İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/204 E. 2026/248 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/204
Karar No
2026/248
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/204 Esas KARAR NO : 2026/248

DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/12/2016 KARAR TARİHİ : 01/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında 05/11/2014 tarihinde 5 yıl süreli "... (...) Satış Ve Kiralık ... Tesisi Teslim Sözleşmesi" yapıldığını, sözleşme ile davacının davalı tarafından kullanılmak üzere ... (...) tesisi kurma ve davalıya kiralama borcu altına girdiğini, davalının da karşı edim olarak bu tesiste ... kullanmayı ve bu ...'yi de davacıdan satın alma borcu altına girdiğini ancak davalının iş yerine yapılan bir ziyaret sırasında davalının bu iş yerinde kömür yakıtını kullanmak üzere tesisat kurduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine ... 17. Noterliği'nin ...tarih ve ... yevmiye sayılı uyarı ihtarnamesinin keşide edildiğini, bunun üzerine davalının ... alımını tamamen durdurduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 3/1 maddesi ile davalı müşterinin ... kullanımından kısmen veya tamamen vazgeçmesi halinde davacının sözleşmeyi derhal feshetme hakkına sahip olması nedeniyle ... 17. Noterliği'nin... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin 12/1 maddesine göre davacının uğradığı müsbet zararın tazmin edilmesi gerektiğini,bu nedenle sözleşme olağan şartlarda devam etmiş olsaydı davalı ... alımına devam edecek ve davacı da kar etmeye devam edeceğinden sözleşmenin normal süresinin sonuna kadar hesap edilecek kar mahrumiyetinin davacıya ödenmesi gerektiği;müşterinin çalıştığı 16 aylık süre içerisinde davalının aylık ortalama 3 (üç) ton olduğu, bu tüketim oranı esas alındığında davalının geriye kalan 44 aylık süre içerisinde (44 X 3 = 132 ton) 132 ton kullanımdan kaynaklı davalının sözleşmeyi ihlali nedeniyle sözleşme ihlal edilmeyecek olsaydı 44 aya karşılık gelen 132 ton muhtemel satıştan dolayı davacının (132.000 X 1,425 X 0,775002 (1,729811 - 0,954808) = 145.778,00 TL + KDV) kazanç elde edecek olmasına rağmen sözleşmenin sona ermiş olmasına rağmen davacının bu kazançtan mahrum kaldığını ve ayrıca sözleşmenin 3/1 maddesine göre ... kullanımından kısmen veya tamamen vazgeçtiği ve sözleşmenin feshine nedeniyle cezai şart ödemekle yükümlü olduğu ;sözleşmenin ihlali halinde davalının davacıya aylık 300,00 Euro cezai şart ödeyecek olduğunu kabul etmiş olması karşısında fesih tarihi olan 01/11/2016 tarihinden artta kalan 39 ay için 11.700,00 Euro + KDV cezai şart ödemekle yükümlü olduğu; sözleşmede kararlaştırılan cezai şart, ifaya eklenen cezai şart niteliğinde olduğundan hem kar mahrumiyeti hem cezai şart aynı anda talep edebileceği; ayrıca fesih ihtarnamesinin davalı tarafça tebellüğü tarihinden itibaren, her iki tarafından tacir olması sebebiyle müvekkil şirketin alacağına avans faiz oranı üzerinden faiz işletilmesini neticeten fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kar mahrumiyeti olarak şimdilik 20.000,00 TL ve cezai şart alacağı olarak da 11.700,00 EURO'nun fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının fesih ihtarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi oranı üzerinden faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, masraf ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. SAVUNMA/Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşmeye davacı ...tarafından aykırı davranıldığı ve haksız yere sözleşme fesih edilerek cezai şart ve mahrum kalınan kar talep edildiği; davacı tarafından Yakma Cihazlarının uygunluk belgeleri olmadığı halde 4646 sayılı doğalgaz piyasası Kanunu, taraflar arsındaki Sözleşmenin 5.5 Maddesi ,... Mevzuatı EPDK mevzuatına aykırı davranılarak doğalgaz satışı yapıldığı; teknik ve alt yapı yeterlilik oluşturularak (tüm bildirimlere rağmen) gaz kaçağı giderilemediği; teknik yetersizlik sebebi ile güvenlik zafiyeti giderilemediği; doğalgaz satışı belirli dönem gerçekleştirilemeyerek müvekkilin uzunca bir süre hizmet verememesine neden olunduğu ve bu hususlar doğrultusunda müvekkil müşteri kaybederek faaliyetini sonlandırdığı; dava dilekçesinde davacı her ne kadar sözleşmenin 3.1 maddesinde müşterinin ... kullanımından kısmen veya tamamen vazgeçmesi hükümlerine dayanarak cezai şart talep etmiş ise de müvekkil ... kullanımından kısmen veya tamamen vazgeçmemiş ve işyeri faaliyetine tamamen son verdiği; Sözleşmenin 3.1 maddesinde müşterinin işletme faaliyetine son vermesi halinde davacının cezai şart talep edilebileceğine ilişkin hükmün doğru olmadığını, iş yeri durdurmanın mücbir sebep niteliğinde olduğunu; davalı müvekkil gelir seviyesinin düşüklüğü nedeni ile iyi niyetli bir tacir olarak faaliyet alanına son verdiği ve 3.