İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/462 E. 2026/271 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/462
- Karar No
- 2026/271
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO :
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 09/04/2025 KARAR TARİHİ : 10/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait araç ile .....tarihinde .....Plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası gerçekleştiğini, Bu kazada müvekkiline %100 kusur verildiğini, kaza sonrası .....Plakalı araç sahibi kendi kaskosu olan Davalı .....SİGORTA A.Ş üzerinden hasar dosyası oluşturulduğunu, dosyaya eksper atanmış ve eksper raporuna göre 76.470,34 -TL hasar bedeli ortaya çıktığını, bu hasar bedeli karşı tarafın sigortası olan Davalı .....Sigorta tarafından karşılandığını, davalı .....Sigorta A.Ş. eksper raporundaki 76.740,34 TL alacağı için Diyarbakır İcra Müdürlüğü .....Esas sayılı dosyası ile müvekkilimiz hem de müvekkilin sigorta şirketi olan .....Sigorta A.Ş hakkında icra takibi açtığını, İcra takibi açıldıktan sonra müvekkil her halükarda müvekkilin kendi sigorta şirketi olan dava dışı .....sigortanın ödeme yapacağını düşünerek icra takibine karşı hareketsiz kaldığını, ancak dava dışı müvekkilinin sigorta şirketi ilamsız icra takibene itiraz etmiş ve kendisi yönünden takibi durdurduğunu, Bu durum üzerine davalı .....Sigorta müvekkili yönünden takibi kesinleştirmiş ve müvekkilin araçlarına ,banka hesaplarına ve maaşına haciz koyduğunu, müvekkilin sigorta şirketi .....Sigorta A.Ş , .....tarihinde davalı kasko şirketi tarafından açılan Diyarbakır İcra Müdürlüğü .....Esas sayılı dosyası takibine itiraz ettikten sonra , icra dosyası haricinde davalı kasko şirketine banka kanalı ile .....tarihinde 76.470,00 -TL ödediğini, ancak Davalı kasko şirketi olan .....sigorta da bu ödemeyi( 76.470,00 -TL ) almış olmasına rağmen Diyarbakır İcra Müdürlüğü .....Esas sayılı dosyası takibine müvekkil yönünden devam ederek sanki 76.470,00 -TL müvekkilin sigorta şirketinden ödeme almamış gibi icra dosya kapak hesabının tamamını müvekkilden yine mükerreren tahsil ettiğini, müvekkilinin sigorta şirketi olan .....Sigorta A.Ş tarafından kasko şirketi olan Davalı .....Sigortaya 76.470,00 -TL ödeme yapıldığını, mükerreren müvekkili tarafından davalı kasko şirketi olan .....Sigortaya ödenen 76.470,00 -TL nın Davalı .....sigortadan alınarak müvekkiline ödenmesi gerektiğinden bahisle fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00 TL mükerrer ödemenin ödeme tarihi olan .....tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalından alınarak müvekkiline verilmesini , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı sigorta şirketi üzerine yüklenmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bu kazanın oluşumunda .....plakalı araç sürücüsü ....nolu tramer sonucuna göre %100 oranında kusurlu bulunduğu görüldüğünü, ilgili kazaya istinaden sigortalı aracımız içni hasar dosyası açılmış, iş bu hasar dosyası neticesinde alınan raporlar, fotoğraflar tüm bilgi ve belgeler ekseninde sigortalımızın hesabına .....tarihinde 76.470.00 TL ödeme yapılmadığını, karşı sigorta şirketi iş bu dosyaya itiraz ettiğini, davacı iş bu dosyaya itiraz etmemiş ve borcu ödediğini, karşı sigorta şirketinin ödeme yaptığı tarih .....tarihidir yani takipten sonraki tarih olduğunu, ayrıca şirket hesaplarına böyle bir ödeme de girmediğini, müvekkili aleyhine açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Uyuşmazlık, mükerrer ödeme iddiasına dayalı fazla yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesi isteğine ilişkin alacak davası olduğu görülmüştür. TBK'nun 82 inci maddesinin birinci fıkrasına göre; sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak bu sürenin işleyebilmesi için davacı tarafın verdiğini geri istemeye hakkı olduğunu öğrenmiş olması gerekir. Bu durumda zamanaşımı, davacının dava açmaya hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren başlar. Zamanaşımı süresinin, davacının (zarar görenin) mal varlığındaki eksilmeye yol açan eylem ve işlemin haksız olduğuna kesin olarak kani bulunduğu ve malvarlığındaki eksilmenin miktarını tam olarak öğrendiği tarihten itibaren başladığı, bir başka deyişle bu sürenin işleyebilmesi için davacı tarafın verdiğini geri istemeye hakkı olduğunu öğrenmiş olması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 88. Maddesinde Zarar verenlerin birden fazla olması halinde “ Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” Düzenlemesi yapılmış, yine TBK 61. Maddesinde “ Dış ilişkide, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” denilmiş, 62. Madde de ise “- Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” Düzenlemesi ile birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Türk Borçlar kanunun müteselsil borçluluk ve dış ilişki de borçluların sorumluluğu başlıklı 163 Maddesinde “Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder” denilerek zarar verenlerin zarar görenlere karşı sorumluluğunun kapsamını düzenlemiştir. 