İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/141 E. 2025/776 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/141
Karar No
2025/776
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/141 Esas KARAR NO : 2025/776

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/02/2025 KARAR TARİHİ : 12/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...TİC. A.Ş., davalı ... A.Ş. ile inşaat demiri alım satımı konusunda ticari ilişkinin bulunduğu, davalının müvekkilinden satın aldığı demir ürünlerine ilişkin 23.08.2024 vade tarihli 3.593.316,35 TL tutarındaki borcunu zamanında ödemeyerek temerrüde düştüğü ve geç ödeme nedeniyle davalıya 02.09.2024 tarihinde vade farkı faturasını düzenleyerek tebliğ ettiği, davalının vade farkı faturasını ödemeyerek temerrüde düştüğü, taraflar arasında düzenlenen faturalarda ve teklif mektuplarında , “Vadesinde ödenmeyen faturalara aylık %8 + KDV vade farkı yansıtılır.” İfadesinin büyük harflerle ve açık bir şekilde belirtilmiş olduğu ve bu hususun ticari ilişkinin tüm aşamalarında geçerli bir kural olarak uygulandığı, Davalının vade farkı uygulanmasına ilişkin açık bir itirazda bulunmamış, ticari teamüllere uygun olarak geçmişte yapılan satışlarda vade farkını kabul eden ödemeleri gerçekleştirdiği halde düzenlenen 87.580,00 TL tutarlı vade farkı faturasını ödemediğinden aleyhine ... 27. İcra Müdürlüğünün ...E sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, davalının süresinde itiraz ederek takibin durduğunu ifade ederek İtirazın iptali ile takibin devamına, davalı yandan %20’ den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davacıyla uzun süredir süregelen ticari ilişkisi kapsamında alımlar yaptığını ve bedellerin tamamının vadesinde ödendiğini, Davacının ileri sürdüğü gibi, vadesinde ödenmeyen bir borç bulunmadığını ve bu nedenle düzenlenen vade farkı faturasının haksız olduğunu ayrıca Taraflar arasında vade farkı uygulanmasına ilişkin herhangi bir yazılı sözleşme ya da ticari teamülün bulunmadığı, gibi bugüne kadar da davacıya vade farkı ödemesi yapılmadığını, ayrıca davacının dava dilekçesinde bir adet vade farkı faturasından bahsedilmişse de 02.09.2024 tarihli vade farkı faturasının müvekkili şirket tarafından iadesi sonrası davacı tarafın tekrar tekrar vade farkı faturası düzenlediği ve Müvekkili şirket tarafından tamamına itiraz edildiği gibi 02.09.2024 tarihli vade farkı faturası için de müvekkil şirket tarafından iade faturası düzenlenerek itiraz edildiği, Davacı tarafça sunulan teklif formunun ise imzasız olup, vade farkının müvekkili şirket tarafından kabul edildiğine dair herhangi bir yazışmanın da sunulamadığı ifade ederek, Davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : ... 27. İcra Müdürlüğünün... E sayılı dosyası, cari hesap ekstresi, hesap formu, fatura örnekleri, ticari kayıtlar, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı tarafından açılan dava, İİK 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasındaki ihtilaf, davacının ... 27.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı hususundadır. ... 27. İcra Müdürlüğünün... E sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine fatura ve tevkifatlı vade farkından kaynaklanan 87.580,00 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun yasal süresi içerisinde sunduğu itiraz dilekçesi ile takibin durduğu, davacı alacaklının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı, geçerli haciz yolu ile ilamsız genel takip bulunduğu, borçlu tarafından yasal süresi içerisinde yapılmış ve takibi durdurmuş geçerli bir itiraz olduğu, davanın bir yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı, itirazın iptali davasının koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda ön görülen istisnalar dışında karşı taraf kanuni karinenin aksini ispat edebilir. (HMK M.190). İtirazın iptali davasında ispat yükü kural olarak davacı alacaklıdadır. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. Borçlu itirazın iptali davasına karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir, borçlu her türlü borca itirazını ödeme emrine itirazından bağımsız olarak ileri sürebilir. Deliller toplandıktan sonra, ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılmak suretiyle; tarafların ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulup tutulmadığı, kapanış tasdiklerinin yasaya uygun yapılıp yapılmadığı, talep edilen alacaklarının ticari kayıtlara işlenip işlenmediği, takip talebindeki alacak ve faizin yerinde olup olmadığı, davacının ... 27.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı hususlarında rapor düzenlenmesi hususunda dosya Mali Müşavir Bilirkişi ...'ya tevdi edilmiş, bilirkişi mahkememize sunmuş olduğu raporunda özetle: Sonuç olarak; A-) Tarafların cari hesap muavin kayıtları incelendiğinde; taraf defter kayıtlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, uyuşmazlık konusu vade farkı faturasının davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, davalının da bu faturaya süresi içerisinde itiraz ederek davacıya karşılık bir iade faturası düzenlediği, ardından davacının bu iade faturasına karşı tekrar bir fatura düzenlediği, süreç içerisinde bu şekilde karşılıklı olarak iade ve fatura işlemlerinin mükerrer biçimde tekrarlandığı, nihayetinde davacının son olarak düzenlenen iade faturasını kabul etmediği ve davalı kayıtlarında davacıya yönelik herhangi bir borcun bulunmadığı, davacıya ait kayıtlarda ise davalıdan 87.580,00 TL alacak kaydının bulunduğundan; Davacının, davalı aleyhine ... 27. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyası üzerinden başlatmış olduğu ilamsız takipte, 87.580,00 TL tutarındaki alacağını talep ettiği ve borcun sebebi olarak da vade farkı faturasını gösterdiği, Davalı tarafından icra takibine yapılan itirazda, vade farkı faturasına açıkça itiraz edilmiş olup, Yargıtay içtihatlarına göre, vade farkı talep edilebilmesi veya bu alacağın ispat edilebilmesi için iki şarttan en az birinin varlığının gerektiği, Bu şartların; Taraflar arasında vade farkının yazılı bir sözleşme ile kararlaştırılmış olması, Yazılı bir sözleşme bulunmasa dahi, taraflar arasında vade farkı uygulanmasına ilişkin süreklilik arz eden bir teamülün mevcut olmasıdır. Dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesinden, taraflar arasında vade farkını içeren yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı gibi, tarafların dosyaya sundukları ve 2024 yılını kapsayan ticari ilişkilerinde vade farkı uygulamasının süreklilik gösterdiğine dair yerleşik bir uygulamanın da mevcut olmadığı anlaşıldığından, vade farkının talep edilebilirliği mahkemenin takdirlerine bağlıdır. B-) Sayın mahkemenin vade farkı faturasının talep edileceği kanaatinde olunması durumunda; Davacının 87.580,00 TL vade farkı alacağına takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa gereği yıllık %51,75 orandan başlayacak değişen oranlarda faizi ile birlikte tahsil edilmesi gerekecektir..." yönünde görüş ve kanaate varıldığını bildirmiştir. Bilirkişi Raporu dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişlidir. Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi ... esas...karar sayılı kararında,".... Yargıtay ...'nın... karar sayılı ,27.06.2003 tarihli ilişkin kararında faturaya “alacağın belli bir zamanda ödenmemesi halinde belirli bir oranda vade farkı alınacağı” kaydı konulması ile ilgili olarak "Vade farkı yasal düzenlemeler kapsamında tanımlanmış ve kabul edilmiş bir kavram değildir...Sonuç olarak, faturanın sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için TTK’nın 23/2. maddesine göre süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi, veya yapılan işin adedi, türü bedeli gibi hususlara ilişkin olabilir. Faturadaki gecikme halinde vade farkı alınacağına ilişkin kayda itiraz edilmemesi, faturada yer almakla birlikte taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş bir hususa ilişkin kaydın da kabul edildiği anlamına gelmez. Vade farkı kaydının faturanın zorunlu içeriğinde olmayıp, yasal sürede itiraz edilmedi diye kabul edilmesinin ağır bir sonuç doğuracağı; faturadaki vade farkı uygulanır ibaresinin yazılması halinde TTK nın 23/1. maddesindeki karinenin uygulama alanı bulmayacağı, zira fatura sözleşme olmadığı gibi, faturaya itiraz edilmemesinin de ona sözleşme niteliği vermeyeceği, faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmesi halinde vade farkı ödenir.) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK nın 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceğine" karar verilmiştir. Anılan içtihadı birleştirme kararı ile, somut olayda olduğu gibi vade farkı düzenlenmesine ilişkin olan satım faturalarında vade farkına ilişkin kayda ve faturaya itiraz edilmemesi halinde kaydın vade farkı talebine hak vermeyeceği, taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin bir sözleşme hükmü veya ticari defterlerinde vade farkı uygulanmasına ilişkin teamül bulunmadığı, teamülden anlaşılması gerekenin taraflar arasındaki ticari ilişkide bu yönde teamül bulunup bulunmadığının olduğu, bilirkişi incelemesi neticesi taraflar arasında daha evvel vade farkı faturası düzenlenip ödenmediği belirlendiğine göre vade farkı faturası nedeniyle istemin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır..." Şeklinde belirtildiği görülmüştür. Somut olayda, taraflar arasında vade farkı uygulamasına yönelik yazılı sözleşme, mutabakat, veya teamül bulunmadığı, faturaya itiraz edildiği dosya kapsamında sabit olup, bu hususlar dikkate alındığında rapor dosya kapsamına göre denetime elverişli bulunmakla davanın reddine, davacının kötü niyetli olarak takip başlattığı ispatlanamadığından davalının tazminat talebinin dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının tazminat talebinin REDDİNE, 3-Harçlar Kanununca alınması gerekli 615,40 TL ilam harcının peşin yatırılan 1.057,75 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılmış olan 442,35 TL harcın davacıya iadesine, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluklarında karar verildi. 12/11/2025

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/141, K. 2025/776, T. 12.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-141-e-2025-776-k-47ab0ec747f9