İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/527 E. 2026/307 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/527
- Karar No
- 2026/307
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/527 Esas KARAR NO: 2026/307 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/06/2025 KARAR TARİHİ: 03/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı çeşitli -----işletmeleri aracılığıyla faaliyet gösteren gıda üreticisi ve satıcısı şirketlere süt ürünleri, tereyağı, peynir, reçel, tahin pekmez, yöresel tatlılar gibi gıda ürünlerin toptan ticaretini yapmakta, Davalı şirket ise ----- konseptli işletmeleri aracılığıyla ekmek, pasta ve unlu mamullerin perakende ticaretini gerçekleştirmekte olduğunu, Tarafların ikili ticari mal satış ilişkisi kurma iradelerini karşılıklı olarak açıkladıkları --- tarihli e-posta yazışmalarına göre; davalı şirket yetkilisi ----- cari hesap açılışının yapılabilmesi için müvekkili davacıdan ekteki "tedarikçi kayıt formunu" doldurarak ıslak imzalı olarak göndermesini ve diğer gerekli belgeleri aynı şekilde iletmesini talep etmiş olup, Müvekkilinin ıslak imzalı tedarikçi ------- olarak göndermiş olduğunu, Müvekkil, davalı şirket yetkilisinin isteği doğrultusunda istenen tüm belgeleri eksiksiz olarak göndermiş, böylece taraflar arasındaki ticari mal satış ilişkisi kurma iradeleri karşılıklı olarak açıklanmış ve taraflar arasında sözleşme kurulmuş olup, Bunun dışında ayrıyeten taraflar arasında imzalanan bir ticari mal satış sözleşmesinin mevcut olmadığını, Taraflar arasındaki anlaşmaya göre, aralarında ---- tarihinden beri süregelen, müvekkilinin davalı şirkete toptan gıda ürünleri tedarik etmiş olduğu ve davalı şirketin müvekkiline tedarik edilen ürüne karşılık Türk Lirası cinsinden para ödemesi yapmış olduğu bir ticari ilişki, bu ticari ilişkiden kaynaklanan da bir cari hesabın söz konusu olduğunu, Taraflar arasındaki bu ticari ilişki çerçevesinde düzenlenen ilk faturanın tarihi olan ---- tarihinden son faturanın tarihi olan ---- tarihine kadar, 25 adet faturanın tanzim edildiği bir ticari ilişki söz konusu olmuş olup, Takip talebi ekinde de görüleceği üzere, güncel cari hesap bakiye miktarına denk gelen faturaların son 8 adet fatura olduğunu, Davacı müvekkilinin, davalı şirketin her bir toptan siparişine uygun olarak İlgili ürünleri gecikmeksizin davalıya tedarik etmiş, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğunu, Dava konusu cari hesap miktar borcuna karşılık gelen son 8 teslimatın 7'sini gıda lojistik şirketi yapmış, Kalan diğer teslimatı ise -----teslim ve fatura tarihli satış işlemi) -----yapmış olduğunu, Davalı şirket daha önce yapmış olduğu ödemeleri teslimat sırasında veya faturaların düzenlenmesiyle beraber peşin şekilde yapmamış, veresiye usulüyle, peyderpey, yuvarlak miktarlarla (20.000,00-30.000,00-TL gibi) ve düzensiz zaman aralıklarıyla yapmış olduğunu, Taraflar arasındaki cari hesap bakiyesine göre, ----- alacak söz konusu olup, Müvekkilinin ilgili cari hesap alacağı için davalı şirketle sözlü görüşmeler yapmış ancak olumlu yanıt alamamış, sonrasında borcun tarafına ödenmesi talebiyle davalı şirkete ----- tarihli ihtarnameyi çekmiş ve yine herhangi bir yanıt alamamış olup, ekte sundukları ---- delili ve ilgili ----- mevzuatına göre ----tarihinde ilgili ihtarnamenin davalı şirket tarafından okunduğunun kabul edilmiş olduğunu, Takip talebinde ikinci kalem olarak görülen 6.589,24-TL cari hesap bakiyesi üzerinden takip öncesi işlemiş ticari temerrüt faiz kalemi ise, yukarıdaki ihtarname ve ihtarnamenin tebliğ tarihine dayanılarak talep edilmiş, ------ tarihinden