İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/456 E. 2025/1142 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/456
- Karar No
- 2025/1142
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas -... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO :...
BAŞKAN :... ÜYE :... ÜYE : ... KATİP : ...
DAVACI :... VEKİLİ : Av.... DAVALILAR : 1-... 2- ... VEKİLLERİ : Av.... Av.... Av.... DAVA İHBAR OLUNAN : G... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :... KARAR TARİHİ : ... GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, 10 Mart 2023 tarih ve ...numaralı sözleşme ile ticari ilişkilerinin yazılı olduğunu, söze konu sözleşme itibari ile müvekkilinin ödemeler yaptığını, davalı borçlunun ise müvekkiline mal teslimatı yaptığını, müvekkilinin son olarak yine bir ticari ilişki gereği davalıya 840.357,44 EUR ödeme yaptığını, ancak davalı tarafından Mayıs 2024 tarihinde yapılması gereken mal teslimatının yapılmadığını, davalı yanca mal teslimatı yapmamasının tedarik dar boğazından kaynaklandığını iddia edilerek teslimatı Haziran 2024’e ertelenmiş ise de, Haziran 2024’te de müvekkiline herhangi bir teslimat yapılmadığını, davalının, vekil ... ile yaptığı görüşmeler sonucunda tüm ihtar ve fesih bildirimlerinin taraflarına ulaştığı açıkça ikrar olunduğundan davalının kasıtlı ve kötü niyetli davranarak müvekkilini ağır mağduriyete uğrattığınin sabit hale geldiğini, bu noktada davalının sahibi olduğu ... şirketine huzurdaki davanın ihbar edilerek, davalı sıfatı ile dosyaya eklenmesini talep ederek, müvekkilinin yaşadığı maddi manevi zorluklar sebebiyle davalı aleyhine hem Almanya'da hem Türkiye'de yargıya başvurulduğunu, huzurdaki dava öncesinde Türkiye Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı ... soruşturma numaralı dosya ile Almanya'da ise Staatanwaltschaft Lüneburg Bölge Savcılığı ... numaralı dosya ile davalı aleyhine şikayetçi olunduğunu ve yargılamaların derdest olduğunu zira müvekkilinin uğradığı hak kaybının basit ve küçük bir kayıp olmadığını, ödediği bedelin iadesinin gerektiğini belirterek davanın kabulü ile davalı yanın icra dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, davalı Borçlu şirket ve yetkilisi adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verilmesine, paksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden borçlu(davalı) aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalılar ... Ve Dış Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Türkiye'de yerleşik, uluslararası alanda faaliyet gösteren bir dış ticaret şirketi olduğunu, Almanya merkezli davacı şirketin ise soğutma ve iklimlendirme teknolojisi alanında faaliyet gösterdiğini, makineleri ve sistemlerinin bayilik yöntemiyle, satıcı olarak pazarlandığını, davaya konu edilen sözleşme de Almanya Ülkesinin Salzhausen Şehrinde kurulan 10/03/2023 tarih ve 2...nolu sözleşme olduğunu, sözleşmenin konusunun malların, partiler halinde satıcıdan (davalıdan) alıcıya (davacıya) ya da onun göstereceği başka birine devredilmesi olduğunu, yine bu sözleşmenin 8.4 numaralı maddesi ile de aynen "Bu Sözleşmeye uygulanacak hukuk, Almanya Hukukudur" şeklinde olduğunu, bu haliyle de 5718 sayılı MÖHUK m.24 uyarınca hem sözleşme yeri, içeriği, edimi, ifası, karakteristiği hem de karşılıklı açık irade bütünlüğü kapsamında huzurdaki davaya uygulanacak hukukun Alman Hukuku olduğunun açık olduğunu, MÖHUK m.48'de görülen teminat hususunun dava şartlarından olmakla, yargılamaya devam olunmadan önce mahkeme haçları, yargılama giderleri ile kendilerinin maruz kalacağı zararlar gözetilerek tespit edilecek uygun bir teminatın verilecek kesin bir süre içerisinde davacı tarafından "euro" olarak depo edilmesi gerektiğini, müvekkilinin mevcut sözleşmeye dayanarak toplam 4.896.457,50-Euro tutarında 168 kalem malın teslimine ilişkin ... numaralı proforma faturayı düzenlediğini, davacı tarafından da bu faturanın kabul gördüğünü, herhangi bir itiraza uğramayan faturanın ilk avansı olan 489.645,75 Euro ödendiğini, kalan miktarda 21 Şubat 2024 tarihinde 300.698,63-Euro, 28 Mart 2024 tarihinde 744.456,24-Euro, 17 Nisan 2024 tarihinde 697.624,02-Euro olarak ifa edildiğini, bu sayılanların haricinde fatura düzenlenmesinden önceki işlemlerden kalan 64.527,23-Euroluk tutar da ayrıca ifa edildiğini, yani davacı tarafından toplam 2.296.951,86-Euro tutarında ödeme yapıldığını, müvekkilinin alacaklı olduğunu söylediği miktarda 168 kalem malın tutarı olan 4.896.457,50-Euro'dan, anılan 2.296.951,86-Euro'nun mahsubu sonrası (fazlasına ve teslimat ücreti gibi ferilere ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) kalan 2.599.505,64-Euro olduğunu, zira davacının iddialarının aksine gelinen aşama itibariyle teslimi gerçekleşmeyen tek bir mal dahi kalmadığını belirterek 10/03/2023 tarih ... nolu sözleşmenin 8.4 numaralı maddesi gözetilerek Alman Hukukuna göre değerlendirme yapılmasına, davacı, yabancı uyruklu bir şirket olduğundan MÖHUK m.48 uyarınca mahkemenize uygun görülecek teminatı yatırmak üzere davacıya kesin süre verilerek ihtarat yapılmasına, taraflarca düzenlenen yetki anlaşmasında (10/03/2023 tarih ve...No.lu sözleşmenin 8.1 numaralı maddesi) sözleşme ile bağlantılı olarak ortaya çıkabilecek tüm ihtilaflar ve anlaşmazlıkların, Almanya Ticaret ve Sanayi Odası nezdindeki Uluslararası Ticaret Tahkim Mahkemesinde çözümlendirileceği belirtiltiğinden davanın öncelikle HMK m.114/1-ğ gereğince dava şartı yokluğundan, işbu talep uygun görülmezse de yetkisizlikten usulden reddine, müvekki...r'e husumet yöneltilmeden önce arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği, müvekkili ......Şti ile yapılan arabuluculukta ise "itirazın iptali" davasının müzakere konu edilmediği gözetilerek davanın, her iki müvekkili yönünden de dava şartı yokluğundan usulden reddine, 6102 sayılı TTK m.573 vd.ile ayrılık ilkesi gözetilerek müvekkili ...yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle, müvekkili ......Şti yönünden ise davacıya karşı borçlu değil alacaklı konumda bulunduğu, delil durumu ve geçerliliği/ sahihliği gözetilerek huzurdaki haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, kötü niyetli davacının takip konusu alacağın %20 'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İhbarı olunan Grup ... İnşaat Taahhüt Emlak Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle müvekkili şirket ile davacı...arasında herhangi bir ticari sözleşme, sipariş, fatura, sevkiyat veya ödeme ilişkisi vs. Bulunmadığını, davacı tarafın dayandığı tüm ticari belgelerde yalnızca ... Yatırım Danışmanlığı İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. muhatap olarak yer aldığını, davacının ticari ilişki kurduğu ... Yatırım Danışmanlığı İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin, tamamen farklı bir sektörde, yatırım danışmanlığı, iç ve dış ticaret alanında faaliyette bulunan bir şirket olduğunu, her iki şirketin faaliyet alanları farklı olup iş modeli, müşteri portföyü, operasyonel alan ve gelir kaynakları birbirinden tamamen farklı ve bağımsız olduğunu, davacı tarafın, yalnızca kendince ileri sürdüğü şahsi beyanlara dayanarak davalı şirket ve ... arasında “organik bağ” olduğu izlenimini yaratmaya çalıştığını, ancak bu iddiayı destekleyecek hiçbir somut belge (ortaklık yapısı, grup ilişkisi, transfer fiyatlandırması, iştirak yapısı vs.) sunmadığını, bu nedenle davacı tarafın tüzel kişilikler arasında bağ kurma çabasının, yalnızca subjektif varsayımlara dayanmaktadır ve hukukî bir sonuç doğurmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin davaya ihbar olunan olarak kabulüne, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında takip yaptıklarını ve davalının itiraz ettiğinden itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Kayseri Genel İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak... Esas sayılı icra takip dosyasının en son tarih itibariyle akıbeti araştırılarak