İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/257 E. 2026/376 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/257
Karar No
2026/376
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/257 Esas KARAR NO :2026/376

DAVA:Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:15/04/2025 KARAR TARİHİ:11/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 15/04/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ve davalı arasında; davalının tedarik etmiş olduğu ürünlerin müvekkili tarafından pazarda dağıtım ve satışının münhasıran yürütülmesine ilişkin olarak 01.11.2019 tarihinden itibaren imza edilmeye başlandığını ve belli aralıklarla yeni sözleşmeler tanzim edilmek suretiyle uzatılmış Distribütörlük Sözleşmeleri bulunduğunu, müvekkilinin azami oranda çalıştığını, buna rağmen davalının 2024 yılı sonlarına doğru müvekkili ile fesih görüşmeleri yapılmakla "müvekkilin kendisine bildirilen satış hedeflerini tutturamadığı"ndan bahisle sözleşmenin feshedilmesi teklif edildiğini, müvekkilince her ne kadar satış hedeflerinin tutturulabilmesi adına elinden gelen her türlü çaba gösterilmiş ve üst düzey tedbirler alınmışsa da davalı tarafın müvekkiline karşı uzun süredir uyguladığı baskı ve yanlış yönetim politikaları sebebiyle müvekkilinin satışlarında düşüş yaşandığını, müvekkilinin beklediği satışları gerçekleştiremeyerek zarara uğradığını, davalı tarafça, taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini, davalının en çok rağbet gören ve satışı yapılabilecek ürünlerin yeterli stoğu temin edilmediğini, müvekkilinin sipariş taleplerine çok geç ve eksik şekilde karşılık verildiğini, bu nedenle müvekkilinin, tedarik edemediği ürünleri satamadığını ve hem müşteri hem ciro kaybı yaşadığını, müvekkilinin satışları engellendiğini, davalı tarafından, sözleşmelerin ilk imza anından itibaren sözleşmeye aykırı hareketlerde bulunulduğunu, müvekkiline gerçekçi olmayan hedefler koyarak müvekkilinin prim hedeflerine ulaşmasını gayriresmi yollar ile imkansız hale getirdiğini, buna rağmen ödeme vadelerini ise kısaltarak müvekkilinin ödemeler hususunda da zorlanmasına yol açtığını, bu nedenlerden dolayı; davanın kabulü ile; alacak miktarı belirli hale geldikten sonra artırım yapma hakkımız saklı kalmak kaydıyla HMK m.107 uyarınca; şimdilik 10.000-TL haksız fesih nedeniyle elde edilemeyen kâr bedeli, 10.000-TL haksız fesih nedeniyle depoda kalan ürünlere ilişkin oluşan depo maliyeti bedelleri, 10.000-TL davalının baskıcı uygulamaları sebebiyle ihtilaflı carilere satış yapılıp tahsil edilemeyen alacaklara ilişkin oluşan şüpheli alacak bedelleri, 10.000-TL müvekkilinin işbu sözleşmenin devam edeceğine güvenerek yapmış olduğu yatırımlar ile sözleşmenin devam etmemesi sebebiyle ileri dönük olarak uğranılan tüm zararlar, 10.000-TL müvekkilin davalının talepleri ile işletmeye başladığı Trakya ve Topkapı depoları ve bu depolar içerisindeki demirbaş, araç vs. her türlü yatırım maliyet bedeli, 10.000-TL istihdam edilen personelin işçilik haklarının tamamı ve 500.000-TL müvekkilin davalının sözleşmeye aykırı hareketleri sebebiyle uğramış olduğu ticari itibar kaybı ve manevi zararı, taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiği ve somut olayda TTK m.122 uyarınca denkleştirme istemi koşullarının oluştuğu gözetilerek tarafların ticari defter ve kayıtları ile sair veriler üzerinde yapılacak incelemeler neticesinde tespit olunacak denkleştirme tutarının tamamı için belirsiz alacak davası niteliğinde; alacak miktarı belirli