İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/118 E. 2026/157 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/118
Karar No
2026/157
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/118 Esas KARAR NO : 2026/157 Bakırköy ... İcra Dairesi : ...

DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/12/2024 KARAR TARİHİ : 16/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin tapuda hissedarı olduğu Şarköy'deki tapu kaydına mesaj yolu ile resmi işlem yapıldığına dair bilgi gelince davaya konu Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinden haberi olduğunu, yapılan tebligatın yazın oturmadığı eski adresine yapıldığını ve icra takibinin kesinleştirildiğini bu nedenle de tapusuna haciz konulduğunu, borcun doğumunun ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.deki (Ticaret Sicil - ...-.... nolu) eski ortaklığı döneminde ödenmesi gereken SGK borçlarını ödediğini beyan ederek davacı eski ortak müvekkiline düşen hissesinin tahsili talepli yapılmış olan icra takibi olduğunu öğrendiğini, yargılama aşamasında toplanacak delillerden ve dosya üzerinde yaptırılacak bilirkişi tetkikatlarından da anlaşılacağı üzere davacı müvekkilinin davalı ile ortak olduğu dönemde şirketin vergi dairesine ve SGK'ya borcu olmadığını ve tüm borçların ve sorumluluğun o dönemde yetkili müdür sıfatıyla davalıda olduğunu ve hiçbir borcu olmadığını beyan etmesi çerçevesinde sayın mahkemenize müracaatla davayı açma gereği duyduklarını bu sebeplerle menfi tespit taleplerinin kabulü ile Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadıklarının tespitine, icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına ve davalının en az %20 oranında icra tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın davalı müvekkili ile ortak olduğunu, .... San. Ve Tic. A.Ş'nin de ortak olduğunu inkar etmediğini, bu konuda taraflar arasında bir çekişme olmadığını, sorunun sadece ortak olunan dönemde vergi yada SGK borçları olup olmadığı yönünde çekişme olduğunu, 23.06.2006 tarihli sayı 6584 sayfa 360 da yer alan şirket kuruluş sözleşmesine göre ortaklar ..., ... ve davalı ... olduğu şirketin yönetim kurulunda olan davacı ve davalının şirket kaşesi altında atacakları müşterek imzaları ile şirketi her hususta temsil ve ilzam edeceklerini, ortak imza ile işlerin döndüğünün anlaşılmakta olduğunu, davacının da bahsettiği üzere tarafların ortak olduğu dönemde SGK ve vergi borcu olup olmadığının tespiti ile kimin nereye ne kadar ödeme yaptığının tespiti ve varsa kimin kime ne kadar borcu olduğunun tespiti için yapılacak bilirkişi incelemesi neticelerinde her şeyin ortaya çıkacağını, her şeyi hesaplayarak ödedikleri paradan davacı tarafa düşen kısmı için icra takibi yaptıklarını, açıklanan nedenlerle açılan davayı kabul etmemekle bilirkişi incelemesi yapılmasını, ve açılan davanın reddini istemiştir. Mahkememiz dosyasının 11/12/2024 tarihinde Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esasına tevzi olduğu, 18/12/2024 tarihinde ... karar numarası alarak mahkememize görevsizlik kararı verilerek, 05/02/2025 tarihinde mahkememizin yukarıdaki esasına tevzi olmuştur. DELİLLER : Bakırköy .... İcra Dairesi ’nün ... esas sayılı dosyası, ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü kayıtları, İstanbul Ticaret Odası, İstanbul Ticaret sicil müdürlüğü, İstanbul Vergi Dairesi yazı cevabı, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacı aleyhinde başlatılan Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine karşı davacının borçlu olmadığı iddiasına ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi 17/11/2025 tarihli raporunda; Detayı rapor içerisinde izah edilen nedenlerle, dosyaya mübrez belge ve bilgi ile Sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; 6183 Sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde amme alacakları ve bu bağlamda Kurumun işveren tüzel kişilerden prim ve diğer alacaklarının, tüzel kişinin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarıyla sorumlu olacağının belirtildiğini, yine kanunda, temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessillerin, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebileceklerinin de hüküm altına alındığını, Davacı ve davalının ortak olduğu .... San.Ve Tic.A.