, aynı şekilde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. ve devamı maddeleri uyarınca, haksız fiil sonucu uğranılan maddi zararların (değer kaybı ve kazanç kaybı dahil) tazmininin gerektiğini, davalı ... şirketine yapılan başvurunun, 6102 sayılı TTK gereği dava şartı niteliğinde olduğunu ve süresinde yapıldığını, yapılan ödeme eksik kaldığından, ihtilaf konusu kısım için işbu davanın açıldığını, ayrıca, bu tür haksız fiil niteliğindeki tazminat davaları açısından zorunlu arabuluculuk şartı bulunmadığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, araçta oluşan değer kaybı ve kazanç mahrumiyeti toplamından 22.000,00 TL’nin mahsubu sonrası kalan kısmının, kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde ... poliçe numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile13/04/2024- 13/04/2025 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı maddi zararlara ilişkin teminat limiti kaza tarihi itibari ile araç başına 200.000,00-TL olduğunu, ikame edilen davaya ilişkin olarak; dava şartı olan zorunlu arabuluculuk şartı yerine getirilmediğini, davanın usulden reddi gerektiğini, zamanaşımı ve yetki itirazlarının olduğunu, olayda kusur durumunun tespiti gerektiğini, başvuran tarafın aracında aynı bölgelerinde eski hasar kaydından dolayı değer kaybı oluşmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirket poliçeden kaynaklı sorumluluğunu yerine getirdiğini, ... numaralı hasar dosyası kapsamında davacı tarafa bağımsız ekspertiz çalışmaları neticesinde; tespit edilen 22.000,00 TL değer kaybı ödemesinin 28/01/2025 tarihinde ödendiğini, ödeme neticesinde müvekkil şirket poliçeden kaynaklı sorumluluğunu yerine getirdiğini beyanla haksız davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DOSYANIN SAFAHATİ: Eldeki davanın ilk olarak davacı tarafça... Hukuk Mahkemesinde açıldığı, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde 15.04.2025 tarih ... E. ... K. sayılı görevsizlik kararı üzerine, dosyanın Mahkememize tevzii olunduğu anlaşılmakla, dosya Mahkememizin ... esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluştuğu iddia edilen bakiye değer kaybının ve kazanç kaybının tazmini istemine ilişkindir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97’nci maddesine göre, zorunlu mali sorumluluk sigortasına ilişkin talepler kapsamında dava veya tahkim yoluna başvurmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulması zorunludur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, davacının dayanak gösterdiği bazı kararlarında KTK m.97 kapsamında yapılan zorunlu başvuruyu, bir alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak değerlendirmiş ve bu halde arabuluculuğa ilişkin giderleri arabuluculuğa başvuran tarafa yüklemiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesinde; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü düzenlenmiş, arabulucuya başvuru dava şartı olarak nitelendirilmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97. maddesinde; ''Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.'' hükmü düzenlenmiştir. Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanunda 06/12/2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A. maddesi açısından getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, diğer taraftan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak arabuluculuk müessesesi benimsenmiştir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A-18, “Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz.” hükmünü ihtiva etmektedir. Buna göre, sigorta kuruluşuna yapılan başvurunun alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olup olmadığı değerlendirilmelidir. Genel çerçevede, alternatif uyuşmazlık çözümünden maksat, tarafsız ve objektif konumda bulunan üçüncü bir kişinin, aralarında uyuşmazlık bulunan tarafları, ortaklaşa bir çözüme ulaşmaları için bir araya getirerek iletişim kurmalarını ve bu suretle sorunlarının çözümünü kendilerinin bulmalarını sağlamasını yahut onlara somut olayın koşullarına ve özelliklerine uygun olarak, üzerinde mutabakata varabilecekleri optimal çözüm önerileri üretip sunmak suretiyle, uyuşmazlığın halli bağlamında destek vermesini öngören ve Devlet mahkemelerinde cereyan eden yargılamaya nazaran seçimlik bir yol olarak işlerlik kazanan ve tümüyle gönüllülük esası üzerine bina edilmiş olan uyuşmazlık çözüm yolları bütünüdür. (...: "Hukuk Uyuşmazlıkları Bağlamında Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları Ve Özellikle Arabuluculuk" , TBB Dergisi, Sayı 64, Yıl 2006, s. 151-177). Yukarıda yer verilen alternatif uyuşmazlık çözümü tanımında da belirtildiği üzere, devlet yargısı dışında tarafların kendi çözümlerini ürettikleri bir çözüm yolunun alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak nitelendirilebilmesi için üçüncü bir kişinin müdahalesi ve katılımı gereklidir. (Aynı yönde bkz. ILDIR, ...: "Alternatif Uyuşmazlık Çözümü ve Hak Arama Özgürlüğü”, TBB Dergisi, 75. Yaş Günü İçin ..., Ankara, 2004, s.386;...t: Arabuluculuk Anlaşma Belgesi ve İcra Edilebilirlik Şerhi, Adalet Yayınevi, Ankara, 2018, s.25; ...: “Avukatın Uzlaşma Sağlama Yetkisi (Avukatlık Kanunu m. 35/A)”, TBB Dergisi, 75. Yaş Günü İçin Baki Kuru Armağanı, Ankara, 2004, s.846; ...: “Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri”, Erzincan ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 10(3-4), 2006, s.463; ..., “Ticari Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuk Sisteminin Sigorta Hukukundan Kaynaklanan Uyuşmazlıklara Uygulanması ve Sigortacılık Tahkimi ile Karşılaştırması” içinde Sermaye Şirketleri Hukukunda Güncel Gelişmeler Sempozyumu, MERSİN, Bilge ... (Ed.), On İki ... Yayınları, İstanbul, 2020, s.13). Özel Hukuk ve Ceza Hukuku ile İdari Uyuşmazlıklar Çerçevesinde Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri Sempozyumu neticesinde açıklanan ve halen (... ) adresinden aktif olarak erişim sağlanabilen Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri Sempozyumu Sonuç Bildirgesi'nde de alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri uzlaşma, hakem heyeti, arabuluculuk, tahkim ve sulh şeklinde ifade edilmiştir. Açıklanan tüm bu hususlar bağlamında alternatif uyuşmazlık çözüm yollarında çözüme ulaşmada üçüncü kişinin müdahalesi gereklidir. Zira alternatif uyuşmazlık çözümü, çatışmaların taraflarca giderilmediği ve uyuşmazlığa dönüştükten sonraki aşama için bir çözüm getirir. Çözüme ulaşmada faaliyet gösteren üçüncü kişi, genel anlamda tarafsız üçüncü kişi olmalıdır. Dolayısıyla tarafların ikili diyalog dahi kurmaksızın hiçbir şekilde görüşme sağlamadıkları, yasal düzenleme gereğince dava ikame edilmeden önce tek taraflı olarak uyuşmazlığın tarafı olan sigorta şirketine yapılan başvuru ile bu başvurunun güçlü tarafı konumundaki sigorta şirketi tarafından olumlu veya olumsuz şekilde cevap verilmesi veya hiç cevap verilmemesi üzerine sonlandığı başvuru yolunun alternatif çözüm yolu olarak kabulü mümkün görülmemektedir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A. maddesinde ise, özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı düzenlendiği, açıklanan gerekçeler dahilinde davalı ... yönünden sigorta hukukundan kaynaklanması sebebiyle davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1. ve 18/A. maddeleri gereğince dava tarihi itibarıyla arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığı, dosya kapsamında görevsizlik kararı verilmesi aşamasından sonra arabuluculuk son tutanağının aslı veya onaylı bir suretinin mahkememize ibraz edilmediği, davacı tarafça arabuluculuğa başvurulmadığının beyan edildiği, bu sebeple davalı yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğinden bahsedilemeyeceği, dava şartlarının bulunup bulunmadığının mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmesi gerektiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1. ve 18/A. maddeleri gereğince dava tarihi itibariyle zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulması dava şartı olmasına rağmen davacı tarafça arabuluculuk başvurusu yapılmaksızın doğrudan dava açılmış olduğu, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilecek dava şartlarından olmadığı göz önünde bulundurulduğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, davalıya karşı açılan davanın zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-TTK.'nun 5/A maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi atfıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40-TL red harcının başlangıçta alınan 631,87-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 16,47-TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, davalı taraflarca yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT gereğince hesap edilen 37.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Kararın kesinleşmesi halinde, ayrıca karar yazmaya gerek görülmeden kalan gider avansının resen ilgilisine iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesince incelenmek üzere istinaf yolu açık olarak verilen karar açıkça okundu, ana çizgileriyle anlatıldı. 06/11/2025

Katip ... ¸

Hakim ... ¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/581, K. 2025/979, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-581-e-2025-979-k-a01c44bb2619