İlk Derece Mahkemesi · Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/1104 E. 2026/32 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/1104
Karar No
2026/32
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/ KARAR NO : 2026/

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

DAVACI : 1- 2- 3- VEKİLİ : Av.

FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : FERİ MÜDAHİL : FERİ MÜDAHİL : FERİ MÜDAHİL :

DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h) KARAR TARİHİ : 14/01/2026

Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ; Davacılar vekili dava dilekçesinde; Davacıların gelir gider dengesi ve nakit akışlarındaki bozulmaların faaliyetini sürdürdüğü işletmesinde ekonomik güvenliğini tehlikeye soktuğunu bu nedenle geçici mühlet talebinde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Talep, hukuki niteliği itibariyle 7101 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 285 ve devamı maddeleri çerçevesinde konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. Davacıların konkordato başvurusu ile başvuruya ekli İİK m. 286’da sayılan belgelerin eksiksiz olduğu anlaşıldığından, her bir davacı hakkında 30/06/2025 tarihinden itibaren üç aylık geçici mühlet verilmiş; geçici mühlet 26/09/2025 tarihinden itibaren iki ay süreyle uzatılmıştır.Davacılar tarafından dava dilekçesine ek olarak sunulan konkordato ön projelerinin incelenmesinde; ... Madencilik Taş Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin, rehinle temin edilmiş borçlar hariç olmak üzere diğer borçlarının tamamını, bir defaya mahsus olmak üzere %10 faiz ekleyerek, 2027 yılı Ocak ayından itibaren 36 ay boyunca aylık eşit taksitler hâlinde ödemeyi planladığı, şirketin, kaydi değerlere göre oluşan borçlarını; projesinde sunduğu proforma gelir tablosunda yer alan satış faaliyetlerinden elde edilecek gelirler ile karşılamayı öngördüğü, ayrıca şirket aktifinde kayıtlı taşınmazların ve şirket ortağı ile ortağın aile bireylerine ait taşınmazların satışı neticesinde nakit akışının normale dönmesinin planlandığı belirtilmiştir. Bunun yanı sıra, gerekli görülmesi hâlinde şirketin makine parkında atıl durumda bulunan iş makineleri ile taşıtların satışından elde edilecek bedellerin de şirkete kaynak olarak aktarılabileceği ve bu suretle şirket borçlarının yapılandırılmasında kullanılabileceği ifade edilmiştir. ... ...’ın, borçlu şirketlerin ortağı olması ve kefalet nedeniyle borçlu bulunduğu; projesinin başarıya ulaşmasını ortağı olduğu borçlu şirketin konkordato projesine dayandırdığı anlaşılmıştır. Geçmiş dönem borçları ile geçimine ilişkin ileride doğabilecek borçlarını; şirket tarafından ödenecek aylık maaşı, emekli maaşı ve elde ettiği kira gelirleri ile karşılayabileceğini beyan edilmiştir. ... ...’ın ise, borçlu şirketin sigortalı çalışanı olduğu, borçlarının tamamının kefalet nedeniyle doğduğu, projesinin başarıya ulaşmasını borçlu şirketin konkordato projesine dayandırdığı; şirket borçlarının ödenmesi hâlinde müteselsil borçluluğunun da sona ereceğini belirttiği ifade edilmiştir.Geçici Komiserin 12/01/2026 havale tarihli raporunda;Davacı şirketin, geçici mühlet kararıyla birlikte faaliyetlerine devam ettiği ve hâlen 85 kişiyi istihdam ettiği belirtilmiştir. Alınacak yeni projelerle birlikte, geçmiş yıllardaki iş gücü sayıları esas alındığında bu sayının 2-3 kat artabileceği ifade edilmiştir. Davacı şirketin iş yaptığı büyük firmalar olan ... ve ... Grubu’nun davacıyı desteklediği; şirketin taahhüt firması olmasına rağmen teminat mektubu vermeden ihalelere katılabildiği ve hâlihazırda yürüttüğü işleri de bu şekilde aldığı, bunun da firmanın referans gösterebileceği tamamlanmış projeleri, araç ve makine parkı, teknik personel potansiyeli ve tecrübesi sayesinde ihale süreçlerinde avantajlı konuma gelmesini sağladığı belirtilmiştir. Davacı şirketin devam eden işlerinin yanında yeni projeler için de teklifler verdiği; özellikle ... fabrikası yanında inşa edilecek “Batarya Fabrikası Üstyapım İşi” için ... Grubu’na verilen teklifin olumlu sonuçlanması