İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/552 E. 2025/853 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/552
Karar No
2025/853
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/552 Esas KARAR NO :2025/853

DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:25/07/2025 KARAR TARİHİ:01/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkilinin çalışanlarından ... ile çalışmama kararı aldığını ancak tarafların işçilik alacakları hususunda anlaşamadıklarını, davalının Sosyal Güvenlik Kurumu kaydının 20 gün geç yapıldığını ve haklarını alamadığını iddia ettiğini ancak bu hususların gerçek olmadığını, davalının gerçek dışı iddialarını nefret duygusuyla "..." platformunda paylaştığını, ayrıca paylaşımları yaparken müvekkilinin hizmet verdiği şirketleri de gönderilere etiketleyerek işbirliklerine zarar vermeyi amaçladığını, TTK'nın 55. Maddesinin 1. Fıkrası uyarınca bu davranışların haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkilinin müşterilerinden ... ... ve ... San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin bu konudaki rahatsızlıklarını paylaşarak sözleşmeyi feshettiğini, bu nedenle sözleşmenin feshinden doğan maddi kayıpların davalı tarafından tazmin edilmesi gerektiğini, müvekkili davalı ile iletişime geçmiş ise de paylaşımları silmediğini ve üzerine .... İş Mahkemesi'ne hizmet tespiti hususunda dava açtığını iddia ederek; davalının sosyal medya paylaşımlarına erişim engeli getirilmesini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; 1.000,00-TL maddi tazminat, 100.000,00-TL manevi tazminat ve fesih edilen sözleşmelerden dolayı 1.000,00-TL maddi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talep ettiği, mahkememizin 29/07/2025 tarihli ihtiyati tedbir ret ara kararı ile; paylaşımların davalıdan sadır olup olmadığının ve paylaşımların içeriğinin haksız rekabete vücut verip vermediğinin yargılama ile ortaya çıkacak olması sebebiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Müvekkilinin dava konusu paylaşımları kaldırdığını ve herhangi bir yerde paylaşımının bulunmadığını, davacının iddialarını somutlaştıramadığını iddia ederek; davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLER: -Davacı vekili tarafından sunulan; dava konusu paylaşımlara ilişkin ekran görüntüleri -.... İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Arabuluculuk son tutanağı -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Haksız rekabet, TTK'nın 54. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 54/1 maddesinde haksız rekabetin amacı "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş; 54/2'de ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. TTK'nın 55. maddesinde ise haksız rekabet sayılan bazı haller, sınırlayıcı olmamak üzere sayılmıştır. Bu nedenle sayılan haller dışındaki eylemlerin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 56. maddesinde ise, haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir. Davacı, davalının ... isimli sosyal medya hesabındaki paylaşımının, işçilik alacakları konusunda anlaşma sağlanmaması üzerine duyduğu öfkeyle, yaşanmayan bir mağduriyet yaşanmış gibi gösterilerek şirketin itibarının gereksiz yere kötülendiğini, bu paylaşım ile etiketlenen dava dışı müşterilerle ilişkilerinin bozulduğunu belirterek "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek," şeklindeki TTK 55/1-a-1 bendi kapsamında düzenlenen haksız rekabetin tespitini ve sonlandırılmasını, maddi ve manevi olarak tazminini talep etmiştir. Davalı ise iddia edilen zararla eylem arasında irtibat bulunmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir. Davalının sosyal medyada, davalı müşterilerinin de görmesini ister şekilde yazı paylaştığı, bu yazısında özetle davacı işyerinde işe başladıktan bir süre sonra trafik kazası geçirdiğini, ancak davacı tarafından işe başlamasına rağmen süresinde SGK bildiriminin yapılmadığını, geriye yönelik olarak belli bir süre sigortalı görülmediğinden tedavisinin karşılanmadığını, davacının süresinde ve yasaya uygun giriş yapmamasından dolayı mağduriyet yaşadığını belirtmiştir. Davacının iddiasına göre, davalının gerçek olmamasına rağmen mağduriyet yaşamış gibi göstermesi üzerine, müşterilerinin