İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1022 E. 2026/342 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1022
- Karar No
- 2026/342
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1022 Esas KARAR NO : 2026/342
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 31/10/2025 KARAR TARİHİ : 31/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın nakliye işi yapmakta olup davalı ... LTD.ŞTİ. ile anlaşma sonucu ..... plaka sayılı aracıyla İstanbul-Osmaniye arası yük taşımacılığı işi yaptığını, taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde, müvekkilinin davalıya 24/07/2025 tarihinde toplam 23.200,00-TL değerinde nakliye bedeli/hizmetsağladığını, yapılan hizmet sonrası 24.07.2025 tarihinde ...... nolu fatura düzenlendiği, Müvekkilinin yaptığı hizmet karşılığında anlaşmış olduğu ücretin ödenmesi hususunda borçlu şirkete defaten sözlü taleplerde bulunduğunu, bugüne kadar bir ödeme yapılmadığını, borçlu ... LTD.ŞTİ. aleyhine Büyükçekmece İcra Dairesinde ...../..... E. sayısı takip başlatıldığını, buna müteakip davalıya ödeme emri tebliğ edildiğini, ancak borçlu tarafından icra takibine itiraz ettiğini bu nedenle takibin durduğunu, Davalı borçlu tarafından Büyükçekmece İcra Dairesinin ..../.... Esas sayılı dosyasında başlatmış olduğu icra takibine yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin aynen devamına yapılan itiraz nedeniyle asıl alacağın *.....'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle Müvekkil şirkete faturanın içeriğinde belirtilen hizmetin verilmediğini, söz konusu hizmetin verildiğini davacı taraf ispat etmekle yükümlü olduğu, fatura düzenleyen tacirin alacaklı olması için fatura tanzim edenle adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişkinin bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerektiğini, Davacı tarafça faturada belirtilen hizmet verilmeden söz konusu fatura gönderilmiş olup, davalı müvekkil tarafça da davacı ile aralarında süre gelen ticari ilişki güvenine dayanarak faturaya itiraz edilmediğini, takibe konu borca ilişkin davacı-alacaklının elinde müvekkilin imzasının bulunduğu herhangi bir başka belge bulunmadığını, Göreve ilişkin itirazlarının kabulüyle davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine, aksi halde davacı yanın haksız ve hukuka aykırı davasının esastan reddine, davacı aleyhine alacağın 6 20'dan aşağı olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki taşıma ilişkisinden kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan icra takibine yapılan itiraza ilişkin olduğu anlaşıldı. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a-Tarafların BA-BS formlarının celbi için ilgili vergi dairelerine müzekkereler yazılmıştır. 3-Mahkememize 25/02/2026 tarihinde sunulan raporda özetle : "DAVACI ALACAK YÖNÜNDEN: Davacı tarafından 24.07.2025 tarihli, “Nakliye Bedeli” açıklamalı, tevkifatlı e-fatura düzenlendiği ve faturada ödenecek toplam tutarın 23.200,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Davacı muhasebe kayıtlarında, anılan fatura bedeline ilişkin toplam 23.200,00 TL tutarın banka aracılığıyla tahsil edilmiş şekilde kayıt altına alındığı; ancak davacıya ait banka hesap dökümlerinin incelenmesinde, söz konusu tarihte ve takip eden dönemde davalı şirket tarafından yapılmış herhangi bir banka ödemesinin tespit edilemediği, dolayısıyla muhasebe kaydının banka hareketleri ile teyit edilemediği görülmüştür. FAİZ YÖNÜNDEN: Dosyada yer alan faiz hesabına göre 23.200,00 TL üzerinden 24.07.2025-01.09.2025 dönemi için hesaplanan işlemiş faizin 1.096,92 TL olarak belirlendiği (takipte talep edilen 1.012,54 TL) tespit edildiği," şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasında taşıma ilişkisi kurulduğunu ve davalıya nakliye/taşıma hizmeti verildiğini, kesilen faturalara rağmen davalının borcunu ödemediği gibi başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde davacının tacir olmadığını görev itirazlarının bulunduğunu, fatura içeriğindeki hizmetin verilmediğini, hizmet verilmeden fatura gönderildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkiye güvenilerek faturaya itiraz edilmediğini, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından görev itirazında bulunulmuş ise de taşıma sözleşmesinin münhasıran 6102 sayılı Kanun'da düzenlenen işlerden olduğu bu sebeple davacının sıfatı önem taşımaksızın davanın ticari dava olduğu anlaşılmakla davalının görev itirazına itibar edilmemiş davanın esasına girilmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı ise kesin süre içerisinde tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmamıştır. Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2025 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturanın davacının ticari defterinde kayıtlı olduğu, takip tarihi itibariyle davacının 23.200,00-TL davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir. Davacı tarafından düzenlenen faturanın e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. Nitekim davalı cevap dilekçesinde faturanın kendisine ulaştığını ve itiraz edilmediğini ikrar etmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir: "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturanın davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturanın BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle fatura içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir. Taraflara ait vergi kayıtları incelendiğinde davacının davalıdan alacaklı konuma ulaştığı faturanın davacı ve davalı tarafından BA BS formları ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu hizmeti ifa ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu hizmetin ifa edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ...../..... E., ...../..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ise ..../.... E., ..../..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği ..../.. dönemine ait BA formu ile davacı ......'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra .../.. dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Yargıtay ..... Hukuk Dairesi de ..../...... E., ..../.... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi." Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturanın davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturaya yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde faturaya konu taşıma hizmetinin ifa edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 23.200,00-TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği borcun ödendiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların tebligata rağmen kesin süre içerisinde inceleme gününde hazır edilmediği, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ..../..... Esas, ...../..... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ise ..../.... Esas ve ..../.... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir." Mahkememizce davalının bilirkişi raporuna karşı davacının sehven işlediği ödeme kaydına karşı ödeme iddiasında bulunduğu anlaşılmakla davalıya ödeme belgelerini sunmak üzere kesin süre verilmiş, ara kararın tebliğine rağmen davalı tarafından ödeme belgesi sunulmamıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davacının banka hesapları da incelenmiş olup, ödeme kaydının sehven girildiği anlaşılmış davalının ödeme iddiasını ispatlayamadığı değerlendirilmiştir. Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 23.200,00-TL alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 23.200,00-TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden de itirazın iptali talep edilmiş ise de takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamadığı bu sebeple takipten önce işlemiş faiz talep edilemeyeceği anlaşılmakla davacının işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından avans faiz talep edildiği, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının işleyecek faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faize itirazının da 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden iptaline karar vermek gerekmiştir. Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 4.640,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, -Buna göre; davaya konu Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ...../...... E. Sayılı takip dosyasında 23.200,00-TL asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 4.640,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 1.584,79-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 969,39-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.230,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 4.407,63-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 192,37-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafça yapılan 7.105,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 6.807,87-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 23.200,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 1.012,54-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; miktar itibari ile KESİN olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/03/2026 Katip ....... e-imza
Hakim ........ e-imza