hâlinde firmanın ciro ve kârlılık potansiyelinin artacağı ifade edilmiştir. Şirketin inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir taahhüt firması olması nedeniyle ileriye dönük ciro ve kârlılık durumunun, teklif verilen projelerin sonuçlanması ve ülkemizde inşaat sektöründeki hareketlilikle daha belirgin hâle geleceği değerlendirilmiştir.Bununla birlikte, davacının gelir tabloları incelendiğinde 2024 yılı ve devamında 2025 yılında finansman giderlerinin altından kalkılamaz hâle geldiği; 2024–2025/11 döneminde inşaat maliyetlerine yansıtılan 263.161.887,06 TL finansman gideri ile dönem içinde gider yazılan 49.660.025,41 TL’nin birlikte toplam 312.821.912,47 TL finansman giderine ulaştığı belirtilmiştir. Finansman giderlerinin özellikle 2024 ve 2025 yılı Kasım ayı itibarıyla aşırı yüksek olması nedeniyle şirketin zarar ettiği; finansman giderlerinin bulunmaması hâlinde ise şirketin kârda olacağı ifade edilmiştir. Üçüncü kişilere ve firmaya ait taşınmaz, taşıt ve araç-gereçlerin rehinli bankalara devri suretiyle faiz ve banka borç yükünden kurtulunacağı; elde edilecek kaynağın bir kısmının işletme sermayesi olarak kullanılabileceği ve bu suretle davacı firmanın aktifinin güçleneceği belirtilmiştir. Konkordato ön projesinin hayata geçirilmesinin ve yeni projelere ilişkin verilen tekliflerin olumlu sonuçlanmasının, ön projede öngörülen ödeme tekliflerinin gerçekleştirilebilmesi açısından önem taşıdığı; süre uzatılmaması hâlinde yaşanabilecek olumsuzluklar nedeniyle firmanın rehinli borçları dışındaki konkordato kapsamındaki borçlarını ödeme konusunda ciddi riskle karşı karşıya kalabileceği değerlendirilmiştir. Bu nedenle, İİK’nın 289. maddesi kapsamında kesin mühlet verilmesinin davacı firma ve alacaklılar açısından uygun olacağı kanaatine yer verildiği anlaşılmıştır.Ancak raporun yalnızca davacı şirket yönünden hazırlandığı, diğer davacılara ilişkin herhangi bir veri veya değerlendirme içermediği görülmüştür. İsv. İİK ‘da, konkordato mühletinin amaçlarından biri olarak açıkça, "borçlunun iyileşmesi" kavramına yer verildiği, buna göre, geçici mühletin, açıkça iyileşme ümidi görülmüyorsa, yani konkordatonun tasdikine gerek kalmaksızın iyileşme yahut konkordato ihtimali yoksa kaldırılacağı ifade edilmiştir. Ancak burada iyileşmeden söz edebilmesi için bilançosal bir iyileşme yeterli olmayıp başarılı bir iyileşme için yapısal (gerçek) bir iyileşmenin varlığı aranmalıdır. Bu sebeple konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik bir talep olmayıp sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını konkordato projesi yardımıyla inanılır kılmalıdır. Bu nedenle ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için ön projenin nasıl başarılı olacağı açıklanmalıdır. ( ) İİK 287. Maddesinde de borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edildiğine yer verilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. ().İK'nın 286/1-a maddesinde "borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda, alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi" gerektiği ifade edilmiştir. Bu şekilde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalı ki projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığı değerlendirebilmelidir. Dolayısıyla 286/1- a bendinde, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ifadesi ile konkordatonun amacının da bir anlamda ifade bulduğunun kabülü doğru olacaktır. Mali kaynağın nasıl edileceği kapsamında, ... ifade edildiği gibi "ortakların yeni sermaye getirmeleri, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, işletmenin bir bankadan kredi bulması ilk akla gelenlerdir." Bu nedenle ön proje, maddenin 1. fıkranın a bendinde sözü edilen bütün unsurları içermelidir. Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olayı değerlendirmek gerekecektir. Davacı şirketler tarafından sunulan ön projelerinde şirketlerin borçlarını ödeyebilmek için mal varlığı satışından elde edilecek satış bedellerine ve yapmakta oldukları işlerden elde edecekleri gelire yani faaliyet karına dayanmaktadır. Davacı ... Madencilik Taş A.