İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/234 E. 2026/153 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/234
Karar No
2026/153
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)

ESAS NO:2025/234 Esas KARAR NO :2026/153

DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:10/07/2024 KARAR TARİHİ:07/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26.06.2023 tarihinde müvekkili şirket nezdinde sigortalı bulunan malların ... idaresindeki tır ile ... Limanı/Ambarlı’ dan sigortalının ... ...’ ta bulunan deposuna aktarılırken ıslanarak hasarlandığını ve bu ıslanmanın nedeninin konteyner tavanındaki delinme olduğunun tespit edildiğini, zararın meydana gelmesinde davalı tarafın kusurlu olduğunu, meydana gelen zarar neticesinde müvekkili sigorta şirketi tarafından 22.08.2023 tarihinde 23.340,00-TL tutarında hasar ödemesi yapıldığını, davalı tarafın söz konusu hasarın meydana gelmesi sebebiyle sigortalılarına yapılan ödemenin davalı yana rücu edildiğini, rücuen tazminat bedelinin tahsili amacıyla açılan .... İcra Müdürlüğünün 2024/... E sayılı icra takibine davalı yanca haksız olarak itiraz edildiğini, öncelikle ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne ve neticeten davanın kabulüyle, davaya konu .... İcra Müdürlüğünün 2024/... E sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin 24.157,22.-TL (takip toplamı) üzerinden devamı ile 22.08.2023 (sigorta tazminatının ödeme tarihi) tarihinden itibaren işleyecek faiziyle (ticari temerrüt faizi) birlikte tahsiline, Asıl alacak tutarının %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri, vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşımada müvekkilinin yalnızca taşıyanın acentesi olarak hareket ettiğini, TTK madde 105 kapsamında acentelerin asaleten dava edilmelerinin mümkün olmadığını, dosyada sigortalı tarafından mal bedelinin tam ve eksiksiz olarak satıcıya ödendiğine dair herhangi bir ödeme dekontunu, belge bilgi ve delilin olmadığını, dolayısıyla sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin mükerrer bir ödeme olup olmadığının belirsiz olduğunu, iddia eden ıslaklığın nevinin tespit edilmediğini, yağmur suyundan ileri gelen hasarların, emtia nakliye sigortaları genel şartları uyarınca sigorta küvertürü dışında olduğunu, iddia olan olunan hasarın ne zaman ve ne şekilde ve nasıl meydana geldiği ile bu yöndeki hasarın yükün taşıyanın hakimiyetinde iken meydana geldiğinin belli olmadığını, TTK madde 1185 gereğince taşıyana süresinde hasar ihbarının yapılmadığını, buna göre yükün konşimentoda yazıldığı şekilde taşındığı ve alıcısına teslim edildiğinin kabul edildiğini, TTK madde 1185/2 uyarınca hasarlı olduğu iddia edilen yük üzerinde her iki tarafın iştiraki ile ve mahkemeler vasıtasıyla yapılmış bir tespitin bulunmadığını, kolilerin ıslandığı iddiası ile koliler içinde bulunan tüm yüklerin tam zayi olduğunun varsayılmasının mümkün olmadığını, zarara ilişkin tam ve net bir tespit yapılmadığını, sovtaj indirimi yapılmasının da hatalı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, davacı sigortalısına ait emtiaların, davalı sorumluluğunda deniz taşımasında hasarlandığı iddiası ile sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen davalıdan tahsili talebi ile başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olup, uyuşmazlığın konusunun, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının yerinde olup olmadığı, davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı, tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, sigorta sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, geçerli bir sözleşme uyarınca ödemenin yapılıp yapılmadığı, hasara ilişkin süresinde ve geçerli bir ihbarın bulunup bulunmadığı ve hasarın deniz taşıması esnasında meydana gelip gelmediği, hasarda davalının sorumlu olup olmadığı ve hasarın miktarının tespiti noktasında toplandığı görülmüştür. Dosyanın, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/12/2024 tarihli... sayılı görevsizlik kararı üzerine mahkememize gelerek eldeki esasa kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, takibin ... İcra Dairesinde açıldığı, yetki itirazının kabulü ile 2024/... Esas sayılı dosyası haline geldiği, alacaklısının ... Sigorta A.