İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/102 E. 2025/937 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/102
Karar No
2025/937
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2025/102 Esas KARAR NO : 2025/937 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/01/2025 KARAR TARİHİ : 21/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; müvekkil şirket, müşterilerine 20 yılı aşkın bir süredir matbaa hizmeti veren, üzerine düşen sorumlulukları fazlasıyla yerine getirmesi ve başarılarıyla tanınan bir şirket olduğunu, davalı şirket yetkilisi, müvekkil şirketten 31 tane ajanda, 149 tane masa takvimi, 116 tane de spiralli ajanda siparişi vermiş olduğunu, müvekkil şirket tüm yükümlülüklerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirerek davalı şirkete talep ettiği ürünleri şirkete özel olarak hazırlamış ve teslim etmiş olduğunu, 15.01.2024 Tarihli,... ve 18.01.2024 tarihli...numaralı faturaları davalı şirkete göndermiş olduğunu, davalı şirket, müvekkil şirketin vermiş olduğu hizmetlere ilişkin cari hesabı ödemeyince tarafımızca işbu fatura alacaklarının tahsili amacıyla Torbalı İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatılmışsa da davalı yanın işbu icra takibine haksız, hukuka aykırı ve müvekkilimizin alacağının tahsilini geciktirmek maksadıyla yapılmış kötü niyetli itirazı neticesinde takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğunu belirterek davanın kabulü ile fazlaya, munzam zarara ve diğer feri haklara ve fazlaya ilişkin bütün talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla; Torbalı İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına yapılan haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. SAVUNMA : Davalı tarafın mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde; Öncelikle belirtmek gerekir ki davacı tarafın alacak hakkının doğabilmesi için iddialara konu malı eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim edilmesi gerekmektedir. Ancak müvekkil şirkete dava dilekçesinde değinilen mallar teslim edilmemiştir. Davacı tarafın iddiaları asılsızdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinde de; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." hükmümü içermektedir. Yukarıdaki açık kanun hükmünden anlaşılacağı üzere bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. Dolayısıyla davacı taraf iddialarını ispatla mükelleftir. Davacı tarafından her ne kadar dosyaya sevk irsaliyesi sunulmuşsa da dosyaya ibraz edilen irsaliyedeki imza müvekkil şirket yetkililerine ait değildir. Bu husus yapılacak bilirkişi incelemesi ile kolayca ortaya çıkabilecektir. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 2017/2631 Esas 2021/1040 Karar ve 21.09.2021 Tarihli kararında da "Ancak davalı vekilince davacı tarafından sunulan sevk irsaliyesinde teslim alan kısmında yer alan imzaya itiraz edilmesi karşısında davacının malzemenin teslim edildiğini ispat etmesi gerekmekte olup, mahkemece imza incelemesi yapılmak suretiyle tüm deliller değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde değildir." şeklinde hüküm kurulmuştur. Dolayısıyla gerekli incelemenin yapılarak teslimin yapıldığının tam olarak ispatlanması gerekmektedir. Ayrıca eklemek gerekir ki davacı tarafından sunulan veyahut sunulacak olan whatsaap yazışmalarını delil olarak kabul etmiyoruz, müvekkil şirket yetkilileri tarafından dava dilekçesinde anılı şekilde herhangi bir yazışma gerçekleştirilmemiştir. Faturaya itiraz edilmemiş olması dahi faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını gelmeyecektir. Ticari defter ve kayıtlar incelendiği takdirde taraflar arasında cari hesap mutabakatının olmadığı da anlaşılacaktır. Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 28.06.2018 Tarih, 2017/892 E. 2018/3671 K. sayılı kararında “Fatura tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Malın teslim edildiğinin ispatlanması gerekir. Davalı tarafın ticari kayıtlarını ibraz etmemiş olması münhasıran defterlerine dayanılmadığından herhangi bir sonuç doğurmaz. Somut olayda davacının malın teslimine ilişkin dosyaya sunduğu deliller üzerinde araştırma yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.” şeklinde hüküm kurulmuştur. Yine aynı şekilde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 05.05.2005 Tarih, 2004/7832 E. 2005/4738 K. sayılı kararında da "Oysa, faturanın içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı takdirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesi doğar; yoksa faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımaz. Uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun kanıtlanması gerekir. Ayrıca, davalıya tebliğ edilmiş olan fatura içeriğinin kesinleşmesi söz konusu olamaz. Faturanın deftere kaydı taşımanın gerçekleştiğine yalnızca karine teşkil eder. Bu karinenin aksinin ispatı her zaman olanaklıdır... taraflar arasındaki temel ilişki olan taşıma ilişkisinde davacının edimini yerine getirip getirmediği hususunda ispat yükünün davacı da olduğu gözetilmek, davacıya ispat olanağı sağlanmak ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yerinde bulunmayan yazılı gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklinde hüküm kurulmuştur. Dolayısıyla faturayı kabul etmemekle beraber