İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/454 E. 2026/200 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/454
- Karar No
- 2026/200
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/454 Esas - 2026/200 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/454 KARAR NO: 2026/200
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 13/06/2025 KARAR TARİHİ : 17/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firma, davalıya satmış olduğu mallar karşılığında 17/02/2025 tarihli 37.800,00 TL'lik fatura keserek davalıya teslim etmiş olduğunu, davalının bu fatura bedellerini süresinde ödememesi üzerine davalı aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosya ile icra takibine başlanmış olduğunu, davalının itirazı üzerine takibin durmuş olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamamış olduğunu, davalı borçlu, aynı zamanda takibe ilişkin yetki itirazında bulunmuş olduğunu, Türk Borçlar Kanunu 89. Maddeye göre ; para borçları, alacaklının ikametgahında ödenmesi gerektiğinden, davalının yetkisizlik iddiası yerinde olmadığını, davalı yanın icra dosyasına yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına, takibe itiraz eden borçlu (davalı) aleyhine 020'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Fatura kesilmiş olması taraflar arasında bir borç ilişkisi olduğunu kanıtlamayacağını, konuya ilişkin olarak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir alacak için fatura düzenlenmiş olması, alacağın varlığını ispata yeterli bulunmayıp, fatura, tek başına akdi ilişkinin kanıtı niteliğinde bulunmadığını, akdi ilişkinin varlığını ve malın teslim edildiğini kanıtlama mükellefiyeti satıcıya ait olduğunu, davacı icra takibini safi bir faturayla açmış olduğunu, taraflar arasında bir sözleşme veya malın teslim edildiğine dair bir evrağın dosyada mevcut olmadığını, faturada, faturanın irsaliye niteliğinde olduğuna dair bir ibarenin bulunmadığını, karşı yan ile müvekkili arasında bu konuda bir hukuki ilişkinin olduğunun ispatına yönelik bir verinin dosyada olmadığını, icra takibinde dayanılmayan delillere takibe yapılan itirazın iptali için açılan davada da dayanılamayacağını, bu icra takibindeki alacağın likit olmadığını, yetki itirazında bulunduklarını, davacının dosya konusu borcun alacaklısı olduğunun yargılamanın sonucunda ortaya çıkacağını, alacaklı - borçlu kavramları taraf sıfatına ilişkindir olduğunu, taraf sıfatı davanın esasına girilmesini gerektirdiğini, taraflar arasında bu borç konusuna ilişkin hukuki ilişkinin varlığı ve davacının borç konusunu ifa ettiğine dair herhangi bir ispatın dosyada bulunmadığını, ortada fatura konusuna ilişkin bir ticari ilişki bulunmadığını, bu sebeple de iade faturası kesmiş olduğunu, icra dairesinin yetkisizliğinin tespitine ve takiple davanın usulden reddine, talepleri kabul edilmez ise fatura ağına konu bir sözleşmenin ve sözleşme konusunun ifa edildiğine ilişkin bir belge olmadığından davacı alacaklı olduğunu ispatlayamadığından davanın esastan reddine, davacının takip konusunun *620'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine, likit olmayan alacak için kötü niyetle takip başlatan davacının icra inkar tazminatı talebinin ve diğer tüm taleplerinin reddine, karşı vekalet ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Ankara Batı İcra Dairesinin ..... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın likit olup olmadığı, takibin kötü niyetli olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Davaya konu icra dosyasında ödeme emrinin davalıya 20/04/2025 tarihinde e-tebligat yolu ile tebliğ edildiği, davalı tarafından 15/04/2025 tarihli borca itiraz dilekçesi sunulmak suretiyle takibin durdurulduğu, davacı tarafından işbu davanın 13/06/2025 tarihinde yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflara ticari defter ve kayıtlarını sunmak üzere süre verilmiş, taraflarca ticari defter ve kayıtları ile bulundukları yer bildirilmiş, defter üzerinde inceleme yapmak üzere Mali müşavir bilirkişi görevlendirilmiştir. Ticari defterlerin delil olması Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 222. Madde düzenlenmiştir. Buna göre kanunun ilgili hükmü aşağıdaki gibidir; "...(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur." Mahkememizce taraf defterleri üzerinde yerinde inceleme yapmak üzere görevlendirilen SMM Bilirkişi tarafından sunulan raporda; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, tarafların ticari defterlerinin yasada belirlenen usul ve esaslara uygun olarak tutulduğu, fatura içeriğindeki emtianın davalıya teslim edildiğinin kanıtlanması gerektiği, davacı tarafın defter ve kayıtlarına göre alacaklı olduğu, davalı tarafın defter ve kayıtlarına göre davacının alacak ve borcunun bulunmadığı, aradaki farkın davalı şirket kayıtlarında 2024 yılında devreden bakiyenin davacı kayıtlarında bulunmamasından kaynaklandığı, davalı taraf ticari defterlerindeki iade faturasından kaynaklandığını, icra takibine konu fatura ile bu faturaya karşı düzenlenmiş iade faturası bakımından ticari defter ve kayıtların uyumlu olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir. Davacı tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde, teslime ilişkin tanık dinletme talebinde bulunduğu görülmüş, dava konusu değer ile teslim olgusunun yazılı delil ile ispatı gerektiğinden tanık dinletme talebi uygun görülmemiştir. Davacı tarafından dosyaya teslime ilişkin yazılı bir belge de sunulmamıştır. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, faturaya itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirimez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. (Yargıtay 11. HD. 2017/2642 E, 2018/8096 K sayılı 19/12/2018 tarihli ilamı) Taraf defterlerinin incelenmesinde; yukarıdaki yüksek mahkeme ilamında belirtildiği üzere teslim yerine geçen herhangi bir kayıt bulunmadığı görülmüştür. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse diğer tarafa yemin teklif eder. Yemin teklifini ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap lahiyasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Kendisine yemin teklif edilen taraf, yemin teklifinin kabulünden sonra, usulüne uygun biçimde (HMK m. 233) yemin eder ise, yemin teklif eden tarafın iddia ettiği vakıanın mevcut olmadığı kesin delil ile ispat edilmiş olur. Yemin teklif eden taraf, bundan sonra iddiasını ispat için başkaca delil gösteremez. (Ankara BAM 22. HD. 2023/1756 E, 2025/1720 K) Davacı tarafından 27/01/2026 tarihli celsede yemin deliline dayanması nedeniyle yemin hakkını kullanmak istediği beyan edilmiş, yemin metni hazırlanıp davalı şirket temsilcisine tebliğ edilmiş, 17/03/2026 tarihli celsede davalı şirket temsilcisi hazır bulunarak, 17/01/2025 tarihli 37.800,00-TL bedelli faturaya konu uyuşmazlık bakımından faturada yer alan malların kendilerine fiilen teslim edilmediğini, bu nedenle herhangi bir borçlarının doğmadığını, taraflarınca iade faturası düzenlendiğini, iade faturası düzenlenmiş olmakla davacıya teslim etmemiz gereken herhangi bir mal bulunmadığına dair yemin etmiş ve yemininde sebat göstermiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının davaya konu fatura içeriğindeki emtiayı teslim ettiğini, yazılı deliller ile ispatlayamadığı, davalıya yemin teklif ettiği, davalının huzurda yemini ifa ettiği, yeminin kesin delil olduğu dikkate alınarak davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Davanın REDDİNE, 2-Kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Alınması gereken 732,00-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 645,53-TL harcın mahsubu ile bakiye 86,47-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 37.800,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, dava konusu miktar itibariyle kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/03/2026
Katip .... E-imzalıdır Hakim .....E-imzalıdır