Ş. anonim şirket statüsünde olduğundan kuruluş aşamasından sonraki hissedarlık durumunun ticaret sicil müdürlüğüne tescili zarureti bulunmadığı, bu nedenle SGK borcunun doğduğu ve ödendiği tarihlerdeki hissedarlık durumunun ve davacının sözkonusu dönemlerde yönetici olup olmadığının tespiti için ortaklık pay defteri ve karar defterlerinin incelenmesi gerektiği, Dosyaya sunulan ve celbedilen belgelerden, icra takibine konu edilen sigorta primlerinin kaynağının ne olduğuna dair belge ve bilgi bulunmadığı, bu primlerin alacaklı-davalı ... tarafından hangi tarihte ve ne miktarda ödendiğine dair ödeme belgesine dosyada rastlanmadığı, 30.04.2012 tarih ve ... sayılı gazetede yeralan ilan ile 18.05.2012 tarihinde yapılacak genel kurul toplantı gündeminde “5. Şirketin fesih ve tasfiyesiyle ilgili hususların görüşülmesi hususların görüşülmesi” hususu yer almakla ve İstanbul Ticaret Odası İnternet Sitesi resmi verilerine göre şirketin üyeliğinin askıda olduğu bilgisi bulunmakla beraber şirketin tasfiyesine dair karar alınıp alınmadığına, sözkonusu prim borçlarının davacının ortak ve/veya yönetici olduğu dönemde doğup doğmadığı, tahakkuk edip etmediği, ödemenin ne zaman yapıldığına, dair hususlarda bilgi ve belge olmadığından değerlendirme yapılamadığını, SONUÇ: Nihai karar Sayın Mahkeme'ye ait olmakla beraber, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve dava dosyasında mevcut bilgi, belgelerde yapılan araştırma ve incelemeler sonucu; 1- Dosyaya sunulan ve celbedilen belgelerden, icra takibine konu edilen sigorta primlerinin kaynağının ne olduğuna dair belge ve bilgi bulunmadığı, bu primlerin alacaklı-davalı ... tarafından hangi tarihte ve ne miktarda ödendiğine dair ödeme belgesine dosyada rastlanmadığı, dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş.’nin tasfiyesine dair karar alınıp alınmadığına, sözkonusu SGK prim borçlarının davacının ortak ve/veya yönetici olduğu dönemde doğup doğmadığı, tahakkuk edip etmediği, ödemenin ne zaman yapıldığına dair hususlarda bilgi ve belge olmadığından, sözkonusu belgelerin ibrazından sonra değerlendirme yapılabileceği, 2- Sosyal Güvenlik Kurumu prim borçlarının doğduğu ve ödendiği tarihlerdeki hissedarlık durumunun ve davacının sözkonusu dönemlerde yönetici olup olmadığının tespiti için ortaklık pay defteri ve karar defterlerinin incelenmesi gerektiğini bildirmiştir. Somut olay irdelendiğinde; Menfi tespit davasının dayanağını 2004 sayılı İİK’nın 72. maddesi oluşturmaktadır. Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346). Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6. Maddesi: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. ” 6100 sayılı Kanun'un 187 nci maddesinin birinci fıkrası;“İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir” şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 Esas, 2017/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukukî sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Diğer taraftan hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise 6100 sayılı Kanun'un “İspat yükü” başlıklı 190 ıncı maddesinde yer almakta olup; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir. Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddi hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hâllerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanuni karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyeti yerine karine ile kabul edilen durumun aksinin ispat edilmesi söz konusu olur. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Dava konusu edilen Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklısının davalı, borçlusunun davacı olduğu, alacak miktarının 56.700,00 TL asıl alacak üzerinden başlatılmış olduğu , takibin ortak olduğu belirtilen şirkete ait %18'lik hisseye göre ödenen SGK prim borcundan davacının hissesine düşen bedelden dolayı borçlu olduğu iddiasıyla başlatıldığı anlaşılmıştır. Yukarıdaki açıklamalar muvacehesinde işbu uyuşmazlıkta ispat yükü davalıdadır. Yargılama esnasında dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu ile dosyaya sunulan ve celbedilen belgelerden, icra takibine konu edilen sigorta primlerinin kaynağının ne olduğuna dair belge ve bilgi bulunmadığı, bu primlerin alacaklı-davalı tarafından hangi tarihte ve ne miktarda ödendiğine dair ödeme belgesine dosyada bulunmadığı, dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş.’nin tasfiyesine dair karar alınıp alınmadığı, SGK prim borçlarının davacının ortak ve/veya yönetici olduğu dönemde doğup doğmadığı, tahakkuk edip etmediği, ödemenin ne zaman yapıldığına dair hususlarda bilgi ve belge olmadığı, ortaklık pay defteri ve karar defterlerinin incelenemediği bildirilmiş olup ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça dosyaya rapora istinaden ibraz edilen defter, belge bulunmadığı böylelikle davalının davayı ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın kabulüne dair hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın kabulüne, 1-Alınması gerekli 3.893,67 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 973,42 TL harcın mahsubuyla bakiye 2.920,25 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 2-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 973,42 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.401,02 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 12.652,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davalı vekilinin yüzüne karşı davacı vekilinin yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/02/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/118, K. 2026/157, T. 16.02.2026, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-118-e-2026-157-k-503218b57e02