takip tarihi olan ---- tarihine kadar işlemiş olan TTK m. 1530 temerrüt faizi miktarı olduğunu, İhtarnameden sonuç alamayan müvekkilinin daha sonra dava konusu icra takibini başlatmış, Davalı şirketin ödeme emrine haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine ise müvekkili, dava şartı arabuluculuk sürecine başvurmuş, arabuluculuk süreci sonucunda taraflar anlaşamamış olduklarını tüm bu nedenlerle Davanın kabulüyle,----sayılı icra takip dosyası çerçevesinde ödeme emrine yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline ve takibin ----- takip çıkışı miktar üzerinden devamına, Takip talebinde talep edildiği üzere, takip tarihinden itibaren cari hesap bakiyesi olan ----- üzerinden işlemiş olacak TTK m. 1530 ticari temerrüt faizinin dikkate alınmasına, -----miktar üzerinden sehven talep edilen bileşik faize yapılan itirazın iptalini talep etmiyor olduklarının dikkate alınmasına Davalı, borçlu olduğunu ve borcun miktarını bildiği veya bilebilecek durumda olduğu hâlde haksız şekilde itiraz ettiği ve alacağın likit olduğu göz önüne alındığında söz konusu itirazın kötü niyetli olması hasebiyle, davalı borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından, ------- sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibine başlanmış ve işbu icra dosyasından tebliğ edilen ödeme emri akabinde şirket kayıtları incelenmiş ve davalı müvekkilince haklı nedenlerle borca, takibe, fatura ve içeriklerine ilişkin itiraz dilekçesi sunulmuş olduğunu, Müvekkili şirket kayıtlarında dava konusu bir kısım fatura karşılığı mal ve hizmet teslimi yapılmadığı anlaşılmış, Dava dilekçesinde de satışa konu mal ve hizmetlerin müvekkili şirketin hangi işletmelerine ve kime teslim edildiği konusunda bir açıklama yer almamakta olduğunu, Bu nedenle davacı kendi edimini ispatla yükümlü olup, kendi edimini ifa etmeyen davacının talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, -------sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu,------esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Davacı Şirketle Davalı şirket arasında ------ Yılından başlayarak ve ----- Yılında da sürdürüldüğü görülen Ticari ilişki kapsamında, Davacı Şirketçe Davalı Şirket adına, Muhtelif Tarih ve Miktarlarda olmak üzere,---- Sevk İrsaliyeleri düzenlemek suretiyle Davalı Şirketin ----- bulunan İşyerine sevk ve İsim/İmza karşılığı Davalı Şirkete teslimlerinin ve Satışlarını sağlanmış olup, Davacı Şirketin işbu Sevk İrsaliyeleri içerikleriyle çelişmeyecek şekilde “TİCARİFATURA/SATIŞ” nitelikli E-Faturaları düzenleyerek, düzenlenen faturaları E-BELGE Mükellefi olan Davalı Şirkete Elektronik Ortamda tebliğ ettikleri ve usul ve yasaya uygun tutulduğu tespit olunan Ticari Defterlerinde Davalı Şirket adına Borç kaydettikleri, Keza, Davalı Şirketin incelenen Ticari Defter Kayıtlarında, yukarıda listelenen Muavin Hesap Ekstresinden de görüleceği üzere, Davacı Şirket tarafından sevk irsaliyeleri ile isim/imza karşılığı teslim edilen Gıda Ürünlerine ilişkin olarak Davacı Şirketçe adlarına düzenlenen ve Elektronik Ortamda kendilerine tebliğ edilen E-Faturaları herhangi bir yasal itiraza konu etmeyerek ve benimseyerek Davacı Şirket Alacağı olarak Ticari Defterlerine kaydetmiş olduğu, Sayın Mahkemece dosyaya celp edilen Karşılaştırmalı” Alış/Satış ---- Analizleri incelendiğinde, Davacı Şirketçe Davalı Şirket adına düzenlenen ve yukarıda yer verilen Taraflara ait Hesap Ekstrelerinden de tespitleri yapılan; -----Yılında, Düzenlendiği görülen 2 Adet Fatura karşılığı Toplamda ----- ve ---- Yılında düzenlendiği görülen 22 Adet Fatura Karşılığı Toplamda KDV Hariç ----- Alım/Satım Belgesinin Muavin Hesap Ekstreleri ile uyum içinde karşılıklı ve E-Belge Nitelikli olarak ALIŞ ve SATIŞ olarak yer almakta oldukları, Dolayısıyla taraf Ticari Defterlerine çekişmesiz şekilde kayıtlı olan Faturaların Karşılaştırmalı Alış/Satış -------- Analizlerinde de karşılıklı olarak yer almakta oldukları, Davalı Şirketin Ticari Defterlerinde Davacı Alacağı olarak kaydettiği işbu E-Faturalara karşılık, Davalı Şirketçe Muhtelif Tarih ve Tutarlarda olmak üzere Banka aracılığıyla Kısmi Ödemeler gerçekleştirilmiş olduğu ve davalı şirketçe gerçekleştirilen bu kısmi ödemelerin her iki tarafında Ticari Defterlerinde Faturalardan kaynaklanan Açık Hesaptan mahsup edilmek suretiyle kaydedilmiş oldukları ve yapılan bu kayıtlar sonrasında, Tarafların birbirlerini Teyit eder nitelikteki Usul ve Yasaya uygun tutulmuş Ticari Defter Kayıtları ile Dayanak Belgeleri muvacehesinde, Davacı Şirketin, Davalı Şirketten, içeriğinde Takip Dayanağı yapılan 8 Adet Faturanın da yer aldığı Faturalara dayalı Açık Cari Hesap ilişkisinden kaynaklı olarak, Takip/Dava Tarihi itibarıyla, takip talebinde olduğu gibi 347.429,95 TL ASIL Alacaklı durumda bulunduğu Davacı Şirketin Temerrüt Faizi talebinde bulunabileceği yönünde hüküm kurması halinde, Talep konusu yapılabilecek İşlemiş Faizin 5.939,60 TL olarak hesaplandığı hususları beyan ve rapor edilmiştir. Dava devam ederken davacı şahıs şirketi tür değişikliği yoluna gitmiştir. Ticaret sicil kayıtları celp olunmuş ve yargılamaya ---- yönünden devam edilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi ------yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.------. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Somut olay taraf defterlerinin incelendiği, davacı defterleri yönünden talebe bağlılık ilkesi doğrultusunda tarafların ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı anlaşılmıştır. Davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre de davacı şirketin davalı şirketten takip tarihi itibariye 347.428,75 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın basiretli tacir olduğu ve ticari defterlerinde yer alan kayıtların aksini kesin deliller ile ispatlayamadığı tespit edilmiş olmakla açılan davanın asıl alacak yönünden kabulüne işlemiş faiz yönünden usul ve yasaya uygun bilirkişi raporundaki hesaplamalar hükme esas alınarak kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötü niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ilişkin karar verilmiştir. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 1-Davalının ------ Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 347.428,75 TL asıl alacak ve 5.939,60 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, fazlaya yönelik talebinin reddine, 2-Alacak likit olduğundan takipteki asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Karar harcı 24.138,59 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 4.275,66 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.862,93 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvurma harcı, 4.275,66 TL peşin harç olmak üzere toplam 4.891,06 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.612,50 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 7.598,53 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 56.538,94 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 649,64 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 4.591,56 TL'nin davalıdan, 8,44 TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekiline (e- duruşma sistemi üzerinden) davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 03/04/2026