Ş.’nin mali durumunun incelenmesi neticesinde; geçici komiser raporunda belirtildiği üzere, şirketin 30/11/2025 tarihli mali verileri uyarınca toplam 483.518.358,00 TL borcunun bulunduğu tespit edilmiştir. Geçmiş yıllara ilişkin veriler incelendiğinde ise; şirketin 2023 yılında 435.424,26 TL zarar ettiği, 2024 yılında 39.851.939,33 TL zarar ettiği, 2025 yılında ise (30/11/2025 tarihli verilere göre) 169.510.244,81 TL zarar ettiği anlaşılmıştır. Bu hâliyle, davacı şirketin son üç yıllık ticari faaliyetlerinden kâr elde edemediği; aksine faaliyet zararının her geçen yıl artış gösterdiği görülmüştür. Davacı şirket yönünden, konkordatoya tabi olup 36 ay boyunca eşit taksitlerle ödenmesi öngörülen toplam borç tutarının 239.429.924,10 TL olduğu; proje kapsamında %10 basit faiz öngörüldüğü ve bu faiz tutarının 23.942.982,41 TL’ye ulaştığı, bu suretle toplam ödeme yükümlülüğünün aylık 7.315.914,07 TL taksit tutarına tekabül ettiği anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra, komiser raporunda davacı şirketin imtiyazlı personel alacakları, imtiyazlı kamu borçları ve rehinli banka borçları toplamının 244.080.389,80 TL olduğu açıkça tespit edilmiştir.Dosya kapsamındaki mali veriler birlikte değerlendirildiğinde; son üç yıldır aralıksız ve artan oranlarda zarar ettiği sabit olan bir şirketin, öncelikle imtiyazlı borçlarını karşılaması ve buna ek olarak aylık 7.315.914,07 TL gibi son derece yüksek bir taksit yükünü düzenli ve sürdürülebilir şekilde yerine getirmesi hayatın olağan akışına ve şirketin mevcut mali yapısına açıkça aykırıdır. Bu itibarla, konkordato ön projesinde öngörülen ödeme planının somut, inandırıcı ve gerçekleşebilir nitelikte olmadığı; şirketin mevcut mali tablolarıyla örtüşmediği ve projenin objektif ekonomik verilerle desteklenmediği kanaatine varılmıştır.Bu itibarla, davacı şirketin konkordato ön projesinde borç ödeme kaynaklarından birinin ticari faaliyet kârı olduğu belirtilmiş ise de, şirketin herhangi bir icra takibine maruz kalmaksızın geçirdiği geçici mühlet sürecinde dahi kayda değer bir faaliyet kârı elde edemediği, aksine zarar etmeye devam ettiği görülmüştür. Bu hâliyle, davacı şirketin mevcut konkordato kaynakları ile konkordatoya tabi toplam borç miktarlarının büyüklüğü birlikte dikkate alındığında; borçların azaltılarak finansal durumun iyileştirilmesi yönünde somut ve makul bir ihtimalin bulunmadığı, dolayısıyla projenin başarıya ulaşma olasılığının mevcut olmadığı değerlendirilmektedir. Nitekim, davacının projesinde alacaklılara ödenmesi öngörülen teklifin, gösterilen mali kaynaklarla orantılı olması gerektiğine ilişkin İİK’nın 305/1-b maddesinde düzenlenen ilkeye de uygunluk bulunmamaktadır. Kaldı ki ... 6. Hukuk Dairesinin 2025/ Esas, 2025/ Karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Konkordato kurumu; borca batık olmayan sermaye şirketlerinin geçici mühlet hükümlerinden yararlanarak mal varlıklarını rahat bir ortamda satmaları ve bu suretle borçlarını projeye aykırı biçimde tasfiye etmeleri amacıyla öngörülmüş bir kurum değildir. Öte yandan, konkordato ön projesi yalnızca dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak da değerlendirilemez. Mahkemece kesin mühlet kararı verilebilmesi için, ön projenin hangi somut verilerle ve ne şekilde başarıya ulaşacağının ortaya konulması gerekmektedir. Davacı tarafından sunulan proje incelendiğinde, mali kaynaklardan bir diğerinin şirketin ve dava dışı aile bireylerinin mal varlıklarının satışı olarak öngörüldüğü görülmektedir. Ancak projede, söz konusu mal varlığı satışlarının somutlaştırılmadığı; hangi varlıkların, ne zaman ve hangi yöntemle satılacağının açıklanmadığı anlaşılmaktadır. Bu hâliyle davacılar tarafından sunulan ön projenin, denetimden uzak, ihtimale dayalı ve soyut çözüm önerileri içerdiği kanaatine varılmıştır. Bununla birlikte, devam eden taahhüt projeleri tamamlanmış olsa dahi, kayda değer bir faaliyet ve dönem kârının ne şekilde oluşacağı somut verilerle ortaya konulmamıştır. Teklif verilen