İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/24 E. 2025/512 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/24
- Karar No
- 2025/512
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/24 Esas - 2025/512
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/24 KARAR NO : 2025/512
DAVA : Marka ... ... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 20/01/2025 KARAR TARİHİ : 24/12/2025 Yazım Tarihi: 06/01/2026
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: müvekkili ...ve Tic. A.Ş’nin sektörün en eski aktörlerinden biri olarak 1998 yılında online alışveriş pazarına artı değer katmak ve internet kullanıcılarının her sektördeki ihtiyaçlarını en geniş ürün yelpazesi ve en iyi hizmet kalitesiyle karşılamak için yola çıkmış ve bugün Türkiye’de 63 milyon kayıtlı üye sayısı ve aylık ortalama 300 milyon ziyaret ile online alışveriş sektöründe lider konuma ulaştığını, müvekkilin sahibi bulunduğu ... alışveriş sitesi üzerinden e-ticaret faaliyetleri gerçekleştirmekte ve bu kapsamda tüketicilere satıcı sıfatıyla doğrudan kendisi ürün ve hizmet satışı yaptığı gibi aynı zamanda aracı hizmet sağlayıcı sıfatı ile üçüncü kişi tacirlere de ürünlerini tüketicilere ulaştırmak için gerekli alt yapı ve platformu sağladığını, bugün itibariyle müvekkil şirketin kayıtlı aktif müşteri sayısının 11,9 milyon olduğunu, dava konusu “...” markası, müvekkil adına tescilli ...+..., .... ve ... markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve müvekkile ait marka ile seri marka izlenimi yaratarak, halk tarafından karıştırılmaya sebebiyet verir nitelikte olduğunu, davalı taraf markasında; müvekkil şirketin sahip olduğu ve tüketiciler tarafından artık duyulduğunda ve görüldüğünde müvekkil şirketi akla getirecek olan ... ibaresini, tıpkı müvekkil şirketin ... ibaresi ile oluşturduğu marka ailesinde kullandığı gibi “...+...” şeklinde birebir kullandığını ve anılan marka ile müvekkil arasında bağlantı kurulması, markanın müvekkile ait seri markalardan biri zannedilmesinin kaçınılmaz olduğunu, müvekkil şirketin tanınmış “...” esas unsuru ile seri markalar oluşturduğunu ve sözkonusu markaların müvekkil şirket ile özdeşleştiğini, müvekkil şirketin ... markalarının yanında “...+...” kalıbı ile meydana getirip tescil ettirdiği seri markalar ile oluşturduğu bir marka ailesinin de mevcut olduğunu, müvekkil şirketin ...+... ibaresini taşıyan 300’e yakın markasının olduğu ... veri tabanında yapılacak basit bir aramayla da görülebileceğini, dava konusu ... marka başvurusu ile müvekkil adına tescilli başta ... markası olmak üzere “...+...” kalıbı ile yarattığı marka ailesinin ve dolayısı ile müvekkil şirketin piyasadaki konumundan, güvenilirliğinden haksız yarar elde edilmesinin kaçınılmaz olduğunu zira müvekkil markalarının ayırt edici gücü ve bilinirliğinin tartışmasız olduğunu, davalı tarafın ... ibareli başvurusu, müvekkilin markalarının kapsamında bulunan ürün/hizmetler ile aynı olan 16/35. sınıf hizmetler için tescil edilmek istendiğini, davalı tarafa ait markanın müvekkil şirketin markalarının tescilli olduğu sınıflarda yer alan hizmetler için kullanıldığı düşünüldüğünde tüketici nezdinde iltibas yaratacağının net olduğunu, SMK’nın 6/1 maddesinin aradığı markaların aynı ürün/hizmetleri kapsaması şartı da bütünüyle gerçekleştiğini, müvekkil şirkete ait “...” ibareli marka 6769 sayılı smk’nın 6/5’nci maddesi anlamında tanınmış marka olduğunu ve “...” markasının tescili halinde doğrudan müvekkil markası üzerinden haksız yarar sağlanacağını, müvekkil şirketin tanınmış ... markalarının sahibi olduğunu ve dahi .... markası ... sayı ile ... nezdinde tanınmış marka statüsü ile korunduğunu, ... markasının, müvekkilin başta tanınmış .... ve ... ibareli markaları olmak üzere “...+...” kalıbı ile yarattığı marka ailesinin tescilli olduğu sınıflar ile ilintili sınıflar için tescil edilmek istendiği dikkate alındığında, söz konusu başvurunun anılan sınıflarda yer alan ürün ve hizmetler bakımından evleviyetle reddedilmesi gerektiğini, müvekkilin başta ... olmak üzere “...+...” kalıbı ile yarattığı markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer “...” markasının tesciline izin verilmesinin müvekkilin emek ve zaman harcayarak itibar edindirdiği markalarının ayırt edici vasfının zedelenmesine neden olacağını, dava konusu markanın müvekkil şirketin yıllardır emek harcayarak itibar kazandırdığı sektörde faaliyet göstermek amacıyla tescil ettirilmek istendiği dikkate alındığında ... marka başvurusunun iyi niyetle yapılmadığı, markanın müvekkil şirket ve markaları ile ilişkilendirilmek, itibar ve prestijinden yararlanmak amacı ile yapıldığının çok açık olduğunu, davalı yana ait ... ibareli marka başvurusu Türk Ticaret Kanunu anlamında haksız rekabet oluşturduğunu ifade ederek öncelikle dava konusu markanın dava süresince 3. kişilere devrinin engellenmesine yönelik sicil kaydına tedbir