İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/391 E. 2026/132 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/391
- Karar No
- 2026/132
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/391 KARAR NO : 2026/132
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/05/2025 KARAR TARİHİ : 11/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; Davalı tarafından müvekkileri aleyhine; ---- İcra Müdürlüğü'nün ----., (Takibin dayanağı:-----Şubesi'ne ait 500.000-TL meblağlı, 15.12.2024 tarihli ----- numaralı çek), ---- İcra Müdürlüğü'nün ---., (Takibin dayanağı: -----Şubesi'ne ait 400.000-TL meblağlı, 31.12.2024 tarihli ----- numaralı çek) ----- İcra Müdürlüğü'nün ----, (Takibin dayanağı: ------Şubesi'ne ait 600.000-TL meblağlı, 15.01.2025 tarihli ---- numaralı çek)----- İcra Müdürlüğü'nün ----- (Takibin dayanağı:-----Şubesi'ne ait 500.000-TL meblağlı, 15.01.2025 tarihli ------ numaralı çek) sayılı dosyalar kapsamında icra takibi başlatıldığını, ayrıca davalı tarafından icra takiplerinden herhangi birine konu edilmemesine karşın ----Şubesi'ne ait 300.000-TL meblağlı, 31.01.2025 tarihli ---- numaralı çekin de davalının elinde olduğu düşünüldüğünü, ancak bahsi geçen icra takipleri ve icra takibine henüz konu edilmeyen çek hakkında müvekkillerinin herhangi bir borcu bulunmadığını, bu kapsamda öncelikle dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğunu, ---- Arabuluculuk Bürosu'nun --- Başvuru numaralı, ----Arabuluculuk numaralı dosyası kapsamında yapılan görüşmeler neticesinde anlaşma sağlanamadığını, İcra takibe konu edilen ve henüz takibe konu edilmeyen çek hakkında müvekkillerinin herhangi bir borcu bulunmadığını, ilgili çekler müvekkillerinin yetkilisi olduğu---arasında akdedilen sözleşme kapsamında --- teslim edildiğini, ancak çeklerin arkasında --- cirosu olmadan çekler davalının eline geçtiğini, müvekilleri ile davalı arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, bu çeklerin davalının eline nasıl geçtiği bilinmediğini, İcra takibine konu edilen ve henüz takibe konu edilmeyen çek hakkında müvekkillerinin herhangi bir borcu bulunmadığını, ilgili çekler müvekkilinin yetkilisi olduğu ----. İle dava dışı ------ arasında akdedilen 14.03.2024 tarihli Satış Sözleşmesi kapsamında ---- teslim edildiğini, ilgili çeklerin arka yüzünde ilk ciro müvekkili ---- olduğunu, bir sonraki ciro ise davalıya ait olduğunu, davalının bu çekleri bankaya ibraz etmediğini, buna karşın sözleşme ve teslim tutanağı kapsamında çeklerde müvekkilinin cirosundan sonra dava dışı ----- cirosunun olması ve çeklerin ---- elinde olması gerektiğini, çeklerin ciro silsilesinden, müvekkili ----- bu çekleri davalıya vermiş olduğu gibi gözükse de, bu durumun kabulü mümkün olmamakla beraber müvekkilleri ile davalı arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, bu çeklerin davalının eline nasıl geçtiği bilinmediğini, şayet bu çekler; dava dışı ------ tarafından davalıya herhangi bir alacak-verecek ilişkisi kapsamında verilseydi, çeklerin arka yüzünde önce ------ cirosu, akabinde de davalının cirosunun bulunması gerekirdi. Buna karşın çeklerde ----- cirosu bulunmadığını, bu nedenlerle dava konusu edilen icra takiplerine konu edilen çeklerden ve henüz takibe konu edilmeyen --- Şubesi'ne ait 31.01.2025 tarih ---- numaralı 300.000,00-TL bedelli çekten dolayı müvekkillerinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, Dava konusu icra takiplerine konu edilen ve henüz icra takibine konu edilmeyen çekte ciro silsilesinin bozuk olduğunu, bu nedenle davalının cirosunun geçersiz olduğu, dolayısıyla davalının çeklerde yetkili hamil olmadığını, dava konusu icra takiplerine konu edilen çekler ve henüz icra takibine konu edilmeyen ---- Şubesi'ne ait 31.01.2025 tarih ----- numaralı 300.000,00-TL bedelli çekte ciro silsilesinin bozuk olduğunu, ilgili çekler müvekkili -----tarafından dava dışı ----- teslim edildiğini, ancak buna karşın ilgili çeklerin arka kısmında dava dışı ----- cirosu bulunmadığını, bunun yerine davalının cirosu bulunmadığını, bu nedenlerle davaya konu edilen çeklerde; müvekkili ---- sonraki cirolar geçersiz olduğu, dolayısıyla davalının da cirosunun geçersiz olduğu ve çeklerde yetkili hamil olmadığını, açıklanan nedenlerle ; Öncelikle huzurdaki dava sonuçlanıncaya kadar müvekkillerin telafisi mümkün olmayan zararlar görmemesi ve haksız haciz tehdidi altında kalmaması açısından, -----Esas sayılı dosyaların yargılama neticeleninceye dek durdurulmasına ve henüz takibe konu edilmeyen ----- Şubesi'ne ait 31.01.2025 tarih ------- numaralı 300.000,00-TL bedelli çekin takibe konulamamasına ilişkin olarak teminatsız bir şekilde İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİNE, davanın KABULÜ ile -----İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı dosyalarından, ilgili takibe konu edilen çeklerden ve henüz takibe konu edilmeyen -------numaralı 300.000,00-TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının TESPİTİNE, Müvekkilleri aleyhine başlatılan icra takiplerinin haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davalı aleyhine icra takiplerine konu edilen asıl alacakların toplamının %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi özetle ; Çeklerin müvekkiline geçişi hukuka uygun olduğunu, taraflar arasında meşru devir söz konusu olduğunu, davacı tarafın dilekçesinde de kabul ettiği üzere, çekler öncelikle dava dışı ---- teslim edildiğini, müvekkili ---- ise dava dışı ----- uzun yıllardır yanında çalışan, Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmiş sigortalı işçisi olduğunu, aynı zamanda aralarında akrabalık ilişkisi de bulunan bu kişilerin uzun süredir devam eden iş ilişkisi sebebiyle aralarında güvene dayalı bir bağ oluştuğunu, bu güven ilişkisi kapsamında, --- söz konusu çekleri günü geldiğinde ibraz edilerek tahsil edilmesi amacıyla müvekkili -----’a teslim ettiğini, bu devir işlemi, çekin zilyetliğinin ve alacak hakkının hukuka uygun olarak el değiştirmesini ifade etmekte olup, TTK m.683 anlamında beyaz ciro kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin SGK kayıtları incelendiğinde dava dışı ------ ile aralarındaki işçi-işveren ilişkisi açıkça görülebileceğini, çekler davacı tarafından beyaz ciro yapılarak dava dışı ----’a teslim edildiğini, ----- ise bu çekleri herhangi bir ciro işlemi yapmaksızın, sadece müvekkili ------teslim ettiğini, bu durum, Türk Ticaret Kanunu m.683 ve devamı hükümleri gereğince, beyaz ciro ile devralınmış bir kambiyo senedinin zilyetliğinin geçirilmesi suretiyle meşru devrini oluştuğunu, müvekkili, bu işlemle geçerli şekilde hak sahibi olmuş ve kambiyo senedinden doğan tüm hakları haiz hale geldiğini, dolayısıyla, davacı tarafın ciro zincirinde kopukluk bulunduğu yönündeki iddiası, TTK hükümleriyle hem de somut olayın gerçekliğiyle bağdaşmadığını, hukuki dayanaktan tamamen yoksun olduğunu, çeklerin karşılıksız çıktığını, bankaya ibraz edildiğini, icra takipleri yapıldığını ve karşılıksız çeklere ilişkin şikayet yoluna başvurulduğunu, davacı taraf, dava dışı ----- ile yapmış olduğu sözleşme kapsamında birtakım edimler üstlenmiş, bu kapsamda ödeme aracı olarak çeşitli vadelerde çekler düzenleyip ----’a teslim ettiğini, çeklerin arkasına beyaz ciro atıldığını, çekler bu haliyle ------’un zilyetliğine geçtiğini, daha sonra ------bu çekleri müvekkiline teslim ettiğini, bu teslim, Türk Ticaret Kanunu’nun m.683 ve devamı hükümleri uyarınca geçerli bir beyaz ciro devri olduğunu, davacı taraf, düzenleyeni olduğu bu çeklerin üzerinde yazılı vadeleri bilerek ve taahhüt ederek çekleri düzenlemiş olup, vade tarihinde hesaplarında bu çek bedellerine karşılık gelecek meblağların bulunacağını taahhüt ettiğini, ancak müvekkili ----- tarafından, çeklerin üzerinde yazılı vadelerde bankalara ibraz edilen tüm çekler karşılıksız çıktığını, bankalarca "karşılıksızdır" şerhi düşülmesi üzerine müvekkiline banka sorumluluk bedellerinin ödenmesi sonrası çekler tekrar teslim edildiğini, bu aşamadan sonra müvekkili tarafından söz konusu çekler için ayrı ayrı icra takipleri başlatılmış olup aynı zamanda 5941 sayılı Çek Kanunu kapsamında karşılıksız çek keşide etme suçu yönünden de şikayette bulunulduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacının kendisine dayanak yaptığı asıl borç ilişkisi kapsamında çeklerin bir an için dava dışı ----- elinde olduğu varsayılsa dahi, davacı, vadeleri kendisi tarafından belirlenmiş bu çekler için gerekli meblağları hesabında hazır bulundurmamış, böylece ifa taahhüdünü yerine getirmediğini, davacı taraf bu çeklerin karşılıksız çıkmasından dolayı sorumlu olduğunu, davacı taraf, müvekkiline doğrudan borçlu olmadığını iddia ettiğini, ancak, borçlu olduğunu kabul ettiği ---- karşı da herhangi bir ödeme yaptığına dair ne bir dekont, ne bir makbuz, ne başka bir çek ya da ödeme aracı, ne de başka bir belge ibraz etmediğini, davacının ileri sürdüğü sözleşmeye bağlı ekonomik yükümlülüklerini yerine getirdiğine dair en ufak bir somut belgeye dayanmadığı, davacı tarafın herhangi bir ödeme yapmaksızın sorumluluktan kurtulmak adına menfi tespit davası açtığını, icra takiplerini durdurmaya ve müvekkilinin yasal tahsilat hakkını engellemeye çalıştığını, davacının bu davayı tamamen süreci uzatmak ve ödeme yükümlülüğünden kaçınmak amacıyla açtığını, davranışının kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davanın tümden reddi gerektiği gibi, ayrıca davacı aleyhine kötü niyet tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini, Davacı tarafın çeklerin dava dışı ---- verilmiş olması gerekçesiyle müvekkili ----- borçlu olmadığını iddia ettiğini, ancak bilindiği üzere, Türk Ticaret Kanunu uygulanmasında çeke dayalı borç ilişkisi, temel (asli) borç ilişkilerinden bağımsız ve soyut (mücerret) bir nitelik taşıdığını, bu tür kambiyo senetlerinde alacak hakkı, senedin düzenlenmesi ile doğar ve temel borç ilişkisinden bağımsız hale geldiğini, çekin üçüncü kişilere devredilmesi halinde bu soyutluk daha da kesinlik kazanacağını, TTK m.683-687 hükümleri çerçevesinde, emre yazılı çekler ciro edilerek devredildiğini, ciro; ya tam ciro (ad belirtilerek) ya da beyaz ciro (yalnızca imza ile) şeklinde yapılacağını, beyaz ciro ile devralınan bir çek, hamiline geçmiş sayılır ve hamilin, kambiyo senedinden doğan alacak hakkı, senet metninden doğrudan kaynaklandığını, bu durumda, çeklerin arkasında yer alan temel borç ilişkisinin varlığı veya geçerliliği, senedin mündemiç hakkını etkilemeyeceğini, davacı, borcun bulunmadığını ileri sürüyorsa, bu iddiasını güçlü ve somut delillerle ispat yükü altında olduğunu, oysa somut olayda, davacı tarafça ne yazılı bir belge ibraz edilmiş ne de ödemeye ilişkin herhangi bir bilgi sunulmadığını, bu itibarla, davacı tarafın sözde bir temel borç ilişkisine dayanarak menfi tespit talebinde bulunması, soyutluk ve güven ilkelerine açıkça aykırı olduğunu, kambiyo senetleriyle ilgili olarak uygulamadaki yerleşik ilkelere göre, senedin bedelsiz verildiğine ilişkin savunma ispat edilmedikçe senet geçerliliğini koruduğunu, bedel kaydının eksik olması veya senedin teminat amacıyla verilmiş olması da çekin icra takibine konu edilmesine engel teşkil etmeyeceğini, ayrıca iyiniyetli üçüncü kişilere karşı temel ilişkiye dayalı defi ve itirazlar ileri