hale geldikten sonra artırım yapma hakkımız saklı kalmak kaydıyla HMK m.107 uyarınca şimdilik 2.000.000-TL denkleştirme tazminatı olmak üzere toplam: 2.560.000-TL'nin sözleşmenin sona erdiği 10.12.2024 tarihinden itibaren hesaplanacak olan avans faizi ile beraber müvekkili şirkete ödenmesine, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. TALEP ARTIRIM : Davacı vekili tarafından sunulan 26/05/2026 tarihli dava artırım dilekçesinde özetle; Sözleşmenin devam edeceği kanısına rağmen haksız biçimde feshedildiği tarihten itibaren sözleşme devam etse idi elde edilecek olan ancak halihazırda haksız fesih nedeniyle elde edilemeyen kar bakımından 10.000-TL olarak bildirilen talep sonuçlarını 4.906.782-TL artırarak 4.916.782-TL'ye, haksız fesih nedeniyle depoda kalan ürünlere ilişkin oluşan depo maliyeti bedelleri bakımından 10.000-TL olarak bildirilen talep sonuçlarını 487.827,2-TL artırarak 497.827,2-TL'ye, denkleştirme tazminatı bakımından 2.000.000-TL olarak bildirilen talep sonuçlarını 1.865.998- TL artırarak 3.865.998- TL'ye yükselttiklerini, bilirkişi raporunda 18.10.2024 ve 21.11.2024 tarihleri arasındaki 10 adet faturada fatura altı iskontosunun % 7,41 olduğu, "%8 ile  %7,41 iskontolar arasındaki bu %0,59 iskonto farkının, davacının alış faturaları üzerinden yapılan hesaplama ile TL karşılığının 2.349.284,05 TL olduğunun (39.818.373,66 * %0,59)" tespit edildiği gözetilerek bu husustaki tüm haklarını saklı tuttuğunu, bedel artırım talebinde bulunmadıkları tüm alacak kalemleri yönünden haklarını saklı tutarak dava dilekçesinde belirtilen tutarların sözleşmenin feshedildiği tarihten itibaren işletilecek ticari avans faizi ile davalı yandan tahsiline, dava dilekçemiz ve işbu bedel artırım dilekçesi kapsamında davamızın tüm talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan 10/06/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Distribütörlük sözleşmelerinin, haklı nedenle ve derhal feshedildiğini, ...’a aylık ve dönemlik performans hedefleri devamlı surette paylaşıldığını, Haziran 2024’ten başlamak üzere ...’un hedeflerinin çok gerisinde kaldığını, ... ile ... ekipleri arasında yapılan görüşmeler ve çalışmalar da bu durumun düzelmesine bir katkı sağlayamadığını, davacının iddialarını somutlaştıramadığını, talep edilen kalemler distribütörün üstlenmesi gereken mutat harcamalardan olduğunu, diğerlerinin hukuken mesnetsiz, vakıalarla desteklenmeyen kalemlerden olduğunu, bu nedenlerden dolayı; davanın reddine karar verilmesi ve yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir. DELİLLER : 17/09/2024 tarihli Distribütörlük Sözleşmeleri, 30/10/2019 tarihli Kısmi Nitelikte Devir Sözleşmesi, 01/11/2019 tarihli Temlik Sözleşmesi, E-posta yazışmaları, 29/11/2024 tarihli fesih yazısı, .... Noterliği'nin 10.12.2024 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi .... Noterliği'nin 15.01.2025 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi, .... Noterliği'nin 22.01.2025 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi, Faturalar, Dekontları, Tanık beyanları, Bilirkişi raporu, Arabulucu tutanağı ve tüm dosya kapsamı. Mahkememizin 04/12/2025 tarihli celsesinde dinlenen Davalı Tanığı ...; "Ben davalı şirkette 2019 yılından beri çalışmaktayım, Satış direktörü olarak çalışmaktayım, biz her finansal yılın başlangıcında distribütörlerimiz ile sözleşmemizi yenileriz, bu tarih her yılın 1 mayıs günüdür, her yılın koşullarına göre o yılın sözleşme şartları belirlenir ve anlaşma sağlandığı takdirde de