İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/373 E. 2026/130 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/373
Karar No
2026/130
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/373 Esas KARAR NO : 2026/130

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/05/2025 KARAR TARİHİ : 18/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı ile davacı müvekkil şirket arasında internet tabanlı pazarlama teknolojilerine(ınsıder uygulamaları) ilişkin abonelik sözleşmesi bulunmakta olup davalı şirket sözleşme bedelini ödemediği; davalıya ait ... alan adlı internet sitesinde de bu hizmetin sağlanması hususunda 14/10/2023 başlangıç ve 30/11/2026 bitiş tarihli ... Abonelik Sözleşmesi imzalandığı; Sözleşmenin 14/10/2023 tarihinden itibaren 36 (otuzaltı) ay geçerli olacak şekilde imzalandığı; sözleşme kapsamında Müvekkil Şirketin, ... Uygulamaları hizmetini sağlayacağı, Davalı Şirketin de bu süre boyunca kullanım bedeli olarak aylık KDV hariç 46,913-TL ödeyeceği hüküm altına alındığı; taraflar arasında ayrıca "... aboneliği" yapıldığı, sözleşmenin 14/10/2023 ile 30/11/2024 tarihleri arasında 12 aylık olacak şekilde 192,250-TL bedel üzerinden geçerli olacağı; davalı/borçlu sözleşmeye aykırı olarak müvekkilimin sözleşme gereği üstlendiği edimi ifa etmesini engellediği, karşı fatura kesmek suretiyle faturaları sözleşmeye aykırı olarak iade ettiği; sözleşmenin yine sözleşmede yer alan haklı fesih sebepleri olmaksızın faturaları iade etmek suretiyle tek taraflı olarak feshedilmesi hukuken mümkün ve geçerli olmadığı; sözleşmenin fesihe ilişkin hükmü amir olup, davalı tarafın faturaları iade etmek suretiyle haksız nedenlerle tek taraflı sözleşmeyi feshetmesi sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğu; sözleşmenin aynı maddesinde düzenlenen sebepsiz fesih maddesi uyarınca da haklı sebep olmaksızın davalı şirketin sözleşmeyi feshi mümkün olmadığı; sözleşme uyarınca ınsıder ürünleri entegrasyon süreci davalı şirkete ait olup, davalının işbu hususa aykırı şekildeki iddia ve beyanları hukuka ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu; ... ürünlerinin entegrasyonu hem sözleşme hem de ürünün doğası sebebiyle davalı şirketin ilgili ekipleri tarafından gerçekleştirildiği; müvekkil şirketin entegrasyon sürecine ilişkin sorumluluğu ilgili kurulum dokümantasyonlarını sağlamak, gerekli kurulum yönlendirmelerinde bulunmak ve uygulamalarla ilgili temel eğitimleri vermekten ibaret olduğu; müvekkil şirket, tüm müşterilerine olduğu gibi davalı şirkete de sorumluluğu kapsamında destek hizmeti verdiği; davalının ihtarnamesinde belirttiği gibi bu sürecin de müvekkil şirket tarafından yönetilebilmesi için, davalı şirketin tüm verilerinin müvekkil şirkete açılması ve yönetilmesi gerekmektedir ki, müvekkilimizin böyle bir sorumluluğu bulunmadığı gibi, hukuken ve fiilen de bu mümkün olmadığı; taraflar arasında yürürlükte olan abonelik sözleşmesi kapsamında kesilen faturaların, iade faturası düzenlenmek suretiyle iptali mümkün olmadığı; davalı tarafça borcun kaynağı bilinmesine rağmen ödeme emrine itiraz edilmesi haksız ve kötü niyetli olup, iptali ile ayrıca İİK 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği; davalının yetki itirazının yerinde olmadığı; her iki tarafı tacir olan sözleşmenin açık madde hükmü uyarıca, İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri münhasıran yetkili kılındığı; haklı alacağımızı sürüncemede bırakmaya yönelik olup, reddi gerektiği; davalı/borçlunun takipte asıl alacağa işletilen faize yönelik iddiası mesnetsiz ve gerçek dışı olduğu; sözleşme kapsamında "Gecikme Faizi" başlıklı maddesine göre "Müşteri iş bu sözleşme kapsamında belirlenen ödeme vadesini geciktirdiği takdirde gecikme faizi olarak her ay için aylık fatura bedelinin %2'si oranında faiz ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder." denilmiştir. Anılan sebeple faizin oranı taraflarca iradi olarak belirlendiği neticeten davalı tarafça yapılan, ... 34. İcra Dairesi...E. numaralı dosyasında vaki haksız ve hukuka aykırı itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı/borçlu aleyhine takip tutarının %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. SAVUNMA/Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, hak düşürücü süresi içerisinde açılmadığı, tüm alacak kalemleri de zamanaşımına uğradığı; İİK'nin ilamsız icra takibinde yetkiyi düzenleyen 50. madde hükmünden atıfla HMK m.6 gereği icra takibinde yetkili icra dairesi borçlunun takip başlatıldığı tarihteki yerleşim yeri olduğu; müvekkil şirketin yerleşim yeri takip talebinden ve ödeme emrinden de görüleceği üzere Kadıköy İstanbul'da yer almakta olup, ... İcra Müdürlüklerinin yetki alanı içerisinde kaldığı; davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu yenileme sipariş formu tarafımızca kabul edilmediği; sözleşmede müvekkil şirket yetkilisinin imzası bulunmamakla birlikte mail yazışmalarında kabule ilişkin bir beyan bulunmadığı; geçerli bir sözleşme bulunmadığı; Zoela Dimo isimli davalı çalışanı 17.08.2023 tarihinde Müvekkil şirket çalışanları ile irtibata geçerek sözleşmenin 14 Eylül'de otomatik olarak yenileneceğini, bunun yerine bir buluşma organize ederek yeni tekliflerini sunmayı talep ettiği; dosya kapsamından anlaşılacağı üzere şirket çalışanlar daima yeni teklif vermek suretiyle kararlaştırılan bedelin üzerinde artış yapmaya çalıştığı; 07.09.2023 tarihinde yine ... tarafından Müvekkil şirket çalışanları... ve ...'a mevcut paket ve ürünlere ilişkin bilgi verildiği, teklif sunulduğu ve 14.09.2023 tarihine kadar bu teklifin geçerli olduğu hatırlatıldığı; dava dilekçesi ekinde sunulan yenileme sipariş formu iletildiği; davacı yanca sunulan işbu sipariş formu tarafımızca kabul edilmediği; mail yazışmalarınızda teklifin kabul edildiği ya da sözleşmenin imzalandığına ilişkin kabul bulunmadığı;davacı yan Müvekkile 21.07.2023 başlangıç 21.11.2024 bitiş tarihli 16 aylık sözleşme ilettiği, imalanmaksızın buna uygun işlem yapıdığı; müvekkilin kullanımlarında aşım olduğundan firma buna ilişkin ek tekliflerle geldiği ve aşım faturaları kapsamında veya yeni teklif kabul edilmek suretiyle buna uygun faturalar kapsamında ödeme yapıldığı; tekliflere ilişkin Müvekkil şirket yetkililerince sözleşme veya sipariş formu imzalanmadığı; tek sayfasında imza bulunan sözleşmenin kabulü mümkün değildir. imzanın bulunduğu sayfada sözleşme hükümlerine ilişkin hiçbir hüküm yer almamakta olup, son sayfa ile sözleşmenin diğer sayfaları anlamsal bütünlük taşımadığı; davacılarca ekte sunulan 'Yenileme Sipariş Formu' isimli belge kabul edilmediği; müvekkil şirket tarafından sözleşme feshedildiği; fesih için öngörülen bir usul bulunmadığından mail üzerinden yazılı olarak irade beyanında bulunulduğu, davacı şirket bu irade beyanını görmüş olmasına rağmen kabul etmemekte ısrar ettiği; taraflar arasında yapılan sözleşmeye bağlı olarak 30.11.2024 tarihine kadar ilişkiyi sürdürdüğü; akabinde ... "Sayın yetkili sizlerle yapmış olduğumuz 31.07.2023 başlangıç tarihli sözleşmemizin süresi 30.11.2024 tarihinde bitecektir. Bu tarihten sonra tarafınızdan herhangi bir hizmet almayacağımızı bildiririz." maili iletmek suretiyle ticari ilişkiyi sona erdirdiği; akabinde ... "...arasındaki Sözleşme’mizde bulunan ... ürünü için üyeliğinizin sonlandırılmasını onaylamış bulunmaktayız. Sözleşmemiz gereğince diğer ürünlerinizin kullanımına 30/11/2026 tarihine kadar devam edebilirsiniz." şeklinde yanıt verildiği; talebin insider hizmetine ilişkin olduğu belirtildiğinde ise ... ürünleri için sözleşmeniz 30/11/2026 tarihine kadar devam ettiği, bu süreye kadar çıkış hakkının bulunmadığına yer verildiği; müvekkil şirket çalışanı ...tarafından 30/11/2026 tarihinde biten bir sözleşmeye imza atılmadığı, bahsi geçen sözleşmenin taraflarına iletilmesini talep ettiği; sözleşmenin incelenmesi akabinde sözleşmede belirtildiği üzere üç yıl süreli bir ilişkinin bulunmadığı, sözleşme sayfalarının imzalı olmayan bir metni ihtiva ettiği ayrıca bu sözleşmenin daha önce tarafımıza iletilmediği, gönderilen sözleşme örneği uhdesinde bulunmadığı ve sebeple 30 Kasım 2024 tarihi itibariyle hizmeti sonlandırmak istediği yinelendiği; müvekkil davalı hizmet almamasına rağmen kesilen faturalara karşı usulüne uygun iade fatura kestiği; davacı şirket tarafından kesilmiş 30.10.2024 tarihli, ... fatura nolu, 286.995,60 TL bedelli fatura karşılığının 28.11.2024 tarihinde davacı şirketin ... hesabına ödendiği ; davalı lehine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği; davacı şirketin dava dilekçesinde 'insider ürünleri entegrasyon süreci davalı şirkete ait olduğu, davalının işbu hususa aykırı şekildeki iddia ve beyanlarının hukuka ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiği' beyanı tarafımızca anlaşılamadığı; şirket entegrasyon sürecine ilişkin bir iddia ve beyanda bulunmadığı; davacı şirketin emsal davalara ilişkin dilekçesinden kaldığı düşünüldüğü, taraflarca imzalanan sözleşme bulunmadığından fatura bedelinin %2'si oranında gecikme faizi ödenmesi de kararlaştırılmadığı neticeten öncelikle yetkisizlik sebebiyle davanın usulden reddine, Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise müvekkil hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır. Dava konusu uyuşmazlığın, taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunup bulunmadığı, davalı tarafın yetki itirazında haklı olup olmadığı; sözleşmenin haksız feshedilip edilmediği; davacının takip kapsamında davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkememiz 15/10/2025 tarihli duruşma ara kararı gereği davacı vekilince taraflar arasında akdedilen sözleşmenin noter onaylı bir örneği dosyaya sunulduğu anlaşılmakla Sözleşme ilk sayfasında da taraf şirket kaşe ve imzalarının olduğu anlaşılmakla, sözleşmede İstanbul Mahkemeleri ile İcra Müdürlükleri yetkili kılındığından davalı vekilinin İcra Müdürlüğüne yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından dosyaya ibraz olunan Insıder Abonelik Sözleşmesi ve eki sayılan sipariş formu kapsamında 14/10/2022 başlangıç, 14/10/2023 bitiş tarihli 