şahıslar veya firmalardan ... Doğalgaz alımı yapmayarak da davacı açısından haksız rekabetin oluşmasına sebebiyet vermediği; faaliyet alanına son vermesi sebebiyle davacının uğradığı ve tazmin edilmesi gereken bir zarar olmadığı; davacı haksız tutum ve davranışları ile alıcı müvekkili belirli dönem gaz alımına zorladığı; müvekkil defalarca kez zarar ettiğini ve işletmesini kapatma aşamasına geldiğini ;müvekkilin faaliyet alanına devam ettiği süre içerisinde kömür tesisatı kurdurduğu belirtilmiş ise de belirtilen tarih dilimlerinde müvekkil faaliyet alanına son verdiği; müvekkile tebliğ edilen ihtarnameler, dava dilekçesi ve ekleri de ... tesisinin kurulu olduğu ... değil şirket merkezinin bulunduğu ... adresi olduğu; müvekkil işyerine kömür tesisatı kurdurmadığından davacının gönderdiği 18.05.2016 tarihli ihtarnameyc cevap verme gereği dahi duymadığı; TBK m.269 uyarınca ödeme süresi 1 yıldan uzun sözleşmelerde alıcının kazanç elde etmekten yoksun kalması, ön ödemelerini yapamayacak duruma düşmesi sebebiyle her zaman sözleşmeden dönebileceği; davacıya karşı herhangi bir sorumluluğu olmadığı; davacı imzalanan sözleşmeye istinaden şayet haklı fesih sebebi var ise ceza-i şart olarak menfi zararını talep edebilir ancak kar mahrumiyeti müsnet zarar olup söz konusu sözleşmeye istinaden talep edilemeyeceği; sözleşmenin 12.maddesine göre davacının artan bir zararı olmadığı için bu talebi yerinde olmadığı; davacı tarafından talep edilen kar mahrumiyeti brüt kar mahrumiyeti olup net kar mahrumiyeti olmadığı; net kar mahrumiyetinin hesaplanması değişken ve sabit giderlerin düşülmesi halinde elde edilebilecektir. (sözleşmenin haklı feshini kesinle kabul etmemekle birlikte) neticeten haksız davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, taraflar arasında imzalanan ... (...) satış ve kiralık tesisi teslim sözleşmesinin feshinden kaynaklı cezai şart ve kar kaybı alacağının tahsili tahsili talebine ilişkindir. Dava konusu uyuşmazlığın, davacı tarafın sözleşmeyi haklı olarak fesih edip etmediği,kar mahrumiyeti ve cezai şart talebinin yerinde olup olmadığı hususunun ihtilaf konusu olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizin ... esas ... karar sayılı ilamında özetle "...Tüm dosya kapsamı, dinlenen tanık anlatımları ile alınmış olan bilirkişi raporları kül halinde değerlendirildiğinde davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin 5 yıllık bir sözleşme olduğu ve bu sözleşme ile davalının davacıdan ... satın almak ve kullanmak üzere taahhütte bulunduğu, bu taahhüdün karşılığı olarak davacının da davalıya ait iş yerinde ... tesisi kurduğu, bu kapsamda davalı tarafından 6 ay süre ile ... satın alıp kullanmasına rağmen daha sonra bu alımlarını durdurmuş olduğu, davalı savunmasında her ne kadar davacı tarafından inşa edilen tesisatta kaçak olduğu ve davacının kendisine gaz tedarik etmediği yönünde savunmada bulunmuş ise de bu iddialarının dosya kapsamıyla ispat edememiş olduğu ve dinlenen tanıklar her ne kadar tesisatın arızalı olduğu yönünde beyanda bulunmuşlar ise de dosya kapsamıyla tesisatın ayıplı olduğunun da ispat edilemediği, mahkememizce de davacı tarafından sözleşmenin haklı olarak feshedildiği anlaşıldığından bilirkişi heyeti tarafından alınmış olan raporla davacının sözleşmenin feshedilmiş olması nedeniyle uğramış olduğu kar yoksunluğu zararının 122.148,52 TL olduğu tespit edilmiş olması karşısında bu yönüyle davanın kabulü ile 2-kar mahrumiyetinden kaynaklanan 20.000,00 TL'nin 28/12/2016 tarihinden itibaren, 102.148,52 TL'nin ıslah tarihi olan 01/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine ve ancak davacı her ne kadar 11.700,00 EURO cezai şart alacağının tahsilini talep etmiş ise de cezai şart alacağının sözleşmede öngörüldüğü halde tahsil edilmesi halinde davalının ekonomik mahvına neden olacak olması ve bu talep yönünden davanın kısmen kabulü ile cezai şart miktarından %90 oranında indirim yapılmak suretiyle 1.170,00 EURO cezai şartın 3095 sayılı yasanın 4a maddesi kapsamında 28/12/2016 tarihinden itibaren devlet bankalarının Euro cinsinden para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksel faiz oranı uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar kısa kararda kar mahrumiyeti kapsamında "2.148,52 TL"nin tahsiline karar verilmiş ise de bu durum maddi yazım hatası niteliğinde olduğundan 6100 sayılı HMK m.304 kapsamında düzeltilerek bu rakamın "102.148,52 TL" olarak düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir. " karar verildiği, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 13. HD ...Esas ... Karar sayılı ilamında özetle "....Davalı vekilinin, keşif talebi konusunda karar verilmeden, eksik inceleme ile feshin haklı olduğuna karar verildiğine yönelik istinaf sebebi incelendiğinde, Mahkemece verilen hüküm gerekçesinde;.... davalı savunmasında her ne kadar davacı tarafından inşa edilen tesisatta kaçak olduğu ve davacının kendisine gaz tedarik etmediği yönünde savunmada bulunmuş ise de bu iddialarının dosya kapsamıyla ispat edememiş olduğu ve dinlenen tanıklar her ne kadar tesisatın arızalı olduğu yönünde beyanda bulunmuşlar ise de dosya kapsamıyla tesisatın ayıplı olduğunun da ispat edilemediği, davacı tarafından sözleşmenin haklı olarak feshedildiği kanaatine varıldığı belirtilmiş ise de, davalı vekili 06/11/2019 tarihli duruşmada;'' Davaya cevap ve delil dilekçesinde keşif deliline dayanmış olmasına rağmen başından beri mahkemece keşif delilinin değerlendirilerek keşfin yapılıp yapılmaması konusunda bir karar verilmediğini, dolayısıyla eksik incelemenin söz konusu olduğunu, öncelikle keşif yapılıp yapılmaması konusunda bir karar verilmesini istiyoruz,'' şeklinde beyanda bulunduğu, mahkemece aynı tarihli duruşmanın ara kararı uyarınca; Davalı vekilinin keşif ve tanık dinlenmesi yönündeki talebinin gelecek celse