İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/1239 E. 2026/250 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/1239
Karar No
2026/250
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/1239 Esas KARAR NO : 2026/250

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/02/2023 KARAR TARİHİ : 03/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin, davalı şirketle birlikte oyun kalıplarının üretimini yapmak üzere anlaştığını, davalı şirket yetkilisinin önerisi üzerine davalı şirket tarafından "..... Mahallesi ..... Sokak No:7/1 Pendik/İstanbul" adresinde kiralanan depoya müvekkili şirkete ait üretim makine ve teçhizatlarını taşıdığını, taraflar belirli bir süre boyunca birlikte ticaret yapmış olmakla birlikte, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak müvekkili şirket, teminat amacıyla bono düzenleyerek davalı şirkete teslim ettiğini, ancak davalı şirketin, taraflar arasındaki anlaşmaya riayet etmeyerek, müvekkili şirkete ait makine ve teçhizatlarlar aracılığıyla ürettiği ürünlerin bedelini ödemediği gibi, söz konusu makine ve teçhizatları da müvekkili şirkete iade etmediğini ve müvekkili şirket yetkilisi ve çalışanlarının yukarıda adresi belirtilen iş yerine girmesine engel olduğunu, 18.07.2020 tarihli bononun üzerinde "Bedeli malen ahzolunmuştur" açıklaması yer alsa da, taraflar arasında mal alışverişi bulunmadığını, söz konusu bononun davalı şirkete teminat amacıyla verilmiş olmasına karşın söz konusu bonoyu yırttığını iddia eden davalı şirketin, kötü niyetli şekilde bedelsiz olan bononun ödenmesini talep ettiğini, somut uyuşmazlığa konu bonodaki borç miktarının 500.000 TL olduğu da dikkate alındığında, vadesi 30.07.2021 tarihli olmasına rağmen vadesi geçtikten 1.5 sene sonrasında ödeme talep edilmesi de ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu durumun müvekkili şirket yetkilisi davalı şirket yetkilisi hakkında şikayetçi olmasının hemen akabinde gerçekleşmesi de tesadüfi olarak değerlendirilemeyeceğini, davalı şirketin henüz dava konusu bonoya dayanarak icra takibi başlatmamış olmakla birlikte, söz konusu ihtarnameyle 20/01/2023 tarihinde müvekkili şirketten 7 gün içerisinde dava konusu bononun ödenmesi talep edildiğinden, müvekkili bedelsiz bir bonoya istinaden icra takibi başlatılması tehdidi altında olduğunu, müvekkilinin borçlu bulunmadığı mezkur bonoya istinaden ödeme yapmak zorunda bırakılmasının önlenmesi adına, işbu davayı ikame ederken icra takibinin de durdurulması yönünde ihtiyati tedbir talep etme gereği doğduğunu, müvekkilinin davalıya teminat olarak verdiği 18.07.2020 düzenleme tarihli 500.000 TL bedelinde bonodan kaynaklanan borcunun olmadığının tespitine, müvekkiline davalı tarafından açılacak olan icra takibinin borç miktarının %15i karşılığında teminat ile durdurulması yönünde ihtiyati tedbire, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Yetki sözleşmesi HMK'nin 17. maddesinde; ''Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır. '' şeklinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre tacirler ve kamu tüzel kişileri, kanunda belirtilen şartlara uymak kaydı ile üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konulara ilişkin olarak aralarında doğabilecek uyuşmazlıkların görülmesi bakımından kanunen yetkili olmayan bir mahkemeyi yetkili hâle getirebilirler. Yetki sözleşmesi taraflar arasında ayrı bir sözleşme akdedilerek yapılabileceği gibi mevcut bir sözleşmeye, mahkemenin yetkisine dair bir kayıt konulmak suretiyle de gerçekleştirdiğini, Müvekkili şirket, sahip olduğu makine ve araçlarla üretim yaparak ekonomiye katma değer sağlayan bir firma olduğunu, davacı şirket ile müvekkili şirket, arasında uzun zamandan beri süregelen ticari ilişki mevcut olduğunu, aradan geçen süreye ve yapılan şifahi görüşmelere rağmen davacının borcunu ödememesi nedeniyle öncelikle davacı şirket müvekkil şirketçe, Bakırköy ..... Noterliğinin 20.01.2023 tarihli ...... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtar edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine de anılan bono dayanak yapılarak İstanbul ...... İcra Müdürlüğü ..... E. sayılı dosya ile takip başlatıldığını, başlatılan bu takip mahkemenizin vermiş olduğu 14.02.2023 tarihli ihtiyati tedbir kararı gereği durdurulduğunu, senedin teminat senedi olarak verilip verilmediği hususunun ispatına ilişkin hususlar Yargıtay'ın istikrarlı içtihatları ile ortaya konulduğunu, buna göre, sözleşme ile teminat senedi olduğu iddia edilen senet arasındaki bağ ispatlanması gerektiğini, davacı borçlunun huzurdaki davayı gerçeğe aykırı ve mesnetsiz nedenlere dayandırdığını, davacı tarafın iddialarını ispata elverişli somut ve yazılı bir delil sunamadığını, huzurdaki dava gibi kötü niyetle yapılan şikayet üzerine kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, davacı tarafın ticari teamüle aykırı olarak kötü niyetle hareket ederek borçtan kurtulmaya yönelik iddialarla huzurdaki davayı ikame ettiğini, gerçeğe aykırı beyanlara itibar edilerek verilen tedbir kararının haksız olduğunu, iyi niyetle hareket ederek uzun süre davacının borcunu ifa etmesini bekleyen müvekkilinin haksız olarak zarara uğratıldığı, paranın alım gücünün her geçen düşmesi nedeniyle verilen tedbir kararı nedeniyle müvekkilinin zararının her geçen gün arttığı ortada olduğunu, bu nedenlerle öncelikle verilen haksız tedbir kararının kaldırılmasını, nihayetinde haksız ve dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;Davalıya teminat olarak verildiği iddiasına dayalı olarak 18/07/2020 düzenleme tarihli 500.000,00-TL bedelli bonodan kaynaklı olarak davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu görüldü. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Mahkememizce daha önce verilen 05/03/2024 tarih ve ..... Esas ..... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin .... Esas ..... Karar sayılı ilamı ile şu gerekçe ile kaldırılmıştır: "Bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Somut olayda, davaya konu senet üzerinde malen bedel kaydı bulunmakta olup, davacı taraf senedin teminat olarak verildiğini ileri sürmüştür. İlk derece derece mahkemesinin kabulüne göre, davalı tarafın senet bedelini ta'lil ettiği kabul edilse bile, davacı tarafın senedin teminat için verildiğini beyan ettiği, her iki tarafın bononun mal karşılığı olmadığına dair beyanları karşısında, senedin her iki tarafça da talil edildiğinin kabulü zorunludur ve bu durumda TMK’nın 6. ve HMK’nın 191. maddesi uyarınca ispat yükünün davacı senet borçlusunda olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştirmeyeceği ve davacının senedin teminat için verildiğini, bedelsiz olduğunu ispatlaması gerekmektedir. (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-821E- 2019/58 K.sayılı, Yargıtay 11.HD'nin 2024/185 E- 2025/770 K.sayılı kararı) Açıklanan nedenlerle mahkemece, ispat yükünün senet borçlusu olan davacının üzerinde olduğu dikkate alınarak delillerin değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı şekilde ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne, ve davalı vekilinin vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulüne, ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir." Mahkememizce İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin ..... Esas ve ..... Karar sayılı kararı doğrultusunda öncelikle 500.000,00-TL üzerinden davacıya eksik harç tamamlatılmıştır. Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile davaya konu senedin davalıya teminat amaçlı olarak verildiğini iddia etmiştir. Mahkememizce davalının senedin ihdas nedenini talil ettiği bu sebeple ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle verilen ..... Esas ..... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin .... Esas ..... Karar sayılı ilamı ile " Somut olayda, davaya konu senet üzerinde malen bedel kaydı bulunmakta olup, davacı taraf senedin teminat olarak verildiğini ileri sürmüştür. İlk derece derece mahkemesinin kabulüne göre, davalı tarafın senet bedelini ta'lil ettiği kabul edilse bile, davacı tarafın senedin teminat için verildiğini beyan ettiği, her iki tarafın bononun mal karşılığı olmadığına dair beyanları karşısında, senedin her iki tarafça da talil edildiğinin kabulü zorunludur ve bu durumda TMK’nın 6. ve HMK’nın 191. maddesi uyarınca ispat yükünün davacı senet borçlusunda olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştirmeyeceği ve davacının senedin teminat için verildiğini, bedelsiz olduğunu ispatlaması gerekmektedir. (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-821E- 2019/58 K.sayılı, Yargıtay 11.HD'nin 2024/185 E- 2025/770 K.sayılı kararı) Açıklanan nedenlerle mahkemece, ispat yükünün senet borçlusu olan davacının üzerinde olduğu dikkate alınarak delillerin değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı şekilde ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir." şeklinde gerekçe ile kaldırılmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin ..... Esas ..... Karar sayılı doğrultusunda davaya konu senedin teminat senedi olduğu iddiasını ispat yükünün davacı üzerinde olduğu gözetilerek yargılamaya devam edilmiştir. Davaya konu senet incelendiğinde; senedin 6102 sayılı Kanun uyarınca bononun unsurlarını taşıdığı, senet üzerinde teminat olduğuna dair herhangi bir ibarenin bulunmadığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 200 ve 201. Maddesi gereğince senede karşı iddiaların aynı kuvvette yazılı belge ile ispat edilmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ....... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olaya uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesi uyarınca senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz. Davalı taraf, takibe dayanak bononun teminat senedi olduğunu kabul etmediğine göre davacı yan işbu bononun teminat amacıyla verildiğini yukarıda açıklandığı şekilde geçerli delillerle ispat etmek zorundadır. Bunun dışında elinde kayıtsız şartsız borç ikrarını içerir bir bono bulunan davalının ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır. O halde, davacı taraf, dava konusu bononun iddia edildiği şekilde teminat olarak verildiğini geçerli başka yazılı delillerle ispatlayamadığına göre, mahkemece davacı tarafın delil listesinde yemin deliline dayandığı hususu nazara alınıp davacıya yemin hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir." İspat yükü üzerine düşen davacı tarafından davaya konu senedin teminat senedi olarak verildiğine dair imzası ikrar edilmiş herhangi bir yazılı belge veya sözleşme dosya kapsamına sunulmamıştır. Davacı davalının ticari defterlerini sunmadığını bu sebeple 6102 sayılı Kanun'un 222/3. Maddesi gereğince kendi ticari defterlerine göre davanın ispat edildiğini öne sürmüş ise de senedin teminat senedi olduğu iddiasının ticari defterler ile ispatının mümkün olmadığı, yukarıda da belirtildiği üzere teminat iddiası bedelsizlik iddiası olduğundan ayrı bir yazılı sözleşme ile ispatının gerektiği, davacı tarafından ödeme iddiasına dayanılmadığına göre ticari defterler ile ispatlanabilecek bir hususun söz konusu olmadığı, teminat senedi iddiasına dayalı bedelsizlik iddiasının ticari defter ile ispatının mümkün olmaması karşısında davacının bu iddiasına itibar edilmemiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere bono niteliğindeki kambiyo senedi kayıtsız şartsız ödeme vaadi içerir nitelikte sebepten mücerrettir. Nitekim incelenen davacının ticari defterlerinde de davaya konu senet kayıtlı nitelikte olmayıp, davacının kendi defterlerinde bulunmayan bir teminat kaydını ve senet kaydını davalının defterleri ile ispatlaması da mümkün değildir. Zira davacının defterlerinde de davaya konu senet teminat olarak kayıtlı durumda değildir. Mahkememizce davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmekle ispat yükü üzerine düşen davacıya davaya konu senedin teminat senedi olduğu hususunda yemin deliline dayanıp dayanılmayacağının beyan edilmesi için kesin süre verilmiş olup, davacı tarafından kesin süre içerisinde yemin deliline de dayanılmamıştır. Sonuç olarak davacı tarafından teminat senedi iddiasının yazılı delil ile ispatlanamadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının tedbir talebi üzerine tedbir kararı verildiği ve icra takibinin durdurulduğu bu suretle tedbir kararının infaz edildiği anlaşılmakla tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla takibe konu asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 100.000,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine de karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacının tedbir talebi üzerine icra takibinin durdurulduğu ve tedbir kararının infaz edildiği anlaşılmakla tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla takibe konu asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 100.000,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-.... harç no ' lu 13/05/2024 tarihli harcın iptali ile harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 853,88-TL peşin harçtan ve 7.684,87-TL tamamlama harcından mahsubu ile artan 7.806,75-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya İADESİNE, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yapılan 401,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 80.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/03/2026 Katip ..... e-imza

Hakim ..... e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/1239, K. 2026/250, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-1239-e-2026-250-k-7be7599d272b