işlere ilişkin ihalelerin alınacağı ve mevcut borç yükü altındaki şirket tarafından bu işlerin gerçekleştirilebileceği yönündeki değerlendirmelerin temenniden ibaret olduğu; ayrıca taahhüt projelerinden elde edilecek gelirlerin hangi kısmının, hangi tarihte ve ne şekilde tahsil edileceği açıklanmaksızın kaynak olarak gösterilmesinin de konkordato ön projesinin denetlenebilir, somut ve gerçekçi olmadığını göstermektedir.Davacı şirketin konkordato ön projesinde, tüm alacaklılara yapılacak ödemelerin Ocak 2027 tarihinden itibaren başlamak üzere, bir defaya mahsus %10 faiz uygulanarak 36 aya yayılması öngörülmüştür. Konkordato, mali durumu bozulmuş ancak dürüst borçluları korumayı amaçlayan bir kurumdur. Davacıların konkordato tedbirlerinden yararlanmaya başladığı tarih ile yargılamanın geçeceği süre birlikte değerlendirildiğinde, ödemelerin oldukça uzun bir vadeye yayıldığı anlaşılmaktadır. Bu durum neticesinde, böyle bir projenin alacaklıları faiz haklarından mahrum eden, borçların zaman etkisinden yararlanılarak eritilmeye çalışıldığı ve gereksiz yere alacaklıları zarara uğratacak şekilde vade uzatımı niteliğinde bir ödeme planına yer verildiği anlaşılmaktadır. Alacaklılar yönünden bu durumun yıllık bazda faiz oranı kadar örtülü tenzilata yol açacağı açıktır. Bu itibarla, borca batık olmayan bir şirketin ödemelerini bu denli uzun bir süreye yayması da İİK’nın 305/1-b maddesinde düzenlenen “teklifin, borçlunun kaynakları ile orantılı olması” koşulunu sağlamamaktadır. Gelinen noktada talepçi şirketin konkordatoyu finansman bir enstrüman olarak kullanmak istediği izleminin oluştuğu, bu durum konkordato kurumunun amacıyla bağdaşmayacaktır. ( Bkz. Benzer yönde ... 6. HD. 2022/ esas, 2023/ karar sayılı ilamı)Tüm bu açıklamalar karşısında; davacı şirket tarafından sunulan konkordato projesinin, borçlunun mevcut mali kaynaklarıyla orantılı olmadığı, gerçekçi ve somut verilere dayanmadığı, bu nedenle başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla davacı şirketin konkordato talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Bununla birlikte, davacı şirketlerin borca batık olmadıkları ve haklarında doğrudan iflas sebeplerinin de bulunmadığı anlaşıldığından, iflaslarına karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.Diğer taraftan, davacı gerçek kişilerin konkordato talep eden şirketin borçlarına kefil olunması nedeniyle konkordatoya başvurulmuş olup davacıların kendilerine özgü hedef, tedbir ve faaliyet içeren konkordato projesi sunmadıkları, borçlu şirketten bağımsız bir konkordato projelerinin bulunmadığı, sırf alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep edildiği anlaşılmaktadır. Bu açıdan ön projelerinin uygulanabilir olmasının mümkün gözükmediği, borçlunun, sadece alacaklıların icra tehdidinden kurtulmak amacı ile konkordato talep etmesinin bu müessesenin amaçlarına uygun düşmediğinden davacı gerçek kişiler yönünden de davanın reddine karar verilmiştir. (Nitekim benzer yönde bkz. ... 6. HD., 2024/ E., 2025/ K.; ... BAM 5. HD., 2025/ E., 2025/ K.)Öte yandan, davacı gerçek kişilerin tacir olmadıkları; şirket ortağı olmanın da tek başına gerçek kişiyi tacir sıfatına kavuşturmayacağı değerlendirilmiştir. Bu nedenle, gerçek kişi davacılar bakımından iflas kararı verilmemiş; davanın reddi ile yetinilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davacıların konkordato taleplerinin ayrı ayrı reddine; 2-Davacı şirketin İİK 292 uyarınca iflas şartları oluşmadığından iflas kararı verilmesine YER OLMADIĞINA, 3-Davacı gerçek kişilerin tacir sıfatı bulunmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığına, 4-Davacılara verilen kesin mühletin sonuçlarının kendiliğinden sona erdiğinin ve mahkememizce alınan TEDBİRLERİN KALDIRILMASINA, bu hususun taraflara açıklanmasına, 5-Konkordato Komiserleri ... görevinin SONLANDIRILMASINA, 6-Kararın İİK 288.maddesi uyarınca ilanına ve ilgili yerlere bildirilmesine, 7-Harçlar yasası gereğince alınması gerekli 732,00 TL başvuru ve 732,00 TL peşin harcın başlangıçta alınan 615,40 