tüm Uyap kayıtlarını mahkememize gönderilmesi istenilmesine, müzekkere masrafını davacının yatırdığı gider avansından karşılanmasına, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın...Soruşturma sayılı dosyanın akıbeti sorulmuş, dosyanın Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir. Davacının dava dilekçesindeki talepleri arasında Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı icra takibine konu edilen alacak nedeniyle davalı tarafın icra dosyasına itiraz ettiğini ve bu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ettiği, celp edilen Uyap kayıtlarından Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibinde takip çıkışının 845.278,71-Euro (TCMB'nin 19/05/2025 tarihli döviz kuruna göre 36.659.737,6527-TL) olduğu görüldüğü halde davacı tarafından harca esas değerin 840.357,00-TL olarak bildirdiği, bildirdiği bedel üzerinden 14.351,21-TL peşin dava harcı yatırıldığı görülmekle takip çıkışı olan 36.659.738,00-TL'nin alınması gereken 626.056,67-TL peşin nispi dava harcından dava açılırken yatırılan 14.351,21-TL peşin harç ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nin...Esas sayılı icra takip dosyasına yatırılan 155.408,29-TL'lik peşin harcı düşürüldüğünde eksik kalan 456.297,17-TL eksik peşin nispi dava harcını ikmal etmek üzere davacı tarafa Harçlar Kanunu'nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca işbu tensip ara kararının tebliğden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmiş, 03/06/2025 tarihli makbuz ile eksik 456.297,17-TL harcın davacı tarafça yatırıldığı anlaşılmıştır. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Davacı taraf 10/03/2023 tarihli ... numaralı sözleşmeden kaynaklı alacakları bulunduğunu ve davalı hakkında Kayseri Genel İcra Dairesinin ...E sayılı dosyası ile takip yaptıklarını ve davalıların takibe itiraz ettiğini itirazın iptalini ve icra inkar tazminatı dilemiştir. Davaya konu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davacısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davalısı ..... Ltd Şti olduğu, davacının aleyhine itirazın iptali talep ettiği ... hakkında bir takip bulunmadığı, alacaklı tarafından borçlu aleyhine dayanağı 845.287,71 Euro bedelli 10/03/2023 tarihli sözleşmenin feshinden kaynaklı ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin itiraz üzerine takibin borca itiraz nedeniyle durduğu ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür. Davacı ile davalı ..... Ltd Şti arasındaki 10/03/2023 tarihli 276/792-0090/23 numaralı sözleşmenin 8.1 maddesinin incelenmesinde '' Bu Sözleşme ile bağlantılı olarak ortaya çıkabilecek tüm ihtilaflar ve anlaşmazlıklar, Almanya Ticaret ve Sanayi Odası nezdindeki Uluslararası Ticaret Tahkim Mahkemesi'nde değerlendirilir.'' hükmünün yer aldığı görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir. Dava değeri dikkate alınarak 6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca dava dosyasında yargılama mahkememiz heyeti tarafında yürütülerek sonlandırılmıştır. -Taraflar arasında uyuşmazlık noktaları; Uluslararası tahkim şartı bulunup bulunmadığı, davacının teminat yatırması gerekip gerekmediği, Alman Hukuku uygulanması gerekip gerekmediği, arabulucuk gerekip gerekmediği davacının itirazın iptali konu dava sebebi ve taraflar arasındaki 10/03/2023 tarihli sözleşme kapsamında davacının alacaklı olup olmadığı noktasında toplandığı görülmüştür. -Teminata ilişkin değerlendirmede; Davacı firma Almanya'da yerleşik bir firma olduğu sunulan kayıtlarda anlaşılmıştır. Yabancılar da Türk Mahkemelerinde (Türk vatandaşları gibi) dava açabilirler. Ancak, yabancıların Türk Mahkemelerinde Türk vatandaşlarına karşı açmış oldukları davaların görülebilmesi için kural olarak dava (yargılama) giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılayacak kadar bir teminat göstermeleri zorunludur (EHVK.m.3). Ancak, yabancı davacının teminat göstermesi yükümlülüğünün bazı istisnaları vardır. Bu istisnalar; yabancı davacının Türkiye'de yeteri kadar emlakı varsa teminat gösterme yükümlülüğü yoktur (EHVK.m.3, I c.2). Yine yabancı davacının mensup olduğu devlet ile Türkiye arasında teminattan muafiyet hakkında bir sözleşme varsa, yabancı davacı Türkiye'de dava açarken teminat göstermekle yükümlü değildir, yani teminattan muaftır (EHVK.m.3,II). Somut olayda Alman firması olan davacının Türkiye üye devletlerin teminattan muafiyetine ilişkin 01.03.1954 günlü "Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi"ne 1972 yılında (1574 sayıl Kanunla) katılmıştır. Bu sözleşmeye Türkiye gibi Almanya da taraftır. Bundan başka Türkiye ile Almanya arasında teminattan muafiyete ilişin hükümler içeren ve Türkiye tarafından 15.05.1930 gün ve 1622 sayılı Kanunla onanan "Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Devleti Arasında Hukuki ve Ticari Mevaddı Adliyeye Müteallik Münasebatı Mütekabileye Dair Mukavelename"nin 2.maddesi uyarınca, davacının dava açarken teminat göstermekten muaf olduğu anlaşılmıştır. - Uluslararası tahkime ilişkin değerlendirmede; Davalı süresinde tahkim itirazında bulunmuştur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye ilişkin açık düzenlemeleri yanında kanun koyucu bazı koşulların varlığı hâlinde tarafların belli bir uyuşmazlık hakkında kanun tarafından yetkili kılınmamış olan bir mahkemeyi yetkili kılabilmelerine de imkân sağlamıştır. Yetki sözleşmesi olarak anılan bu durum HMK'nın 17. maddesinde "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." şeklinde düzenlenmiş, devam eden 18. maddede yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları sayılmış ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde yetki sözleşmesi yapılamayacağı belirtilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki bu hükümler Türk mahkemelerinin iç hukuka ilişkin yetkilerini belirler. Ancak bazı hâllerde taraflar arasındaki anlaşmazlık yabancılık unsuru taşıyabilir ve bu kapsamda taraflar bir başka ülke mahkemesinin yetkisine ilişkin bir kararlaştırmaya ihtiyaç duyabilir. Gerçekten de günümüz ekonomik koşullarında uluslararası ticari ilişkilerin artarak gelişmesi, bu ilişkiler nedeniyle taraflar arasında uyuşmazlık yaşanması ihtimalinin de artmasına neden olmuş, hâl böyle olunca uyuşmazlık çözüm yollarının neler olacağı daha da önem kazanmıştır. Milletlerarası ticari ilişkilerden kaynaklanan uyuşmazlıklar genel itibariyle dostane görüşme, bağımsız bir uzman atanması gibi bir alternatif çözüm, tahkim ya da yargı yolu ile çözümlenebilmektedir. Uyuşmazlık yargı önüne taşınacak olur ise çoğunlukla farklı ülke vatandaşı olan taraflar, kendi hukuk sistemlerinden bambaşka, bilmedikleri bir sistem içerisine girmenin yaratacağı belirsizliği ortadan kaldırmak için, uyuşmazlığı çözecek olan mahkemeyi irade özgürlüğü prensibi çerçevesinde bir yetki anlaşmasıyla önceden kararlaştırabilmek ve bu suretle ticari ilişkilerde ihtiyaç duyulan güven ve istikrarı sağlayabilmek isterler. Türk hukuk sisteminde bu ihtiyacın karşılığı ilk olarak 1982 yılında kabul edilen 2675 sayılı mülga Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ile düzenlenmiş (m.31), sonrasında 12.12.2017 tarihinde somut olayda uygulanması gereken 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun yürürlüğe girmiştir. Anılan Kanun'un "Yetki anlaşması ve sınırları" başlıklı 47. maddesi "(1)Yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olur. Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür. (2) 44, 45 ve 46 ncı maddelerde belirlenen mahkemelerin yetkisi tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemez. " şeklindedir. Bu maddenin ilk fıkrasından hareketle tarafların yabancı bir mahkemenin yetkisi konusunda anlaşma yapabilmelerinin koşulları şu şekilde sıralanabilir: Anlaşmazlık -ancak bu şekilde diğer koşulların var olup olmadığı tespit olunabileceğinden- belirli olmalı, borç ilişkisinden kaynaklanmalı, yabancılık unsuru taşımalı ve Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinin söz konusu olduğu bir mesele bulunmamalıdır. Dikkat edilecek olur ise milletlerarası yetki anlaşması çevresinde yabancı bir mahkemenin yetkili olduğu yönünde kararlaştırma yapılması bakımından kanun koyucu HMK'nın 17. maddesindeki tacir veya kamu tüzel kişisi olma koşulunu aramamıştır. Milletlerarası yetki sözleşmesine ilişkin 47. madde düzenlemesinde bilhassa "münhasır yetki" kavramı önem taşır. Milletlerarası usul hukuku kapsamında münhasır yetki; devletin kendi ülke ve sınırları içerisinde haiz olduğu mutlak güç ve yetkisini, egemenlik ve hükümranlık haklarını kullanmasını simgeleyen kuralları ifade eder. Bu kavram, iç hukuktaki kesin yetki hâllerinden farklıdır. Çünkü kanun koyucunun kesin yetki kurallarıyla sağlamak istediği amaçtan farklı olarak münhasır yetkide amaç o uyuşmazlığın yalnızca Türk mahkemelerinde görülmesini sağlamaktır. Zira belli bazı konularda verilecek kararın ülke içerisinde, kamu düzeni üzerinde yaratacağı etki nedeniyle bu konuda başka devlet mahkemelerince verilecek bir kararla bağlı olunması, devletin egemenlik hakkı nedeniyle kabul edilemez bir durumdur. Dolayısıyla HMK'da bir hususun kesin yetki olarak düzenlenmiş olmasının, milletlerarası usul hukuku bakımından tek başına bir etkisi bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, Türk hukukundaki kamu düzenine ilişkin her yetki kuralı münhasır yetki hâli teşkil etmez. Yetki kuralının milletlerarası usul hukukunda münhasır yetki olarak kabul edilip edilemeyeceği o kuralın ifadesinden ve konuluş gayesinden anlaşılır (Ergin Nomer, Milleterarası Usul Hukuku, İstanbul 2018, s. 192). Ayrıca milletlerarası yetki sözleşmelerine ilişkin madde metninde yalnızca "borç ilişkisi"nden bahsedildiğinden şahıs ve aile hukukuna ilişkin anlaşmazlıklarda yetki anlaşması yapılamayacağında tereddüt olmamalıdır. Yine, 47. maddenin ikinci fıkrasında kanun koyucu, birinci maddedeki koşulları sağlasa bile iş ilişkisinden (MÖHUK m.44), tüketici (m.45) ve sigorta sözleşmelerinden (m.46) kaynaklanan davalar için istisna öngörmüş ve söz konusu hükümler gereği bu davalarda Türk mahkemelerinin yetkisinin bertaraf edilemeyeceğini kabul etmiştir. Kanun koyucunun değinilen 44, 45, 46 ve 47/2. maddeleriyle milletlerarası usul hukuku hükümleri içerisinde tekrar hatırlatma gereği durumlar dışında, uygulamada bilhassa devletin tuttuğu sicillerde değişiklik yaratan, örneğin taşınmazların aynına ilişkin davalar ve iflâs davalarında Türk mahkemelerinin münhasır yetkili olduğu, Türk Mahkemelerinin yetkisinin bertaraf edilemeyeceği kabul edilmektedir. Diğer taraftan; taraflar açıklanan şartları sağlayan bir yetki anlaşmasıyla yabancı bir mahkemeyi yetkili kılmış olsalar bile, bu uyuşmazlık Türk mahkemeleri önüne taşındığında yetki itirazı usulüne uygun şekilde dile getirilmezse mahkemece resen gözetilemeyecektir. Çünkü MÖHUK 47. maddede öngörülen yetki anlaşması da bir ilk itirazdır ve kanun koyucunun anılan maddede açıkça belirttiği üzere bu itiraz usulüne uygun ileri sürülmezse Türk mahkemelerinin yetkisine ilişkin hükümler uygulama alanı bulur. İlaveten, her mahkeme kendi usul hukukunu uygulayacağından Türk hukukuna göre geçerli bir yetki sözleşmesinin var olmasının o sözleşmede işaret edilen yabancı mahkemenin kendisini mutlaka yetkili görmesi, bununla bağlı olması anlamına gelmeyeceği; şayet sözleşmede gösterilen yabancı mahkeme kendisini yetkili görmezse, MÖHUK 47. madde gereği bu aşamadan sonra artık uyuşmazlığın Türk mahkemelerinde çözümleneceği belirtilmelidir. Yeri gelmişken cebri icra, her devletin kendi ülke ve sınırları içerisinde haiz olduğu mutlak güç ve yetkilerinden olup devletin egemenlik ve hükümranlık haklarının kullanılmasının doğal bir sonucu olduğundan (Hukuk Genel Kurulunun 06.05.1998 tarihli, 1998/12-287 Esas, 1998/325 Karar sayılı kararı) yabancılık unsuru taşıyan bir hukuki ilişkide yabancı devlet mahkemelerinin