İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/354 E. 2026/129 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/354
- Karar No
- 2026/129
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/354 Esas KARAR NO : 2026/129
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/05/2025 KARAR TARİHİ : 18/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilimin, davalıdan olan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla, ... 9.İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi yapıldığı; davalı, borcun tamamına itiraz ettiği; haksız itirazı üzerine icra takibi durduğu; müvekkilimin 70.946,00 TL açık hesap alacağı bulunmakta olup; davalı, tüm girişimlere karşın borcunu ödemediğinden açılan iş bu dava kapsamında neticeten davalının ... 9.İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasındaki 70.946 TL asıl alacağa yapmış olduğu haksız itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. SAVUNMA/ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafından açılan iş bu itirazın iptali davasında vekil edenin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığı; kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için aksi düşünülse dahi borçlu temerrüdü için ihtar şartı gerçekleşmediğinden takip öncesi faiz talebinde bulunulması da mümkün olmadığı; icra gideri, vekalet ücretine faiz yürütülemeyeceği gibi, asıl alacak içinde %53,25 oranında faiz talebinin yasal bir dayanağı bulunmadığı neticeten davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır. Dava konusu uyuşmazlığın, davacının ... 9.İcra Müdürlüğü ... E. sayılı takip dosyasında davalıdan 70.946 TL asıl alacak yönünden davalıdan alacaklı olup olmadığı hususunun tespitine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizin 15/10/2025 tarihli duruşma ara kararı ile dosyanın mahkememizce resen seçilecek mali müşavir bilirkişiye tevdi ile uyuşmazlık konusunda rapor alınmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda mali müşavir bilirkişi ...'dan alınan 22/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı Şirketin Ticari Defterlerinden 2022 ve 2023 yılına ait Açılış- Kapanış sorunlu olan Yevmiye ve Defter-i Kebir Defterlerini e-defter olarak tuttuğu görülmüş ve Envanter Defterlerinin Açılış Noter Tasdiklerinin eksiksiz ve süresinde yapıldığı görülmüş olup tüm defterlerin kendi içlerinde birbirini teyit ettiği, genel kabul görmüş muhasebe esas ve tekniğine uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu görülmüş olup defterlerin davacı lehine delil teşkil etmesi kararı sayın mahkemenin kararı olduğu, davacı şirket, davalı şirket ile ilgili 29.06.2024 tarihinden itibaren cari hesap ilişkisinde olduğu, 1606 cari hesap kodu ve ...Şti. Cari Hesabı 31/12/2024 tarihi itibari ile 70.946,80 TL alacak bakiyesi verdiği görüldüğü, davacı şirket, davalı şirket ... Ltd. Şti.'ne düzenlediği faturaların davalı şirkete gönderilmesi ile ilgili akıbet raporları görülmüş olup Takdiri Sayın Mahkemede olduğu, davalı şirketin Ticari Defterlerinden 2022 ve 2023 yılına ait Açılış- Kapanış Tasdiki zorunlu olan yevmiye ve defter-i kebir Defterlerini e-defter olarak tuttuğu görülmüş ve Envanter Defterlerinin Açılış Noter Tasdiklerinin eksiksiz ve süresinde yapıldığı görülmüş olup tüm defterlerin kendi içlerinde birbiri genel kabul görmüş muhasebe esas ve tekniğine uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu görülmüş olup defterlerin Davalı lehine delil teşkil etmesi kararı Sayın Mahkemenin kararı olduğu, davalı şirket, davacı şirket ..., Ltd. Şti. ile ilgili olarak Cari Hesap Kayıtlarını 320 2021 121 Cari Hesap Kodu ve ... Cari Hesap adı ile tuttuğu 2024 yılına ait Cari Hesap Muavin Dökümüne göre 31/12/2024 tarihi itibari ile 438.869,72 TL. Davalı Borçlu olduğu ve davalı şirket, davacı şirket'e yaptığı ödemelerin toplamı 391.074,60 TL olduğu ve sonuç olarak davalının davacıya 47.795,12 TL. borçlu olduğu görülmektedir. Takdir Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, davacının alacak bakiyesi ile davalının borç bakiyesi arasında 23.151,68 TL fark olduğu tespit edildiği, davacının Alacak Bakiyesi ile davalının Borç Bakiyesi arasında 23.151,68 TL farkın davacının düzenlediği 2 faturanın davalı'nın kayıtlarında olmadığından kaynaklandığı görüldüğü, davacının Alacak Bakiyesi ile davalının borç bakiyesi arasında 23.151,68 TL farkın davacının düzenlediği 2 faturanın davalının kayıtlarında olmadığından ancak davacının davalıya düzenlediği bu 2 faturayı e-fatura olarak düzenlediği ve davalıya iletildiğine dair akıbet raporu raporda verilmiş olduğu tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, davacı vekili dava dilekçesinde davalıdan 70.946,00 TL açık hesap alacağı bulunduğundan bahisle başlatılan ... 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında 70.946,00 TL asıl alacak ve 13.698,00 TL işlemiş faiz talep edildiği anlaşılmıştır. Davalının borca ve ferilerine itiraz etmesi nedeniyle açılan iş bu itirazın iptali davasında davacı 70.946,00 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Takibe konu cari hesap ekstresi faturalardan kaynaklı açık hesap alacağıdır. Yargıtay (kapatılan) 19. HD ...Esas ...Karar sayılı ilamında"...Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2012 tarih ve ...Esas,... Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 219. (1086 sayılı HUMK’nın 326.) maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. (6762 sayılı TTK’nın 83/2.) maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HMK'nın m. 220 (HUMK'nın 330.) maddesindeki genel düzenlemelere tabidir. HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesi, bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki; HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesindeki bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır. Diğer anlatımla, belirtilen bu durumda ticari defterler de, HMK m. 220. madde (HUMK'nın 330 ve sonraki maddeleri) anlamında “vesika” niteliğindedir. Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 82.) maddesindeki hüküm, “I Kati delil” şeklindeki kenar başlığı ile birlikte değerlendirildiğinde ve aynı Kanun’un 1474. maddesi uyarınca kenar başlıklarının metne dahil bulunduğu da gözetildiğinde; ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir. 6762 sayılı TTK'nın 69. vd. (6102 sayılı TTK'nın 64.) maddeleri uyarınca da defterlerini yöntemince tasdik ettirmeyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz. Ancak kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. (HMK. m. 222/4, 6762 sayılı TTK'nın 84,85) Öte yandan, YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve ... E.,... K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK md. 23/2). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK.m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın karşı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü faturayı gönderen tarafta olup, faturayı gönderenin bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, karşı tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur. Faturaların tebliğ edildiğinin ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraza uğramadığının tespiti halinde, fatura içeriklerini taraflar arasındaki hukuki ilişkiye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğunun kabulü gerekli olup; bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin davacı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da iade edildiğinin davalı tarafça kanıtlanması halinde davalı tarafça davacının hizmet vermediği savunulduğuna göre, faturaya konu hizmetin verildiğinin davacı tarafça kanıtlanması; davalının faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın davalı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı davalının (faturayı defterine kaydetmemek ve sözleşme ilişkisini inkâr etmek suretiyle), kabul etmemesi halinde hizmetin verildiğini davacının kanıtlaması gerekeceği gözetilmelidir." dikkate alındığında, Davacı tarafın talep ettiği asıl alacak yönünden taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle alınan bilirkişi raporunda taraf ticari defterlerinin HMK m.222 uyarınca usulüne uygun tutulmuş olduğu, lehe delil vasfına haiz olduğu; davacı taraf ticari defterlerinde 70.946,80 TL alacak bakiyesi verdiği; davalı taraf ticari defterlerinde yapılan ödemeler sonucunda davacıya 47.795,12 TL borçlu olduğu; taraf ticari defterlerinde borç bakiyesi arasında 23.151,68 TL farktan kaynaklandığı anlaşılmıştır. Davalı taraf ba-bs kayıtlarının celbinde davacıdan 50 adet fatura karşılığında 457.446,92 TL hizmet bedeli bulunduğu anlaşılmıştır. Davacının ba- bs kayıtlarında da aynı şekilde 50 adet fatura karşılığında 457.446,92 TL hizmet bedeli bulunduğu anlaşılmıştır. Davalının muavin defterinde ise 48 adet faturanın kayıtlı olduğu ve 438.869,72 TL hizmet bedeli bulunduğu, bu durumda davalının vergi müdürlüğüne bildirdiği, iade etmediği 2 adet faturayı defterlerine kaydetmediği ancak davacıdan iş bu fatura kapsamında hizmet aldığı anlaşılmıştır. Davalının borç bakiyesi arasında 23.151,68 TL farkın davacının düzenlediği 2 faturanın davalının kayıtlarında olmadığından ancak davacının davalıya düzenlediği bu 2 faturayı e-fatura olarak düzenlediği ve davalıya iletildiği anlaşılmakla davacının alacak bakiyesi kadar davalının alacaklı olduğu takip kapsamında 70.946,00 TL talep edebileceği anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının davasının kabulüne Davalının ... 9.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasındaki asıl alacak 70.946,00 TL üzerinden itirazının iptali ile takibin iş bu alacak üzerinden takip talepnamesindeki şartlarla aynen devamına karar vermek gerekmiştir. Davalı taraf ticari defterlerinde iş bu faturaların kayıtlı olduğu, vergi müdürlüğüne faturaların bildirildiği, alacağın likit olduğu anlaşılmakla 70.946,00 TL’nin %20'si olan 14.189,20 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacının davasının kabulüne, 1-Davalının ... 9.İcra Müdürlüğü... Esas sayılı dosyasındaki asıl alacak 70.946,00 TL üzerinden itirazının iptali ile takibin iş bu alacak üzerinden takip talepnamesindeki şartlarla aynen devamına, 2-70.946,00 TL’nin %20'si olan 14.189,20 TL icra inkar tazminatının davalından alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 4.846,32 TL nispi karar harcından peşin yatırılan 788,37 TL harcın mahsubu ile noksan 4.057,95 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 6.495,00 TL yargılama gideri ile 788,37 TL peşin harç, 615,40 TL başvurma harcı toplamı 7.898,77 TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde kendilerine iadesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 18/02/2026
KATİP ¸e-imzalıdır
HAKİM ¸e-imzalıdır