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 116,60 TL başvuru harcı ve 116,60-TL peşin harcın davacılar ... ..., ... ... ve ... MADENCİLİK TAŞ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ'nden ayrı ayrı tahsili ile hazineye irad kaydına, 8-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine Dair davacı vekili , davacı asil ile duruşmaya katılan feri müdahil vekillerinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluklarında, davacı bakımından kararın tebliğinden itibaren, itiraz eden diğer alacaklılar yönünden ise kısa kararın ilanından itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/01/2026

Başkan e-imzalıdır Muhalif Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır

Muhalefet Şerhi : Davacıların borçlarını vadesinde ödeyememesinden dolayı konkordato isteminde bulundukları, davacıların şimdiye kadarki süreç içerisinde ortaya çıkardıkları mali tablolara yansıyan iş hacimleri, nakit akımlarındaki aksaklığa neden olan durumun alt yüklenici olarak aldıkları işlerde asıl yüklenicinin ihalelerdeki edimlerini yerine getirirken işlerin durmasından kaynaklandığını, buralardan gelen hakediş ödemelerinin davacılara ödenememesi nedeniyle davacı şirketin nakit dengesinin bozulduğu, konkordato ihtiyacının da bu sebeple doğduğu, söz konusu ihalelerin ilgili kamu tarafından feshedilmemiş olduğu ve bir kısmının komiser raporunda da belirtildiği üzere yeniden başladığı, buna ilişkin hakedişlerin mali tablolara kesin mühlet verilmesi halinde yansıyacağı, yine ihalesi olan ve devam eden diğer işlerin de tekrar faaliyet geçmesi ve özellikle ... batarya işi ilgili olarak alt taşeronluk görüşmeleri de bunların sonuçlanmasının davacı şirketin şu anki mali tablolarında görülen olumsuzlukları değiştirilebilecek etkide olduğu, bu nedenle davacılara kesin mühlet verilerek sürecin gözlemlenmesi gerektiği bu süreç gözleminden sonra yapılacak değerlendirme ile karar verilmesinin dha doğru olacağı salt şu anki mali tablolar dikkate alınarak kesin mühlet talebinin reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Muhalefet Gerekçesi :

Eldeki dava İİK 285.maddesinde düzenlenen adi konkordato istemine ilişkindir.Buna göre; borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir.Davacı şirketlerin borç yükünün bir kısmı bankalara rehinli finansman borç yükünden oluştuğu, yine bir kısmının ise konkordatoya tabi adi alacak niteliğinde alacaklardan oluştuğu görülmektedir. Konkordatonun amacı alacaklı ve borçlu arasında bir uzlaşı sağlanarak özellikle alacaklıların yararına borçlunun borçların ödeyebilmesi amacı gütmektedir. Davalı şirketlerin işletmesel yapısı değerlendirilirken faaliyetlerinden elde ettiği satış rakamları ile karlılıkların yanında maddi varlıkların da konkordato projesinin başarı şansına etkisinin bulunduğu dikkate alınmalıdır. Nitekim davalı şirketler projelerini işletme faaliyetinden elde edilen gelirlerin yanı sıra bir kısım varlıklarında paraya çevrilmek suretiyle proje için kaynak oluşturmayı hedeflemektedirler. ... 6. Hukuk Dairesinin 15.12.2025 tarih 2025/ E 2025/ K sayılı ilamında onanmasına karar verdiği tasdik kararında ilk derece mahkemesi işletmesel gelirlerle birlikte diğer varlıkları da kaynak olarak değerlendirmiş ve bu şekilde yaklaşık 6 milyon TL kaynak fazlası olduğu bunun tasdik kararında kaynaklarla orantılılık ilkesinde dikkate alınacağını kabul etmiş ve ilk derece mahkemesinin tasdik kararı istinaf mahkemesi ve Yargıtaydan geçerek onanmıştır. Aynı zamanda söz konusu kararda borçlu işletme geçici mühlet dönemi içerisinde hedeflenen satış rakamlarının yaklaşık %67.45 ine ulaşmışken borçluya kesin mühlet kararı verilmiş, işletmenin kesin mühlet içerisinde hedeflenen satış rakamlarını dönemlerine göre sırasıyla önce %70 ine, sonra %73 üne ve son olarak da %84 üne ulaşmıştır, borçlunun satışları projede hedeflenen tutarlara uygun gerçekleşmemişse de kaynaklarla orantılılık gerek ilk derece mahkemesince gerek istinaf mahkemesince ve gerekse ... tarafından bir bütün olarak değerlendirilmiş işletmesel gelirlerle