yetkilendirilmesi suretiyle Türk mahkemelerinin yetkisinin ortadan kaldırılmasına ilişkin bir düzenleme olan MÖHUK 47. madde hükmünün, cebri icra aşamasında icra dairelerinin yetkisine uygulanmayacağını vurgulamakta fayda vardır. Taraflar arasındaki sözleşmede uyuşmazlığın ilgili sözleşmenin 8.1 maddesinin incelenmesinde '' Bu Sözleşme ile bağlantılı olarak ortaya çıkabilecek tüm ihtilaflar ve anlaşmazlıklar, Almanya Ticaret ve Sanayi Odası nezdindeki Uluslararası Ticaret Tahkim Mahkemesi'nde değerlendirilir.'' kuralının tahkim şartı olduğu, münhasır yetki bulunmadığı, MÖHUK 47 ve HMK 114/1-a maddeleri uyarınca Türk Mahkemeleri'nin yargı hakkı bulunmadığı ve bu hususun dava şartı olduğu, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın HMK 114/1-a maddesi yollamasıyla 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir. - Davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede; İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde "İtirazın İptali" başlığı altında; "(Değişik: 18/2/1965-538/37 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir...." şeklinde düzenlemeye yer verilmek suretiyle itirazın iptali davalarının açıkça adli yargının görev alanı içine girdiği belirlenmiştir. İtirazın iptali davasının konusu icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, gerek maddi hukuk gerekse de yargılama usulü bakımından genel hükümlere yani 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (6100 sayılı Kanun) tâbidir. İtirazın iptali davasında görevli mahkeme 6100 sayılı Kanun'un 1 ilâ 4. maddelerine göre belirlenir. İtirazın iptali davası takip alacaklısı tarafından ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. İtirazın iptali davasının açılabilmesi ve davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için özel dava şartlarının bulunması gerekir. Buna göre itirazın iptali davasının açılabilmesi için; ilâmsız takip yapılmış olması, borçlunun yasal süresi içerisinde yapılmış geçerli bir itirazının bulunması, itirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gereklidir. Nitekim itirazın iptali davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça itirazın iptali davasının da dinlenme olanağı yoktur. Başka bir ifadeyle yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz (Talih Uyar, Alper Uyar, Cüneyt Uyar, İcra ve İflâs Kanunu Şerhi, C.I., Ankara, Genişletilmiş Üçüncü Baskı, 2014, s.1004). Somut olayda, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyası davalı ...'e karşı bir takip bulunmadığından ona karşı itirazın iptali istenemeyeceğinden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacının davalı ... Limited Şirketi yönünden MÖHUK 47 ve HMK'nun 114/1 maddeleri uyarınca Türk Mahkemelerinin yargı yetkisi bulunmadığından davalı vekilinin Milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın HMK'nun 114/1-a maddesi yollaması ile 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine, 2-Davacının davalı... yönünden davasının pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 615,40-TL peşin harcın dava açılırken yatırılan 14.351,21-TL ve tamamlama harcı olarak yatırılan 456.297,17-TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 470.032,98-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacı tarafa iadesine, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 6-Kararın mahiyeti gereği davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 7-Davalı ...... Ltd Şti kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği hesap ve taktir olunan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, 8- Davalı ...kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği hesap ve taktir olunan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, 9-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına, Dair, davacı vekilinin, davalı vekilinin ve ihbar olunan vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/12/2025
Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır