İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1113 E. 2026/479 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1113
Karar No
2026/479
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/1113 Esas - 2026/479 T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2025/1113 KARAR NO: 2026/479

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI :

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/11/2025 KARAR TARİHİ : 11/06/2026 K. YAZIM TARİHİ : 29/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının servis taşımacılığı sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının, davacıdan ticari faaliyet kapsamında servis taşımacılığı hizmeti aldığını, verilen hizmetler ve yapılan işler karşılığında davacı tarafından davalıya 31/07/2025 tarihli, ....... nolu 96.800,00 TL bedelli; 30/08/2025 tarihli, ..... nolu 92.400,00 TL bedelli ve 12/09/2025 tarihli, ..... nolu 36.080,00 TL bedelli 3 adet faturanın düzenlendiğini, faturaların davalı tarafından itiraz edilmeksizin teslim alındığını, davacının üzerine düşen hizmet edimini eksiksiz yerine getirmesine karşın davalının ödeme edimini ifa etmediğini, borcunu ödemeyen davalı aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının ödeme emrine itiraz ettiğini, ancak davalının takibe itirazı sonrasında davacıya 23/09/2025 tarihinde 48.400,00 TL tutarında bir ödeme yaptığını, davalı kısmi itirazda da bulunmadığı için yaptığı ödemeyle borcu kabul etme iradesinde olduğunu, dava değerinden bu tutar düşülmüş olup, takipte kesinleşen miktar 272.627,96 TL olduğunu, beyanla davanın kabulüne, haksız itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLER : Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .....esas sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, tarafların ticari defter ve belgeleri, BA-BS formları, 20/04/2026 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, faturadan kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.

Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Davacı (alacaklı) vekili tarafından davalı (borçlu) şirket aleyhine 15/09/2025 tarihili ödeme emri ile 225.280,00 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı vekilinin 18/09/2025 tarihli dilekçeyle itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, eldeki davanın 26/11/2025 tarihinde yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı şirket, icra takibine de konu ettiği faturadan kaynaklanan toplam 224.227,69 TL alacağının davalı tarafından ödenmediğini iddia etmekte, davalı şirket ise takip dosyasına sunduğu dilekçeyle davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunmaktadır. Dosya konu takip çıkış miktarının 225.280,00 TL, dava değerinin ise 224.227,69 TL olduğu, davanın kısmi olarak açıldığının belirtilmediği, itirazın tüm icra takibine yönelik olduğu anlaşılmakla davacı vekiline eksik kalan dava değeri üzerinden bakiye peşin karar ve ilam harcını yatırmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekilince süresi içerisinde harç tamamlanarak, makbuzu ibraz edilmiştir. Dosyaya kazandırılan 20/04/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davacı .... ticari defterlerine göre 15/09/2025 takip tarihi itibariyle davacı ....'ın davalı .... Tur'dan 15/09/2025 takip tarihi itibariyle 225.440,00 TL, 31/12/2025 tarihi itibariyle ise 137.040,00 TL alacaklı olduğu, Davalı ..... Tur dava dilekçesine cevap vermediğinden ticari defterleri incelenmediği, icra takibine konu 31/07/2025 tarihli, ...... nolu 96.800,00TL bedel 30/08/2025 tarihli, ...... nolu 92.400,00TL bedelli ve 12/09/2025 tarihli, ...... nolu 36.080,00 TL tutarındaki faturaların davacı ticari defterlerine kayıtlı olduğu, icra takibi başladıktan sonra davacının kabulüne giren 23/09/2025 tarihinde 48.400,00 TL ve 26/12/2025 tarihinde 40.000,00 TL tutarlı olmak üzere iki tahsilatın yapıldığını, takip sonrası yapılan ödemeler dikkate alınmak ve talepteki avans faiz oranı üzerinden hesaplama yapılması neticesinde davacı .....'ın davalı.... Tur'dan 26/12/2025 tarihi itibariyle 158.570,30 TL anapara alacağının bulunduğu, davacının söz konusu tutarı takip tarihinden tahsil tarihine kadar geçen sürede talepteki avans faiz tutarı ile birlikte talep etme hakkına sahip olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.). Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani hizmet ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını/hizmetin niteliğini ve alıcıya teslimini/hizmetin ifasını, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davalı taraf icra takibine itiraz dilekçesinde ticari ilişkiyi reddetmiştir. Taraflar arasındaki ilişki kapsamında davacının fatura konusu hizmeti davalıya ifa etmiş olduğunu ispatı gerekli olup (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi nin 2019/65 E 2019/4829 K sayılı ilamı); davacı tarafça teslime dair yazılı delil sunulmamış, davalı tarafın BA formuyla faturaları vergi dairesine bildirmediği dosya kapsamında hizmetin ifasına dair davalı tarafın imza kaşesinin bulunduğu faturalara rastlanılamamış, yemin deliline de dayanılmamıştır. Ezcümle, dosya kapsamında davacının tek taraflı olarak düzenlediği kendi ticari defterleri dışında ticari ilişkinin oluştuğuna yönelik başkaca delil bulunmamakta olup davacı başkaca delile de dayanmamıştır. Tüm bu açıklamalara göre; davacı, davalı ile aralarındaki hizmet ilişkisi nedeniyle düzenlenen faturalara konu hizmetin bedelini tahsiline yönelik talepte bulunmuşsa da, takip konusu faturalar her iki yanın defterlerinde kayıtlı bulunsa dahi hizmetin ifasının ispata muhtaç olduğu, davalı yanın icra takibine itiraz dilekçesinde borcunun bulunmadığı yönünde savunmasının da bulunduğu, davacı tarafından bu hususun aksinin ispat edilemediği görüldüğünden davanın reddine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin, tamamlama ve bakiye karar harcı olarak alınan 2.738,85 TL harçtan mahsubu ile artan 2.006,85 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 4.600,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.11/06/2026

Katip .... e-imza Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/1113, K. 2026/479, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1113-e-2026-479-k-3f54c0b967b5