İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/112 E. 2025/379 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/112
Karar No
2025/379
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/112 Esas KARAR NO:2025/379 DAVA:Şirket Yönetim Kurulu Kararının İptali, Hükümsüzlüğünün Tespiti/Pay Sahipliğinin Tespiti DAVA TARİHİ:23/11/2018 KARAR TARİHİ:08/05/2025

Mahkememizde görülmekte olan Şirket Yönetim Kurulu Kararının İptali, Hükümsüzlüğünün Tespiti/Pay Sahipliğinin Tespiti davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREKÇE:Mahkememizin ---- Karar sayılı dosyasında verilen --- tarihli kararında:''Davacı vekili, müvekkili şirket ile dava dışı ----- davalı şirketi --- tarihinde kurduklarını; müvekkili şirket ile dava dışı bu şirketin %50'şer hisse ile davalı şirkete ortak olduklarını; davalı şirkette müvekkilinin ----Grubu paya, dava dışı şirketin ise ------ Grubu paya sahip olduklarını; davalı şirketin yönetim kurulunun 2 ortaktan oluştuğunu, dava dışı şirketten dolayı ---- yönetim kurulu başkanı olarak ---- Grubu pay sahiplerini temsil için seçildiğini, ----ise, yönetim kurulu başkan vekili olduğunu; onunda kendilerine ait B tipi paylardan dolayı seçilmiş olduğunu;------- tek imza ile şirketi temsil etme yetkisine dayanarak bazı şirket çalışanlarını işten çıkardığını, şirketin faaliyetlerini durdurduğunu; tek imza ile temsil yetkisinden faydalanarak yönetim kurulu kararı almaksızın birçok usulsüzlükler yaptığını, bundan dolayı müvekkili şirketinde ciddi zararlara uğradığını belirterek, en nihayet -------- tek başına aldığı bir kararla müvekkili olan davacı şirketi sermaye borcunu ödemediğinden bahisle şirketten ıskatına ait yönetim kurulundan bir karar aldığını, söz konusu kararın ---- sayılı ------Sayfasında ilan edildiğini; yönetim kuruluna davalı şirketin -------- tarihli genel kurulunda söz konusu 2 üyenin seçildiğini, yönetim kurulunun TTK'nun 390. madde gereğince 2 üyeden oluştuğunu; toplanabilmesi ve karar alabilmesi için 2 yönetim kurulu üyesininde toplantıya katılmasının gerektiğini; oysa ---- toplantıya katılmadığını, bu nedenle usulsüz bir toplantı ile alınan ıskata ilişkin yönetim kurulu kararının YOK HÜKMÜNDE olduğunu, bu hususun mahkemece tespitine karar verilmesini ve müvekkili şirketin halen ----- tipi hisselerin sahibi bulunduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı şirketin ------- Grubu hisselere sahip olduğunu, hisse bedellerinin 125.000,00 TL olarak şirket kuruluşunda belirlendiğini; davacının sermaye koyma borcunun 93.750,00 TL'lik kısmının ödenmediğini; şirket ana sözleşmesi gereğince, şirketin ticaret siciline tescil edilmeden önce ödenmesi gereken 31.250,00 TL'lik kısmını ödemekle yetinen davacıya, defalarca ödemesi için ihtaratta bulunduklarını; sonuç alamadılarını; oysa ana sözleşme gereğince tescili izleyen 24 ay içinde kalan 93.750,00 TL'nin ödenmesi gerektiğini; bu sürenin sonunuda 09/05/2016'ya tekabül ettiğini; davacının halen kalan sermaye borcunu ödemediğini; şirketi hep oyaladığını; davacının son adresine ve ticaret sicilindeki adresine defalarca tebligat gönderildiğini, durumdan haberdar olduğunu; ıskat hakkında TTK'nun 128 , 341 , 342, 480, 482 ve 501. Maddeleri ile ---- karar sayılı hükmünün uygulanması gerektiğini; TTK'nun 482 ve 483 maddelerinde açıkça sermaye payının konulma borcunu yerine getirmeyen ortağın ıskat edileceğinin yazılı olduğunu; şirketin iki ortağı olduğunu, davacı ortağın ıskatı ile ilgili yönetim kuruluna zaten davacıdan gelen temsilcinin katılamayacağını; zira yasa ve ana sözleşme gereğince ortağın kendi ile ilgili görüşmede "müzakereye katılma yasağı" bulunduğunu, bu nedenle zaten toplantıya katılmasının mümkün olmadığını; yönetim kurulunca alınan ıskat kararınında bu nedenle yerinde olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Dava, yönetim kurulunun almış bulunduğu ıskat kararının hükümsüzlüğü / iptali ile ıskat edilen ortağın halen şirket paylarına sahip olduğunun tespitine ilişkindir.Davada TTK'nun 390 ve 391 nolu yönetim kurulunun toplantı ve karar almakla ilgili hükümleri ile ıskata ilişkin TTK'nun 481, 482 ve 483. maddesindeki düzenlemeler uygulanacaktır.Davacı vekili, müvekkilinin şirketten ıskatına ilişkin ------ sayılı yönetim kurulu kararının; sadece tek yönetici ile alınmış olmasından dolayı hükümsüz olduğunu ileriye sürmüş olup; davalı vekili, bizzat davacı ile ilgili ıskatın inceleneceği yönetim kurulunda, davacı ortağın katılamayacağını; müzakereye katılma yasağının gereği olarak yönetim kurulunun sadece ------- katılımı ile toplantığını iddia etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde, TTK'nun 393. Maddenin yönetim kurulu üyesi, kendisinin şirket dışı kişisel menfaati ile veya alt ve üst soyundan birinin ya da eşinin veya üçüncü derece dahil kan ve kayın hısımlarından birinin kişisel ve şirket dışı menfaati ile şirketin menfaatinin çatıştığı konularda müzakereye katılma yasağının bulunduğunu; bu yasağın yönetim kurulu üyesinin müzakereye katılmamasının dürüstlük kuralı olan durumlarda uygulanacağının; davamıza konu ıskat durumunda şirket dışı kişisel menfaatin söz konusu olmadığını; şirket için menfaatin söz konusu olduğunu belirterek; olayda müzakereye katılma yasağının uygulanmayacağını ileriye sürmüşse de; davacı şirkete ait yönetim kurulu üyesi ---- kişisel menfaatinin söz konusu olduğunu, bu nedenle müzakereye katılmasının mümkün olmadığı; aksinin kabulü halinde sermaye koyma borcunu ödemeyen iki kişilik şirketlerin hiç birinde, ediminiyerine getirmeyen ortağın ıskatının mümkün olmaması gibi bir sonucun doğduğu nazara alınarak; somut olayda ıskat kararının davacı şirketin temsilcisi katılmaksızın yönetim kurulunca alınabileceği mahkememizce kabul edilmiştir. Davacı taraf, davalı şirketin tesciline kadar konulması gereken 31.250,00 TL'lik peşin sermaye bedelini ödedikten sonra; davacı tarafça ödenmesi gereken ve kalan ------- kısmın dava dışı ------- tarafından ödeneceğine dair protokol bulunduğunu bildirmiş ve protokolü mahkememize sunmuştur. Protokol ----tarihli olup; ------- tarihinde kurulan davalı şirketin kurulumundan 3 gün önce davalı şirketi kuran hissedarlar arasında imzalanmıştır. Mahkememiz tarafından bu protokol değerlendirilmiş olup; protokolün davacı şirket ile, davada taraf olmayan dava dışı --------tarafından imzalanmış olması, bu nedenle ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olan davalı şirketi doğrudan bağlamayacağı; her ne kadar davalı şirket 2 ortaklı ve bu iki ortak arasında imzalanan protokol gereğince 93.750,00 TL sermaye bedelinin davalı şirket tarafından davacı adına karşılanacağı, dava dışı ortak tarafından bu sermaye koyma borcu karşılandıktan sonra 36 ayın sonunda hiç bir ihtarata gerek kalmadan bila faizsiz davacı şirketin dava dışı şirkete bu bedeli ödeyeceğinin açıkça kararlaştırılmış olması karşısında; ıskat kararı iyi niyet kurallarına aykırı gibi görülse de; protokol anında henüz kurulmamış olan davalı şirketin ana sözleşmesini; bu ödeme şeklini kaydettirmeyen kurucu ortak olan davacının basiretli bir iş adamı gibi davranmadığı; oysa ticari bir şirket olduğu, kendisine TTK'nun 481 maddeye uygun olarak ıskat edilmeden evvel sermaye koyma borcunu ödemesinin noter ihtarı ile tebliğ edildiği,----------düzenlenen ihtarın, ---- tebliğ edildiği; tebligata çıkarılan -------- adresinin bizzat davacı tarafından hazırlanan dava dilekçesindeki davacı şirket adresi ile aynı yer olduğu; dolayısıyla davacının sermaye borcunu ödemesi hususunda davalı şirketçe ihtar edildiğini bildiği; ihtardan 1 ay ziyadesiyle geçtikten sonra ıskat davasının açıldığı; davanın süresinde olduğu; davacı şirketin basiretli bir tacir gibi davranmak suretiyle, kendisine çekilen ihtarlar karşısında ıskat olmak istemiyorsa kalan sermaye borcunu ödemesi, dava dışı şirketle arasındaki---- tarihli protokol gereğince de davalı şirketin bu sermaye borcunu ödememesi nedeniyle uğradığı bir maddi zarar varsa ( faiz zararı gibi ) bunu da alacak yoluyla dava dışı ortaktan istemesi gerekirken; kalan sermaye borcunu ödememe ile haksız duruma düştüğü bu nedenle hakkında alınan ıskat kararının yerinde olduğu kanaatine varılarak, açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir''

GEREKÇESİ İLE DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMİŞ. Mahkememiz kararı istinaf edilmiş,-------Karar sayılı hükmü ile davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmiş,Bu kez mahkememiz kararı davacı tarafça temyiz edilmiş,------ Karar sayılı hükmünde: ''Dava, ıskat kararının hükümsüzlüğü ile ıskat edilen ortağın şirkette pay sahibi olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 2.İlk derece mahkemesince, davacı şirkete ait yönetim kurulu üyesi ------- kişisel menfaatinin söz konusu olduğu, bu nedenle müzakereye katılmasının mümkün olmadığı, somut olayda ıskat kararının davacı şirketin temsilcisi katılmaksızın yönetim kurulunca alınabileceği, alınan ıskat kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine, bölge adliye mahkemesince de, ------- konumu nazara alındığında, müzakere konusu, ----- yönetim kurulu üyesi olarak görev aldığı şirketle ilgili olup davaya konu kararla ilgili olarak yönetim kurulu üyesinin müzakereye katılmamasının dürüstlük kuralının bir gereği olduğu, bu durumda, yönetim kurulu üyesi ---- davacı şirketin ıskatının görüşüldüğü yönetim kurulu toplantısına katılmasının mümkün olmadığı, bu haliyle, davacı şirketin ıskatına ilişkin yönetim kurulu kararında bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. 3.Iskat usulü 6102 sayılı Kanun'un 483 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde; "Kanunun 482 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanabilmesi için, yönetim kurulu tarafından, mütemerrit pay sahibine, 35 inci maddede yazılı gazete ile esas sözleşmenin öngördüğü şekilde ilan yoluyla şirketin internet sitesinde de yayımlanacak bir mesajla ihtarda bulunulur. Bu ihtarda, mütemerrit pay sahibinin temerrüde konu olan tutarı bir ay içinde ödemesi, aksi hâlde, ilgili paylara ilişkin haklarından yoksun bırakılacağı ve sözleşme cezasının isteneceği belirtilir." hükmüne haizdir. Aynı Kanun'un 390 ıncı maddesi uyarınca esas sözleşmede hüküm bulunmadığı takdirde yönetim kurulu üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve kararları hazır bulunanların salt çoğunluğu ile alır. 4.Somut olayda, davacı şirketin gerçek kişilerden oluşan iki yönetim kurulu üyesi bulunmakta olup, her iki üye de şirketin ortağı ya da paydaşı değildir. Şirket ortağı ve paydaşı davacı şirket ve davadışı ----------. 5.İki kişiden oluşan yönetim kurulunda toplantı yeter sayısı ikidir. Yani üyelerin tamamıyla toplantının yapılması gerekli ve zorunludur------- 6.Yönetim kurulu üyesinin müzakereye katılma yasağını düzenleyen aynı Kanun'un 393 üncü maddesinin birinci fıkrası ise; "Yönetim kurulu üyesi, kendisinin şirket dışı kişisel menfaatiyle veya alt ve üst soyundan birinin ya da eşinin yahut üçüncü derece dâhil üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından birinin, kişisel ve şirket dışı menfaatiyle şirketin menfaatinin çatıştığı konulara ilişkin müzakerelere katılamaz. Bu yasak, yönetim kurulu üyesinin müzakereye katılmamasının dürüstlük kuralının gereği olan durumlarda da uygulanır. Tereddüt uyandıran hâllerde, kararı yönetim kurulu verir. Bu oylamaya da ilgili üye katılamaz. Menfaat uyuşmazlığı yönetim kurulu tarafından bilinmiyor olsa bile, ilgili üye bunu açıklamak ve yasağa uymak zorundadır." hükmünü içermektedir. Bu hükümden anlaşılacağı üzere şirket yöneticisinin ve yakınlarının kişisel menfaatlerinin bulunması müzakereye katılmaya engel kabul edilmiştir. Kişisel sözü ile bizzat üye ve yakınına yönelik olan konu veya onlarla ilgili bulunan menfaat kastedilmektedir. Yoksa bir topluluğa ait olup da kişinin de yararlanabileceği bir kazanç, zararın önlenmesi gibi haller kişisel sayılmaz-------- 7.Somut olayda ise, yönetim kurulu toplantısına çağrılmayan üye -----, davacı şirketin pay sahibi olmayıp, davacı şirket pay sahibi ve yönetim kurulu üyelerinden ---- temsilcisi pozisyonundadır. 8.Hâl böyle olunca adı geçen yönetim kurulu üyesinin kişisel yarar ve menfaatinden söz etmek mümkün olmadığı gibi, somut olayda dürüstlük kuralının uygulama yerinin de bulunmadığı kabul edilmelidir. 9.Bir an için aksi düşünülse bile yukarıda belirtildiği üzere iki kişiden oluşan yönetim kurulunda toplantı ve karar nisabı iki olduğundan, dava konusu yönetim kurulu kararı yönünden toplantı ve karar nisabı sağlanması mümkün değildir. Hal böyle olunca, toplantı ve karar nisabı sağlanamadığından ıskata ilişkin yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir''

GEREKÇESİ İLE MAHKEMEMİZ KARARI BOZULMUŞ, DOSYAMIZ İADE EDİLMİŞ.Bozma üzerine mahkememizin yeni esasına kaydedilen davada bozma ilamına uyulmuş, şirketin iki yönetim kurulu üyesi olduğu, her iki üyeninde şirket ortağı yada paydaşı olmadığı, şirketin sadece davalı şirketin nezdinde temsilcileri oldukları, yönetim kurulu toplantısına çağrılmayan üye ---- davacı şirketin pay sahibi olmadığı, ------- temsilcisi pozisyonunda olduğu, hal böyle olunca adı geçen yönetim kurulu üyesinin kişisel yarar ve menfaatinden söz etmenin mümkün olmadığı, bu yüzden dürüstlük kuralının uygulanamayacağı, kaldı ki iki kişiden oluşan yönetim kurullarında tek bir katılımla toplantı ve karar nisabının oluşmayacağı kabul edilerek ----- sayılı yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine, davalı şirketin 125.000 adet ----- grubu paylarının davacı şirkete ait olduğunun tespitine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜNE, Davalı şirketin ------ sayılı olup, davacının ıskatına dair yönetim kurulu kararının YOK HÜKMÜNDE OLDUĞUNUN TESPİTİNE, Davalı şirketin ------ grubu paylarının davacı şirkete ait olduğunun TESPİTİNE, Dava maktu harca tabi olduğundan eksik 579,50 TL karar harcının davalı şirketten tahsili ile hazineye irat kaydına; bu amaçla harç tahsil müzekkeresi hazırlanmasına, Tamamı davacı tarafça karşılanan 71,80 TL başvuru harcı ve peşin ilam harcı ile 380,00 TL davetiye tebligat gideri olarak harcanan yargılama giderinin davalı şirketten alınıp davacıya verilmesine; karar kesinleştiğinde bakiye gider avansı kalırsa davacıya iadesine, Karar tarihindeki AAÜT gereğince 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay yolu açık olarak oy birliği ile verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 08/05/2025

Atıf: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/112, K. 2025/379, T. 08.05.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-112-e-2025-379-k-72fd09c282f2