sürülemeyeceğini, müvekkili ----- çekleri beyaz ciro ile devralmış ve yasal haklarını kullandığını, bu bağlamda davacının salt temel ilişkiye dayanarak müvekkilinin takip hakkını kısıtlamaya çalışması kötü niyetli olduğunu, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ayrıca menfi tespit davası açılabilmesi için HMK m.106 anlamında korunmaya değer, güncel bir hukuki yararın varlığı zorunlu olduğunu, somut olayda davacı tarafın ihtiyati tedbir talebi Mahkemece reddedildiği ve icra takipleri halen devam ettiğini, davacı tarafından ne müvekkiline ne de dava dışı----- yönelik herhangi bir ödeme yapılmadığını, borç ifa edilmediğini, bu durumda, davacının korunmaya değer hukuki yararının mevcut olmadığı ve yalnızca icra takibini engellemek, tahsil sürecini sürüncemede bırakmak amacıyla bu davayı açtığını, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın açtığı menfi tespit davası kötü niyetli bir davadır ve hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığını, bu nedenle davanın tümden reddi ile birlikte, HMK m.329 gereğince kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Dava ; ------ numaralı 300.000 TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek, kanıtlar toplanmak suretiyle sonuçlandırılmıştır. Bu itibarla toplanan deliller, tarafların iddia ve savunmaları, takip dosyaları hep birlikte değerlendirildiğinde;----- İcra Müdürlüğü'nün -----sayılı icra takibinde alacaklı ---- tarafından borçlu -----aleyhine 15.01.2025 vade tarihli ----- seri nolu 500.000 TL bedelli çekin takibe dayanak yapılarak asıl alacak ve ferileriyle birlikte 541.937,34 TL alacağın tahsili için takibe başlandığı, ödeme emrinin borçlu ---- 24.01.2025 tarihinde, borçlu --- 25.01.2025 tarihinde tebliğ edildiği, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.----- aleyhine 31.12.2024 vade tarihli ------ seri nolu 400.000 TL bedelli çekin takibe dayanak yapılarak asıl alacak ve ferileriyle birlikte 433.084,06 TL alacağın tahsili için takibe başlandığı, ödeme emrinin borçlu ---- 11.01.2025 tarihinde, borçlu------ ise 13.01.2025 tarihinde tebliğ edildiği, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. ----. İcra Müdürlüğü'nün ---- sayılı icra takibinde alacaklı ----- tarafından borçlu ----- aleyhine 15.01.2025 vade tarihli ----- seri nolu 600.000 TL bedelli çekin takibe dayanak yapılarak asıl alacak ve ferileriyle birlikte 652.372,27 TL alacağın tahsili için takibe başlandığı, ödeme emrinin borçlu ---- vekiline 29.03.2025 tarihinde, borçlu ------- ise 25.01.2025 tarihinde tebliğ edildiği, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.------seri nolu 500.000 TL bedelli çekin takibe dayanak yapılarak asıl alacak ve ferileriyle birlikte 542.720,81 TL alacağın tahsili için takibe başlandığı, ödeme emrinin borçlu ------ ise 23.12.2024 tarihinde tebliğ edildiği, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacıların dava konusu çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarını iş bu çeklerin davacı ---- yetkilisi olduğu, dava dışı ----- arasında düzenlenen " taşınmaz satış sözleşmesi " nedeniyle ----- verildiğini, ancak ----- cirosu olmadan davalının eline geçtiğini, davalı ile davacılar arasında ticari ilişki olmadığını belirterek davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, ----- seri nolu 400.000 TL bedelli çekin keşidecisinin---- isim ve imzasının olduğu, ----- seri nolu 500.000 TL bedelli çekin keşidecisinin ----- isim ve imzasının olduğu, Dava tarihi itibariyle takibe konu edilmeyen-----Şubesi'ne ait 31.01.2025 vade tarihli ------ seri nolu 300.000 TL bedelli çekinde keşidecisinin -----Olduğu, lehtarın ----- olduğu ilk cironun ----- ait olduğu, ---- sonra ------- isim ve imzasının olduğu görülmüştür. TTK 683. Madde