İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/386 E. 2025/1051 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/386
- Karar No
- 2025/1051
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/386 Esas KARAR NO : 2025/1051 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/04/2025 KARAR TARİHİ : 25/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı... Sigorta A.Ş.'ye... davalı poliçe numarası ile sigortalı bulunan ... plaka sayılı araç davalı poliçe numarası ile sigortalı bulunan 26/02/2025 tarihinde müvekkilinin ...plakalı aracına çarptığını ve maddi hasarlı trafik kazasının gerçekleştiğini, işbu kaza tutanak altına alınıp imzalandığını, müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybı için davalı sigorta şirketine tarafımızca başvuruluğunu, sigorta şirketi tarafından 19/03/2025 tarihinde 45.000,00-TL ödeme yapıldığını, yapılan ödeme müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybını karşılamadığını, ayrıca aracın ticari araç olduğunu, dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve anlaşmanın sağlanamadığını belirterek alacak belirli hale geldiğinde artırılmak kaydıyla sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere 100.00-TL değer kaybı tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde ... poliçe numaralı trafik sigorta poliçesi ile 21/10/2024 -21/10/2025 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı maddi zararlara ilişkin teminat limiti kaza tarihi itibariyle araç başına 300.000,00-TL davacı aracını tamir ettirmiş ve kasko şirketi ödenen bedeli müvekkili şirket tarafından davacıya tedarikçi firmaya servise 2025 yılı Mart aylarında ve farklı zamanlarda olmak üzere toplamda121.169,66-TL ödendiğini, davacı vekiline değer kaybı için 19/03/2025 tarihinde 45.000,00-TL ödendiğini, tazminata hükmedilmesi halinde ödenen tutarların poliçe limiti tenzilinin gerektiğini, poliçe limitini bildirmemizin davayı ve iddiaları kabul anlamında olmadığını, davacının dava yoluna gitmeden önce dava şartı olan müvekkili şirkete başvuru şartını yerine getirmiş olmasının gerektiğini, davacı tarafın usulüne uygun başvuru yapmadığından öncelikle davanın usulden reddinin gerektiğini, huzurdaki dava kısmi dava olarak açıldığından ve dava konusu edilmeyen tutar yönünden zamanaşımının işlemeye devam edeceğinden ıslah yapılması halinde süresinin dikkate alınmasının gerektiğini, müvekkili sigorta şirketi tarafından, davaya konu araç için gerçek zarar ilkesine göre reel değer kaybı tazminatının ödendiğini, davacıya karşı bakiye tazminat ödeme borcunun kalmadığını, 18/03/2025 tarihli araz piyasa değerlendirilme analizi ekspertiz raporundan da görüleceği üzere davacının aracından meydana gelen reel değer kaybı tazmin edildiğini, müvekkili şirket tarafından araçta oluşan değer kaybı için 19/03/2025 tarihinde 45.000-TL değer kaybı tazminatı ödendiğini, başvuru konusu kaza kapsamında zararın karşılanmış olması sebebiyle davanın reddinin gerektiğini belirterek davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, 26/02/2025 tarihli trafik kazası sonucu değer kaybı bedeli tazminatı istemine ilişkindir. Davacı 26/02/2025 tarihli trafik kazasında ...plakalı aracın işleteni olup, davalı ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyendir. KTK' nın 97. Maddesi gereği başvuru şartı incelendiğinde dava dilekçesinin ekinde yer alan belgeye (e-mail) göre davacı tarafından davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu, sigorta şirketi tarafından hasar dosyasının açıldığı ve 19/03/2025 tarihinde 45.000,00 TL değer kaybı ödemesi yapıldığı görülmüştür. Dava açıkça belirsiz alacak davası olarak ikame edilmemiş olması halinde dahi; İzmir BAM.... H.D.' nin ... Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; "6100 Sayılı HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi hükmüne göre, belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Dava dilekçesinin istem kısmında, davanın açıkça belirsiz davası olarak açıldığının belirtilmemiş olması, açılan davanın kısmi dava olduğunun kabulü için yeterli olmayıp, dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirilerek, davanın niteliği belirlenmelidir. Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davası olup davacının tazminat miktarının ancak rapor alındığında belirlenebilecek olması dikkate alındığında davanın belirsiz alacak davası olduğu kanaatine varılmıştır. (Yargıtay HGK 24.02.2022 tarih ve 2019/11-220 E. - 2022/376 K. sayılı ilamı) " davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının kabulü gerekmiştir. Zamanaşımı defi değerlendirildiğinde; 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Davaya konu trafik kazası 26/02/2025 tarihinde meydana gelmiş, olayın, maddi hasarlı trafik kazası olması nedeniyle, uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Bu itibarla, davaya konu talepler yönünden 2 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olup, dava dilekçesine konu edilen maddi tazminat taleplerinin, 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Kaza tarihinin 26/02/2025, davalı tarafından yapılan ödeme tarihinin19/03/2025, dava tarihinin 29/04/2025 olduğu görüldüğünden davaya konu tazminatın 2 yıllık süre içerisinde talep edildiği görülmüştür. Davalının sorumluluğu değerlendirildiğinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesine göre “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”. Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3 maddesinde de “sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür." şeklinde sigorta şirketin sorumluluğunun kapsamı ifade edilmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası motorlu bir aracın kara yolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Kazaya karışan... plakalı araç 21.10.2024-2025 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk trafik sigortası ile davalıya sigortalıdır. Kaza 26/02/2025 tarihinde meydana gelmiş olup, risk periyodu içerisinde olduğundan davacının talep ettiği değer kaybı bedelinden dava dışı araç sürücüsünün kusuru oranında sigorta şirketi sorumlu olacaktır (Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD'sinin 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. ). TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce bilirkişiden davacının maliki olduğu aracın tramer kaydı da celp edilerek kusur ve değer kaybı bedelinin belirlenmesi için rapor aldırılmıştır. Bilirkişi heyetinden alınan 20/10/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "Dava konusu aracın 585.000,00-TL olarak belirlenen kaza öncesi rayiç değerine göre ve kaza sonrası belirlenen 520.000,00-TL rayiç değerine ve Yargıtay 17 HD'sinin gerçek zarar ile ilgili "gerçek zarar ve değer kaybının; aracın kaza öncesi rayici ile (585.000,00-TL), onarım sonrası rayiç değeri (520.000,00-TL) arasındaki farktır" kararları göz önüne alındığında, hasarın TRAMER kayıtlarında görüleceği sebebiyle, aracın piyasa koşullarında değer kaybının 65.000,00-TL olabileceği, ANCAK davalı ZMMS sigorta şirketinin 19.03.2025 tarihinde davacı tarafa 45.000,00-TL değer kaybı ödemesi yapması nedeniyle ödenen bu miktar düşülmesi durumunda bakiye kaybı farkının 20.000,00-TL olabileceği görüş kanaat ve tespitine varıldığı, KUSUR YÖNÜNDEN; *... plaka sayılı araç sürücüsü...'ın kazanın oluşumundan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununu 52/bve 47/d maddesinde belirtilen kuralları ihlal ettiği, kazanın oluşumunda %100 oranında ASLİ VE TAM KUSURLU olduğu, *Davacının maliki olduğu... plaka sayılı araç sürücüsü... 'ın kazanın oluşumunda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun ihlal eden bir davranış tespit edilmediğinden dolayı atfı kabil kusurunun olmadığı, DEĞER KAYBI YÖNÜNDEN; *... plaka sayılı aracın 2. el satışı esnasında değer kaybı bedelinin 65.000,00-TL olduğu,ANCAK davalı ZMMS sigorta şirketinin 19.03.2025 tarihinde davacı tarafa 45.000,00-TL değer kaybı ödemesi yapması nedeniyle,ödenen bu miktar düşülmesi durumunda bakiye değer kaybının farkının 20.000,00-TL olduğu görüş ve kanaat ve tespitine varıldığı"şeklinde rapor sundukları görülmüştür. Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile değer kaybı tazminatı için 100.00-TL talep ettiği 19.900,00-TL artırarak 20.000,00-TL ücretin değer kaybı tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Bilirkişi tarafından değer kaybına ilişkin hesaplama; trafik kazası sebebiyle davacının malik olduğu araçta oluşan değer kaybının aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları ile önceki hasarları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki farka göre değerlendirme yapıldığından itiraz mahkememizce kabul edilmemiştir. Kaldı ki 6704 sayılı yasayla değişik 2918 sayılı KTK nun 90.maddesinde yer alan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olan hükümlerinden tarafı olmadığı zmms sözleşmesindeki şartların davacı açısından bağlayıcı olmaması ve Anayasa Mahkemesi'nin nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre 6704 Sayılı Kanunun 3.maddesiyle değiştirilen 90. maddesinin birinci cümlesinde yeralan “ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yeralan “ve genel şartlarda ’’ ibaresinin iptal edilmiş olması sebebiyle uygulanmayacağından hükme esas alınmıştır. Mahkememize sunulan bilirkişi raporu, açıkça itiraza uğramayan ve sürücülerin imzalarını taşıyan kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğundan kusura ilişkin değerlendirme hükme esas alınmıştır. Tüm bu nedenler ile;26/02/2025 tarihli çift taraflı trafik kazasında...plakalı aracın sigorta şirketi dava dışı sürücünün kusuru oranında sorumlu olacağından, dava dışı sürücünün tam kusurlu olduğu ve davacının maliki olduğu araçta mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuna göre 65.000,00 TL değer kaybının bulunduğu, dava tarihinden önce davalı sigorta şirketi tarafından 45.000,00 TL ödemenin yapıldığı görülmekle karşılanmayan bakiye tazminat bedeli yönünden davanın kabulüne, kabul edilen maddi tazminat kalemine davalı sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda temerrüte düşeceğinden bu tarihinden itibaren zarar veren araç ticari olmadığından yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Arabuluculuk ücreti yönünden; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar, sayılı ilamı aynı doğrultudadır.) Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davacı tarafça karşılanması gerekmektir (İzmir BAM 20. H.D. 2024/762 Esas, 2024/687 Karar, Yargıtay 4. H.D. 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar ). HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; -20.000,00 TL değer kaybı tazminatının davalı sigorta şirketinden (bakiye kalan 133.830,34 TL poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 18/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 1.366,20 TL karar ve ilam harcının yatan 965,40 TL peşin harç ve tamamlama harcından mahsubu ile eksik kalan 400,80 TL' nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 4-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 965,40 TL peşin harç, 615,40 TL başvurma harcı, 110,00 TL posta ve diğer giderler ile 11.000,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 12.690,8 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 20.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 4.700,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına, 7-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/11/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır