İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/365 E. 2026/285 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/365
Karar No
2026/285
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/365 Esas - 2026/285

T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2025/365 KARAR NO : 2026/285

DAVA : Marka ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 21/08/2025 KARAR TARİHİ : 17/06/2026 Yazım Tarihi: 13/07/2026 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: “ 40 yılı aşkın tecrübeye sahip ... bünyesinde faaliyet gösterdiğini, sabun, gliserin ve kişisel temizlik ürünleri alanında Türkiye genelinde ve yurt dışında yaygın şekilde faaliyet yürüttüğünü, “...” esas unsurlu markalarını 2000 yılından bu yana yoğun ve ciddi biçimde kullandığını ve bu markaların çok sayıda tescille koruma altında bulunduğunu, davalı ... Ltd. Şti. adına yapılan ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna karşı, önceki tarihli markalarına dayanarak karıştırılma ihtimali ve diğer hukuki sebeplerle itirazda bulunulduğunu, ancak bu itirazların önce ..., akabinde ... tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu “...” ibareli markanın, davacıya ait “...” esas unsurlu markalar ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik arz ettiğini, aynı ve benzer mal ve hizmet sınıflarını kapsadığını, bu durumun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma ihtimaline yol açtığını, ayrıca davacı markalarının uzun yıllara dayanan kullanımı ve sektördeki bilinirliği dikkate alındığında başvurunun kötü niyetli olduğunu, ... kararında kullanımın yeterli olmadığı yönündeki değerlendirmenin hatalı bulunduğunu ve davacı markalarının ciddi biçimde kullanıldığının ticari defterler, faturalar, kataloglar ve sair delillerle ispatlanabileceğini ileri sürerek, anılan ... kararının iptaline ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ” karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı firmaya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı firmanın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın itiraz mesnedi markaları dolayısı ile SMK 6/1 maddesine göre iltibas , SMK 6/6 maddesine göre unvan ve isim hakkı , SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli başvuru yapıldığı iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ... ... ... kararının iptalinin , davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 24/07/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 21/08/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; özetle "... başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusuna karşı... ibareli markalara dayalı olarak SMK m.6 kapsamında karıştırılma ihtimali, m.6/6 kapsamında diğer haklar ve m.6/9 kapsamında kötü niyet iddiaları yönünden incelendiği, ... sayılı markanın hükümden düştüğünün tespit edildiği, yapılan değerlendirmede markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, başvuru markasının ticaret unvanı ve alan adı haklarını ihlal etmediği, kötü niyet iddiasının somut delillerle ispatlanamadığı, ayrıca emsal kararların somut olay bakımından bağlayıcı nitelikte olmadığı, bu gerekçelerle itirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir” şeklinde karar verildiği görülmüştür. " şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları

... ....

30.04.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " ... NEZDİNDE İLERİ SÜRÜLEN İTİRAZA MESNET MARKALARININ SMK md. 6/1 kapsamında dava konusu ... sayılı başvuru markasının 03. sınıfa konu mallarının; itiraza mesnet ; ....” sayılı markalarının 03. sınıf kapsamında yer alan malları ile birebir AYNI /AYNI TÜR mallar niteliğinde olduğu, Dava konusu ... sayılı başvuru markasının 03. sınıfa konu mallarının, itiraza mesnet "....” sayılı markaların 35. sınıf kapsamında yer alan satış, pazarlama ve perakende hizmetleri ile bağlantılı olduğu, bu kapsamda mal ve hizmetler arasında ekonomik ve ticari açıdan güçlü bir ilişki bulunduğu, dolayısıyla mal ve hizmet benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, DAVA DİLEKÇESİ İLE İLERİ SÜRÜLEN İTİRAZA MESNET MARKALARININ Dava konusu ... sayılı başvuru markasının 03. sınıfa konu mallarının; itiraza mesnet; .... sayılı markalarının 03. sınıf kapsamında yer alan malları ile birebir AYNI /AYNI TÜR mallar niteliğinde olduğu, 4. Dava konusu ... sayılı başvuru markasının 03. sınıfa konu mallarının, itiraza mesnet .... sayılı markaların 35. sınıf kapsamında yer alan satış, pazarlama ve perakende hizmetleri ile bağlantılı olduğu, bu kapsamda mal ve hizmetler arasında ekonomik ve ticari açıdan güçlü bir ilişki bulunduğu, dolayısıyla mal ve hizmet benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, Bununla birlikte, taraf markalarının bütüncül değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu “...” ibareli başvuru markası ile itiraza mesnet markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan belirgin bir benzerlik bulunmadığı, markalar arasında tespit edilebilecek sınırlı benzerliğin ise tek başına ayırt edici niteliği zayıf olan “...” ibaresinin ortak kullanımından kaynaklandığı, buna karşılık başvuru markasında yer alan “clen” unsurunun markaya bütünsel olarak ayırt edici bir karakter kazandırdığı ve markanın genel izlenimini belirlediği, ayrıca başvuru markasının birleşik ve tek parça bir kelime olarak algılanması, “...” ibaresinin markanın sonunda yer alması ve mesnet markaların farklı kelime yapıları, ek ibareler ve kompozisyonlar içermesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, taraf markalarının bütünsel algı itibarıyla birbirinden ayrıştığı, Bu itibarla, mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunmasına rağmen, ortalama dikkat ve algı düzeyine sahip tüketici nezdinde taraf markaları arasında ekonomik ya da idari bir bağlantı bulunduğu yönünde bir algı oluşmasının beklenmeyeceği, dolayısıyla ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı ve SMK m. 6/1 kapsamında tescil engelinin oluşmadığı, Davacının alan adı ve ticaret unvanına dayalı önceki hak iddiaları bakımından yapılan değerlendirmede; “...” ibaresi ile “...” ibaresi arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan herhangi bir benzerlik bulunmadığı, başvuru markasının davacının alan adı veya ticaret unvanı ile ilişkilendirilmesini gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığı, bu nedenle SMK m. 6/6 kapsamında başvurunun reddini gerektirir şartların somut olayda oluşmadığı, Davacının kötü niyet iddiaları bakımından yapılan değerlendirmede ise; başvuru sahibinin davacı markasını hedef aldığına, davacının markasından haksız yarar sağlama veya davacıya zarar verme amacıyla hareket ettiğine ilişkin somut, açık ve inandırıcı delillerin dosya kapsamında bulunmadığı, taraf markaları arasında bu yönde bir irtibat kurulmasını gerektirecek düzeyde bir benzerliğin de mevcut olmadığı, bu nedenle SMK m. 6/9 kapsamında kötü niyet iddiasının ispat edilemediği kanaatine varılmıştır. Bu itibarla; .... sayılı kararının yerinde olduğu ve iptalini gerektirir bir husus bulunmadığı değerlendirilmiştir. " şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " .... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının " ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " ...." tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " .... " ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davalının " ... " ibareli başvuru markalı malı satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Davacı tarafın " ... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı firma yetkilisinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.17/06/2026

Katip .... Hakim .... E imzalıdır E imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/365, K. 2026/285, T. 17.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-365-e-2026-285-k-cf933cd6447a