İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1231 E. 2026/38 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1231
- Karar No
- 2026/38
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1231 Esas KARAR NO : 2026/38
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2025 KARAR TARİHİ : 14/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket merkezi Kore Cumhuriyeti'nde bulunan .... Ltd. ünvanlı firmadan ... System isimli makine sipariş edilmiş bu kapsamda taraflar ücret hususunda anlaşmış olduğunu ve müvekkili tarafından 1.755.000,00 USD ücret davalı şirkete gönderilmiş olduğunu, sözleşme kapsamında müvekkili tarafından kararlaştırılan ödemeler yapılmış olduğu ancak davalı şirket tarafından sözleşmede kararlaştırılan; sözleşmenin imza tarihinden itibaren 5 ay içerisinde gönderilmesi gereken makine gönderilmediğini, davalı şirket tarafından işbu makinenin gönderilmesinin mümkün olmadığını, makinenin teslim edileceği adrese teslimatın yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, söz konusu makineye ve şirketlerine uluslararası sözleşmeler kapsamında kısıtlama getirildiğini ve söz konusu eşyanın Kore'den ihracının mümkün olmadığının belirtilmiş olduğunu, davalı tarafından mücbir sebep öne sürülerek dava konusu makine teslim edilemediğini, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından söz konusu sözleşme feshedilmekte ve ödenen paraların iadesi talep edildiğini belirterek davalarının kabulü ile müvekkili tarafından davalıya gönderilen 1.755.000,00 USD'nin sözleşmenin feshi ile şimdilik 10.000,00 USD'sinin yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: TTK’nın 5/A maddesi “Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükümlerini içermektedir. 05.04.2023 tarih 32154 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Orman Kanunu ve bazı kanun- larda değişiklik yapılmasına dair 7442 sayılı Kanunun 31.maddesi ile 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1.fıkrasında yer alan "paranın ödenmesi, alacak ve tazminat talepleri hakkında " ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında " şeklinde değiştirilmiş, aynı yasanın geçici 1. maddesinde "bu maddeyi ihdas eden kanunla 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1. fıkrası ve 7036 sayılı kanunun 3. Maddesinin 1. fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm 01.09.2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır" denilmiştir. Eldeki davanın açıldığı tarih olan 30/12/2025 itibariyle alacak davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu açıktır. Dava dilekçesi ekinde, davacı vekilinin arabuluculuk faaliyeti sonucu anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın aslını veya onaylanmış örneğini sunmadığı anlaşıldığından, mahkememizin 31/12/2025 tarihli ara kararı ile davacı vekiline, "Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağı aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulmadığı anlaşılmakla, 7155 sayılı Yasa'nın 23. maddesi ile 6325 sayılı Yasa'nın 18/A-2 maddesi gereği "davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği," denildiğinden, Davacıya arabuluculuk aşamalarına katılmış tüm taraflarca imzalanmış ve yöntemine uygun olarak düzenlenmiş arabuluculuk son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunmak ya da arabuluculuk dosyası esas numarasını bildirmek üzere 1 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde arabuluculuk son tutanak aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneği sunulmadığı ya da arabuluculuk dosyası esas numarası bildirilmediği takdirde davanın usulden reddedileceğinin bildirilmesine, Davacıya bildirimin işbu ara kararın tebliği ile yapılmış sayılmasına," şeklinde süre verilmiş, söz konusu ara kararın davacı vekiline 05/01/2026 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Yapılan açıklamalar ve belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, eldeki davada, TTK'nın 5/A ve 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi gereğince, dava tarihi itibariyle, arabuluculuk faaliyeti sonucu anlaşmaya varılamadığına dair tutanağın sunulması dava şartıdır. Yani davanın açıldığı tarih itibariyle, arabuluculuk süreci tamamlanmış olmalı ve bu süreci gösteren "anlaşamama tutanağı" dava dilekçesine eklenmiş olmalıdır. Sadece arabuluculuk başvurusunda bulunmuş olmak, dava şartını yerine getirmez. Ayrıca, 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair emredici hükmü uyarınca, davanın açılmasından sonra arabuluculuk dava şartının tamamlanmasını mümkün kılan bir yasal düzenleme de mevcut olmadığından, söz konusu dava şartı, tamamlanabilir bir dava şartı değildir. HMK'nin 115/1 maddesi hükmünde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan yasanın 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı yasa maddesinin 2. fıkrasında ise diğer yasalarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiş, HMK'nın 115/2 maddesinde, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde, davanın usulden reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, somut olayda, davanın zorunluğu arabulucuğa tabi olduğu, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, dava tarihi itibariyle arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanarak, anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın düzenlenmiş olmasının dava şartı olduğu, ancak, somut olayda dava tarihi itibariyle arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanmadığının anlaşıldığı ve söz konusu dava şartının sonradan tamlanabilir bir dava şartı olmadığı anlaşılmakla, davanın 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi, 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nın 115/1-2 maddeleri gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi, 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nın 115/1-2 maddeleri gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürülükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar harcından daha önce dosyaya yatırılan 7.343,33-TL peşin harcın düşürülmesi ile fazla kalan 6.611,33-TL bakiye harcın talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 14/01/2026
Katip ... ☪ e-imzalıdır. ☪ Hakim ... ☪ e-imzalıdır. ☪