Ş. olduğu, borçlusunun ... ... Loj. Ve Tic. A.Ş. olduğu, 24.1587,22TL'nin tahsili için 12/01/2024 tarihinde takibe geçildiği, ödeme emrinin borçluya 22/04/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin16/04/2024 tarihli borca itiraz dilekçesi ile takibin durduğu, eldeki davanın da 10/07/2024 tarihinde İİK 67. maddesi gereğince yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce resen seçilen bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 04/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda; tevdine karar verilmiş olup, aldırılan bilirkişi raporunda özetle; Davalı ... ... tarafından dava dışı sigortalı adına düzenlenen 21/06/2023 tarihli 2.600 USD tutarlı faturanın, dava dışı sigortalı ... Makine tarafından kabul edilmediği ve davalı ... ...'ye iade edildiği, 21/06/2023 tarihli 2.600 USD bedeline ilişkin olarak ... Makineden kendi adına tahsilat yapılmadığı, davaya konu taşıma nedeniyle fiili taşıyan ... tarafından acentesi olan ... ... adına tanzim edilen 2.175 USD tutarlı fatura bedelinin, ... ... tarafından cari hesaba mahsuben ödendiği tespit edilmiştir. Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ile , taşımaya konu ... numaralı konşimentoda bulunan Çin Halk Cumhuriyeti Mahkemelerinin yetkili olduğuna iliykin kayıt uyarınca mahkememizin milletlerarası yetkisine itiraz edilmişse de, davalının Türkiye'de mukim bir Türk Şirketi olması nedeni ile MK 2 maddesi uyarınca miletlerarası yetki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Dava halefiyete istinaden açılmış olmakla, davacının TTK 1472 maddesi gereğince halef sıfatını ve hali ile aktif husumet ehliyetini kazanabilmesi için, geçerli bir sigorta sözleşmesinin kurulmuş olması, sigortacının himaye kapsamında yer alan riziko sebebiyle meydana gelen zararları ödemiş olması ancak bu ödemenin geçerli bir sözleşme uyarınca ve gerçek hak sahibine yapılması gerekmektedir. Sigortacının halefiyeti, kanundan kaynaklandığından kendiliğinden meydana gelir. Sigortacı tazminatı ödediği anda, sigortalının yerine geçer ve sigortalının zarara sebep olan üçüncü şahsa karşı olan talep hakkı düşer. Son olarak ise halefiyetin gerçekleşmesi için, zarar nedeni ile sorumlu bulunan üçüncü bir kişinin varlığı gereklidir. Sonuç olarak davacı sigortacının, sigortalısının haklarına halef olabilmesi için, sigortalının üçüncü şahıslara karşı tazminat talebi hakkına sahip olması, sigortacının sigorta tazminatını gerçek hak sahibine ödemiş olması ve geçerli bir sigorta sözleşmesinin var olması gerekir. Dosyada bulunan ...-4 numaralı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesine göre dava dışı sigortalı ... Makine San. Ve Tic. Ltd Şti. firması tarafından FOB teslim şartı ile ithal edilen sanayi tipi dikiş makinalaraı ve yedek parçaları emtiasının, ... Limanı'ndan İstanbul'a ... ... isimli gemi ile taşınmasının, sigorta teminatı altına alındığı, dava dışı sigortalı ... Makine San. Ve Tic. Ltd Şti. firmasının konşimentoda gönderilen olarak kayıtlı olduğu, emtianın hasarlanması neticesinde davacı sigorta şirketi tarafından dosyada bulunan ... Bankası'na ait 22/08/2023 tarihli ödeme dekontu kapsamında dava dışı sigortalı ... Makine San. Ve Tic. Ltd Şti. Firmasına 23.340,00 TL hasar bedelinin ödendiği anlaşılmıştır. Davaya konu emtia satım şekli FOB olmakla, bu satım şekli uyarınca taşımaya konu eşyanın taşıma aracına yüklenmesi ile birlikte hasara katlanma yükümlülüğü alıcı firmaya geçmekle, dava konusu uyuşmazlıkta dava dışı sigortalının görderilen-alıcı firma olduğu gözetildiğinde; geçerli bir sigorta sözleşmesi uyarınca, davacı sigortacı tarafından sigorta tazminatı ödenmiş olup, bu hali ile davacının yapmış olduğu sigorta tazminatı ödemesi kapsamında TTK. 1472 maddesi gereğince halefiyet hakkı ile aktif husumet ehliyetini haiz olduğu kabul edilmiştir. Dosyada bulunan ... numaralı konşimento kayıtları incelendiğinde; konşimentoda taşıyan olarak dava dışı ... Limited firmasının kayıtlı bulunduğu, davalının ise evrak teslimi için başvurulacak taraf olarak olduğu görülmüştür. Bununla birlikte davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen ve davalı tarafından dava dışı sigortalı ... Makine San. Ve Tic. Ltd Şti. adına düzenlendiği görülen 21/06/2023 tarihli faturanın ise Navlun ve diğer masraflar açıklaması ile düzenlendiği görülmüştür. Bu hali ile taşımanın dava dışı ... Limited firması tarafından yerine getirildiği anlaşılmakla TTK 1238 maddesi gereği bu firmanın taşıyan sıfatını haiz olduğu mahkemece kabul edilmiştir. Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ekinde dosyaya, dava dışı taşıyan ... Limited ile imzaladıkları anlaşılan Acentelik Sözleşmesi ibraz edildiği görülmüş ve davalı vekili tarafından müvekkilinin acente olduğundan bahisle pasif husumet itirazında bulunulduğu anlaşılmıştır. Ancak yukarıda da belirtildiği hali ile davalı tarafından dava dışı sigortalı adına düzenlenen navlun açıklamalı fatura bulunduğundan, bu hali ile davalının acente olarak mı yoksa TTK 921 maddesi uyarınca navlun faturası düzenlemek sureti ile akdi taşıyan sıfatıyla mı taşımaya dahil olduğu hususunun tespiti bakımından davalı ticari defter kayıtları üzerinde muhasip incelemesi yapılarak davalı tarafından düzenlenen fatura bedelinin dava dışı taşıyana aktarılıp aktarılmadığı hususu incelenmiştir. Düzenlenen muhasip raporu ile; davalı ... ... tarafından dava dışı sigortalı adına düzenlenen 21/06/2023 tarihli 2.600 USD tutarlı faturanın, dava dışı sigortalı ... Makine tarafından kabul edilmediği ve davalı ... ...'ye iade edildiği, 21/06/2023 tarihli 2.600 USD bedeline ilişkin olarak ... Makineden kendi adına tahsilat yapılmadığı, davaya konu taşıma nedeniyle fiili taşıyan ... tarafından acentesi olan ... ... adına tanzim edilen 2.175 USD tutarlı fatura bedelinin, ... ... tarafından cari hesaba mahsuben ödendiği tespit olunmuştur. Bu hali ile her ne kadar dosyaya davalı tarafından düzenlendiği anlaşılan navlun faturası ibraz edilmişse de, sigortalı tarafından bu faturanın kabul edilmeyerek iade edildiği ve navlun bedelinin dava dışı sigortalı tarafından davalıya ödenmediği anlaşılmakla, davalının TTK 921 maddesi kapsamında akdi taşıyan olarak değerlendirilemeyeceği mahkemece kabul edilmiştir. Davalının, taşımaya konu konşimento üzerinde evrak teslimi için başvurulacak taraf olarak kayıtlı olması ile davalı tarafından dosyaya ibraz edilen acentelik sözleşmesi uyarınca, davalının boşaltma limanında teslimden görevli acente olduğu bu hali ile TTK 105 maddesi uyarınca taşıyana izafeten husumet yöneltilebileceği; bu davalının yalnızca boşaltma limanındaki tahliye ve yük teslimi ile görevlendirilmiş acente olduğu kanaatine varılmıştır. TTK'nın 102.maddesine göre acente; "ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları tacir adına yapmayı meslek edinen kimse" olarak tanımlanmıştır. TTK m. 105' de; "Acente aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmeler ile ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya veya bunları kabule yetkilidir, bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfat ile dava açılabilir" düzenlemesine yer verilmiştir. TTK 105 vd. maddeleri uyarınca acentenin, acente sıfatıyla yaptığı işlemler, adına hareket ettiği kişi hakkında hüküm doğuracaktır. Buna göre davalının teslim acentesi sıfatı ile dava konusu taşımaya dahil olması nedeniyle TTK'nın yukarıda anılan hükümleri gereğince, pasif husumet ehliyetini haiz olmadığı kabul edilerek neticede davanın bu nedenle usulden reddine dair aşağıdaki hali ile karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: 1-Davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE, 2-Karar harcı olan 732,00.TL'den peşin alınan 427,60.TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40.TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA, 3-Davalı yargı gider toplamı olan 7.000,00.TL'nin davacıdan alınıp davalıya ödenmesine, bakiye giderin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı vekili için takdir edilen 24.157,22.TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davanın reddine karar verildiğinden davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/04/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/234, K. 2026/153, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-17-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-234-e-2026-153-k-be272664e0e6