İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/13 E. 2025/480 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/13
- Karar No
- 2025/480
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/13 Esas - 2025/480
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/13 KARAR NO : 2025/480
DAVA : Marka ... ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 13/01/2025 KARAR TARİHİ : 03/12/2025 Yazım Tarihi: 07/12/2025
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: müvekkilinin hem kozmetik ürünlerine ilişkin üretim ve satış faaliyetleri ile hem de sahibi olduğu, Türkiye’nin önde gelen ilaç firmaları ile de yakın ilişkileri bulunduğunu, ... adıyla 20’den fazla mağazası bulunmakta olup ülke genelinde faaliyet gösterdiğini, ... gibi ülkelerdeki global şirketlerle distribütörlük ve franchise anlaşmaları yaparak ... markalı Türk kozmetik ürünlerini ihraç ettiğini, ... markasının ... ve ulusal ofisler nezdinde 50 ‘ye yakın ülkede olduğunu, ... markası da mahkeme kararlarıyla tanınmış bir marka olduğunu, uyuşmazlığa konu edilen ortak unsur “...” kelimesi, ... “...” anlamına gelmekte olup, kozmetik ve parfüm sektöründe yaygın bir biçimde kullanılan bir ifade olduğunu, ayırt ediciliğinin son derece zayıf olup, tek bir kişi veya şirkete özgülenmesi mümkün olmadığını, müvekkilinin markasında baskın ve ayırt edici unsur, köklü geçmişiyle yüksek tanınmışlık kazanmış olan “...” ibaresi olduğunu, “...” ibaresinin sektörde yaygın kullanımı nedeniyle tali konumda ve ayırt ediciliği düşük bir unsur olduğunu, davalının “...” markasının ise bütün olarak farklı bir görsel ve işitsel algı yarattığını, sadece “...” kelimesi üzerinden yapılacak bir kıyaslamanın, marka hukukunun bütünü itibariyle değerlendirme ilkesi ile bağdaşmadığını, davalının ürünlerinde öne çıkarılan “...” ibaresi, genel tasarım, renk ve tipografi itibariyle müvekkil ürünlerinden tamamen farklı bir görsel izlenim yarattığını, kullanım şeklinde de “...” ibaresinin ambalajlarda neredeyse görünmez hale geldiğini, ürünlerin ön yüzünde esasen parfüm isimleri öne çıkarılmakta, şişe tasarımlarında karmaşık desenler arasında ise “...” en altta ve tali biçimde yer aldığını, müvekkilinin “...”, altın fon üzerine siyah yazı ile sade bir tasarıma sahip olduğunu, karakteristik unsurları, yazı tipi ve büyüklüğü belirgin bir fark yarattığını, davalının markasında “...”, beyaz fon üzerine sarı renkle yazılmış ve çok daha basit bir şekilde yerleştirilmdiğini, markaların hem fonetik hem de görsel açıdan birbirinden çok farklı olduğunu, ortalama tüketici nezdinde markaların arasında karıştırılması veya ilişkilendirilmesi kesinlikle mümkün olmadığını belirterek ... tarafından verilen kararın iptalini, “...” markasının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: müvekkilinin kendi yarattığı marka altında kozmetik alanında parfümler üretmek ve tasarlamak üzere 04.12.2019 tarihinde şirkete ortak olduğunu, ..." markanın ... sayı ile tescilli olduğunu,markanın aynı zamanda ... ülkelerinde ve ...' de tescilli olduğunu, davanın konusu "..." markası olmadığını, davanın konusu davacının haksız ve kötü niyetli olacak biçimde müvekkil şirketin markasının esaslı biçimde kendi markaları içine dahil ederek müvekkil şirketin markasını sulandırmaları ve markanın kökeni, kime ait olduğu konusunda yanlış izlenim yaratacak biçimde iki marka arasında bağlantı izlenimi yarattığını, müvekkilinin genel itibarı ile orijinal ve özgün markaları karşısında itiraza konu marka tescil başvurusunun ayırt edilmesini sağlayacak hiçbir çaba gösterilmediği gibi, kötü niyetli olarak ve markanın mevcut durum itibarıyla müvekkil markaları ile seri marka izlenimi taşıdığını, markaların aynı mal üzerinde kullanılacağını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı tarafın ... başvuru sayılı markası ile davalı firmanın itiraz mesnedi markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın başvuru ve mesnet markada yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliği düşük ve jenerik olduğu iddiasının iltibasına etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 13/11/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 13/01/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; " ………Yapılan incelemede işbu başvuru ile ... sayılı "..." ibareli ret gerekçesi markanın bağımsız unsur olarak "..." ibaresini içerdikleri ve markaların görsel, işitsel ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olduğu tespitine varılmıştır. Buna ilaveten, başvuru ile ... sayılı "..." ibareli ret gerekçesi markanın 6. madde kapsamında verilen ret kararı gereğince reddedilen mallar bakımından aynı / aynı tür ve benzer nitelikte malları kapsadıkları tespit edilmiştir. Bu çerçevede, başvuru ile ... sayılı "..." ibareli ret gerekçesi marka arasında, 6. madde kapsamında verilen ret kararı gereğince reddedilen mallar bakımından karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği kanaatine varılmış ve aynı tespit doğrultusunda ...'nca verilen ret kararı yerinde görülmüştür. İtirazın ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir." ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı başvuru Markası Davalı Markası ... ... ... ...
24/11/2025 tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE; " Davacının red edilen markasının başvuru kapsamında yer alan 03. Sınıftaki TÜM malların, davalının mesnet gösterilen markasının tescilli malları ile birebir aynı olduğu, Davaya konu olan ... sayılı marka ile redde mesnet olan ... sayılı marka arasında görsel ve genel izlenim olarak bir benzerlik bulunduğu, Taraf markalarda ortak unsur olarak yer alan ... ibaresinin tescilli talep edilen ya da tescilli mallar kapsamında ayırt ediciliğinin yüksek olduğu dikkat ealındığında Markalar arasında SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında iltibas tehlikesinin oluşacağı" şeklinde özetlenmiştir. Davacı vekilinin aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davacının " ... " ibareli marka başvurusu ile davalıya ait "... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; diğer yönden davacı başvurusunun emtiaları ile davalı markasının kapsamındaki emtiaların aynı/benzer olduğu bilirkişi raporunda sayfa 4 de tablo halinde gösterildiği; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının " ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının "... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından yargılama konusu emtialar açısından davalının "... " ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davacının " ... " ibareli başvuru markalı malları satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği ; işaretsel benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşabileceğinden taraf marka işaretleri benzediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; Nihayetinde davanın reddi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alındığından alınmasına yer olmadığına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.03/12/2025
Katip ... Hakim ... E- imzalıdır E- imzalıdır