imzalar atılır, sözleşme iki ayaklı olup bir ayağı performans kriterine diğeri de performans koşulların gerçekleşmesi için gerekli kaynaklara bağlıdır örneğin depo sayısı, çalışan sayısı gibi, bu koşullara iki tarafın da uymasını bekleriz, performans kriterlerinin temelinde belirlenen markaların satılması ve satışın arttırılmasını bekleriz, bunun sonucunda da pazar payının büyümesi beklenir, sözleşme bunun üzerine kuruludur, davacı şirket ile 1/05/2024 tarihinde yaptığımız sözleşme sonrası performansında düşüş gözlendi, pazar payımız da bölge payında düştü, davacı firma İstanbul Avrupa bölgesi ve Trakya Bölgesi'nden sorumlu idiler, buradaki pazar payı düşüş oranı tüm Türkiye'deki pazar payı düşüş oranını tetikledi, dolayısıyla tüm markalarımızın pazar payı düştüğü için biz davacı ile yollarımızı ayırmak zorunda kaldık, beklediğimiz çalışan sayısının altında çalışılması nedeni ile gereken satışlar davacı tarafça yapılamadı, davacı tarafa üstesinden gelemeyeceği bir hedef yükleme söz konusu değildir, kaldı ki sözleşmede performansa dayalı prim şartları da vardır, biz davacı ile feshettikten sonra başka iş ortakları ile devam ettik, şuan ki pazar payımız davacı ile çalıştığımız dönemden çok daha iyi durumdadır, bizim satış kanallarımız bir distribütör kanalı, diğeri de zincir mağazalardır, biz farklı satış kanallarına göre farklı iskontolar uygulayabiliriz, iskonto oranı değişkendir aynı olabilir ya da olmayabilir, ancak ülke genelindeki distribütörlerimize uyguladığımız iskonto oranları eşittir, 2019-2024 yılları arasında distribütörlerin yönetim kadrosunda değişiklikler olmuştur, 2 bölge müdürü tahminimce değişti, bazen ithal edemediğimiz ürünlerden dolayı ürün temin edemediğimiz olmuştur ancak bu durumda elimizde olan ürünü distribütörler arasında adaletli bir şekilde dağıtarak mağdur olmamalarına gayret gösteririz, sözleşmede belirli bir ürünün distribütör tarafından satışına yasak şartı koyulabilir, bu da satışını yaptığımız ürünün rakip firmaya karşı korumak içindir, hedeflerini tutturamayan şirketler elbette oluyordu ve bu zamana kadar belirlenen hedefleri uygulayamayan distribütörler ile sözleşmemizi feshettiğimiz olmuştur, ... Tütün ile ilgili fesih süreci ve distribütörlük sözleşmesine dair bilgim yoktur, bu 2019 dönemi öncesine aittir, bölgesel olarak hedeflerin tutturulabilmesi için distribütörler tarafından lojistik imkanlarının da arttırılması istenmektedir, bu nedenle Trakya Bölgesine gerekli tedarikin sağlanması için İstanbul'daki depodan yapılması zor olduğundan o bölgeye davacı tarafça depo kurulmasını istedik, bu belirlenen hedefler kapsamındadır, distribütörler iş ortağımızdır, markalarımızı onlara emanet ederiz, distribütörlere şu markayı ona satacaksın bu markayı ona satacaksın gibi bir dayatmamız söz konusu değildir, bu distribütörün inisiyatifindedir." şeklinde beyanda bulunmuştur. Bilirkişiler ... tarafından hazırlanan 25/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Mali İnceleme Neticesinde; Fatura altı iskontosu bakımından davacı sözleşmede açıkça taahhüt edilen %8 oranındaki fatura altı indiriminin fiilen daha düşük oranlarda uygulanarak müvekkilin baştan itibaren kârlılık planlarının bozulduğunu iddia ettiğini, yapılan incelemede davacıya düzenlenen 18.10.2024 ve 21.11.2024 tarihleri arasındaki 10 adet faturada fatura altı iskontosunun % 7,41 olduğunu, %8 ile  %7,41 iskontolar arasındaki bu %0,59 iskonto farkının, davacının alış faturaları üzerinden yapılan hesaplama ile TL karşılığının 2.349.284,05 TL olduğu, (39.818.373,66 * %0,59) Nihai takdir mahkemeye ait olmak üzere portföy tazminatı 3.865.998 TL olarak hesaplandığını, davacı şirketin ticari defterlerinde 128 Şüpheli alacaklar hesabında 01.10.2019 tarihinden 10.12.2024 tarihine kadar 4.239.151,00 TL, dava tarihine kadar 4.240.453,30 TL, 31.12.2025 tarihine kadar ise 4.757.516,92 TL bakiye oluştuğu davacının müşterilerinden tahsil edemediği alacak oluştuğunu, davacının sayın mahkemece mahrum kaldığı kar talebinin yerinde olduğu kanaati olması durumunda son 5 yıllık ortalamasında kar elde edemediği son sözleşme yılında 4.916.782 TL kar elde ettiği tespit edilmiş olup takdirin mahkemeye ait olduğunu, davacının 255 Demirbaşlar hesabında 2020,2021,2022 ve 2023 yıllarında oluşan maliyetlerin 1.279.168,42 TL olduğunu, distribütörlük sözleşmesi gibi sözleşmelerde satış ve performans hedeflerinin devamlılık arz edecek şekilde tutturulamamış olmasının tedarikçinin piyasa koşullarındaki gücünü azaltabileceği; Sözleşme’nin 3’üncü maddesinde performans kriterlerinin nasıl ve kim tarafından belirleneceğinin önceden kararlaştırılmış olması; Sözleşme’nin 8.2’nci maddesinde sözleşme hükümlerine riayet etmemenin haklı fesih sebebi olarak belirlenmesi hususları göz önüne alınınca davalı tarafından gerçekleştirilen fesih bildiriminin haklı sebebe dayandığının söylenebileceğini; mahkemenin ilgili hususların vuku bulmasının sözleşme ilişkisinin devamını objektif açıdan çekilmez kılmayacağı görüşüne varması halinde ise sözleşmenin feshinin haklı sebebe dayanmadığının söylenebileceği, davalının feshinin haklı sebebe dayandığının kabulü hâlinde, davacının kâr mahrumiyeti de dahil sözleşmenin feshinden doğan zararlarını talep edemeyeceği; feshin haklı sebebe dayanmadığının kabulü hâlinde ise, davacının sözleşmenin feshinden doğan zararları (kâr mahrumiyeti de dahil) talep edebileceği, denkleştirme (portföy) tazminatının talep edilebilmesi için feshin distribütör tarafından haklı ya da tedarikçi tarafından haksız şekilde feshedilmesi gerektiğini; davalının feshinin haklı sebebe dayanmadığının kabulü halinde davacının edinmiş olduğu müşteri çevresi bakımından, sözleşme ilişkisi devam etseydi elde edebileceği ancak fesih sebebiyle mahrum kaldığı bu ücretleri davacı şirketten talep edebileceğini; feshin haklı sebebe dayandığının kabulü halinde ise denkleştirme tazminatının talep edilemeyeceğinin sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama sırasında toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava davacı tarafça davalı aleyhine açılan davalı ile aralarındaki distribütörlük sözleşmesinden kaynaklı uğranılan kar mahrumiyeti, maddi-manevi zarar ve denkleştirme tazminatı isteminden ibarettir. Davacı tarafça taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin davalı tarafça haksız feshi nedeniyle şimdilik 10.000-TL haksız fesih nedeniyle elde edilemeyen kâr bedeli, 10.000-TL haksız fesih nedeniyle depoda kalan ürünlere ilişkin oluşan depo maliyeti bedelleri, 10.000-TL davalının baskıcı uygulamaları sebebiyle ihtilaflı carilere satış yapılıp tahsil edilemeyen alacaklara ilişkin oluşan şüpheli alacak bedelleri, 10.000-TL müvekkilin işbu sözleşmenin devam edeceğine güvenerek yapmış olduğu yatırımlar ile sözleşmenin devam etmemesi sebebiyle ileri dönük olarak uğranılan tüm zararlar, 10.000-TL müvekkilin davalının talepleri ile işletmeye başladığı Trakya ve Topkapı depoları ve bu depolar içerisindeki demirbaş, araç vs. her türlü yatırım maliyet bedeli, 