6098 sayılı TBK’nın 167. maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları mevcut olduğu gibi, TBK'nın 166. maddesi gereğince borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur, borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler, alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır yani borçlulardan birinin ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmesi halinde, bu oranda diğer borçlularda borçtan kurtulur, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulur, Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Aynı Yasanın 168. maddesi hükmü gereğince, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirmesi halinde bunun sonuçlarına kendisinin katlanması gerekir. Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun konuya ilişkin 77 ve devamı maddelerindeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacıya ait bulunan .....plaka sayılı araç ile dava dışı .....plaka sayılı araçların .....tarihinde maddi hasarlı bir trafik kazasına karıştığı, kaza sonrası .....plaka sayılı aracın kendi kasko şirketi olan .....sigortaya başvurduğu, .....sigorta tarafından 76.470,34 TL ödeme yapıldığı, .....sigortanın yapmış olduğu bu ödeme için Diyarbakır İcra Müdürlüğünün .....Esas Sayılı dosyası üzerinden hem davacı hem dava dışı davacının ZMSS sigortacısı olan .....Sigortaya karşı .....tarihinde 81.548,00 TL üzerinden takip başlattığı , davacının ödeme emrine karşı itiraz etmediğinden takibin kendisi açısından kesinleştiği, dava dışı ZMSS sigortacısı tarafından ise takibe .....tarihinde itiraz edildiği, davacının hakkında yapılan takibin kesinleşmesi neticesinde ise davacı aleyhine haciz işlemlerine başlandığı ve bunun üzerine davacı tarafça .....tarihinde kapak hesabı olan 105.343,71TL yi icra veznesine ödediği icra dosyasından anlaşılmış, dava dilekçesine ekli ve Mahkememizce de bankadan istenip dosya arasına alınan dekont örneğine göre .....tarihinde.....sigorta tarafından davalı sigorta şirketine 76.470,00 Tl ödeme yapıldığı sabittir. Davacı da yapmış olduğu ödeme sonrası iç ilişkide rücu etmek amacıyla kendi sigortacısına başvuru yaptığında, ödemenin daha önce kendi ZMSS sigortacısınca yapılmış olduğu ancak kendisi hakkında icra takibine devam edilmesi ve mükerrer ödeme yapması nedeniyle davalı sigorta şirketi hakkında sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca işbu davayı açtığı anlaşılmıştır. Gerçekten de davalı sigorta şirketi lehine .....tarihinde dava dışı .....sigorta tarafından ödeme yapılmış olduğu, ödemenin banka kanalıyla yapıldığı, davalı sigorta şirketinin basiretli tacir olarak yapılan ödemeden haberinin olmadığının düşünülemeyeceği gibi davacı taraf hakkında icra takibine devam edilerek kapak hesabı üzerinden yeniden ve mükerrer şekilde 105.343,71 TL daha ödeme alındığı tespit edilmiş olup davacının TBK m. 77 hükümleri uyarınca fazladan iki kez ödenmiş olan 74.740,34 TL yi geri isteyebileceği anlaşılmış, davacı vekilince bu tutar üzerinden davanın ıslah edildiği görülmekle davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM;Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; 76.740,34 TL mükerrer ödemenin sigorta şirketine başvuru tarihi sonrası 8 iş günü bitimi olan .....tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Kabul edilen 76.740,34 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 5.242,13 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.920,40 TL harcın düşümü ile eksik kalan 3.321,73 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç, 1.305,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.535,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının karşıladığı 293,50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 293,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalının karşıladığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 76.740,34 TL üzerinden takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,, 7-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mankemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip Hakim