12 ay süreli "... ürünleri internet programlama dilleri kullanılarak oluşturulmuş, Müşteriye ait internet sitesine- mobil uygulamaya- sosyal medya kanallarına entegre edilerek müşteriye sunulan arayüz aracılığıyla kullanılabilen ürünlerin sözleşmenin konusunu oluşturduğu; sözleşmenin 6.4 maddesinde sipariş formlarında belirtilen sürelerin bitiş tarihinden 30 gün öncesine kadar sözleşmenin sona ermesine dair yazılı bildirimde bulunmadıkça sözleşme aynı hüküm ve şartlarla 1 yıl daha uzatılmış sayılacaktır. İş bu madde kapsamında feshedilmediği takdirde sözleşme birer yıllık sürelerle uzamaya devam edecektir. İbaresinin bulunduğu ve tarafların her sayfada imzasının bulunduğu görülmüştür. 31/07/2023 başlangıç 30/11/2024 bitiş tarihli sözleşme süresi 16 ay olan sipariş formunun da Insıder Abonelik Sözleşmesi ve eki sayılan sipariş formlarının ayrılmaz parçası olduğunun kabul edildiği ve abonelik ücretleri ve limit aşım ücretlerine ilişkin belirlemeler yapıldığı ve iş bu sipariş formunda da tarafların kaşe ve imzalarının bulunduğu anlaşılmıştır. Davalının sözleşme yönünden cevap dilekçesinde taraflar arasında ... abonelik sözleşmesinin imzalandığını kabul ettiği; yenileme sipariş formunu kabul etmediği yönündeki savunması kapsamında yukarıda izah edildiği üzere 31/07/2023 başlangıç 30/11/2024 bitiş tarihli sözleşme süresi 16 ay olan sipariş formunun da... Sözleşmesi ve eki sayılan sipariş formlarının ayrılmaz parçası olduğunun kabul edildiği ve abonelik ücretleri ve limit aşım ücretlerine ilişkin belirlemeler yapıldığı ve iş bu sipariş formunda da tarafların kaşe ve imzalarının bulunduğu anlaşılmakla iş bu savunmasına itibar edilmemiştir. İş bu belgenin varlığı kabul edilmediği ve 4. Sayfada sözleşmeye ilişkin hüküm bulunmadığı savunmasında bulunmuş ise de sipariş formunun da Insıder Abonelik Sözleşmesi ve eki sayılan sipariş formlarının ayrılmaz parçası olduğunun kabul edildiği anlaşılmıştır. Tek sayfada imza bulunan sözleşmenin kabulünün mümkün olmadığı savunmasında davalı taraf imza inkarına dayanmayarak tek sayfada yer alan imzanın sözleşmenin tamamını bağlamayacağı savunmasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Nitekim davalı tarafından sözleşme ilişkisinin 30/11/2024 bitiş tarihine kadar sözleşme ilişkisini devam ettirdiğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki bitiş tarihi 30/11/2024 tarihinde davalının e mail ile davacıya ticari ilişkiyi sonlandırma istediğini ilettiği; davacının ... üyeliğini sonlandırdığı ancak diğer ürün kullanımları yönünden 30/11/2026 tarihine kadar devam ettiği beyanı üzerine davalının 30/11/2024 tarihi itibariyle hizmeti sonlandırmak istediği beyanı dikkate alındığında davacıdan iş bu tarihe kadar hizmet alımına devam ettiği anlaşılmıştır. Davacının davaya konu takip dosyası kapsamında ... 34. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasında 30/10/2024 tarihli 286.995,60 TL Fatura Alacağı; 15/11/2024 tarihli 56.295,60 TL Fatura Alacağı; 09/12/2024 tarihli 84.096,00 TL Fatura Alacağı; 09/12/2024 tarihli 27.800,40 TL Fatura Alacağı ve İşlemiş Faizler dahil olmak üzere toplamda 472.275,91 TL davalıdan talep edildiği, fatura alacağına ilişkin taraf ticari defterlerinde inceleme yapılması gerektiği açıktır. Mahkememiz 05/11/2025 tarihli ara karar ile dosyanın mahkememizce resen seçilecek mali müşavir bilirkişiye ve borçlar hukuku alanında uzman bilirkişiye tevdi ile uyuşmazlık konusunda rapor alınmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda muhasebe finans uzmanı ... ve borçlar hukuku alanında uzman ...'dan alınan 05/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Borçlar mevzuatına yönelik inceleme:...taraflar arasında kurulan sözleşmeler karma edimli olup davacının, sözleşmelerde borçlandığı edimleri gereği gibi (eksiksiz, ayıpsız, zamanında) ifa edip etmediğinin uzmanlık alanımızca tespitinin mümkün olmadığı; davacı borçlu tarafından üstlenilen edimlerin gereği gibi ifa edildiği ve buna bağlı olarak davalının da ödeme borcunun muaccel olduğu kabul edilir ise bu takdirde davacının sözleşmeye dayalı olarak alacak talebinde bulunabileceği kanaatine varıldığı; davacının alacak miktarının ise (dosya kapsamından hesaplanması mümkün ise mali inceleme neticesinde tespit edilebileceği; Mali inceleme: Taraf şirketler arasında imzalanan “... Yenileme Sipariş Formi”nun son sayfası üzerinde taraf şirketlerin kaşe ve imzasının bulunduğu, abonelik başlangıç tarihinin 14.10.2023 ve abonelik bitiş tarihinin 30.11.2026 olarak belirlenmiş olduğu, abonelik ücretlerinin aylık KDV hariç 46.913,00 TL ve 192.250,00 TL olarak belirlendiği, dava konusu icra takibine dayanak olan; “... Hizmet Bedeli” açıklamalı e-Faturaların davacı şirket tarafından tanzim edilmiş olduğu, fatura borçlusunun davalı şirket olduğu, faturaların davalıya elektronik ortamda iletilmiş olduğu, söz konusu faturalara karşı yasal itiraz süresi içinde davalı tarafından yapılan herhangi bir itiraza dosya kapsamında rastlanılmadığı, 30.10.2024 tarihli ... no.lu 239.163,00 TL+KDV=286.995,60 TL, 15.11.2024 tarihli ... no.lu 46.913,00 TL+KD= 56.295,60 TL, 09.12.2024 tarihli İNS2024000004645 nolu 70.080,00 TL+KDV= 84.096,00 TL, 09.12.2024 tarihli ... no.lu 23.167,00 TL + KDV= 27.800,40 TL Toplam = 379.323,00 TL+KDV) 455.187,60 TL, davacı şirket vekili tarafından 28.11.2025 tarihli dilekçe ekinde dosyaya sunulan ve Mahkemeniz kasasına alınan; 31.07.2023 tarihli Sipariş Formu aslı ile 14.10.2022 tarihli Abonelik Sözleşmesi aslı bulunduğu, Taraf şirketler arasında imzalanan “Sipariş Formu” üzerinde taraf şirketlerin kaşe ve imzası bulunduğu, abonelik başlangıç tarihinin 31.07.2023 ve abonelik bitiş tarihinin 30.11.2024 olarak belirlenmiş olduğu, abonelik ücretlerinin aylık KDV hariç 192.250,00 TL olarak belirlenmiş olduğu, Taraf şirketler arasında imzalanan “... Abonelik Sözleşmesi"nin her sayfası üzerinde taraf şirketlerin kaşe ve imzası bulunduğu, abonelik başlangıç tarihinin 14.10.2022 ve abonelik bitiş tarihinin 14.10.2023 olarak belirlenmiş olduğu, abonelik ücretlerinin aylık KDV hariç 27.500,00 TL olarak belirlenmiş olduğu, Dava konusu icra takibinde; 2024 yılı Ekim-Kasım-Aralık aylarına ait abonelik ücreti talep edildiği, Ancak ticari defterlerde tespit yapılamadığı için alacak miktarının da hesaplanamadığı" tespit edilmiştir. Mahkememizce taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmekle Mahkememizin 25/11/2025 tarihli ara kararı uyarınca taraf vekillerine ticari defterlerin ibrazı hakkında kesin ihtaratlı 22/12/2025 tarihinde ticari defterler üzerinde inceleme yapılacağına dair ara kararın 30/11/2025 tarihinde tebliğ edildiği, ayrıca 10/12/2025 tarihinde duruşmaya katılan davacı vekiline ara karar uyarınca 22/12/2025 günü ticari defter incelemesi yapılacağına dair ara karar bulunduğu, davacı vekilinin geçerli bir mazereti olmaksızın 22/12/2025 tarihinde ticari defter ibrazından kaçındığı anlaşılmakla, davacı vekilinin yeniden ticari defterlerinin ibrazı için süre verilmesi talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İstanbul BAM 12. HD ...Esas ... Karar sayılı ilamında "...Kural olarak; fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla davacı, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekir. Fatura sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Eldeki davada davalı sözleşmesel ilişkiyi, mal satışını ve borcu inkâr etmektedir. Bu durumda sözleşmesel ilişkiyi, faturalarda yazılı hizmetin davalıya verildiğini ve faturaların da bu akdi ilişki nedeni ile düzenlendiğini ispat yükü davacıya aittir. Davacı bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delille kanıtlamalıdır. " İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında da değinilmiştir. Taraflar arasında yukarıda izah olunduğu üzere geçerli bir sözleşme ilişkisi ve sözleşmenin eki sayılan sipariş formu uyarınca ticari ilişki bulunduğu; davacının takibe konu faturaların taraf ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, davalının takibe konu fatura yönünden ödeme savunmasının incelenmesi, varsa iade faturaları kapsamında davacı tarafından sözleşme kapsamında hizmetin verilip verilmediği hususu davacı taraf ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle ispatlayamamıştır. Bilirkişi raporunda "22.12.2025 günü saat 13:30 da yapılan incelemeye davalı şirket katılmış olup, davalı şirketin 19.12.2025 tarihli dilekçesi ile yerinde inceleme talebinde bulunulmuştur. Davalının yerinde inceleme talebine istinaden telefon ile aranmıştır. Davacının incelemeye katılmamış olması sebebiyle, ticari defter ve kayıtların incelemeye sunulmayacağı davalı şirket vekili tarafından beyan edilmiştir. " ifadesi dikkate alındığında dava dilekçesinde davacı münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine de dayanmadığı için davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmasının davalı aleyhine yorumlanamayacağı açıktır. Tüm bu sebeplerle davaya konu takibe ilişkin faturalar yönünden davacı taraf ticari defterleri incelemeye sunulmadığından alacağın varlığının ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir. İİK m.67/2 hükmü uyarınca, itirazın iptali davasının reddi halinde, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedebilmek için davacı alacaklının takibe geçmede kötüniyetli olduğunun kanıtlanması gerekeceği bu durumda davacının haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması gerekir, alacaklının kötü niyetli olduğu konusunda ispat yükü davalı borçludadır, bu husus ispatlanmadığı gibi davacı alacaklının delil olarak dayandığı belgeler karşısında icra takibinin kötüniyetle yapılmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcının peşin yatırılan 5.703,92 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.971,92 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 75.564,15 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.18/02/2026

KATİP ¸e-imzalıdır

HAKİM ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/373, K. 2026/130, T. 18.02.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-373-e-2026-130-k-8e309b6e8143