karar altına alınmasına, karar verildiği halde sonraki duruşmalarda davalı tarafın keşif talebi konusunda olumlu/olumsuz karar verilmediği gibi verilen hüküm gerekçesinde de tartışılıp değerlendirilmediği ve davalı tarafın istinaf dilekçesinde keşif talebi konusunda karar verilmediğini ve eksik inceleme ile karar verildiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı taraf, cevap dilekçesinde ileri sürdüğü tesisatın arızalı olduğuna yönelik iddiasının, keşif yapılması halinde bu hususun saptanacağı belirtilmesine karşın mahkemece, davalı tarafın keşfen bilirkişi incelemesi yapılması talebi konusunda olumlu/olumsuz karar verilerek sonucuna göre davacı tarafça yapılan feshin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken bu talep konusunda olumlu/olumsuz karar verilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle davalı tarafın tesisatın ayıplı olduğu iddiasının ispat edilemediğine yönelik tespiti yerinde olmayıp bu yöndeki davalı vekilinin istinafı yerinde görülmüştür. Davalı tarafın mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde, Davacı vekili tarafından verilen ıslah dilekçesine karşı davalı vekili tarafından verilen beyan dilekçesinde, ıslah edilen miktarın zamanaşımına uğradığı belirtilerek ıslah edilen miktara yönelik zamanaşımı itirazında bulunduğu halde mahkemece, davalı vekilinin zamanaşımı itirazı konusunda olumlu/olumsuz bir karar verilmediği gibi gerekçeli kararda da tartışılıp değerlendirilmediği ve bu husus istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. HMK 297/1-c ve 297/2. maddesi uyarınca taleplerden her biri hakkında ne hüküm verildiği ve gerekçesinin açıklanması gerekmektedir. HMK'nın 297. maddesine uygun olarak verilmeyen kararın istinaf aşamasında denetlenmesine imkan bulunmamaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. Somut olayda, Mahkemece 24/12/2021 tarihli duruşmada verilen kısa kararda;''2-Kar mahrumiyetinden kaynaklanan 20.000,00 TL'nin 28/12/2016 tarihinden itibaren, 2.148,52 TL'nin ıslah tarihi olan 01/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, '' karar verildiği halde gerekçeli kararda; ''Her ne kadar kısa kararda kar mahrumiyeti kapsamında "2.148,52 TL"nin tahsiline karar verilmiş ise de bu durum maddi yazım hatası niteliğinde olduğundan 6100 sayılı HMK m.304 kapsamında düzeltilerek bu rakamın "102.148,52 TL" olarak düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir,'' gerekçesi ile hükmün 2. Maddesi düzeltilmiş ise de, bu durum hükmün kendi içerisinde ve hüküm gerekçesi ile de çelişki oluşturduğu ve verilen karar HMK'nun 297 ve 298/2 fıkralarına aykırılık oluşturmaktadır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, kâr mahrumiyeti süresinin hesabında, öncelikle davacının dava konusu taşınmaz için yeni bir bayilik sözleşmesi yapıp yapmadığı ve yeni bir istasyon kurup kurmadığı tespit edilmeli, yeni bir bayilik ilişkisi kurulmamış ise kâr mahrumiyeti süresinin, fesihten sözleşmenin sonuna kadar olan bölüm için değil, davacının aynı bölgede benzer bir bayilik kurabilmesi için gerekli makûl süre belirlenerek ve brüt kâr değil net kâr dikkate alınarak hesaplanması gerekir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin ... E., ... K;...E., ... K. ; ... E, ... K., 11.04.2019 tarihli ... E., ... K. sayılı ve 15.12.2015 tarihli ...E.,... K. Sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin...Esas - ...Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.) Somut olayda, mahkeme hükmüne esas alınan bilirkişi raporlarında, kar mahrumiyeti fesih tarihinden sözleşme süresinin sonuna kadar hesaplanmıştır. Yerleşik Yargıtay kararları doğrultusunda davacının aynı bölgede benzer şartlarda yeni bir bayilik ilişkisi kurması için gerekli makul süreye ilişkin bir hesaplama yapılmamıştır. Ayrıca hesaplanan kar mahrumiyeti denetlemeye elverişli değildir. Mahkemece bilirkişi heyetine sektör uzmanı bilirkişi de eklenmek suretiyle, yukarıda yazılı yargıtay içtihatlarındaki tespitlerde gözetilerek davacının aynı bölgede aynı şartlarla yeni bir bayilik ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul süre yönünden bilirkişi incelenmesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yön üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin ... esas - ... karar sayılı 01/12/2022 tarihli, ...esas, ... karar sayılı 07/04/2021 tarihli ilamları benzer mahiyettedir.) Davacı vekilinin istinaf sebepleri değerlendirildiğinde, Davacı vekilinin mahkemece, ceza-i şartta tenkis uyguladığı halde tenkis edilen miktar yönünden davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin yerinde olmadığına yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde, Sözleşme ile tayin edilen ceza-i şart tutarının tahsilini istemek hakkına haiz olan davacının açtığı dava sonucunda cezai şartın hakim tarafından fahiş görülerek tenkis edilmesi halinde tenkis edilen miktardan dolayı davacı aleyhine avukatlık ücreti ve muhakeme masrafına hükmedilmemesi gerekir. Çünkü cezai şarttan indirim yapılması hususunda hakimin takdir hakkını kullanıp kullanmayacağının davacı tarafından dava açılırken bilinmesi mümkün değildir. Bu nedenle tenkis edilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay Kararı - 19. HD., E....K. ... T. 27.6.2013) Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 297, 353/1-a.6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına," karar verildiği ve mahkememizin iş bu esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, taraflar arasında 5 yıl süreli 05.11.2014 tarihli ... Satış ve Kiralık ... Tesisi Teslim Sözleşmesi imzalandığı; sözleşme konusunun davacının davalıya sözleşmenin 3. Maddesi kapsamında "davalı müşterinin ihtiyacını karşılayacak kapasitede 1 adet 6 m3 ... stok tankı, tank techizatı, 1 adet buharlaştırıcı ve ... tesisi toplam 50 Euro Kdv hariç kira mukabili davalıya teslim edileceği; müşterinin sözleşmenin 14. Maddesinde belirtilen durum dışında ... kullanımından kısmen veya tamamen vazgeçmesi durumunda İpragaz'ın sözleşmeyi tek taraflı feshetme ve kendisine ait ekipmanları geri alma hakkı saklı kalmakla müşteri tesisi iade etse dahi sözleşme süresi sonuna kadar kalan süre için aylık kdv hariç 300 euro üzerinden hesaplanacak bedeli de cezai şart olarak nakden ve defaten ödemeyi kabul ettiği; 2. Fıkrasında ... tesisinin mülkiyetinin davacıya ait olduğu kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 12. Maddesinde 2. Fıkrasında "müşterinin sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle davacı tarafından tek taraflı feshine neden olunursa davalı müşterinin, sözleşmenin normal sona erme süresi sonuna kadar hesap edilmek üzere davacı ...'ın mahrum kaldığı zarar, ziyan ve mahrum kaldığı kar kaybını tazminat olarak ...'a ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalı adına keşide edilen ... 17. Noterliği'nin ...tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde özetle, şirket elamanları tarafından muhatap şirkete yapılan ziyarette ... tank ve tesisatının yanına emniyet mesafelerini ortadan kaldıracak şekilde tesis yapıldığı görüldüğü, emniyet yasal mesafelerine aykırı olduğu; tesisi sökmesini aksi halde ... ikmalini riske atabilecek bir durum ortaya çıktığında ... ikmalini durdurmak zorunda kaldığı; şirket elemanları tesisi incelediklerinde kömür kazanı gördüğü, eğer bu tesisin muhatap tarafından alınan ...'ye ikmalen kuruluyorsa bunun sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği, şirket tarafından ... alımının durdurulması veya azaltılması durumunda sözleşmeye göre yasal hakların kullanılacağının ihtar edildiği anlaşılmıştır. ... 17. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde özetle, ... 17. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmeye uygun ... ikmaline uygun davranılmasının ihtar edildiği halde ... ikmalinin tamamen durdurulduğu, sözleşmenin haklı olarak feshedildiği; sözleşmenin 3.1 maddesine göre cezai şart hakkı doğduğu; muhatabın ilk gaz alımını 04.02.2015 tarihinde sözleşmenin normal sona erme tarihi 04.02.2020 olup 39 ay * 300 euro= 11.700 euro+kdv; sözleşmenin 12.1 maddesine göre müşterinin çalıştığı 16 aylık süre içerisinde davalının aylık ortalama 3 (üç) ton olduğu, bu tüketim oranı esas alındığında davalının geriye kalan 44 aylık süre içerisinde (44 X 3 = 132 ton) 132 ton kullanımdan kaynaklı davalının sözleşmeyi ihlali nedeniyle sözleşme ihlal edilmeyecek olsaydı 44 aya karşılık gelen 132 ton muhtemel satıştan dolayı davacının (132.000 X 1,425 X 0,775002 (1,729811 - 0,954808) = 145.778,00 TL + KDV kar mahrumiyeti ortaya çıktığı bu bedellerin ödenmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Kaldırma ilamı öncesi davalı tarafından bildirilen tanıkların yerleşim yerlerinin ...'da bulunması nedeniyle mahkememiz tarafından yazılan talimatın ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Talimat sayılı dosyası üzerinden kayıt görmesi sonucu talimat mahkemesince dinlenen tanıklardan ... beyanında; "ben davalı iş yerinde muhasebe sorumlusu olarak görev yaparım, şuan bu iş yerinde çalışmıyorum, ancak dava konusu olaylara ilişkin bilgi ve görgüm vardır, 2014-2016 yılları arasında davacı firmadan gaz alımı yapıyorduk, bir süre kendileriyle bir problem yaşamadık, ancak 2015 yılının ortalarına doğru gaz alım tedariğinde sıkıntı yaşamaya başladık, zira yeterli ölçüde gaz veremiyorlardı, bunun sebebi ise ... ile olan doğal gaz problemi idi, başka bir problemimizde firmamızın içerisinde kurdukları gaz tesisatında sızıntı olmasıydı, başka bir problem de gaz tesisatından ötürü almamız gereken kayıt belgesinin davacı tarafça ilgili tesisatların düzgün projelendirilmemiş olması sebebiyle Belediyeden alamamamızdı, biz firma olarak hem konaklama hem restorant hem sauna hem de başka firmalarında işi görmek üzere çamaşırhane işletiriz, çamaşırhanedeki tüm aletler gazdan üretmiş olduğumuz elektrikle çalışır, gaz tedarikinde yaşadığımız problem sebebiyle çamaşırhaneyi de kapatmak zorunda kaldık, kapatmasaydık firmanın tüm iş yerleri sıkıntıya düşecekti, davacı firma bize ihtar göndererek siz farklı bir yakıt türü olan kömürden kullanıyorsunuz diye ihtar gönderdi, ancak biz kömür kaynaklı hiçbir elektrik üretimi yapmadık, buna istinaden sözleşmeyi feshettiler, sonra bu dava açıldı, biz aslında mağdur olduk, davacı taraf yüzünden üretimimiz sekteye uğradı, benim konuyla ilgili bilgim ve görgüm bu kadardır, tanıklık ücreti talebim yoktur, dedi. " şeklinde, diğer tanık... ise; "ben davalı firmanın ...ismindeki konaklama tesisinde 2013-2018 yıllarında müdür olarak çalışıyordum, şuanda farklı bir firmada çalışıyorum, otelimizde konaklama, sauna ve çamaşırhane kısmımız vardı, çamaşırhanede dışarıdan iş alıyorduk, davacı ile faz tedarik sözleşmemiz vardı, ancak çoğu kez problem yaşıyorduk, zira gaz sızıntısı görülüyordu, bunu birçok kere davacıya ihbar etmemize rağmen bizimle ilgilenmediler, kendilerinin gaz tedarikine ihtiyaç duyduğumuz için sözleşmeye devam etmek zorunda kaldık, kendilerini sadece sözleşme imzalanırken gördük, başkaca bir destekleri olmadı, tesisin önündeki belediye çalışanları bile gaz sızıntısından ötürü kokudan rahatsız olarak bize şikayetçi oldular, biz yazılı olarak da bu durumu kendilerine bildirir ihtarda bulunduk, ancak yine de bize bir dönüş olmadı, bize daha sonra gaz yollamayı kestiler, bunun sebebi bize bir ihtar göndererek sanki kömürden elektrik üretiyormuş gibi ithamda bulunmaları idi, çamaşırhane iş yapamaz oldu, olan işlerimizi kaybettik, çamaşırhane kapanmak zorunda kaldı, kendilerinin bu iddiaları haksızdı, bize gaz verilirken kendileri çamaşırhanenin mevcut durumu görmüşlerdi, bizim kömürden elektrik üretme imkanımız yoktu, benim konuyla ilgili bilgim ve görgüm bu kadardır, tanıklık ücreti talebim yoktur, dedi." şeklinde beyanda bulundukları anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde yer alan savunmasında, davacının teknik yetersizlik sebebi ile güvenlik zafiyeti giderilemediği için doğalgaz satışı belirli dönem gerçekleştirilemeyerek uzunca bir süre hizmet veremediğini, kömür tesisatı kurulmadığını beyan etmekle kaldırma ilamı öncesi alınan talimat dosyasında ... 3. ATM ... talimat sayılı dosyası bilirkişi raporunda davalı taraf ticari defterlerinin usule uygun tutulduğu; davalının fatura ibraz edemediğinden davacı taraftan ne kadar ... alındığı hususunun tespit edilemediği;31.05.2016 tarihine kadar davacıdan alım yaptığı, davalının faaliyetine devam ettiği, davalının ticari defter kayıtlarına göre otel geliri ve sauna geliri elde ettiği, davalının 3 aylık ortalamasına göre net kazancının 45.793,91 TL olduğu, davacı tarafından talep edilen kar mahrumiyeti ve cezai şart miktarının davalı tarafından ödenebilmesi için 5 yıl boyunca müşteri kaybına uğramadan kazanç etmesi şartına bağlı olduğu tespit edildiği anlaşılmıştır. Talimat mahkemesince alınan bilirkişi raporu incelendiğinde davalı şirketin faaliyetine devam ettiği; müşteri kaybı yaşadığı hususunun ispatlanamadığı, talimat mahkemesince dinlenen davalı tanık beyanlarında beyanlarının değerlendirilmesinde davacının yeterli ölçüde gaz vermediği, süresinde gaz tedarik etmediği ve davacı tarafından imal edilen tesisatta gaz sızıntısı olduğuna dair dosyada tespite yarar belge ve davalı tarafça bu hususta düzenlenen davacıya gönderilen ihtar bulunmadığı için itibar edilmemiştir. Kaldırma ilamı öncesi alınan 13/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; taraflar arasındaki 05/11/2014 tarihli sözleşmenin davacı tarafından haklı olarak feshedildiği, davacının sözleşmede öngörülmüş olan cezai şart ile kar mahrumiyeti talep edebileceği, sözleşme kapsamında davacının davalıdan talep edebileceği cezai şart miktarının 11.700,00 Euro olduğu, hesaplanan bu cezai şart miktarının davalı şirketin mali verileri esas alındığında şirketin 2014 yılı net karının 2.03 katına, 2015 yılı net karının 1.80 katına, 2016 yılı net karının 1.23 katına ve 3 yıllık ortalama net karının ise yaklaşık 1.61 katına karşılık geldiği, bu nedenle talep edilen cezai şart miktarının davalının ekonomik ve mali durumuna göre büyük külfet oluşturacağı, davacının kar yoksunluğu bakımından incelenen defter belgelerinin usulüne uygun tutulmuş olması nedeniyle davacı lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, 2016 yılı Mayıs ayı sonuna kadar yaklaşık 5 ay süren sözleşme ilişkisi kapsamında davalının davacıdan 39.271 m3 ... satın aldığı, 5 aylık ortalama tutarın 7.854 m3 olduğu, ancak davalının bu sözleşmeden önceki gaz alımları ortalaması da nazara alındığında davalının aylık gaz tüketim ortalamasının 4.441,75 sm3 olacağı, davalıya satılacak gazın ... Marmara Ereğlisi'nden 1050 km taşınmak suretiyle davalıya tesliminin yapılacak olması nedeniyle nakliye maliyetinin 0,15 TL/sm3 mertebesinde olacağı dikkate alınarak yapılan net kar marjı hesaplamasında (0,775002 - 0,15 = 0,625002 TL/sm3 + KDV) birim değerinin çıkmakta olduğu, bu durumda davalının aylık tüketimi olan 4.441.75 sm3 ile 0,625002 TL kar ele alındığında davacının kar mahrumiyeti alacağının 122.148,52 TL olduğu tespit edilmiştir. Davalının tesisatın arızalı olduğu ve gaz kaçağına neden olduğu yönündeki savunmaları da nazara alınmak suretiyle mevcut bilirkişi heyetine makine mühendisi ...'da eklenmek suretiyle alınmış olan 24/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosya kapsamıyla davacının davalının iş yerinde tesis ettiği ... tesisatının ... ve TSE standartlarına uygun olarak projelendirildiği, test ve kontrollerinin yapılmış olduğu kanaatine varıldığı, dosya kapsamıyla davalının davacının gaz temin edildiğinin belgelendirilmediği, keza kömür kazanının çalıştırıldığına dair belgenin de dosyada mevcut olmadığı, 05/01/2011 tarihli Makine Mühendisleri Odası ... Şubesi tarafından düzenlenen raporla tesiste 29/12/2014 tarihinde yapılan incelemede kazan dairesinde ... tesisi dışında bir tesisatın bulunmadığının tespit edildiği, böylece davalının ... dışında başka bir yakıt kullandığına dair bir kanaat oluşmadığı, diğer yönlerden ise kök rapordaki sonuçların aynen tekrarlandığı tespit edilmiş ise de kaldırma ilamı da dikkate alındığında Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, kâr mahrumiyeti süresinin hesabında, öncelikle davacının dava konusu taşınmaz için yeni bir bayilik sözleşmesi yapıp yapmadığı ve yeni bir istasyon kurup kurmadığı tespit edilmeli, yeni bir bayilik ilişkisi kurulmamış ise kâr mahrumiyeti süresinin, fesihten sözleşmenin sonuna kadar olan bölüm için değil, davacının aynı bölgede benzer bir bayilik kurabilmesi için gerekli makûl süre belirlenerek ve brüt kâr değil net kâr dikkate alınarak hesaplanması gerekir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin ... E., ... K; ... E.,... K. ;... E, ...K., 11.04.2019 tarihli... E., ... K. sayılı ve 15.12.2015 tarihli ... E.,... K. Sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ...Esas -... Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.) kar mahrumiyeti fesih tarihinden sözleşme süresinin sonuna kadar hesaplandığı; davacının aynı bölgede benzer şartlarda yeni bir bayilik ilişkisi kurması için gerekli makul süreye ilişkin bir hesaplama yapılmadığı ve denetlemeye elverişli olmaması nedeniyle iş bu raporlar kar mahrumiyeti yönünden hükme esas alınmamıştır. Kaldırma kararı sonrası mahkememizin tensip ara kararı uyarınca davalı vekiline cevap dilekçesinde ileri sürdüğü tesisatın arızalı olduğuna yönelik iddiasının keşif yapılması halinde bu hususun saptanacağı yönündeki savunması dikkate alınarak ... 2. ATM'ne yazılan talimat uyarınca 22.05.2025 tarihinde keşfen bilirkişi incelemesi yapıldığı, keşifte taraf vekillerinin hazır bulunduğu; talimat mahkemesi bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 07/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle, Dosyasında sunulan raporlarda diğer heyetlerin yaptığı tespitler ve bilirkişi heyetimizin yaptığı tespitler dosyada ... Bilirkişi 05.01.2015 tarihli raporu Doğalgaz ve ... dışında alternatif bir yakıtla çalışan cihazın bulunmadığı; 2.Bilirkişi Heyeti tarafından yapılan tespitler; 24.05.2021 tarihinde Bilirkişi Mak. Müh..... tarafından ... dışından başka bir yakıt kullanılmadığı kanaati belirtildiği; 22.05.2025 tarihinde tarafımızdan yapılan incelemede, katı (kömürlü) kazan bacasının bulunduğu görülmüş, baca üstünde şapka bulunduğu ancak çürümüş (kükürt dioksit sebebi ile) vaziyette olduğu tespit edilmiştir. Kazan olmadığı için kapasite tespit edilememiştir. Islak zemin (yerler ve duvar fayans kaplı) odada su, sıcak su, izoleli buhar hatlarına ait olduğu değerlendirilen borulamalar görülmüştür. ... (...) sistemi, cihaz olmayıp ... Borulama tesisati varlığına dair aşağıdaki fotoğrafta si ibi 4 adet cihaza giriş-çıkış boruları tesisatı mevcuttur. Sözleşmenin 3. Maddesinde belirtilen 1 Adet 6 m3 ... stok tankı, | adet 150 Nm3/h doğalgaz kapa: buharlaştırıcı ve teçhizatının mahallinde mevcut olmadığı fakat boru tesisatının mevcut olduğu, uygun kurulup kurulmadığı projesine göre kontrol edilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Kömür kazanı ile ilgili mahallinde yapılan tespitler kömürlü kazan daha önce kurulmuş olup çalıştırılmıştır. Fakat keşif günü itibari ile mahallinde mevcut olmadığı sadece kömürlü kazan bacası, baca üzerindeki şapka, kömürlü kazan baca girişi, borulama imbisat deposunun aşağıdaki fotoğraflarda görüldüğü gibi halihazırda bulunduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda davaya konu doğalgaz tesisatına ilişkin bulunan aksamların arızalı olup olmadığı; tesisatta kaçak olup olmadığı hususlarının tespiti ile davalı vekilinin tespit edilen kömür bacasının davalıya ait olup olmadığına tespitin nasıl yapıldığı hususunda ek rapor tanzim edilmesine karar verildiği; 18.10.2025 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle "İlgili Doğalgaz tesisatına ilişkin bulunan aksamların arızalı olup olmadığı ; tesisatta kaçak olup olmadığının hususlarının tespiti ; Test çalışması yapılamaz fotoğrafta görüldüğü gibi 4 adet kazanlar sökülmüş tesisat darmadağan , 2 adet baca mevcut çok önce kullanılmış , baca içi kurum bağlamıştır. Davalı vekilin tespit edilen kömür bacasının davalıya ait olup olmadığına tespitin; Kömürlü kazan bacası uzun süre kullanılmış, kömür sundurması ve kazan dairesi ,kömür atıkları mevcut ve davalıya ait olduğu. Çevre boş tarla, başka işyeri yoktur. ( fotoğraflarda görüldüğü gibi ) tarafımızdan tespit edilmiştir. " görüşünün yer aldığı anlaşılmıştır. Davacı taraf davaya konu sözleşme kapsamında davacı şirket elemanlarının kömür kazanı gördükleri yönündeki ihtara karşı davalının bu hususta ihtara cevap vermediği, davalıya ait işyerinde yapılan incelemede kazanlar sökülmüş tesisat darmadağan , 2 adet baca mevcut çok önce kullanılmış , baca içi kurum bağladığı anlaşılmakla davalının doğalgaz tesisatına ilişkin bulunan aksamların arızalı olduğu savunmasını ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Davaya konu sözleşme kapsamında davalının ilgili işyerini başkalarınında kullandığı savunmasını ispatlayamadığı kömürlü kazan bacası uzun süre kullanılmış, kömür sundurması ve kazan dairesi ,kömür atıkları mevcut ve davalıya ait olduğu hususunun tespiti dikkate alındığında sözleşmenin 3. Maddesi kapsamında müşterinin sözleşmenin 14. Maddesinde belirtilen durum dışında ... kullanımından kısmen veya tamamen vazgeçmesi durumunda İpragaz'ın sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkı bulunduğu anlaşılmakla davalının sözleşme süresi boyunca sözleşmeye uygun ... alımı yapmadığı ve davacının iş bu hususta ... 17. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde sözleşme koşullarına uygun ... alımı yapılmadığı hususunda uyarıda bulunulduğu anlaşılmakla davacının davacının sözleşmeyi haklı olarak feshettiği; davalıdan aylık 300 euro cezai şart talep edebileceği anlaşılmıştır. Kdv yönünden davacı vekilinin istinaf talebinin bulunmadığı anlaşılmakla davalı lehine usuli müktesep hak oluşturduğu için cezai şart yönünden kdv talebi ayrıca incelenmemiştir. Cezai şartın tenkisi yönünden yapılan değerlendirmede, taraflar arasındaki sözleşmenin 2014 yılında imzalandığı anlaşılmakla, davalının ticari defterlerinde kaldırma kararı öncesi alınan bilirkişi raporunda sözleşme süresi sonuna kadar kalan süre için davacının davalıdan talep edebileceği cezai şart miktarının 11.700,00 Euro olduğu, hesaplanan bu cezai şart miktarının davalı şirketin mali verileri esas alındığında şirketin 2014 yılı net karının 2.03 katına karşılık geldiği, bu nedenle talep edilen cezai şart miktarının davalının ekonomik ve mali durumuna göre büyük külfet oluşturacağı tespit edilmiştir. Tacir TTK 22. maddesi gereğince cezai şarttan kural olarak bir indirim yapılmasını isteyemez ise de tacirin iktisaden mahvını gerektirecek derecedeyse tenkise karar verilebileceği kuşkusuzdur. İstanbul BAM 13. HD ...Esas ... Karar sayılı ilamında " ...kararlaştırılan cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebep olabilecek tarzda yüksek olduğunun saptanması halinde bu durum ahlâk ve adaba aykırı olduğundan mahkemece cezai şarttan uygun bir indirim yapılabileceği Yargıtay'ca kabul edilmektedir. Bu şekilde bir indirime gidilebilmesi için borçlunun ekonomik durumunun, ticari defterlerinin, bilançosunun konusunda uzman bir bilirkişiye incelettirilerek ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınması ve bu inceleme çerçevesinde indirime gerek bulunduğunun saptanması halinde somut olayın özelliği de gözetilerek makul düzeyde bir indirime gidilmesi gerekmektedir." dikkate alındığında cezai şartın aynen tahsili davalı tarafın ekonomik mahvına sebebiyet verecek nitelikte olduğundan cezai şart yönünden %90 oranında tenkis indirimine gidilerek 11.700,00 euro yönünden davacının 1.170,00 EURO cezai şartın 3095 sayılı yasanın 4a maddesi kapsamında 28/12/2016 tarihinden itibaren devlet bankalarının Euro cinsinden para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Kaldırma ilamı da dikkate alındığında " Sözleşme ile tayin edilen ceza-i şart tutarının tahsilini istemek hakkına haiz olan davacının açtığı dava sonucunda cezai şartın hakim tarafından fahiş görülerek tenkis edilmesi halinde tenkis edilen miktardan dolayı davacı aleyhine avukatlık ücreti ve muhakeme masrafına hükmedilmemesi gerekir. Çünkü cezai şarttan indirim yapılması hususunda hakimin takdir hakkını kullanıp kullanmayacağının davacı tarafından dava açılırken bilinmesi mümkün değildir. Bu nedenle tenkis edilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay Kararı - 19. HD., E. ...K. ... T. 27.6.2013)" Cezai şart yönünden tenkis yapılması nedeniyle davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Kar mahrumiyeti yönünden yapılan değerlendirmede, kaldırma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporunda özetle, işletme sektörel yönden yapılan değerlendirme kapsamında “taşınmazın üzerinde davacı tarafın yeni bir bayilik sözleşmesi yapıp yapmadığı” hususunun bu davada ihtilaf konusu olmadığı, 10.06.2025 tarihli güncel bilirkişi raporunun detaylarından bu durumun kolaylıkla anlaşıldığı, zaten ilgili taşınmazın, davalı tarafın kullanımında olan bir taşınmaz olduğu,ilgili taşınmazın bir istasyon olmadığı, (akaryakıt istasyonu vb.) davacı tarafın bulunduğu adreste doğalgaz boru hattı döşenmemiş dolduğundan, davalı tarafın işyerinde işlerini görebilmek amacıyla ihtiyaç duyduğu enerjiyi, davacı taraf ile yapılan satış sözleşmesi ile tedarik ettiği; Sıvı ...'nin depolanması için satış sözleşmesinin aynı zamanda “... Tesisi Teslim Sözleşmesi"ni de içerdiği anlaşılmıştır. ... ili Doğalgaz Toptan Dağıtımını yapan “...” sitesinden yapılan güncel sorgulamada, 10.06.2025 tarihli yerel bilirkişi incelemesine konu olan adreste, halen dahi doğalgaz hattı bulunmadığı;bundan çıkaracağımız sonuç şu olmalıdır ki; bölgedeki iş yerlerinin günümüzde de sıvılaştırılmış ... kullanmak için yüksek sebeplerinin bulunduğu, bu durumun davacı tarafın en az 6 m3’lük yeni bir müşteri ile anlaşma yapabilme ihtimalinin yüksek olduğu anlamına geldiği; ancak öncelikle bakılması gereken husus 2.2.1. Davalıdan geri alınan depolama tankının ve sair tesisatın hangi yeni müşteriye hangi tarihli sözleşme ile nakil edilerek yeni müşteri tesis edildiğine dair ve bu müşteriye ilk tanzim edilen faturanın tarihine dair davacı taraf ticari defterleri üzerinde bu konuyu açığa çıkaracak incelemenin yapılması gerekmektedir. 2.2.2. Bu olmuyor ise, davalı işletmenin bulunduğu - ... mahallesinde ve/veya - ... İlçesinde ve/veya - ... ilinde adresi bulunan ve davalı tarafın sözleşme feshinden sonraki bir tarihte davacı tarafından en az 6 m3’lük tesisat ile yeni müşteri yapılan (il/ilçe/mahalleden hangisinde daha önceden müşteri yapılmış ise) ilk işletmenin fatura tanzim tarihinin mali incelemede bulunması ile tahminlemeye dayalı makûl süre yerine, en teknik sonucu bulmuş oluruz. Bu anlatılanlardan özetle, yaptığımız simülasyonda ; • yeni müşteri arama – bulma ve ikna etme süreçlerinin bölgedeki rekabet de dikkate alınarak en az 3 ay sürebileceğini, • İkna edilen müşterinin servise alınma süresinin de bir o kadar 2 yada 3 ay sürebileceği hesabı ile toplamda 5 yada 6 aylık bir makul süre hesabı yapılabileceği, • Bu sürelerin, 60 aylık toplam sözleşme süresine göre %10’a denk gelen bir makul süre olduğu ( 6 ay/60 ay= %10) yada kalan 44 aylık sözleşme süresine göre %14’e denk gelen bir makul süre olduğu (6 ay/44 ay = %14 ) kanaatine varılmıştır. Mali yönden yapılan değerlendirmede Sayın Mahkemenin ara kararı kapsamında davacının aynı bölgede benzer bir bayilik kurabilmesi için mali inceleme neticesinde, belirlenen 6 aylık makûl süre dikkate alındığında; 6 aylık makul süre için davacının kar mahrumiyeti tutarının (4.441,75X6x0.625002) 16.656,62 TL olarak hesaplandığı anlaşılmıştır. Sektör bilirkişisinin tespitleri dikkate alınarak davacı vekiline davalıdan geri alınan depolama tankının ve sair tesisatın hangi yeni müşteriye hangi tarihli sözleşme ile nakledilerek yeni müşteri tesis edildiğine dair bilgi, belge ve faturaları ibraz etmesi için 2 haftalık kesin süre verildiği; davacı vekili 23.02.2026 tarihli beyan dilekçesinde özetle, "...Müvekkil şirketin kayıtları arasında yapılan araştırmalar sonucunda, davalıdan geri alınan depolama tankı ve sair tesisata ilişkin olarak, 21.11.2016 tarihinde müvekkil şirket ile ...A.Ş. arasında 6 m³ kapasiteli ... Satış ve Kiralık ... Tesisi Sözleşmesi (... Sözleşmesi) akdedildiği tespit edilmiştir. Her ne kadar ... sözleşmesi 21.11.2016'da imzalanmış olsa da ekli ... tesis teslimi sözleşmesi ve ilk ... satışına ilişkin faturalardan da görüleceği üzere ... satışı ve ... tankının yeni müşteriye teslimi Temmuz 2017'de gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla kar mahrumiyeti hesabında salt olarak yeni sözleşme tarihinin değil tankın yeni müşteriye teslim edildiği ve gaz satışının yapıldığı tarihin dikkate alınmasını talep ederiz. " 21.11.2016 tarihinde başka bir şirketle davalıdan alınan depolama tankı ve sair tesisata ilişkin olarak ... Satış ve Kiralık ... Tesisi Sözleşmesi imzalandığı anlaşılmakla bilirkişi raporunda sektörel yönden yapılan değerlendirmeler davacının sözleşmenin feshedildiği tarih 01.11.2016 ile 21.11.2016 tarihleri arası dikkate alınarak 20 gün için kar mahrumiyeti zararını talep edebileceği anlaşılmakla bilirkişi raporunda mali yönden yapılan değerlendirmede üzerinde de hesaplamanın yapıldığı Ekim 2016 itibarı ile müşteri nakliye maliyetinin 0,15 TL/Sm³ mertebesinde olduğu, dolayısı ile net kar marjı hesaplamasında 0,775002 – 0,15 = 0,625002 TL/Sm³ + KDV birim değerinin çıkmakta olduğu bilgisine göre, 0.625002’nin kullanılmasının uygun olacağı tespit edilmekle 6 aylık makul süre için davacının kar mahrumiyetinin (4.441,75X6x0.625002) 16.656,62 TL olarak hesaplandığı, 20 gün için 92,53 TL *20= 1.850,74 TL kar mahrumiyeti talep edebileceği anlaşılmıştır. Kaldırma ilamında ıslaha karşı zamanaşımı hususunda değerlendirme yapılmadığı yönünden yapılan incelemede mahkememizce kaldırma kararı sonrası hükmedilen kar mahrumiyeti zararı dava dilekçesinde talep edilen miktarın altında kalması nedeniyle ıslah yönünden hüküm kurulmadığından ayrıca ıslaha karşı zamanaşımı hususu değerlendirilmemiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde fesih ihtarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi oranı üzerinden faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ise de kar mahrumiyeti yönünden kaldırma ilamı öncesi hükümde yasal faize hükmedildiği ve davacı tarafından bu hususun istinaf konusu edilmemesi nedeniyle davalı lehine usuli müktesep hak oluşturduğu anlaşılmakla 1.850,74 TL kar mahrumiyeti tazminatının 28/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacının davasının kısmen kabulüne, 1-1.170,00 EURO cezai şartın 3095 sayılı yasanın 4a maddesi kapsamında 28/12/2016 tarihinden itibaren devlet bankalarının Euro cinsinden para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2- 1.850,74 TL kar mahrumiyeti tazminatının 28/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 732,00 TL nispi karar harcının, 1.074,85 TL peşin harç ve 1.745,00 TL ıslah harcı mahsubu bakiye 2.087,85 TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 1.850,74 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan toplam 20.145,25 TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 309,92 TL yargılama giderinin ve 1.074,85 TL peşin harç, 1.745,00 TL ıslah harcı, ve 29,20 TL başvurma harcı toplamı 3.158,97 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan toplam 30.147,95 TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 29,684,14 TL yargılama giderinin ve 4.361,50 TL keşif harcı toplamı 34.045,64 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 01/04/2026

Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/204, K. 2026/248, T. 01.04.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-204-e-2026-248-k-21365ae5bdba