10.000-TL istihdam edilen personelin işçilik haklarının tamamı ve 500.000-TL müvekkilin davalının sözleşmeye aykırı hareketleri sebebiyle uğramış olduğu ticari itibar kaybı ve manevi zararı, 2.000.000-TL denkleştirme tazminatı olmak üzere toplam: 2.560.000-TL'nin sözleşmenin sona erdiği 10.12.2024 tarihinden itibaren hesaplanacak olan avans faizi ile beraber müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesi talep etmiştir. Davalı taraf taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmelerinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının iddiaları haksız ve yersiz olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 07/02/2025 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların görüşme sonrası anlaşamadığı görülmüştür. Dava konusu ihtilaf davacı ile davalılar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin davalı tarafça haklı/haksız feshedilip edilmediği, haksız feshedilmişse davacının zararına ilişkin talep ettiği tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı, varsa zarara ilişkin tazminat miktarlarının tespiti ve davalının söz konusu zararlardan sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, hususlarında uyuşmazlık bulunduğu tespit edildi. Mahkememizce yargılama sırasında taraf delilleri toplanılmış, davacı tarafça tanık deliline dayanılmadığından sadece davalı tanığı dinlenilmiş ve taraf şirketlerin ticari defter ile kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda özetle; Mali İnceleme Neticesinde; Fatura altı iskontosu bakımından davacı sözleşmede açıkça taahhüt edilen %8 oranındaki fatura altı indiriminin fiilen daha düşük oranlarda uygulanarak müvekkilin baştan itibaren kârlılık planlarının bozulduğunu iddia ettiğini, yapılan incelemede davacıya düzenlenen 18.10.2024 ve 21.11.2024 tarihleri arasındaki 10 adet faturada fatura altı iskontosunun % 7,41 olduğunu, %8 ile  %7,41 iskontolar arasındaki bu %0,59 iskonto farkının, davacının alış faturaları üzerinden yapılan hesaplama ile TL karşılığının 2.349.284,05 TL olduğu, (39.818.373,66 * %0,59) Nihai takdir mahkemeye ait olmak üzere portföy tazminatı 3.865.998 TL olarak hesaplandığını, davacı şirketin ticari defterlerinde 128 Şüpheli alacaklar hesabında 01.10.2019 tarihinden 10.12.2024 tarihine kadar 4.239.151,00 TL, dava tarihine kadar 4.240.453,30 TL, 31.12.2025 tarihine kadar ise 4.757.516,92 TL bakiye oluştuğu davacının müşterilerinden tahsil edemediği alacak oluştuğunu, davacının sayın mahkemece mahrum kaldığı kar talebinin yerinde olduğu kanaati olması durumunda son 5 yıllık ortalamasında kar elde edemediği son sözleşme yılında 4.916.782 TL kar elde ettiği tespit edilmiş olup takdirin mahkemeye ait olduğunu, davacının 255 Demirbaşlar hesabında 2020,2021,2022 ve 2023 yıllarında oluşan maliyetlerin 1.279.168,42 TL olduğunu, distribütörlük sözleşmesi gibi sözleşmelerde satış ve performans hedeflerinin devamlılık arz edecek şekilde tutturulamamış olmasının tedarikçinin piyasa koşullarındaki gücünü azaltabileceği; Sözleşme’nin 3’üncü maddesinde performans kriterlerinin nasıl ve kim tarafından belirleneceğinin önceden kararlaştırılmış olması; Sözleşme’nin 8.2’nci maddesinde sözleşme hükümlerine riayet etmemenin haklı fesih sebebi olarak belirlenmesi hususları göz önüne alınınca davalı tarafından gerçekleştirilen fesih bildiriminin haklı sebebe dayandığının söylenebileceğini; mahkemenin ilgili hususların vuku bulmasının sözleşme ilişkisinin devamını objektif açıdan çekilmez kılmayacağı görüşüne varması halinde ise sözleşmenin feshinin haklı sebebe dayanmadığının söylenebileceği, davalının feshinin haklı sebebe dayandığının kabulü hâlinde, davacının kâr mahrumiyeti de dahil sözleşmenin feshinden doğan zararlarını talep edemeyeceği; feshin haklı sebebe dayanmadığının kabulü hâlinde ise, davacının sözleşmenin feshinden doğan zararları (kâr mahrumiyeti de dahil) talep edebileceği, denkleştirme (portföy) tazminatının talep edilebilmesi için feshin distribütör tarafından haklı ya da tedarikçi tarafından haksız şekilde feshedilmesi gerektiğini; davalının feshinin haklı sebebe dayanmadığının kabulü halinde davacının edinmiş olduğu müşteri çevresi bakımından, sözleşme ilişkisi devam etseydi elde edebileceği ancak fesih sebebiyle mahrum kaldığı bu ücretleri davacı şirketten talep edebileceğini; feshin haklı sebebe dayandığının kabulü halinde ise denkleştirme tazminatının talep edilemeyeceğinin sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı taraf davalı ile aralarındaki distribütörlük sözleşmesinin davalı tarafça haksız feshedildiği iddiasıyla uğradığı maddi ve manevi zarar ile denkleştirme tazminatı isteminde bulunmuş, davalı taraf ise taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin davacı tarafın satış hedeflerini tutturamaması nedeniyle haklı olarak feshedildiği savunarak davanın reddini talep etmiş olup, davacı tarafça taraflar arasında distribütörlük sözleşmesinin davalı tarafça haksız feshi iddiası; satışlardaki düşüşün davalı tarafın baskı ve yanlış yönetim politikalarından kaynaklandığı, yeterli stok temini yapılmaması, zincir marketlere düşük fiyattan ürün tedarik edilmesi, fatura altı indirim oranlarının uygulanmaması, riskli carilere satışa zorlanması, davalının yönetim değişikliği, gerçekleşmesi zor hedefler konulması sebeplerine dayandırılmıştır. Davacı tarafça tanık deliline dayanılmadığından davalı tarafça bildirilen tanık dinlenilmiş ve davalının satış direktörü olan tanığın beyanlarında davacı şirketin belirlenen satış hedeflerini tutturamadığı, yeterli sayıda personel istihdam etmediğini, farklı satış kanallarına göre farklı iskontolar uygulandığı, iskonto oranının değişken olduğu, ancak ülke genelindeki distribütörlerimize uyguladığımız iskonto oranları eşit olduğu şeklinde beyanda bulunduğu, düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunan bilirkişi heyet raporunda özetle; Sözleşme’nin 3’üncü maddesinde performans kriterlerinin nasıl ve kim tarafından belirleneceğinin önceden kararlaştırılmış olması; Sözleşme’nin 8.2’nci maddesinde sözleşme hükümlerine riayet etmemenin haklı fesih sebebi olarak belirlenmesi hususları göz önüne alınınca davalı tarafından gerçekleştirilen fesih bildiriminin haklı sebebe dayandığının söylenebileceği; mahkemenin ilgili hususların vuku bulmasının sözleşme ilişkisinin devamını objektif açıdan çekilmez kılmayacağı görüşüne varması halinde ise sözleşmenin feshinin haklı sebebe dayanmadığının söylenebileceği, davalının feshinin haklı sebebe dayandığının kabulü hâlinde, davacının kâr mahrumiyeti de dahil sözleşmenin feshinden doğan zararlarını talep edemeyeceği; feshin haklı sebebe dayanmadığının kabulü hâlinde ise, davacının sözleşmenin feshinden doğan zararları (kâr mahrumiyeti de dahil) talep edebileceği, denkleştirme (portföy) tazminatının talep edilebilmesi için feshin distribütör tarafından haklı ya da tedarikçi tarafından haksız şekilde feshedilmesi gerektiği; davalının feshinin haklı sebebe dayanmadığının kabulü halinde davacının edinmiş olduğu müşteri çevresi bakımından, sözleşme ilişkisi devam etseydi elde edebileceği ancak fesih sebebiyle mahrum kaldığı bu ücretleri davacı şirketten talep edebileceği; feshin haklı sebebe dayandığının kabulü halinde ise denkleştirme tazminatının talep edilemeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiş olup, davacı tarafça davalı tarafın sözleşmeyi haksız feshettiği iddiasıyla tazminat istemine yönelik eldeki dava açılmış ise de, fesih yazısının içeriği ve davacı tarafın da kabulünde olduğu üzere taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin davacı tarafın satış hedeflerini tutturamamasından kaynaklandığı, davacı taraf hedefleri tutturamadığını kabul etmekle birlikte bunun nedeninin davalının baskıcı tutumu ve yanlış yönetim politikalarından kaynaklandığını iddia etmiş ise de davacı tarafça davalının baskıcı ve yanlış yönetim politikasında bulunduğu, yeterli ürün tedariki sağlamadığı, riskli carilere satışa zorladığı, gerçekleşmesi zor hedef konulduğu hususunu ispata yarar delil sunulmadığı, dosya kapsamında yer alan belgeler ve taraflar arasındaki yazışmalar kapsamı itibariyle de davacının satış hedeflerini gerçekleştirememesinin nedeninin davalının kusurundan kaynaklandığını gösteren somut bir delil bulunmadığı, davacı tarafça fatura altı indirim oranının uygulanmadığı iddia edilmiş ise de taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmelerinin 7.5 maddesi gereğince fatura altı indirim oranının %7,41 olarak belirlendiği, bu nedenle davalının uyguladığı fatura altı indirim oranında sözleşmeye aykırı bir durum olmadığı, yine davalı tarafın farklı satış kanalları yönünden farklı fiyat uygulaması kapsamında davalı tarafça zincir marketlere daha düşük bedelle ürün temin edilmesinin taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık oluşturmayacağı anlaşıldığından, davacı tarafça taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin davalı tarafça haksız feshedildiği hususu ispata elverişli delillerle ispatlanamadığından davacı tarafça açılan maddi ve manevi tazminat istemine yönelik davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı tarafça açılan DAVANIN REDDİNE, 2- Davacı tarafça yatırılan peşin harçtan maktu 732,00-TL karar harcının mahsubu ile fazla yatırılan 166.986,40-TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine, 3- Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin haksız çıkan davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Davacı tarafça yargılama sırasında yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, 5- Davalı tarafça yargılama sırasında yapılan gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6- Davalı taraf maddi tazminata ilişkin davanın yargılaması sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/4 uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 7- Davalı taraf manevi tazminata ilişkin davanın yargılaması sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 10/3,4 uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 8- Taraflarca yatırılan gider avansının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan ve karar kesinleştikten sonra kullanılmayan kısmının yatıran ilgili tarafa resen iadesine, Dair; Davacı vekilinin ve Davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/06/2026

Başkan ... e-imza* Üye ... e-imza* Üye ... e-imza* Katip ... e-imza*

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/257, K. 2026/376, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-257-e-2026-376-k-6fafab4ede37