İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/362 E. 2026/226 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/362
- Karar No
- 2026/226
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/362 Esas KARAR NO : 2026/226 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/05/2025 KARAR TARİHİ : 04/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının kurye hizmeti sağlayan bir firma olduğunu, davalı ile uzun süredir ticari ilişki içerisinde olup, müvekkilinden kurye hizmeti satın aldığını, davaya konu olayda müvekkili firma davalı tarafa sağladığı kurye hizmetine istinaden, ... tarihinde ..., 31-10-2024 tarihinde ..., 31-10-2024 tarihinde ..., nolu faturaları kestiğini, ancak davalı bu peşin bedelli fatura karşılıklarının tamamını ödemediğini, buna istinaden ... 4. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosya üzerinden icra takibine geçildiğini, davalının işbu icra takibine hiçbir yasal dayanağı olmaksızın itiraz ettiğini, itiraz dilekçesinde borcunun bulunmadığını belirttiğini, davalı yan, borcunun olmadığını iddia etmekte ise de davalıya sistem üzerinden kesilen E-faturaların tamamını onayladığını, faturaların hiçbirine karşı yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunmadığını, davalının borcun olmadığına ilişkin haksız ve mesnetsiz itirazının reddi gerektiğini, davalı yan faiz türüne itiraz etmiş ise de işbu itirazlarının yersiz olduğunu, taraflar arasındaki işin ticari olduğunu, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/II. maddesi hükmünce davacı avans faizi talep etmesinde herhangi bir hukuku aykırılık söz konusu olmadığını, yapılan zorunlu arabuluculuk başvurusunda davalı tarafın alacakları ödemeyi reddettiğini, buna istinaden 21/03/2025 tarihinde anlaşmama son tutanağı tutulduğunu, hal böyle olunca işbu davanın açıldığını belirterek, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile, davalının ... 4. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile icra takibinin devamını, alacak likit olduğundan davalı aleyhine % 20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, tüm yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafın, söz konusu kurye hizmetlerini ifa ettiğini ileri sürmüşse de, müvekkili davalı şirketin kayıtlarında ve fiili işleyişinde bu hizmetlerin karşılığının olmadığının görüldüğünü, müvekkili şirkete gönderilen personel listeleri, teslim fişleri, puantaj kayıtları yahut teslim irsaliyeleri dosyaya sunulmadığını, hizmet ifa edilmediğinden, borç doğmadığını, müvekkili şirkete fatura içeriğinde belirtilen kurye hizmeti temin edilmemiş olup, söz konusu kurye hizmetinin temin edildiğini davacı taraf ispat etmekle yükümlü olduğunu, ispat külfetinin faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düştüğünü, alacaklı düzenlediği faturadaki malların yada hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerektiğini, fatura tek başına taraflar arasında ki akdi ilişkinin belgesi sayılamayacağını, davacı tarafça faturalarda belirtilen hizmet verilmeden, hizmetin faturaları gönderilmiş olup, davalı müvekkili tarafça da davacı ile aralarında süre gelen ticari ilişki güvenine dayanarak hizmetin verileceği inancı ile faturalara itiraz edilmediğini, faturaların davalı müvekkili tarafından “e-fatura sistemi” üzerinden görüntülenmesi, hizmetin gerçekten yerine getirildiğinin kabulü manasına gelmediğini, ancak tüm bunlara karşın faturalarda belirtilen hizmet müvekkile teslim edilmediği gibi haksız ve kötü niyetli olarak davacı tarafça müvekkili aleyhine icra takibine geçildiğini, davacı tarafça delil olarak belirtilen mail ve diğer yazışmalar müvekkili tarafından yazılmamış olup, taraflar arasında yapıldığı iddia edilen yazmışları da kabul etmediklerini, son olarak davacı taraf, 3095 sayılı Kanun’a dayanarak avans faizi talep ettiğini, ancak ortada muaccel, likit ve gerçekliği sabit bir alacak bulunmadığından faiz talebi de yersiz olduğunu, tüm bunlar uyarınca haksız davanın reddi ile takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, itirazın iptali davasıdır. Huzurdaki davada davacı taraf, davalıya kurye hizmeti verdiğini ve davalı tarafa sağladığı kurye hizmetine istinaden ; 30-09-2024 tarihinde ...-10-2024 tarihinde ..., 31-10-2024 tarihinde ..., numaralı faturaları düzenlediğini davalının bu faturalara istinaden borcunun bulunması sebebiyle davalı aleyhine ... 4. İcra Dairesi ... E.Sayılı Dosyası ile davalı taraf aleyhine icra takibi başlattıklarını davalının bu takibe itiraz etmesi sebebiyle itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı taraf fatura içeriğinde belirtilen kurye hizmeti temin edilmemiş olup, söz konusu kurye hizmetinin temin edildiğini davacı taraf ispat etmekle yükümlüdür diyerek davanın reddini talep etmiştir. ... 4.İcra Müdürlüğü ...E. sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı ...Şirketi , borçulunun dosyamız davalısı ... Şti. olduğu alacak kaleminin faturadan kaynaklı 72.410,41 TL cari hesap aqlacağı olduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz (YHGK 28.03.2018 tarih, ...Esas ve ... Karar sayılı ilamı). Huzurdaki davada taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında bir borç ilişkisi bulunduğu, cari hesap ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı yan cari hesap ilişkisine dayanmış ise de teknik olarak taraflar arasında açık hesap ilişkisi olduğu görülmüştür. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Somut olayda davacı taraf davalıdan alacağı olduğunu ve davalıya hizmet sunduğunu ispatlamak durumundadır. Dosya SMMM ve bilgisayar mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve bilirkişiler dosyaya sunduğu 11/02/2026 tarihli raporda; Davacı ... A.Ş.'nin 6102 sayılı Yeni TT. m.64/3 uyarınca tasdiki zorunlu defterlerini öngörülen süre içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerini yaptırdığı ve defterlerini HMK 222/2'ye uygun olarak tuttuğu; bu nedenle ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma ve ispat kuvvetine (6102 sayılı TTK'nun 64/3. maddesi ve 6103 sayılı TTK'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 13. maddesi) sahip olduğu, davacı ticari defterlerinin genel kabul görmüş muhasebe ilke ve kurallarına riayet ettiği, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Davacı tarafından, dava konusu faturalar Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlke ve Standartlarına uygun olarak defter kayıtlarına alınmıştır. ... Vergi Dairesi tarafından sunulan Davalı .... Şti.'nin 2024 yılı Karşılaştırmalı Alış Satış Analizi incelendiğinde; davalı firmanın 2024 yılında davacı firmadan 19 adet belge karşılığı KDV hariç 557.263,95 TL tutarında mal ve hizmet alışında bulunduğu, bu tutarın davacı defter ve kayıtları ile uyuştuğu ve dava konusu faturaları da kapsadığı görülmüştür. TTK md. 21/2 uyarınca "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. ". İşbu madde uyarınca davacının, faturaya ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı görülmüştür. Huzurdaki davada teknik olarak davacı kurya hizmeti veren bir firma olduğu, davalıda bu hizmeti alan taraftır. Taraflar arasındaki itilaf davalı davacının kestiği 3 faturaya itiraz ederek bu hizmeti almadığını belirtmektedir. Yapıla yerinde incelemede, bu 3 fatura içeriği ürünlerin teslimi ve müşterinin onaylaması sistem ve teamüllere gereği 3 gün içinde gerçekleşmek zorundadırlama sözleşmede böyle bir madde yok) . Gerçekleşmediği takdirde system otomatik olarak onaylıyor(teslimat yapıldığını teyit ediyor)( dosya içeriğindeki 511 kayıttan 128 tanesi bu şekilde otomatik olarak onaylanmıştır.) ve fatura ediyor. Bu hususta sistem loglarının güvenilirliği hususunda sistem logları zaman damgalı değil, sistem loglarının yani verilerde admin şifresi ile girildiğinde değişiklik yapmak mümkündür. Yani sistem logları değiştirilebiliniyor. Yaptığımız manual kontrolde davacının davalıya bu hizmeti verdiği görülmektedir. Bütün bu tespitler birlikte değerlendirildiğinde davacı ... A.Ş.'nin Davalı ... Ltd. Şti'den takip tarihi itibari ile 72.410,41 TL alacaklı olduğu kanaat ve sonucuna varılmıştır. Şeklinde rapor ibraz etmiştir. HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. ...K. ... sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir. Bilgisayar mühendisince ve SMMM bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde davalı... Ltd. Şti.'nin 2024 yılı karşılaştırmalı Alış Satış Analizi incelendiğinde; davalı firmanın 2024 yılında davacı firmadan 19 adet belge karşılığı KDV hariç 557.263,95 TL tutarında mal ve hizmet alışında bulunduğu, bu tutarın davacı defter ve kayıtları ile uyuştuğu ve dava konusu faturaları da kapsadığının görülmesi karşısında davalının hizmet almadığına ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığı ve davalının davacıdan hizmet alarak bu hizmet karşılığı davacının düzenlemiş olduğu faturalara konu hizmet satışını davalının hizmet alış beyannamesine işlediği anlaşılmıştır. TTK md. 21/2 uyarınca "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. " davalı tarafın almış olduğu hizmet karşılığında davacının kendisine düzenlediği faturalara süresi içerisinde herhangi bir itirazının bulunmadığı bilirkişilerce tespit edilmiştir. Davalının davacıdan almış olduğu hizmet karşılığı davacının kendisine düzenlediği faturaları BA beyannamesine işlemesi, faturalara süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunmaması ve bilirkişilerce yapılan incelemede davalının hizmet karşılığı davacıya takip tarihi itibari ile 72.410,41 TL borçlu olduğunun anlaşılması karşısında davanın kabulü ile, davalının ... 4.icra müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin 72.040,41 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 72.040,41 TL'ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına, alacak likit olmasına rağmen davalı tarafın takibe itiraz etmiş olması sebebiyle %20 oranındaki 14.408,08 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile, Davalının ... 4.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının İPTALİNE, takibin 72.040,41 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 72.040,41 TL'ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına, %20 oranındaki 14.408,08 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 4.921,08-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 874,54-TL harcın mahsup edilerek bakiye 4.046,54-TL harcın davalıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 874,54-TL peşin harcın ve 615,40-TL başvurma harcı toplamı 1.489,94 TL'nin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere masraflarından oluşan toplam 14.140,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 6-Arabuluculuk gideri olan 4.600,00TLnin davalıdan tahsil edilerek haziye irat kaydına, 7-HMK 333 maddesi gereğince bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı diğer tarafın yokluğunda tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/03/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır