İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/18 E. 2025/942 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/18
Karar No
2025/942
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/18 Esas KARAR NO :2025/942

DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:07/01/2025 KARAR TARİHİ:23/12/2025

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin lehtarı olduğu... Bankası ... Şubesi’nin, ... çek numaralı, keşidecisi ... olan 31/09/2024 keşide tarihli 500.000,00 TL bedelli çek müvekkili şirket uhdesinde iken kaybolduğunu, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/... Esas sayılı dosyasından çekin iptali için dava açıldığını, açılan davada davalı taraf çeki elinde bulundurduğundan bahisle müdahale talebinde bulunduğunu, davalı taraf çeki haksız ve kötü niyetli olarak eline geçirdiğini, buna ilişkin olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı taraf ile müvekkili şirket arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davalı taraf ile ticari ilişki olmamasının yanı sıra tanışıklığı dahi bulunmadığını, dava konusu çekin davacıya iadesine karar verilmesini, davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... ..., dava konusu çeki herhangi bir ağır kusuru veya kötü niyeti olmaksızın alacağının tahsili amacıyla elde ettiğini, bu kapsamda müvekkilinin kızı olan ... ..., 2024 yılında ... Spor kulübünde sigortalı olarak çalışan ... isimli kişi ile sözlenmiş olup müvekkilinin bilgisi dışında ... isimli kişi, müvekkilinin kızına krediler çektirdiğini ve yine müvekkilinin kızına evde bulunan altınları müvekkilinin bilgisi olmadan aldırdığını, bu durumu öğrenen müvekkili davalı ise ... isimli kişiye, hakkında hırsızlık suçundan şikayetçi olduğunu, bunun üzerine ise o dönem ... Spor kulübü başkanı olan ... İn ve kulüp yönetiminde bulunan ... isimli kişiler araya girerek bu durumu çözeceklerini ve müvekkilinin zararını gidereceklerini beyan ettiklerini ve ... isimli kişiden şikayetçi olmamasını istediklerini, bunun karşılığında ise müvekkilin uğradığı söz konusu zarara karşılık gelmek üzere dava konusu çek ... İn ve ... isimli kulüp yöneticileri tarafından müvekkile verildiğini, sonrasında ise müvekkil davalı söz konusu çeki kendi ticaretinde kullanarak çeki ... isimli kişiye verdiğini, ilgili dava konusu çek, bahsedilen ilişki içerisinde ... Spor kulübü başkanı ... İn tarafından ciro edilmeksizin müvekkiline verildiğini, bu noktada ise müvekkilinin söz konusu çeki iktisap etmesinde herhangi bir kötü niyetinin veya ağır kusurunun bulunmadığını, müvekkili yalnızca uğramış olduğu zararın tazmin edilmesi adına bahsi geçen ilişki içerisinde çeki teslim aldığını, müvekkilin çek iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olmadığının ve çekin davacının rızası dışında elinden çıkmadığının dikkate alınması ve yapılacak yargılama sonucunda da davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacının davalıya çekten kaynaklı borçlu olmadığının tespiti ve çekin istirdadı istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı şirketin lehtarı olduğu ... Bankası ... Şubesi’ne ait, ... çek numaralı, keşidecisi ... olan, 31/09/2024 keşide tarihli, 500.000,00 TL bedelli çekin davacının uhdesinde iken zayi olduğundan bahisle öncelikle .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/... Esas sayılı dosyasından çekin iptalinin talep edildiği, yargılama esnasında dava dışı ... ... tarafından müdahale isteminde bulunulması üzerine mahkemesince verilen süre kapsamında davalının elinde bulunan çekin davacıya iadesine ve davacının davalıya karşı borçlu olmadığının tespiti istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Menfi tespit davaları bir süreye tabi olmadığı gibi, icra takibine itiraz edilmemesi veya takibin kesinleşmesi de menfi tespit davası açılmasına engel değildir. 6100 sayılı HMK'nın 190.maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Menfi tespit davalarında bu yük lehine hak doğan taraf olan davalı alacaklı olduğunu iddia eden tarafa aittir ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143). 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanunî hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şekli anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır (Kendigelen, A.: Çek Hukuku, İstanbul 2019, s. 237-238). İşbu davalarının ön koşulu olarak ilk incelenmesi gereken husus davacının davaya konu çekin hamili olduğunu, davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunduğunu ispatlaması gerekmektedir. Somut olay bakımından yapılan incelemede davacının çekin lehtarı konumunda olduğu, bu sebeple aktif husumetinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. İstirdat davası olarak nitelenen bu dava özü itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası niteliğindedir. Medeni hukukta bu dava gasp, çalınma veya zayi hâllerinde sadece kötü niyetli değil, iyi niyetli hamile karşı da açılmakta ise de, kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama getirilmiş ve aynî haklardaki genel prensipten ayrılmak suretiyle, söz konusu davanın yalnızca kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu tür davalarda, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2000, s. 294). Bu kapsamda yukarıda anılan kanunî düzenleme, emre yazılı çeklerle ilgili olarak, hamile yazılı senetlere ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 990. maddesine paralel bir koruma sağlamakta olup bahse konu maddeye göre, “Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz.” Ancak hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusuru bulunduğu takdirde iade davası açılabilecektir. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hamil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir. Dosya kapsamında davacı tarafça sunulmuş olan deliller ve çek incelendiğinde; ... Bankası ... Şubesi’ne ait, ... çek numaralı, keşidecisi ... olan, 31/09/2024 keşide tarihli, 500.000,00 TL bedelli çekin lehtarının - aynı zamanda 1. Cirantasının davacı olduğu, 2. Cirantasının davalı olduğu ve 3. Cirantasının ise dava dışı ... olduğu, ... tarafından bankaya ibraz edildiği ve tedbir kapsamında ödeme yapılmamış olduğu görülmüştür. Yargılama esnasında mali müşavir bilirkişisinden rapor alınmış olup hazırlanan raporda özetle; İstanbul Defterdarlığı, 21.02.2025 tarih, ... sayılı yazısında; davacı şirketin 03.02.2025 tarih ve 11263 sayılı Ticaret Sicil Gazetesine ilan edilen şekilde unvanını; ... ... Şirketi olarak değiştirdiği, Davacı ...ve Ticaret Limited Şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine vermiş olduğu ba-bs formlarına göre; 2023 ve 2024 Yılında davalı ...ya herhangi bir fatura düzenlemediği ve/veya almadığı, Davalı ...nın esnaf ve sanatkarlar odasına kaydı olsa da; 1. Sınıf tacir olduğu ve bilanço esasına göre defter tuttuğu, ba-bs bildirimine tabi mükellef olduğu, Davalı ...nın ... Vergi Dairesine vermiş olduğu ba-bs formlarına göre; 2023 ve 2024 Yılında davacı ...ve Ticaret Limited Şirketine herhangi bir fatura düzenlemediği ve almadığı, Davacı şirket 2023 Yılı ticari defterlerinin, TTK 64/3 kapsamında ve zamanında tasdik ettirildiği, 2024 Yılında ticari defterlerini TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e- defter uygulaması ile tutulduğu, dönem beratlarının zamanında alındığı, ilgili yıl envanter defterinin süresinde tasdik ettirildiği, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davacı şirkete ait 2023 ve 2024 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Davalı yan 2023 Yılı ticari defterlerinin, TTK 64/3 kapsamında ve zamanında tasdik ettirildiği, 2024 Yılında ticari defterlerini TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e- defter uygulaması ile tuttuğu, dönem beratlarının zamanında alındığı, ilgili yıl envanter defterinin süresinde tasdik ettirildiği, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davalıya ait 2023 ve 2024 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Her iki tarafın ticari defterlerinde; tarafların birbirine düzenlediği herhangi bir fatura ve ödeme bilgisinin bulunmadığı gibi davacı şirketin ticari defterlerinde; menfi tespiti istenen çekin herhangi bir 3 kişiye verilmesi ile ilgili bir kayıt bulunmadığı, sonucuna ulaşılmıştır. Şeklinde kanaate varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu uyarınca tarafların tacir olduğu, davalının davacıdan sonra ciro silsilesinde yer alan kişi olduğu, bu sebeple çekin davacıdan iktisap ettiğine dair evrakları ibraz etmesi gerektiği halde bu yönde bir delil sunmadığı gibi savunmasında çeki davacıdan değil kızı ... ... erkek arkadaşı ...'ın borçlarına karşılık olarak ... Spor kulübü başkanı olan ... İn ve kulüp yönetiminde bulunan ... isimli kişiler tarafından verilmiş olduğunu beyan etmesi karşısında davalının şekli anlamda 3. Kişi konumunda olmadığı anlaşılmaktadır. Kural olarak bir çeki elindde bulunduran kişinin yetkili hamil olabilmesi ve çekten kaynaklı olarak hak talep edebilmesi için ilk cironun senedin lehtarı olan kişi tarafından yapılması gerekmektedir. Bunu takip eden ciro ise senedin lehtarı tarafından kendisine ciro edilen kişice yapılması gerekmekte olup aksi halde ciro silsilesinde kesiklik / kopukluk olacağından bu şekilde senedi iktisap eden kişi senedin yetkili hamili olamayacaktır. Somut olay bakımından davalının söz konusu çeki davacıdan almadığını bildiği, bu kapsamda ciro silsilesinde yer almayan kişilerden alarak ciro silsilesinde kopukluk yarattığı, basiretli tacir olan davalının bunu bilmesi gerektiği, davalının yetkili ve iyi niyetli hamil olmayacağı, nitekim çeki aldığını beyan ettiği dava dışı 3. Kişi ile de arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı görülmekle davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının davasının KABULÜ ile ... Bankası ... Şubesi’ne ait, ... çek numaralı, keşidecisi ... olan, 31/09/2024 keşide tarihli, 500.000,00 TL bedelli çekten kaynaklı olarak davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, çekin davalıdan istirdatı ile davacıya iadesine 2-Alınması gerekli olan 34.155,00-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 8.538,75-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 25.616,25-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 9.241,65-TL (başvurma, vekalet harcı ve peşin harç) davetiye, posta gideri: 335,00-TL, bilirkişi ücreti: 5.000,00-TL olmak üzere toplam: 14.576,65-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 80.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/12/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/18, K. 2025/942, T. 23.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-18-e-2025-942-k-82be2b94d14a