hükümlerine göre ; lehine ciro yapılan kişinin adına yer verilmeyen ciro " beyaz ciro " olarak isimlendirilir, bonoyu beyaz ciro ile iktisap eden hamil yeniden devretmek isterse ceşitli olanaklara sahiptir. T.T.K. 684/2 madde hükümlerinde ; " Ciro beyaz ciro ise hamil; a) Ciroyu kendi adına veya diğer bir kişi adına doldurabilir, b) Poliçeyi yeniden beyaz olarak veya diğer belirli bir kişiye tekrar ciro edebilir, c) Beyaz ciroyu doldurmaksızın ve poliçeyi tekrar ciro etmeksizin poliçeyi başka bir kişiye verebilir. " buna göre hamil beyaz ciroyu kendi adına doldurabilir ve ardından tekrar devrederken bir tam veya beyaz ciro yapabilir veya poliçeyi tekrar ciro etmeksizin başka bir kişiye verebilir. Bu açıklamalar ışığında dava konusu çeklerin beyaz ciro ile dava dışı ----- geçtiği, buradan da davalıya geçtiği, davacıların iddiasının aksine ciro silsilesinde bir bozukluk olmadığı, davalının meşru hamil olduğu, davacının ciro silsilesinin bozuk olduğu iddiasını kanıtlayamadığı belirlenmiştir. Davacının davalıya borçlu olmadığı iddiası yönünden ise ; davacıların dava konusu çeklerin ---- satıcı,-----alıcı olduğu 14.03.2024 tarihli sözleşme kapsamında verildiğini belirttiği ancak çeklerin sözleşmede açıkça belirtilmediği, davacı ------ sözleşmenin tarafı olmadığı fakat davalının dava konusu çeklerin tahsili amacıyla kendisine verildiğini kabul ettiği, tahsil cirosunun mutlaka tam ciro şeklinde yapılması gerektiği yolunda kanunda bir hüküm bulunmadığı, davacının asıl ilişki kapsamında ödeme iddiasında bulunmadığı, davalıya borçlu olmadığı iddiasında bulunduğu, kural olarak kambiyo senetleri illetten mücerret olup, borç ikrarını içeren senettir, bu nedenle ispat yükü davacılarda olup davacı keşideci -----. ve lehtar ciranta ------ dava konusu çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının yazılı belge ile ispatlayamadıkları görülmekle, yemin delilini kullanıp kullanmayacakları mahkememizce hatırlatılmış ve davacılar tarafından teklif edilen yemin davalı tarafından ede edildiği, davacılardan ------ dava konusu çekler ve takip dosyalarında taraf olmadığı dolayısıyla iş bu davada aktif husumetlerinin bulunmadığı belirlenmekle iş bu davacı yönünden açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacılar ----- tarafından açılan davanın kanıtlanamadığından reddine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere : 1-Davacı------ tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Davacı ------Tarafından açılan davanın kanıtlanamadığından REDDİNE, Davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine, 2-HARÇLAR Alınması gerekli 732,00 TL harcın davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan 42.183,39 TL harçtan mahsubu ile, fazla yatırılan 41.451,39 TL harcın karar kesinleştikten sonra talep halinde davacılara iadesine, 3-VEKALET ÜCRETİ a-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı vekili için takdir olunan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı------ alınarak davalıya verilmesine, b-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı vekili için taktir olunan 363.114,88 TL nispi vekalet ücretinin davacılar ----- alınarak davalıya verilmesine, 4-ARABULUCULUK ÜCRETİ 6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesi gereği Arabuluculuk sürecinde düzenlenmiş sarf kararında yer alan 4.700,00 TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-YARGILAMA GİDERLERİ a-Davacılar tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, b-Davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, c-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,Dair, davacı vekili ve davalı asil ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ----- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.