İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/543 E. 2026/226 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/543
- Karar No
- 2026/226
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/543 KARAR NO : 2026/226
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/06/2025 KARAR TARİHİ : 03/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile ------. arasında 1 yılı aşkın süredir bir çalışma süreci bulunduğunu, müvekkili şirketin davalı şirkete gerek olduğunda servis olarak gerek olduğunda ise parça tedariği ve İT destek olarak hizmet verdiğini, müvekkilinin son hizmetinin üzerinden 4 ay geçmiş olmasına rağmen müvekkilinin alacağı davalı şirket tarafından ödenmediğini, müvekkilinin satışını yaptığı ve verdiği hizmet için davalı şirkete karşı 28-01-2025 tarihli ------- fatura no'lu 72.000,00 TL bedelli faturayı tanzim ettiğini ,faturaya davalı şirket tarafından itiraz edilmediğini, müvekkilinin tüm iyi niyetine rağmen davalı şirket yetkilisinin ödeme yapma iradesinin bulunmadığı anlaşıldıktan sonra -----. İcra Müdürlüğü’nün ------ Esas numaralı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını , davalı tarafın 05.05.2025 tarihli dilekçe ile yasal itiraz süresi içerisinde borca itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu açıklanan nedenlerle davanın kabulüne, davalının yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın faiziyle birlikte tahsiline, borçlunun bu itiraz başvurusu bakımından kötü niyeti sabit olduğundan yasa gereği takip konusu alacağın %20’ sinden az olmamak üzere hakkında icra inkâr tazminatına/kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, vekâlet ücreti ve sâir yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Usulüne uygun çağrı kağıdı tebliğine rağmen davalı taraf davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; hukuki niteliği itibariyle itirazın iptali davasıdır.Bilindiği gibi, bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nisbi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca TTK'da düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nun 4. Maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır. Nisbi ticari davalar ise, her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır. Öte yandan 6335 sayılı Kanunun 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK.'nın 5. maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür ve görev hususu HMK'nun 114/c maddesi uyarınca dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Eldeki davanın, fatura alacağına ilişkin başlatılan icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı istemi olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle dava, mutlak ticari dava değildir. Bu durumda işbu dava bakımından nisbi ticari dava koşullarının araştırılıp değerlendirilmesi gerekmektedir.Mutlak ticari davalar; kanunda sınırlı sayıda sayılmış olup, nispi ticari davalar da her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmelerine ilişkin olması şartına bağlı tutulmuştur. İşyeri olan her şahsın aynı zamanda tacir olduğu söylenemez. Tarafların, esnaf olup olmadığının araştırılarak görev hususununu değerlendirmek gereklidir.İlgili vergi dairesine müzekkere yazılarak davalının hangi usulle defter tuttuğu (bilanço-işletme) yıllık mal alış satış miktarı, esnaf sınırını aşıp aşmadığı, tacir olup olmadığı hususunda bilgi verilmesi istenmiştir. ------ Vergi Dairesi cevabında ikinci sınıf tüccar olarak işletme usulüne göre defter tuttuğu bildirilmiştir. 6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1). İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1)----- nolu Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler, olarak tanımlanmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, ----- Vergi Dairesinin 22/01/2026 tarihli yazı cevabına göre, davacı ------ ikinci sınıf tüccar olarak işletme usulüne göre defter tuttuğu , dönem içinde satın alınan emtianın ----- olduğu, dava tarihi itibariyle esnaf sınırını aşan bildirim yapılmadığı, dava konusu uyuşmazlığın mahkememizin görev alanına girmemesi nedeniyle, davaya bakmakla görevli mahkeme, genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan ve HMK. m. 114/1-c gereği, mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup, dava şartlarının davanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiğinden, davacı tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davada mahkememizin görevsizliği nedeniyle, HMK. m. 114/1-c ve 115/2 uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle HMK.nin 114/1-c, 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-HMK.nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesi ile iki haftalık hak düşürücü süre içinde talep edilmesi halinde, dosyanın görevli ----- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-6100 Sayılı HMK. 331/2. maddesi gereği yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 4-Tarafların iki hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini istememesi halinde, 7251 sayılı yasayla değişik HMK.nun 20/1 maddesi uyarınca resen davanın açılmamış sayılacağına ve yargılama giderlerinin hüküm altına alınacağının ihtarına;Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.