İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/354 E. 2025/833 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/354
- Karar No
- 2025/833
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/354 Esas KARAR NO : 2025/833
DAVA : İstirdat DAVA TARİHİ : 14/05/2025 KARAR TARİHİ : 28/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... A.ş'nin merkezi ... olup iş güvenliği ve hırdavat ticaretiyle iştigal ettiğini, keşideci ... Tic. Ltd. Şti. tarafından lehdar ... Tic.Ltd.Şti. namına keşiden edilen ve lehdar ...Ltd. Şti. tarafından da davacı şirket ...AŞ‘ye ciro edilen, muhatap bankası ... Bank ... Şubesi (...), ... - VKN ... no.lu hesaptan keşide edilen; 04/12/2024 keşide tarihli, ... çek seri no.lu 90.000,00TL bedelli çekin davacı şirket tarafından mezkur çek ciro edilerek, ...Kargo aracılığı ile ticari ilişkisi sebebi ile ...AŞ’ne gönderdiğini ancak mezkur çekin, kargoda taşınma esnasında çalındığını, davacının ciro ettiği ve yetkili hamili olduğu çekin, kargo ile taşınması esnasında çalınmış olduğundan ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile "zayi nedeniyle çek iptali davası" açıldığını ve dava konusu çekle ilgili olarak tebdiren ödemeden men kararı verildiğini, işbu davanın yargılaması devam ederken mezkur çekin, ibraz süresi içerisinde davalı ... A.Ş tarafından muhatap bankaya ibraz edildiğini ancak mahkemece verilen tedbir kararı gereğince çekin işleme alınmadığını, davacının ciro ettiği ve yetkili hamili olduğu çek sebebi ile davacı şirketin davalı şirket ve diğer cirantalarla hiçbir akdi ve ticari ilişkisi ile alacak-borç ilişkisinin olmadığını, öncelikle; çalıntı ve ödemeden men yasağı kararı verilen çeke istinaden henüz icra takibi başlatılmamış olup icra takibi yapılması halinde ise; davacının telafisi imkansız zararlara uğrayacağından, yine meşru son hamil olarak çekten kaynaklı alacak hakkını elde etmesi imkansız hale geleceğininden işbu yargılamada verilecek nihai kararın kesinleşmesine kadar, teminatsız veya mahkemece takdir edilecek münasip teminat mukabilinde, söz konusu çeke istinaden icra takibi başlatılmaması, yine icra takibi başlatılması halinde icra takibinin durdurulması yönlerinde HMK 389 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini, dava konusu çekin son meşru hamilinin davacı şirket olup dava konusu çekin davacının şirketin rızası hilafına elinden çıktığından, kargoda zayi edildiğinden (çalındığından) dava konusu çekin son meşru hamili ve hak sahibinin davacı şirket olduğunun tespiti ile dava konusu çeki haksız ve kötüniyetli, hatta ağır kusurlu olarak iktisap eden davalıdan, dava konusu çekin istirdadı ile yetkili ve meşru son hamil davacıya iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket davaya konu çeki uyması gereken tüm yasal mevzuata uygun olarak devir ve temlik almış olup ve çekin meşru hamili olduğunu, davalı şirket faktoring işlemini yaparken sadece alacağın faturaya dayalı olup olmadığını, devir ve temlik aldığı çekin ciro silsilesinin muntazam olarak birbirini takip edip etmediğini incelemekle yükümlü olduğunu ve bu yükümlülüğünü büyük bir titizlikle yerine getirdiğini, işbu davaya konu çekin, davalı şirket ...A.Ş. tarafından faktoring müşterisi ...Ltd. Şti. ile 23.07.2024 tarihinde imzalanan Faktoring Sözleşmeleri 08.08.2024 tarihli Alacak Bildirim Formu Ödeme Araçları Tevdii Bordrosu ve ... numaralı faturaya dayanılarak devir ve temlik aldığını, davalı şirket dava konusu çeke tamamen iyi niyetli olduğunu, davalı şirketin kötüniyetle ve bilerek davacının zararına sebebiyet vermek amacıyla çeki iktisap ettiğinin davacı tarafından kanıtlanması gerektiği ve fakat davacı tarafından bu durum kanıtlanamadığından davanın reddinin gerektiğini, davaya konu çekin faktoring işlemine tabi tutulması için davalı şirkete getiren ... Şirketi'ne davayı ihbar etme talebi olduğunu, davalı şirketin kötüniyetle ve bilerek davacının zararına sebebiyet vermek amacıyla çeki iktisap ettiğinin davacı tarafından kanıtlanması gerektiği ve fakat davacı tarafından bu durum kanıtlanamadığından davanın reddinin gerektiğini, davalı şirketin tamamen iyi niyetli olarak dava konusu çeke sahip olduğunu, davalı şirketin kötüniyetle ve bilerek davacının zararına sebebiyet vermek amacıyla çeki iktisap ettiğinin davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini ve fakat davacı tarafından bunun kanıtlanamadığını, sebepleriyle davanın esas yönünden reddine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER;Türkiye Bankalar Birliği Başkanlığına müzekkere yazılarak dava konusu ... Şubesine ait ... seri nolu, 04/12/2024 keşide tarihli, 90.000,00-TL bedelli çek hakkında birliğinize ulaşmış bir çalıntı bildirimi olup olmadığı, varsa bildirim üzerine üyelerinize bildirimde bulunup bulunmadığınız, bulunmuş iseniz bildirime dair örneğin bir sureti celp edilmiştir. Finansal Kurumlar Birliği Başkanlığına müzekkere yazılarak dava konusu ... Şubesine ait ... seri nolu, 04/12/2024 keşide tarihli, 90.000,00-TL bedelli çek hakkında birliğinize ulaşmış bir çalıntı bildirimi olup olmadığı, varsa bildirim üzerine üyelerinize bildirimde bulunup bulunmadığınız, bulunmuş iseniz bildirime dair örneğin bir sureti celp edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, ...Bank ... Şubesi (...)'ne ait ... - VKN ... no.lu hesaptan keşide edilen; 04/12/2024 keşide tarihli, ...çek seri no.lu 90.000,00TL bedelli çekten dolayı borçlu olunmadığının tespiti ve çekin istirdadı istemine ilişkindir. 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 5/A maddesinde "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" hükmü yer almaktadır. Söz konusu kanun hükmü 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, iş bu dava ise bu tarihten sonra açılmıştır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinde ise "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" şeklindeki yasal düzenlemeye yer verilmiştir. Davacı vekili mahkememizin 18/11/2025 tarihli duruşmasında, "Beyan dilekçemizi tekrar ederiz, mahkemenin ara kararı ile birlikte bu şartı yerine getirmek için başvuruda bulunduk, karşı tarafın müsait olmaması nedeniyle arabuluculuk tarihi duruşma tarihinden sonrasına ertelendi, bu arabuluculuk başvurusunun anlaşmama ile sonuçlanacağı kesindir, çünkü davalı taraf tavrını ortaya koymuştur, emsal kararı da dosyaya sunduk, ara karardan rücu edilerek noksanlığın tamamlanmasını talep ederiz" şeklinde beyanda bulunmuştur. HMK'nın 115/2. maddesinde tamamlanabilir dava şartı eksikliğinin giderilmesi için davacı tarafa süre verilebileceği belirtilmiş ise de 6352 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-2. maddesinde arabulucuya başvurmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedileceği açıkca belirtildiğinden anılan dava şartı eksikliğinin tamamlanabilir dava şartı eksikliği olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. (Aynı yönde Yargıtay 23.HD'sinin... EK ve Yargıtay 22.HD'sinin ... EK sayılı kararları) Arabuluculuk düzenlemesi amacı itibariyle tarafların mahkeme yoluna başvurmadan uyuşmazlıkları bir araya gelerek çözmeleri, bu şekilde daha hızlı ve barışcıl yöntemlerle sonuca ulaşmaları ile mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla getirilmiş bir alternatif çözüm yoludur. Aksinin kabulü düzenlemenin amacına aykırılık oluşturacaktır. Buna göre davacının arabuluculuğa başvurmadan dava açtığı anlaşılmakla davanın 6102 sayılı TTK nın 5/A maddesi ve 6235 sayılı kanununu 18/A-2 maddesi uyarınca usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. ( benzer mahiyette Adana BAM 9.HD ... esas ... karar numaralı ilamı) HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi ve 6235 sayılı kanunun 18/A-2 maddesi uyarınca usulden REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 615,40 TL maktu red harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 1.536,98 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 921,58 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından takdirine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/11/2025
Katip e-imzalıdır.
Hakim e-imzalıdır.