faturanın eksiksiz olduğu varsayılsa dahi bu başlı başına teslimin gerçekleştiği anlamına gelmemektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle müvekkil şirket aleyhine açılmış davanın reddine, müvekkil şirket aleyhine kötü niyetli hareket ederek icra takibi başlatan takip alacaklısı davacı aleyhine takibe konu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep zorunluluğu hasıl olmuştur. Haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış davanın reddine, Davacı aleyhine takibe konu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz. " şeklinde talep ettiği görülmüştür. UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE : Dava; İİK 67. Maddesi uyarınca açılmış İtirazın İptali Davasıdır. Uyuşmazlık; takip talebine dayanak açık hesap kapsamındaki faturalarda belirtilen mal/hizmetin davalı tarafça alınıp alınmadığı ve buna bağlı olarak davacıya borcu bulunup bulunmadığına ilişkindir. Ticari uyuşmazlıklarda "Arabuluculuk" bir dava şartı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir. Davacının dava öncesi arabuluculuk bürosuna başvurduğu, ancak anlaşmanın sağlanamadığı, böylelikle dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiği ve dava şartının yerine getirilmiş olduğu dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan arabuluculuk son oturum tutanağından anlaşılmaktadır. İİK'nın 67/1 maddesi "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmünü içermektedir. Bu hükme göre; itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlamaktadır. İtiraz tebliğ edilmedikçe bu süre başlamaz. Ayrıca icra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olması itirazın tebliği anlamına gelmemektedir. Bu nedenlerle davalı tarafından yapılan borca itiraz gereği icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, yapılan incelemede takip dosyasında borçlunun itirazına ilişkin dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmesi talebi içerir herhangi bir dilekçe yahut tebliğ edildiğine dair bir tebliğ mazbatası bulunmadığı görülmüştür. Buna göre 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemediği ve işbu davanın hak düşürücü süre dolmadan açılmış olduğu anlaşılmaktadır. Cari Hesap Sözleşmesi; her iki tarafın karşılıklı birbirine uygun irade beyanıyla kurulur. TTK m. 89/2; “Bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz.” hükmünü haizdir. Cari hesap sözleşmesinin yazılı olarak yapılması bir geçerlilik şartı olup ispat şartı değildir. Taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesine rastlanmamıştır. Taraflar arasında cari hesap benzeri ticari bir münasebet bulunmakta olup bu ticari münasebet Açık Hesap ilişkisidir. Açık Hesap İlişkisi; önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıkları bir ticari münasebet türüdür. Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan FATURA içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır: "1- Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. 2- Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. 3- İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. 4- Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. 5- Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Davacı ve davalı taraflara ticari defterlerini sunmaları için kesin süre verilmiş, kesin süre içerisinde ticari defterlerin sunulmaması halinde bilirkişi deliline vazgeçmiş sayılacakları huzurda ihtar edilmiştir. Her iki taraf da ticari defterleri verilen kesin süre içinde sunmadığı görülmüştür. Ancak İspat yükü davacı tarafta olup dava dilekçesi ekinde sunulan 15.01.2024 tarihli,...nolu fatura içeriğinde satışı yapıldığı görülen 149 adet üçgen masa takvimi ile 31 adet spiralli ajandanın mübrez 08.01.2024 tarihli, 011361 nolu sevk irsaliyesi ile; 18.01.2024 tarihli,... nolu fatura içeriğinde belirtilen 116 adet spiralli ajandanın ise 18.01.2024 tarihli,...nolu sevk irsaliyesi ile teslim edildiği sabit olup, davalı tarafın işbu faturalar karşılığında her hangi bir ödeme iddiasının bulunmadığı, ödeme yapmış ise buna dair ispata yarar dosya kapsamında herhangi bir belge bulunmadığı görülmekle aşağıdaki karara hükmolunmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-.Davanın KABULÜ İLE; Torbalı İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyasından icra takibinde davalı tarafından yapılan borca İTİRAZIN İPTALİNE, TAKİBİN İTİRAZ ÖNCESİ KOŞULLARDA DEVAMINA, 2- İİK madde 67 gereğince hüküm altına alınan alacağın % 20'si oranında hesaplanan 6.100,66-TL İcra İnkar Tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 2.083,67-TL harçtan peşin alınan 802,65-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.281,02-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 1.291,05-TL ilk harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7- Davacı tarafından yapılan 168,00-TL tebliğat ve posta ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair; davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı HMK 341 maddesi gereğince miktar itibariyle Kesin Olarak verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 21/10/2025

Katip... ¸e-imza

Hakim ... ¸e-imza

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/102, K. 2025/937, T. 21.10.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-102-e-2025-937-k-087239421f38