aktif varlıkların projenin gerçekleşmesinde kaynak olarak kullanılabilecegi kabul edilerek kaynaklarla orantılılık bulunduğu kabul edilmiştir. Zira emsal dosyada da işletmesel gelirler projedeki taksitlere bölündüğünde nakit akımı da ödeme döngüsünü karşılamaya yetmezken aktiflerle bir bütün olarak kabul edilerek kaynaklarla orantılılık belirlenmiştir. Diğer taraftan geçici mühlet dönemi içerisinde hedeflenen satış rakamlarının %67 oranı gerçekleştirilmişken kesin mühlet verilmiş şirketin kesin mühlet içerisinde hedeflenen satış rakamlarını arttırdığı gözlemlenmiştir. Geçici mühlet ve kesin mühlet işletmenin ve borçlunun gözlemlenme süreci olup işletmenin kaynakları bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Aksi takdirde sadece satış rakamlarına odaklı değerlendirme satışların dönemlere göre değişkenliği nedeniyle yanılgılı sonuçlara neden olacaktır. Bu durum konkordato kurumunun yeteri kadar ve doğru anlaşılamadan uygulanan bir müessese halen getirmekten öteye gitmeyecektir. Her dava dosyası somut olgulara göre kendi içerisinde ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Aksi takdirde konkordato müessesinin yasalarımızda bulunmasının bir anlamı olmayacaktır. Bu müesesenin ... uygulaması nezdinde de nasıl olduğunun iyi anlaşılabilmesi için söz konusu emsal dosyanın ayrıntılarına değinme ihtiyacı duyulmuştur. Diğer bir olgu da söz konusu dosyada alacaklılar toplantısında %71 oranında alacaklı %50,12 oranında alacak çoğunluğu sağlandıktan sonra tasdik kararı verilmiş olması ve bu kararında istinaf mahkemesince ve Yargıtayca uygun bulunmasıdır. Kesin mühlete geçişler hatalı uygulanarak alacaklılar toplantısında yüksek bir çoğunluğun onayını alabilme ihtimalinin de borçlunun elindin alınması doğru değildir. Sayın çoğunluğun tasdik yargılamasında tartışılması gereken olguları zamanlama olarak hatalı değerlendirip kesin mühlet dönemine geçişte erken bir dönemde tartışmış olmasına katılmak mümkün olmamıştır. İşletmeleri yalnızca satış rakamlarına ve bilançolardaki değişkenliklere sıkıştırarak kesin mühlet değerlendirmesi yapılması hatalı değerlendirmeye neden olmaktadır. Bundan işletme kadar alacaklılarda zarar görecektir.Davacının gelir tabloları incelendiğinde satışların maliyetinden dolayı zarar görüldüğü anlaşılmaktadır. Zira 2025 döneminde 1.3 milyar TL satış rakamına ulaşılmışken, satışların maliyeti ve finansman giderlerinden dolayı karlılık yerini zarara bırakmıştır. Tabloda görülen satışların maliyeti içerisinde borçlu işletmenin faiz yükü de bulunmaktadır. Faizler satış maliyetlerine bilançolarda ilave edilerek satışların maliyetleri tablolarda yüksek gözükmüştür. Oysa ki borçlu şirket komiser raporunda belirtildiği üzere rehinli borçlarını rehinli varlıklarını devretmek suretiyle finansman borç yükünü azaltmayı hedeflemektedir. Bu yolla finansman giderlerine ve satışların maliyetine eklenen faiz yükü ortadan kalktığında şirketin gerçek karlılığı da ortaya çıkmış olacaktır. İşletme bilançoları da yüksek faiz yükünü olduğu gibi finansman giderlerine aktaracakken finansman giderlerine 31.5 milyon seviyesinde bırakmış, faiz yükünden ortaya çıkan finansman giderini stoklara yedirmek suretiyle yıllara sari olarak satışların maliyetini bilanço ve gelir tablolarında yüksek göstermiştir. Temel sorun finansman maliyetinden kaynaklıdır. Yani faiz yüküdür. Faiz yükü yukarıda anlatıldığı şekilde rehinli kaynakların kullanılması sonucu ortadan kaldırıldığında satışlar sonucu gerçek karlılık ortaya çıkacaktır. Bilançoların ve gelir tablolarının hatalı değerlendirilmesi sonucunda yüksek satış hacmi bulunan şirketin satış hacimlerinden dolayı süreç içerisinde yüksek karlılıklara ulaşabilecek bir şirketin bu dönemdeki tablolarda zararda görülmesine takılı kalarak kesin mühlete geçilmemesine yönelik değerlendirilme yapılması doğru olmamıştır.Devam eden işlere ilişkin yapılan ve yapılacak olan hak edişlerde henüz faturalar düzenlenmediğinden, gelir tabloları mevcut durumu tam olarak ortaya koyamamıştır.Yine davacının geçmiş portföyünde yer aldığı