de görmesine sebep olacak şekilde yapılan bu paylaşım nedeniyle iş ortaklıkları sona ermiş, itibar kaybına uğramıştır. Taraflar arasında paylaşımın esas içeriğine yönelik olarak .... İş Mahkemesinde derdest hizmet tespiti davası bulunmaktadır. Davalının, davacı hakkındaki söz konusu paylaşımının yanıltıcı, gereksiz yere incitici, kötüleyici olup olmadığının, davalının hak kaybı yaşadığına dair iddiasının gerçekliği bulunup bulunmadığı, üçüncü kişiler ve davacı müşterileri görecek şekilde hareket etmesinin ve içeriği itibariyle paylaşımının ifade özgürlüğü sınırlarını aşıp aşmadığının tespiti ile bu eylemin rekabet ortamını davacı aleyhine gereksiz yere bozup bozmadığı uyuşmazlığın esas noktasıdır. Yaşanan bir olay üzerine şahsi fikirlerin açıklanması kural olarak ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmelidir. Olumsuz açıklama ve beyanlar tek başına haksız rekabete vücut vermez. Kötüleme içeren açıklama ancak yanlış, yanıltıcı ya da gereksiz yere incitici ise haksız rekabete vücut verebilir. Beyanların gereksiz yere incitici olmadığı, açıklamaların objektif olarak haklı veya makul gerekçeye dayandığı ve mevcut durumla ilgili bilgilendirme amaçlı olduğunda haksız rekabetten söz edilemez. Somut olayda davalının paylaşım yapmaktaki amacı temelde, hizmet sözleşmesi başlamasına rağmen davacı işveren tarafından, işe girişinin SGK'ya süresinde bildirilmemesi ve priminin ödenmemesi üzerinedir. Davalı, aynı zamanda bu iddiasında ısrarcı olmuş ve iş mahkemesinde hizmet tespiti davası açmıştır. Bilindiği üzere sigortalılık, sosyal güvenlik hakkına dayalı olarak anayasal koruma altındadır. İşçinin işe başlamasına rağmen SGK bildiriminin yapılmaması, bir gün dahi geç bildirim yapılması idari yaptırıma tabidir. Diğer bir deyişle sigortalılık kaydının gerçeğe uygun olmayacak şekilde geç yapılması veya kazanca esas primin eksik bildirilmesi, yatırılmaması hukukumuzda yasaklanmıştır ve de hukuka aykırılık nedeniyle çeşitli yaptırımları bulunmaktadır. Celp edilen İş Mahkemesi dosyasında henüz tarafların haklılık durumu, dosyanın bulunduğu aşama itibariyle, bilinmese de Sosyal Güvenlik Hukuku kapsamında bu davada re'sen araştırma ilkesinin uygulanacağı, kapsamlı delil toplanacağı, kamu tanıklarının dinleneceği, davacının istese dahi anayasal hakkın özüne etki edecek şekilde davasından feragat edemeyeceği bilinmektedir. Dolayısıyla davalının kendi şahsından kaynaklanmayıp, anayasal güvenceye kavuşturulmuş bu hakkı kapsamında iddiada ve açıklamada bulunması, yaşadığı mağduriyetin sorumlusu olarak davacıyı görmesi ve düşüncelerini açıklaması, hem sosyal güvenlik hakkı hem de ifade özgürlüğüne dayalı olarak daha üstün nitelikli bir hakka dayanmaktadır. Davalının açtığı hizmet tespiti davanın esastan reddi halinde dahi Mahkememizi bağlayacak şekilde maddi gerçek tam olarak ortaya konmayacak, toplanacak deliller bazında değerlendirme yapılacağından, bu dava sonucunun beklenmesi usul ekonomisine uygun olmayacaktır. Davalının mağduriyete dayalı bu iddiasını kendisinin veya davacı işvereninin çevresine duyurması ifade özgürlüğü sınırlarını aşmamaktadır. Çünkü davalı iddiasına göre temelde hukuka aykırılık duyurulmaktadır. Bu duyurunun yapıldığı tarih itibariyle de davalı paylaşımının yanlış, yanıltıcı ya da gereksiz yere incitici olduğuna dair açık bir tespit veya sunulan bir delil bulunmamaktadır. Davacının müşterilerin salt bu iddia nedeniyle iş ortaklığını sonlandırmasının, doğrudan haklı sebeple fesih gerekçesini içerdiği ve davacının sırf bu paylaşım nedeniyle maddi zarara uğradığı da söylenemeyecektir. Dolayısıyla davalının hak arayışına dair iddiası kapsamında yaptığı açıklamanın TTK 54 ve 55 maddeleri kapsamında haksız rekabete vücut vermediği kanaatiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 615,40-TL maktu harcın 1.741,91-TL peşin harçtan düşümü ile artan 1.126,51-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 4.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere karar verildi. 01/12/2025

Katip ... Hakim ... e-imza e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/552, K. 2025/853, T. 01.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-552-e-2025-853-k-c1a2802e07a2