İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/213 E. 2026/48 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/213
- Karar No
- 2026/48
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No:... Esas - ... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ...
HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :... KARAR TARİHİ : ... KARAR YAZIM TARİHİ :...
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili banka ile davalı firma arasında 21.10.2003-19.12.2005 tarihlerini kapsar şekilde temizlik hizmet alımına yönelik olarak art arda olmak üzere üç farklı tarihte hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, dava dışı işçi ...'un müvekkili banka hizmet birimlerinde davalı ... İnşaat Mühendislik ... Ltd. Şti. firması da dahil olmak üzere çeşitli firmalar bünyesinde yapılan ihaleler kapsamında çalıştığını, müvekkilini tarafından dava dışı işçiye kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve Yargıtay kararları uyarınca kıdem tazminatı ödeme tutarlarının tamamından ihaleyi alan yüklenici firmaların sorumlu olduğunu, ödenen tutarın rücu edilmesi için Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası kapsamında ilamsız takip başlattıklarını, davalı tarafça ödeme emrine itiraz edildiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı tarafın yaptığı itirazın haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğundan bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile davalının Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesinin... esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe vaki itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP :Davalı taraf süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLER : Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin... esas sayılı takip dosyasının uyap kayıtları, İller Bankası 9. Bölge Müdürlüğü ile davalı arasında düzenlenen sözleşme ve şartnameler, SGK kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin... esas sayılı takip dosyasında: alacaklının ... Bankası Anonim Şirketi, borçlunun ... İnşaat Mühendislik Mimarlık Nak. Tem. Petrol San. ve Tic. Ltd. Şti. olduğu, 46.101,97-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Dosyaya mübrez 22/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda: yapılan inceleme, tespit ve hesaplamalar ile davacı taleplerinin; ¸ Tabloda gösterilen şekilde olduğunu bildirmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşveren tarafından bu ödemelerin ferileri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir. Davalı yüklenici tacir olup, 6102 sayılı TTK'nın 19/2. maddesi gereğince taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm yoksa diğer taraf için de ticari iş sayılmaktadır. Ticari işlerde 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesine göre avans oranında faiz istenebilecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/2067 Esas, 2022/2176 Karar ; 2021/2179 Esas, 2022/2226 Karar) Bu durumda davalı yüklenicinin son işveren olması nedeniyle yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde son iş verenin ihbar tazminatı alacağının fer'ileri ile birlikte tamamından sorumlu olduğu, kıdem tazminatından ve fer'ilerinden ise ödeme yapılan dava dışı işçilerin davalı yüklenici-son işverende çalıştıkları dönem için bu işverende geçirdikleri çalışma süreleri ile orantılı olarak sorumlu olacağı anlaşılmıştır. (Kayseri BAM 6. HD 18/05/2023 tarih, 2023/871 Esas, 2023/957 Karar) Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 21/10/2004 - 20/10/2005 tarihleri arasını ve 21/10/2005 - 20/12/2005 tarihleri arasını kapsar şekilde hizmet alım sözleşmeleri ile teknik şartnamenin düzenlendiği, dava dışı ... isimli işçiye 10/03/2023 tarihinde davacı şirket tarafından toplam 238.234,23-TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, ...'un 21/10/2003 - 19/12/2005 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalışmış olup hizmet süresinin 2 yıl 1 ay 28 gün olduğu, ücretinin en son brüt ücretinin 10.608,60-TL olduğu, ilave yardım ve ödemeler eklendiğinde 35 günlük ücretinin 14.250,95-TL olduğu, buna göre bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada 2 yıl 1 ay 28 gün için kıdem tazminatının 30.782,69-TL olarak hesaplandığı, bu tutara ödeme tarihi olan 10/03/2023 tarihinden takip tarihi olan 04/11/2024 tarihine kadar 17.498,73-TL reeskont faizi işlediği, yapılan hizmet alım sözleşmeleri ve teknik şartnamede yüklenicinin çalıştıracağı işçilerin kıdem tazminatlarının tamamından işverenin sorumlu olacağına dair bir düzenleme bulunmadığı, Yargıtay 23. HD son uygulaması ve Kayseri BAM 6.HD güncel uygulamasına göre bu durumda kıdem tazminatının tamamından yüklenicinin sorumlu olacağı, işverenin bu tutarı ödemesi halinde tamamını yükleniciye rücu edebileceği kabul edildiğinden bilirkişi raporunda hesaplanan asıl alacak ve işlemiş faiz tutarı takipte talep edilenden fazla olduğundan taleple bağlı kalınarak açılan itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmiştir. Davacı açtığı davada icra inkar tazminatı da talep etmiştir. Ancak davalının ödemesi gerekli tutar mahkememizce bilirkişi raporu alınmak suretiyle hesaplatıldığı, bu durumda takip tarihi itibariyle likit bir alacak söz konusu olmadığı, İİK 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatının şartları oluşmadığından davacının bu talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜ ile, 1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin... esas sayılı icra takip dosyasında 30.452,92-TL asıl alacak ve 15.649,05-TL işlemiş faiz yönünden yapılan İTİRAZIN İPTALİ ile takibin bu miktarlar üzerinden kaldığı yerden devamına, 30.452,92-TL asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar ticari avans faizi uygulanmasına, 2-Şartları oluşmamakla davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 3.149,23-TL ilam harcından, tahsil edilen 615,40-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 2.533,83-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafın yaptığı 615,40-TL başvurma harcı, 615,40-TL peşin harç, 5.000,00-TL bilirkişi ücreti, 490,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 6.720,80-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/01/2026
Katip ...
Hakim ...