İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/51 E. 2026/165 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/51
Karar No
2026/165
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/51 Esas KARAR NO:2026/165

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ:20/01/2025 KARAR TARİHİ:10/03/2026

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 15.09.2023 tarihinde ... hizmet sahası içinde bulunan ... Mahallesi ... Sokak No:62 .../İstanbul adresinde davalı tarafından yapılan çalışma esnasında müvekkilİ şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiğini, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisi müvekkili şirket tarafından giderildiğini, işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj ve işçilik gibi bedellerin zarar verenlerden tahsili amacıyla -KDV dahil- toplam 4.322,16-TL borç davalı yana tahakkuk ettirildiğini, davalı tarafından hasar bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine 4.322,16-TL hasar bedeli i1e 460,72-TL işlemiş faiz olarak toplam 4.782,88-TL'nin tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu eylem hizmet kusuru niteliğinde olduğundan görevli mahkemenin idare mahkemeleri olduğunu, tazminat isteminin dayandırıldığı eylem, müvekkil ... açısından kamu hizmetinin ifasına ilişkin bulunduğu ve hizmet kusuru ile bağımlı olması nedeni ile tam yargı davasının konusunu oluşturduğunu, müvekkili ...'nin davacıya sözleşmeye dayalı bir taahhüdü ve borcu olmadığını, bu yüzden ... aleyhine açılan davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğini, davalı personelleri tarafından söz konusu yerde herhangi bir kazı çalışması yapılmadığını, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, işbu davanın açılmasına sebebiyet veren gerek sorumlu olmadığı için gerekse hasara neden olmadığı için idare ... olmayıp, davanın idare açısından tümüyle reddi gerektiğini, davacı iddia olunan hasara ilişkin hiçbir ayrıntıdan bahsetmediğini, hasarın nedeni ve idareyle ilgisi hakkında hiçbir açıklamada bulunmadığını, tespit ve sair ekspertiz raporu ile kanıt niteliğinde sair hiçbir belge tebliğ ettirilmediğini, söz konusu kablo ve tesisatın kazı izinleri, projeleri ve sair teknik hususların bulunup bulunmadığı, projeye uygun tesis edilip edilmediği, yine idarenin tesisatı ile uyumluluğu açısından gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı, tertibatın diğer tesisat sahipleri ve idare açısından uygun olup olmadığı hususunun göz önüne alınıp alınmadığı hususlarının da araştırılması gerektiğini, davacı kazılar sırasında söz konusu yerde yasal derinliğe uymadığını, gerekli işaretlemeleri yapmadığını, haber verilmesine rağmen pek çok vakıada söz konusu yere ait elektrik tesisatı planlarını da sunmadığını, söz konusu yerde deney çukuru kazılması dahi mümkün olmadığını, davacı pek çok vakıada haberdar olduğu halde tesisatını koruyacak önlemleri almadığını, tahsiline hükmedilmesi istenilen tazminat bedeline hasar tarihinden itibaren faiz istenilmesi hukuka aykırı olduğunu, ortada ödenmesi gereken kesinleşmiş bir borç olmadığını, borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için itirazında haksız ve alacağın likit olmasının zorunlu olduğunu, öncelikle davanın usule ilişkin dava şartları yönünden incelenerek usulden reddini, usule ilişkin ret kararı verilmediği takdirde, davanın esasa ilişkin nedenlerle reddini ve davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, altyapı kazı çalışmaları esnasında zarar gören davacıya ait altyapıların hasar onarım bedellerinin tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; 15.09.2023 tarihinde ... hizmet sahası içinde bulunan ... Mahallesi ... Sokak No:62 .../İstanbul adresinde davalı tarafından yapıldığı iddia edilen çalışma esnasında davacı şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verilmiş olması sebebiyle davacı tarafından karşılanan söz konusu hasarın onarım bedelinin davalıdan tahsili amacıyla davalı aleyhine 4.322,16 TL Hasar Bedeli ve 460,72 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.782,88 TL üzerinden başlatılmış olan .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile hükmolunacak meblağın %20'sinden az olmamak üzere davalı/borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. Davalı vekili tarafından sunuşmuş olan cevap dilekçesinde adli yargının değil idari yargının görevli olduğuna yönelik olarak sunulmuş olan itiraz da göz önünde bulundurularak inceleme yapıldığında; mahkememizin işbu dosyası ile emsal mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2023/338 Esas, 2024/3845 Karar Sayılı, 31/10/2024 Tarihli "Dava; Haksız fiile dayalı zararın tazmini için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Davalı kamu kurumu olup kamu hizmeti niteliğindeki çalışmalarını özel hukuk kuralları kapsamında yapmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 16'ya göre; kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlarının dahi tacir sayılacakları belirtilmiştir. 2560 sayılı ...Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda, ... Genel Müdürlüğü'nün genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetleneceği, yıllık çalışma ve yatırımlarının bilançolarda belirlenerek genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülünde düzenleneceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ... Genel Müdürlüğü'nün de 2560 sayılı Kanun kapsamında bir kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti yaptığı ancak, çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduğu ve tacir sıfatını taşıdığı kabul edilmelidir. Davalının haksız eylem teşkil eden faaliyetinden kaynaklanan bu uyuşmazlığın da yerleşik yargısal uygulamalarda görüldüğü gibi, adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekir (HGK’nın 21/09/1983 gün ve 1980/11-2721; 1983/823 ile 29/11/1995 gün ve 1995/11-647; 1995/1043 sayılı kararları). Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, işin esası incelenip varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçe ile yargı yoluna ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davalının yargı yoluna yönelik itirazının reddine karar vermek gerekmiş olup davanın mahiyeti itibariyle adli yargının, mahkememizin görevli olduğu kanaatine varıldığından yargılamaya devam olunmuştur. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçluların süresi içerisinde icra dosyalarına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Davalı vekili tarafından zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de olayın meydana geldiği 06.07.2023 tarihi ile icra takibine geçilen 28/11/2023 tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla işbu itirazının da reddine karar vermek gerekmiştir. Emsal mahiyette olan İstanbul Bölge Asliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2021/89 Esas, 2022/1720 Karar Sayılı, 20/06/2022 Tarihli "Dava; Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davasıdır. Davalılar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca davalı ... kendi görev kapsamı içinde kalan işi diğer davalıya ihale etmiş olup işin sözleşme ve mevzuata uygun yapılıp yapılmadığının denetim, hakkı, yetkisi ve sorumluluğu iş sahibi olan ...'dedir. Meydana gelen zarardan davalı ...'nin işin denetim sorumluluğu kapsamında sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Davalılar arasında akdedilen sözleşmeye göre tüm sorumluluğun yükleniciye bırakılması sözleşmenin nispiliği uyarınca sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişi konumundaki davacıya karşı ileri sürülemez. TBK m 61 uyarınca birden çok kişi aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Bu çerçevede davalı ...'nin husumet itirazı yerinde değildir. " şeklindeki ilamı kapsamında davalının husumet itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Eldeki dava bakımından davacının ... Mahallesi ... Sokak No:62 .../İstanbul adresinde adresinde bulunan altyapısına, kablolarına, davalıların yapmış olduğu çalışma esnasında zarar verildiğinin iddia edilmesi sebebiyle yargılama esnasında dosya kablolar alanında uzman elektrik mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi tarafından hazırlanan kök ve ek raporda özetle; ... AOB Birimi tarafından düzenlenen bu belgede, 15.09.2023 tarihinde İstanbul ili ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak No:62 adresinde ... tarafından yürütülen kazı çalışmaları sırasında ... Dağıtım A.Ş.'ye ait 4x16 mm kesitli alçak gerilim (AG) kablo hattına zarar verildiği tespit edilmiştir. Olayın ardından sahada tespit çalışmaları yapılmış ve arıza onarımı gerçekleştirilmiştir. ... (AYBİS) üzerinden alınan ve ... no'lu ruhsata ait harita üzerinde yapılan incelemede, ... Genel Müdürlü adına düzenlenmiş kazı ruhsatına konu olan 5 metrelik altyapı çalışmasının, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak ile 1381 Sokak kesişiminde, ...'a ait alçak gerilim (AG) enerji hattının geçtiği güzergâha oldukça yakın bir konumda gerçekleştirildiği görülmektedir. Ruhsatlı kazının konumu ile ... Dağıtım A.Ş. tarafından bildirilen hasarın oluştuğu adres (... Sokak No:62) arasında fiziksel örtüşme bulunduğu, ancak söz konusu ruhsatın 30.10.2023 — 10.11.2023 tarihleri arasında geçerli olduğu, bu nedenle olay tarihi olan 15.09.2023 itibarıyla kazının ruhsatsız yapıldığının anlaşıldığı değerlendirilmektedir. AYBİS sisteminde kayıtlı harita üzerinde işaretli kazı alanı, söz konusu hasarın ... tarafından yapılan ve ilgili dönemde izin alınmaksızın yürütüldüğü anlaşılan bir kazı faaliyeti sırasında meydana geldiği yönündeki iddiaları destekler niteliktedir. Harita verileri, kazının fiilen gerçekleştiği konumun teknik olarak tespitine ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmesine imkân sunmaktadır. Ruhsatın olay tarihinden sonra alınmış olması, kazının ilk etapta ruhsatsız şekilde yapıldığını, dolayısıyla ilgili altyapı işletmecisinden (...) koordinasyon ve onay alınmadan kazıya başlandığını göstermektedir. Bu durum, hem ... usul ve esaslarına hem de 4628 sayılı Kanun ve ilgili ikincil mevzuata aykırılık teşkil etmektedir. Ayrıca ... Dağıtım A.Ş. tarafından sunulan teknik maliyet dökümünde; kablo onarımı, enerji kesintisi, işçilik, malzeme ve dağıtım kalitesi kaynaklı tazmin kalemlerinden oluşan toplam 4.322,17 TL'lik zarar ayrıntılı biçimde ve belgeli olarak ortaya konmuştur. Maliyet kalemleri, sektörün teknik mevzuatına (ör. ... fiyat tarifesi, EPDK dağıtım tarifeleri, Elektrik Piyasası Kalite Yönetmeliği) uygun şekilde hesaplanmıştır. Dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgelerle, davacıya ait yeraltı enerji hattının mevzuata aykırı derinlikte/korumasız tesis edildiğini kesin olarak ortaya koyan somut ölçüm, keşif verisi veya uygulama/proje/aplikasyon kaydı bulunmamaktadır. Bununla birlikte, hat güzergâhının sahada işaretlenmesi, uyarı bandı/koruyucu boru gibi pasif koruma tedbirlerinin uygulandığına ilişkin doğrulayıcı teknik belgeler de dosyaya sunulmadığından; somut tespit yapılmaksızın müterafik kusur yoktur” şeklinde kesin bir sonuca gidilmesi yerine, keşif ve ölçüm ile netleştirilebilecek olmak kaydıyla davacı yönünden sınırlı düzeyde müterafik kusur ihtimali teknik olarak değerlendirilmiştir. Bu çerçevede, mevcut dosya verileriyle varsayımsal olarak davacı yönünden %15-20 bandında müterafik kusur indirimi uygulanması, takdiri Mahkemenize ait olmak üzere, teknik olarak mümkündür. Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Dava dilekçesi ekinde işbu davaya konu edilen 4.322,17 TL hasarın onarım bedeline ilişkin harcama kalemleri detaylı olarak belirtilmiş olup bu kapsamda yapılan incelemede ; -Malzeme bedeli : 2.227,30 TL, -Dağıtılamayan Enerji Bedeli : 611,74 TL, -Eşik Kesinti Süresi Aşım Bedeli : 823,81 TL KDV (%18) : 659,31 TL Olmak üzere toplam 4.322,17 TL harcama yapıldığı belirtilmiştir. Mahkememizin işbu dosyası ile emsal mahiyette olan Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2018/1089 Esas -2018/5527 Karar sayılı ilamında "Haksız fiil sebebiyle dışarıdan işçi tutulup zararın giderildiği kanıtlanmadığı takdirde maddi hasar montaj bedeli,araç eleman bedeli,etüt koordinasyon bedeline dair bu giderlerin istenemeyeceği", aynı dairenin 2015/10383 Esas- 2015/12692 karar sayılı başka bir ilamında ise "tüketilmeyen elektrik santrallerde otamatik olarak üretilmeyip ancak kullanıldığı anda üretilerek eneji nakil hatları üzerinden dağıtılan bir enerji türüdür. Kullanılan enerji miktarı günün değişik saatlerinde farklı olduğundan kesinti (inkıta) süresi belirlenemez ve bu sebeple de satılamayan enerji bedeline hükmedilemeyeceği gibi arızanın ilgili yönetmelik kapsamında belirlenen süre içinde giderilmesi ve eşik süresinin aşılmaması sebebiyle eşik kesinti süresi bedelinin de talep edilemeyeceği," belirtilmiş olup güncel tarihli İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2021/2006 Esas, 2023/1349 Karar Sayılı, 26/04/2023 Tarihli ilamı da dikkate alındığında işbu kapsamda eldeki davada davacının davalıdan talep edebileceği alacak kalemlerinin Malzeme bedeli : 2.227,30 TL ve bu bedelin KDV'si olan : 400,92 TL olmak üzere toplam 2.628,22 TL olduğu, meydana gelen olayda davalının kazı yaparken dikkatsiz çalıştığı ve gereken tedbirleri almadığı anlaşıldığından davalının kusurlu olduğu, davacının ise kabloları standart dışı ve Yönetmeliğe aykırı olarak yüzeye yakın döşediği kanaatine varıldığından zararın meydana gelmesinde %20 müterafık kusuru (TBK’nın 52. md. kapsamında) bulunduğu kanaatine varılmakla davalıların meydana gelen zarardan %80 kusuru kapsamında 2.102,57 TL talep edebileceği, bu bedelin haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek 224,13 TL avans faizi ile birlikte talep edilebileceği kanaatine varılmakla bu bedele ilişkin davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda, talep edilen tazminat miktarının haksız fiilden kaynaklandığı, likit (muayyen, belirli) olmadığı ve icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davalının .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 2.102,57 TL asıl alacak, takip öncesi 224,13 TL işlemiş faiz (değişen oranlarda avans faizi) olmak üzere toplam 2.326,70 TL üzerinden kaldığı yerden devamına, -Asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar avans faiz işletilmesine, -Davacının fazlaya dair isteminin reddine, 2-Davacının davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine, 3-Alınması gerekli olan 732,00-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 702,90-TL (başvurma ve vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 505,00-TL, bilirkişi ücreti 5.000,00-TL olmak üzere toplam: 6.207,90-TL yargılama giderinin %60,8 kabul - ret oranı üzerinden hesaplanan 3.774,40-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 2.326,70-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 1.874,50-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00-TL'nin %60,8 kabul - ret oranı üzerinden hesaplanan 2.188,80-TL'sinin davalıdan, kalan 1.411,20-TL'sinin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/03/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/51, K. 2026/165, T. 10.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-51-e-2026-165-k-df2079a52040