İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/420 E. 2026/314 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/420
Karar No
2026/314
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/420 KARAR NO : 2026/314

DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 14/05/2025 KARAR TARİHİ : 26/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu ---- aleyhine müvekkili tarafından gerçekleştirilen sehven ödemeye ilişkin olarak ---- İcra Dairesi -----. Numaralı dosyası ile başlatılan takibe davalı borçlunun itirazı neticesinde icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin taşıma işi ile iştigal ettiğini davalı borçlu şirket arasında daha önceden bir ticari ilişkinin kurulmuş olduğunu, davalının borçlu olduğu ---- İcra Dairesi'nin ------ Sayılı dosyasından 06.12.2023 tarihinde gönderilen haciz ihbarnamesi gereği 12.12.2023 tarihinde ihbarnameye cevap verilerek 21.12.2023 tarihinde 242.104,74 TL ve 18.01.2024 tarihinde 247.724,43 TL ödeneceği belirtilmiştir. Birinci taksit bedelinin 21.12.2023 tarihinde icra dairesine ödendiğini ancak 21.12.2023 tarihinde davalının cari alacağı olan 242.104,74 TL tutar sehven mükerrer bir şekilde davalıya da ödendiğini, firma ile alternatif şekilde ödemenin müvekkiline iadesi için iletişime geçildiğini davalı firma tarafından ödeme tarihinin sürekli ötelenerek müvekkilinin sehven mükerrer gerçekleştirmiş olduğu 242.104,74 TL bedelin iade edilmediğini belirterek ------. İcra Müdürlüğünün -----. sayılı dosyasından başlatılan ilamsız icra takibindeki takip konusu faiz ve fertleri ile birlikte tüm borca karşı yaptığı haksız ve mesnetsiz itirazın 257.627,64 TL Asıl Alacak yönünden iptaline, ----. İcra Müdürlüğünün -----. sayılı dosyasından başlatılan ilamsız icra takibinin 257.627,64 TL tutarındaki asıl alacağın takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanarak devamına, takibe haksız ve kötü niyetli itiraz eden davalının takip konusu alacağın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, faiz, masraflar ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle; "Davacı ------ incelenen 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyit etmesi ve usulüne uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu; Davacı ------ incelenen defter ve kayıtlarına göre 18.01.2024 tarihinden itibaren ve icra takip tarihi itibariyle de davalıdan mükerrer ödenen 242.104,74 TL tutardan kaynaklanan 242.104,74 TL (iade) alacağının bulunduğu; Dava dosyasına sunulan gönderenin davacı ----- olan 21.12.2023 tarihli ----- dekontlarında; 242.104,74 TL tutarın 15:37:23'te davalı . -----, 242.104,74 TL tutarın 16:08:14'te ----- İcra Dairesine EFT havale gönderildiği; Davalının defter ve kayıtları üzerinde dava konusu alacağın olup olmadığının tespiti hususunda görevlendirilen SMMM bilirkişisi ----- 27.10.2025 tarihinde sunduğu ön raporunda, inceleme için talep edilen bilgi ve belgelerin davalı tarafça bilirkişiye sunulmamış olması nedeni ile dava konusu olaya ilişkin raporun düzenlenemediğini bildirdiği;" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.

DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava; mükerrer ödenen borcun ödenmesinden kaynaklı yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde; gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir. Öte yandan, Türk Borçlar Kanunu'nun 555. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe (tıpkı onun özel biçimlerinden biri niteliğindeki çek gibi), bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. (Havale kavramı hakkında geniş bilgi için -----sayılı kararı). Somut olayda; davacı taraf, davalının kendilerinden olan alacağına karşılık davalının borçlu olduğu ----- İcra Dairesinin ---- esas sayılı dosyasına usulüne uygun ödeme yaptıktan sonra sehven aynı ödeme miktarınca davalıya da ödeme gerçekleştirdiğini, bu nedenle mükerrer ödeme sebebiyle davalının sebepsiz zenginleştiğini belirterek paranın iadesini talep etmiştir. Davalı taraf dosya kapsamında cevap dilekçesi sunmadığı, duruşmalara iştirak etmediği, ticari defter ve kayıtlarını incelemek üzere ibraz etmediği anlaşılmıştır. Davacının iddiaları nazara alındığında ispat yükünün davacıda olduğu anlaşılmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. ----- dekontlarında, davacı ----- tarafından davalı ------- İban numaralı hesabına toplam tutarı 242.104,74 TL olan EFT havalesinin yapıldığının anlaşıldığı, bu havale tutarlarının davacı tarafından takip ve dava konusu edildiği, --- İcra Dairesinin ---- esas sayılı takip dosyasının ödeme emri incelendiğinde davalı ------ icra dosyasında borçlu olarak yer aldığı, davacı yan ise söz konusu icra dosyasına ödemede bulunduğu yine dosyaya sunulan dekonttan anlaşıldığı, böylece davacının aynı borç nedeniyle hem davalının borçlu olarak yer aldığı icra takip dosyasına hemde davalının kendisine ödeme yaptığının ortaya konulduğu, davalı yanın iş bu dava dosyası kapsamında cevap dilekçesi sunmadığı, ticari defter ve kayıtlarının incelemeye esas ibraz etmediği, davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde mükerrer ödemenin tespit edildiği bu haliyle davacının davasını ispatlamış olduğu vicdani kanaatiyle dava konusu edilen asıl alacak talebinin yerinde olduğu değerlendirmelerine varılmış ve talep doğrultusunda ödeme emrine yapılan itirazın asıl alacak üzerinden iptaline karar verilmiştir.Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu ------ Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir. Somut olayımızda asıl alacağın miktarının belli ve sabit olduğu taraf iddia ve banka dekontlarından anlaşılmakla mahkememizce söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilerek davalı yan asıl alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmiştir. Her ne kadar davacı yan takipte faiz talebinde bulunmuş ise de takip öncesi borçluyu temerrüde düşürdüğünü ispatlayamaması nedeniyle faize ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 323 sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 242.104,74 TL asıl alacak bakımından iptali ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından kabul edilen asıl alacak olan 242.104,74 TL üzerinden % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE, 3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 16.538,17 TL harçtan, dava açılırken peşin olarak alınan 3.111,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.426,67 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 3.111,50 TL peşin harç toplamı 3.726,90 TL ile 9.492,00 TL ( Bilirkişi ücreti, tebligat gideri, müzekkere gideri, dosya ücreti) olmak üzere toplam 13.218,90 TL yargılama giderinden davanın kabul 0,93 ve red 0,07 oranına göre hesaplanan 12.293,57 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan bir gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin kabul oranına göre 3.348,00 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin red oranına göre 252,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, 9-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 45.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/420, K. 2026/314, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-420-e-2026-314-k-ade97cd2958b