konulmasına, ... ...'nun 19.11.2024 tarih ve ... sayılı itirazın reddi kararının iptali ve ... başvuru numaralı ve ... ibareli marka başvurusunun müvekkilin markalarının tescilli olduğu tüm ürün ve hizmetler bakımından tescile uygun olmadığının tespiti ile işlemden kaldırılması veya tescil işlemleri tamamlanmış ise hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesi ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahıs Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkile ait “...” ibareli marka ile davacının itiraz markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, davalı müvekkil markasını okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve her iki işareti yan yana karşılaştırma imkanı olmayan kişilerin zihnindeki intiba, davacıya ait markanın bıraktığı intiba ile aynı yahut benzer olmadığını, söz konusu iki marka, aynı firmanın markası/serisi gibi algılanabilecek nitelikte bulunmadığı gibi, markaların karıştırılma ihtimalleri kesinlikle bulunmadığını, başvuru markası ile itiraz markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresi, tek başına ayırt ediciliği zayıf olan bir ibare olduğunu ve müvekkilin başvuru markası itiraz markasında yer almayan “...” sözcükleri de eklenmek suretiyle bileşke marka olarak oluşturulduğunu, itiraz markalarında “...” ibaresi tek başına zayıf unsur olduğundan, sadece “...” ibaresinden oluşan markalar yer almadığını, davacı taraf, “...” ibarelerinin ortaklığından bahisle benzerlik iddiasında bulunamayacağı gibi, anılan ibare zayıf olduğundan ve başkaca unsurlarla desteklenerek anılan ibareyle farklı markalar oluşturulabileceğinden, bu kelimeyi tekeline de alamayacağını, markalar benzer olmamakla birlikte, davaya konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığı ve davalı kurumca, davacı tarafın tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da haklı görülmediğini, kötüniyet iddiasına ilişkin; başvurunun kötüniyetle gerçekleştirildiği iddiası da davacı tarafça itiraz aşamasında somut bilgi, belge ve delil ile ispatlanamadığından, 6769 s. SMK’ nın 6/9 maddesi kapsamında yapılan itiraza da itibar etmek mümkün olmadığını, her somut olayın kendi özellikleri ve somut koşulları çerçevesinde, ayrı olarak incelenmesi gerekliliği marka hukukunun temel prensiplerinden olduğunu, bu genel ilke çerçevesinde, marka örnekleri ve/veya mal/hizmet kapsamları işbu başvurudan farklı olan başvurular için verilmiş olan kararların işbu başvuru için emsal karar oluşturmasının da mümkün olmadığını ifade ederek haksız ve mesnetsiz bir şekilde usul ve yasaya aykırı olarak açılan davanın reddine ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre kötüniyetli başvuru yapıldığı iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ... ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde ise hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 20/11/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 20/01/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı " ...", "...", ..... ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. ..... İnceleme sonucunda, ilgili tüketicilerin "..." ibareli başvuru ile "..." ibaresini içeren itiraz gerekçesi markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır. İtiraz ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından, kötü niyet gerekçeli itiraz kabul edilmemiştir. Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir. KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir" ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... (...) ...
24/11/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE;"1-Dava konusu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler ile davacı taraf ait mesnet markaların emtialarının birebir aynı/veya ilişkili olduğu, 2-Dava konusu marka ile davacıya ait markaların, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı ve aralarında karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimali bulunmadığı, 3-Davacı markasının tanınmış marka olduğu değerlendirilmekle birlikte, davacıya ait marka tanınmış olsa dahi, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı, bu nedenle davalıya ait markanın davacı markasının tanınmışlığı gerekçesi ile haksız yarar sağlayacağı, davacı markasının itibarına zarar verilmesi veya davacı markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesine sebebiyet vereceğine dair bir kanaat oluşmadığı, 4-Hükümsüzlük istemi bakımından, Kötü niyet ve haksız rekabet iddiaları ile ilgili hukuki yorum ve değerlendirmenin Mahkemenin takdirinde olduğu, 5-Dava konusu edilen ... kararının değerlendirme ile uyumlu olduğu, "şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının " ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcı peşin alındığından tekrar alınmasına yer olmadığına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 24/12/2025
Katip ... Hakim ... E- imzalıdır E- imzalıdır