İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1434 E. 2026/220 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1434
Karar No
2026/220
Karar Tarihi

T.C. DİYARBAKIR TÜRK MİLLETİ ADINA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : KARAR NO :

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLLERİ :

DAVALI : VEKİLLERİ :

DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/10/2025 KARAR TARİHİ : 27/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ :

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde ".....Dekorasyon" ticari unvanı altında on dört yılı aşkın bir süredir boya ve dekorasyon sektöründe faaliyet gösteren, bölgede tanınan ve güvenilir bir tacir olduğunu, müvekkili, Nisan 2010 tarihinden bu yana davalı şirketin "....." markasının bayiliğini başarıyla yürütmekte olduğunu, bu uzun süreli ticari ilişki boyunca müvekkili, markanın ürünlerinin satışını ve pazar payını önemli ölçüde artırdığını, bu başarısı davalı şirket tarafından muhtelif zamanlarda prim ve ödüllerle taltif edildiğini, taraflar arasındaki ilişki, niteliği itibarıyla sürekli borç ilişkisi doğuran bir bayilik sözleşmesi olduğunu, boya renklendirme makinesi, müşterilerin talebine göre anında istenilen renkte boya üretilmesini sağlayan ve müvekkilinin iş modelinin temelini oluşturan bir ekipman olduğunu, bu makinenin yazılımsal kontrolü, uzaktan erişim ile tamamen davalı şirketin uhdesinde olduğunu, Ağustos 2022 tarihinde makinede meydana gelen yazılımsal arıza, müvekkilinin ticari faaliyetlerini fiilen durma noktasına getirdiğini, müvekkilinin arızanın meydana geldiği ilk günden itibaren davalı şirket yetkililerini defalarca telefonla aradığını, yazılı olarak e-posta gönderdiğini ve arızanın acilen giderilmesini talep ettiğini, davalı taraf, bu haklı ve acil taleplere kayıtsız kalarak iki yılı aşkın bir süredir arızayı gidermek adına somut hiçbir adım atmadığını, müvekkilinin, yetkilileri defalarca kez aradığını, defalarce kez mail attığını, lakin davalı tarafça asla bir düzeltme girişimi olmadığını, böylesine önemli bir makinedeki arıza 2 yılı aşkın bir süredir devam etmekte olduğunu, müvekkilinin, bu arızanın giderilmemesinden ötürü yüklü miktarda borçlandığını, kredi kartı kartlarını ödeyemediğini ve müşteri kaybettiğini, söz konusu olay sebebiyle müvekkilinin başarılı ve güvenilir tüccar imajının zedelendiğini, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, müvekkilinin, yıllar içinde inşa ettiği "başarılı ve güvenilir tüccar" imajını, davalının kusuru nedeniyle kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldığını, müşterilerine zamanında ve talep ettikleri ürünü teslim edememesi, ticari itibarına onarılması güç zararlar verdiğini, bu husus, ileride açılabilecek bir manevi tazminat davasının da konusunu teşkil etmekle birlikte, uğranılan zararın boyutunu göstermesi açısından önem arz ettiğini, öncelikle müvekkilinin uğradığı fiili zarar ve yoksun kalınan kâr miktarının tespiti için dosyanın uzman bir bilirkişi heyetine tevdini fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın (maddi, fiili zarar ve yoksun kalınan kâr toplamından) arızanın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkememizin yetkili olmadığını, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğunu, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının olmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında bayyilik sözleşmesi olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, taraflar arasında kurulan renklendirme sistemi kullanım ödüncü sözleşmesi nedeni ile davacıya teslim edilen renklendirme makinesinin ayıplı olduğu iddiası ile uğranılan zararların tahsiline ilişkindir. Davacı taraf, ayıp iddiasında bulunmuş olup; ayıp iddiası, haksız fiil niteliğinde değildir, sözleşmeye aykırı ifa iddiasıdır. Davalı vekili, cevap süresi içinde Mahkememizin yetkisine itirazda bulunmuş ve yetkili yer olarak müvekkilinin ikametgah yeri olan İstanbul Ticaret Mahkemelerini göstermiştir. Kanunen, her mahkemenin yargı çevresi belli bir coğrafi bölge ile sınırlı olup, yetki bir davada hangi yerdeki mahkemede bakılacağını ifade eder. HMK'nın 6. maddesindeki genel yetki kuralına göre dava, davanın açıldığı tarihteki davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak bu genel yetki kuralından başka, kanun koyucu bazı davalar için (örneğin HMK'nın 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edildiği yer mahkemesinde de dava açılabileceği) özel yetki kuralı koymuş olup, davacıya yetkili mahkeme konusunda seçimlik hak tanınmıştır. Buna göre davacı genel yetki kuralı gereği davayı davalının yerleşim yerinde veya sözleşmenin ifa edildiği (sözleşmedeki edimlerin (borçların) ifa yeri) yer mahkemesinde de dava açılabilir. Diğer taraftan taraflar arasında yetki sözleşmesi yapılması halinde yetki sözleşmesine ilişkin hükümlerin tartışılması gerekir. HMK'nın 17. maddesine göre taraflar sözleşmede yetkili mahkemeyi belirleyebilirler. Ancak bu yetki şartının geçerli olması tarafların tacir veya kamu tüzel kişi olmasına bağlıdır, aksi halde bu düzenleme geçersiz olur. Somut olayda taraflar arasında yapılmış bir yetki sözleşmesi mevcut olup, sözleşmenin 8.maddesinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili kılındığı görülmüştür. Davanın her iki tarafının tacir olması nedeni ile yetki sözleşmesi tarafları bağlamaktadır. Yetki sözleşmesinin içeriği incelendiğinde, sözleşmenin ifa yeri mahkemesinin yetkisinin devam edeceği yönünde hüküm bulunmadığı, HMK'nun 17/2 maddesi uyarınca İstanbul mahkemelerinin münhasır yetkili olduğu anlaşılmıştır. İzah edilen nedenle Mahkememizin yetkisizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, 1-Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, HMK'nun 114/1-ç ve 115/2 maddelerince davanın USULDEN REDDİNE, yetkili Mahkeme'nin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine, 2-Kararın kesinleşmesine müteakip HMK'nun 20.maddesi gereğince yasal süresinde talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli ve yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-Yargılama harçları, ara buluculuk ücreti vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemece hüküm altına alınmasına, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde HMK'nın 345. maddesi uyarınca, mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Katip Hakim

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/1434, K. 2026/220, T. 27.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1434-e-2026-220-k-241fdf526a95