projeleri dikkate alındığında özellikle ... batarya işi ile ilgili olarak alt taşeronluk görüşmeleri de bunların sonuçlanmasının geçmiş portföyü dikkatte alındığında somut ve nesnel bir olgu olup bu olguların denetlenebilmesi bakımından davacıların kesin mühlete ihtiyacı bulunmaktadır. Sayın çoğunluğun yanılgılı hukuksal değerlendirmesi çoğunluk gerekçesinde vurgulanan doktrinsel görüş ve yargı içtihatlarının tasdik kararı verilmesine ilişkin olduğu yaklaşık hukukumuzda 8 yıllık yeni konkordato uygulaması ile ortaya çıkan hukuksal belirlemelerdir. Tasdik kararı aşamasında tartışılacak olguların kesin mühlete geçiş değerlendirilmesinde tartışılmasının hatalı sonuçları yol açtığı gözlemlenmektedir. Mühlet borçlu için mahkemece yapılan gözlem ve usule ilişkin yerine getirilmesi gereken işlemleri barındıran bir süreçtir. Mahkeme geçici mühlet dönemi içerisinde borçlunun finansal durumunu borç yapısını kaynaklarını gözlemler kesin mühlete geçilebileceği yada net olarak geçilemeyeceği belirli olan dosyalarda kesin mühlet talebinin kabulüne yahut reddine karar verir, ancak işletmenin hayata geçmesi nesnel olan bir takım kaynakların geçici mühlet içerisinde gerçekleşmesi zamansal olarak yetişmeyen hallerde bu nesnel olguların iyileşmeye olan etkileri dikkate alınarak kesin mühlet verilmek suretiyle iyileşme süreci gözlenmelidir. Bu kaynakların gerçekleşme durumunun nesnelliği belirlemede de kullanılacak ölçütler işletmenin yapısı potansiyeli, pörtföyü, geçmiş projelerinin işletmeye refarans oluşu gibi kıstaslar dikkate alınmalıdır. Aksi takdirde eldeki dava dosyası potansiyelinde bir davada kesin mühlet verilmemesinin, dosyaların büyük bir çoğunluğunda da verilmemesi sonucunu doğuracaktır ki bu takdirde konkordato kurumunun yasalarda yer almasının bir anlamı olmayacaktır. Bu kapsamda davacıların şimdiye kadarki süreç içerisinde ortaya çıkardıkları mali tablolara yansıyan iş hacimleri, nakit akımlarındaki aksaklığa neden olan durumun alt yüklenici olarak aldıkları işlerde asıl yüklenicinin ihalelerdeki edimlerini yerine getirirken işlerin durmasından kaynaklandığını, buralardan gelen hakediş ödemelerinin davacılara ödenememesi nedeniyle davacı şirketin nakit dengesinin bozulduğu, konkordato ihtiyacının da bu sebeple doğduğu, söz konusu ihalelerin ilgili kamu tarafından feshedilmemiş olduğu ve bir kısmının komiser raporunda da belirtildiği üzere yeniden başladığı, buna ilişkin hakedişlerin mali tablolara kesin mühlet verilmesi halinde yansıyacağı gözden kaçmamalıdır. Bu durum mali tablolara yansımadan eldeki mali tablolara göre değerlendirme yapılması doğru olmadığı gibi ve özellikle davacının geçmiş portföyünde yer aldığı referans işler bağlamında ... batarya işi ilgili olarak alt taşeronluk görüşmeleri de bunların sonuçlanmasının davacı şirketin şu anki mali tablolarında görülen olumsuzlukları değiştirilebilecek etkide olduğu ve bu etkilerin somut ve nesnel olduğu gözden kaçmamalıdır. Bu durum yalnızca geçici mühlet içerisinde gerçekleşme olgusu zamansal olarak meydana gelmemiştir. Geçici mühlette yasanın borçlu tanıdığı bir süre olup kesin mühlette adından da anlaşılacağı üzere yasanın tanıdığı bir süredir. Mahkemenin dosyadan el çektiği bir karar değildir. Mahkemenin gözlemi halen devam etmektedir. Zaten kanun koyucu kesin mühlete ilişkin yasal düzenlemelerde de bu duruma açıkça vurgu yapmış geçici mühletin de kesin mühletinde mahkemece denetlenen süreler olduğunu ortaya koymuştur.İİK m. 291 uyarınca Konkordato talebi ile amaçlanan iyileşmenin, kesin mühletin sona ermesinden önce gerçekleştiğinin komiserin yazılı raporuyla mahkemeye bildirilmesi üzerine mahkemece resen, kesin mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine karar verilir. Bu kesin mühlet içerisinde mahkemece yapılan gözlemi ortaya koymaktadır.Aynı şekilde İİK m.292.maddesi uyarınca Konkordatonun kesin mühlet içerisinde başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir.Burada da görüldüğü üzere geçici mühlet ve kesin mühlet borçlunun konkordato projesinin mahkeme eliyle denetlendiği aşamalardır, mahkeme kesin mühlet kararı verirken tasdik kararında olduğu gibi nihai karar vererek dosyadan el çekmemektedir. O yüzden kesin mühlet kararına tasdik kararına ilişkin sonuçları ve anlamı yüklemek doğru değildir. Çoğunluk gerekçesinde yer alan hukuksal değerlendirmeler nihai hükümde dikkate alınacak hususlar olup, kesin mühlet talebini iyileşme ihtimali nesnel olgularla ortaya koyabilen ancak mali tablolarına bu durum geçici mühlet içerisinde yansımayan şirketlerde bu durum dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir. Aksi durum işletmeyi tamamen işlevsiz hale getirerek alacaklılar için daha kötü bir durum yaratmaktan öteye gitmeyecektir. Zira bu durumda alacaklılardan borçlunun malvarlığında işlem yapabilen alacaklılara bu varlıklardan yapabildikleri tahsil kadar alacak tatmini sağlamaktan öteye gitmeyecektir. Diğer türlü iyileşme başarısı gösteren şirketler bakımından konkordato tüm alacaklıları tatmin eden bir yapı ortaya çıkarmaktadır. Konkordatonun amacı da budur. Konkordato ile bir taraftan iyileşme gösteren şirket korunurken diğer taraftan alacaklılar arasında dengeli bir alacak tatmini sağlanması hedeflenmektedir.Kesin mühlet içerisinde 291 uyarınca iyileşme sonrası konkordatoya ihtiyaç kalmaması hali ya da 292 uyarınca kesin mühlet içerisinde konkordatonun başarıya ulaşamayacağı hali ortaya çıkmadığı takdirde kesin mühlet içerisinde Mahkeme gözlemi ile bir takım usuli işlemler yerine getirilebilmektedir. Bunlar komiser eliğiyle yapılan alacaklıların alacaklarını beyana davet için yapılan ilan ve sonrasında da komiser eliyle yapılan alacaklılar toplantısıdır. Bu toplantıda yasanın aradığı çoğunluk sağlandığı takdirde bu durumda İ.İ.K.'nun 305. Maddesindeki şartların bulunup bulunmadığı araştırılır. Burada işletmenin iktisadi durumu kanun koyucu tarafından maddenin b bendinde dikkate alınmıştır, buna göre; ''Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması'' gerekmektedir.Dolayısıyla konkordato geçici mühlet, kesin mühlet ve tasdik aşaması Mahkemenin karar verdiği aşamalardır, bu aşamaları birbirine karıştırarak konkordato uygulamasına farklı bir anlam yüklemek alacaklılara yarar değil, zarar verebilecektir.Nitekim Mahkememizin 8 yıllık konkordato uygulaması sürecinde davacı şirketle benzer konumda olan ve nesnel olarak da iyileşme halleri ortaya konulan ancak geçici mühlette zamansal olarak bu durumun ortaya çıkmadığı, kesin mühlet verilerek sürecin takip edildiği ve iyileşme gösteren şirket bulunduğu da ortadadır. Mahkememiz benzer gerekçelerle bu şekilde iyileşen şirketlere daha önce kesin mühlet vermiş ve sonuçlarını da görmüştür. Bunların içerisinde kısmen de olsa nesnel olarak ortaya konulan olguların gerçekleşmediği ve projenin başarıya ulaşmayacağının kesin mühlet içerisinde net bir biçimde belirlendiği dosyalar da olmuştur, bu dosyalarda kesin mühlet içerisinde duruşma açılarak İ.İ.K.'nun 292. Maddesi uyarınca red kararı ve şartları oluşmuşsa iflas kararı da verilmiştir. Ancak çoğu zaman ise nesnel olgularla iyileşme durumu ortaya konulan şirketlerin İ.İ.K.'nun 291 maddesine göre kesin mühlet içerisinde iyileşme göstererek konkordatoya ihtiyacı kalmadığı da çoğunlukla gerçekleşmiştir. Diğer dosyalarda da olduğu gibi davacının somut olgulara dayanan ve kesin mühlet içerisinde de gözlemlenme ihtiyacı duyulan eldeki dava dosyasında davacılara kesin mühlet verilerek davacı borçlunun durumu İ.İ.K. 291veya 292. Maddesindeki hallerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, buna göre alacaklılar toplantısının gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ve bunun sonucuna göre de nihai hüküm kurulması gerekirken, kesin mühlet talebinin erken bir aşamada reddine karar verilmesi doğru olmadığından davanın reddine dair çoğunluk görüşüne katılmak mümkün olmamıştır.

Başkan E-imzalı

Atıf: Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/1104, K. 2026/32, T. 14.01.2026, www.arakarar.com/karar/bursa-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-1104-e-2026-32-k-0400abf59737