İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/37 E. 2026/133 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/37
Karar No
2026/133
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/37 Esas - 2026/133

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R ESAS NO : 2025/37 KARAR NO : 2026/133

DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 27/01/2025 KARAR TARİHİ : 30/03/2026 Yazıldığı tarih : 13/04/2026

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: müvekkili şirketin kurye aracılığıyla perakende ürün satışı gerçekleştiren bir teknoloji platformu hizmeti sunduğunu, ibareli markasını 2015 yılından beri aktif olarak kullandığını, müvekkilinin aynı zamanda Türkiye'nin 81 ilinde “...” markası ile online yemek siparişi hizmeti verdiğini, müvekkili markasının herkes tarafından tanınan ve bilinen bir marka olduğunu, davalı şahsın ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazlarının nihai olarak ... ... tarafından da reddedildiğini, ... kararının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkiline ait “...” ve ... markalar ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkiline ait seri marka gibi algılanacağını, müvekkilinin “...” markasının ve ayrıca diğer tescilli/başvuru aşamasında olan markalarının esas unsuru niteliğindeki “...” ibaresinin 5 harften oluştuğunu, ünsüz harfle başlayıp ünsüz harfle sonlandığını, davalıya ait “...” ibareli başvurunun da esas unsur olan “...” ibaresinin markanın başında yer aldığını, karşılaştırmaya konu markaların 3'er harfinin birebir aynı olduğunu, “...” ve “...” ibarelerinin aynı ünsüz harfle başlayıp bittiğini, markalar arasındaki tek farklılığın sesli harflere yer verilmemesi olduğunu, bütün sessiz harflerin aynı olduğunu, kelimenin telaffuzundaki vurgular “....”, “....” ve “....” harflerinde olduğundan tüketiciler nezdinde doğrudan “...” olarak telaffuz edileceğini, somut olayda “...” ibareli başvuru ile karşılaşan tüketicilerin halihazırda çok iyi tanıdığı “...” markası ile bağlantı kuracağını, markaların halk tarafından karıştırılması ihtimali olduğunu, müvekkilinin “....” logosu üzerinde öncelikli hak sahibi olduğunu, müvekkili tarafından yaratılan logonun 2015 yılından bu yana çeşitli platformlarda kullanıldığını, eskiye dayalı kullanım iddialarının davalı Kurum tarafından reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili markasının SMK 6/5 maddesi kapsamında tanınmış marka olduğunu, dava konusu markanın tescili halinde müvekkili markasının ayırt edici karakterinin zedeleneceğini, davalı şahsın marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, müvekkili markasının zayıf marka niteliğinde olmadığını, kullanım yoluyla yüksek ayırt edicilik kazandığını belirterek ... ...'nın 22.11.2024 tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı, ANCAK tahkikat aşamasında vekil görevlendirildiği, vekili ise davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın " ... " ibareli tescilli markaları arasında SMK 6 / 1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetle yapıldığı iddialarına dayalı itirazının reddi konusunda verilen .... 'in ... sayılı ... karanının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu tespit edildi, anlaşılmıştır. ... kararının 25/11/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde (süre bitimi hafta sonuna rastladığından) 27/01/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı"... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Yapılan değerlendirmede, başvuruya konu markanın bütünsel izlenim itibariyle itiraz gerekçesi markalardan farklılaştığı ve ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği değerlendirildiğinden, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır. 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi ...... Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir. KARAR: İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları

... (...) ...

08/12/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle ; " Dava konusu ... sayılı “...” markası ile davaya mesnet olan ... ibareli markalar arasında dava konusu edilen 20. Sınıftaki mallar ile 35, sınıftaki hizmetler bakımından birebir aynı olduğu Ancak taraf markalar görsel, işitsel ve anlamsal bakımdan benzer olmadığı Bu nedenle 6769 S. SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesinin oluşmayacağı, Davacı markasının tanınmış marka olduğu değerlendirilmekle birlikte, taraf markalar benzer olmadığı, dava konusu markanın kapsamında yer alan ve işbu davaya konu edilen emtia bakımından, davalıya ait markanın davacı markasının tanınmışlığı gerekçesi ile haksız yarar sağlaması, davacı markasının itibarına zarar verilmesi veya davacı markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesi risklerinin bulunmadığı, Başvurunun kötü niyetli bir başvuru olduğu yönündeki iddialar ile ilgili dosyaya bir delil sunulmadığı, bu husustaki takdir ve yorumun hukuki bir nitelendirme gerektirmesi nedeniyle Sayın Mahkemeye ait olduğu, görüş ve kanaatine varıldığını" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir. GEREKÇE ; Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu; Diğer yönden taraf markaları arasında dava konusu edilen "dava konusu edilen 20. Sınıftaki mallar ile 35, sınıftaki hizmetler " bakımından bilirkişi raporundaki sayfa 7 ve devamındaki tabloda emtia benzerliği de oluştuğu görüleceği; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı , diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından dava konusu mallar/hizmetlerde davacının"... " ibareli tescilli markalı hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının"..." ibareli başvuru markalı malı-hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu "..." ibareli işaret ile davacının "... " ibareli tescilli markaları arasında dava konusu mallarda ve hizmetlerde işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/ hizmetler algısı da oluşabileceği bu açıdan taraf marka işaretleri benzediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; ( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ....sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.) SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar var olan iltibası ortadan kaldırmadığından aksi yöndeki ... kararı yanlış olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Dava konusu ...'in ... sayılı ... kararının İPTALİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 4-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-Davacının yaptığı; 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 395,00 TL tebligat ücreti, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 16.010,40 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine. Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 30/03/2026

Katip .... E imza

Hakim .... E imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/37, K. 2026/133, T. 30.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-37-e-2026-133-k-5e7cf4a7f189