İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1017 E. 2025/829 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1017
- Karar No
- 2025/829
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1017 Esas KARAR NO : 2025/829
DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) DAVA TARİHİ : 24/06/2024 KARAR TARİHİ : 19/11/2025
Mahkememizin .../... Esas sayılı dosyasının ... tarihli ara kararı ile ... yönünden tefrikine karar verilmiş olup görülmekte olan Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkememizin .../... Esas sayılı dosyasına davacılar vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle: Müvekkil şirketlerin elektronik, ses, aydınlatma, ışık, ... ... teknoloji sistemleri ve inşaat sektöründe ... yılından beri ticari faaliyetini sürdürdüğünü, ... yılından itibaren Türkiye’de döviz kurlarında yaşanan anormal dalgalanmaların, ekonomik ve finansal istikrarı önemli ölçüde etkilemiş, bu durum özellikle şirketlerin üzerinde büyük baskılar yarattığını, döviz kurlarındaki ani ve büyük değişikliklerin, ithal girdilere bağımlı olan şirketler için üretim maliyetlerinde ciddi artışlara yol açtığını, üretim maliyetlerindeki artışın temel nedenleri arasında enerji, işgücü ve hammadde maliyetlerindeki yükselişlerin yer aldığını, enerji fiyatlarındaki artışların, işletmelerin işleme süreçlerinde kullanılan makinelerin ve ekipmanların çalıştırılması için gerekli olan elektrik ve diğer enerji kaynaklarının maliyetlerini artırdığını, bu nedenle, enerji maliyetlerindeki artışların doğrudan üretim maliyetlerini etkilemekte ve işletmelerin kârlılığını azalttığını, üretim maliyetlerinin bir diğer önemli unsuru olan işgücü maliyetlerindeki yükselişin ise, işletmelerin personel maliyetlerini ve üretim süreçlerinin genel maliyetlerini artırdığını, bu durumun ise işletmelerin maliyetleri dengeleme çabalarını ve verimliliklerini oldukça etkilediğini, Türkiye’nin enerji, hammadde ve ara mallar gibi birçok kritik girdiyi ithal etmesinin, kur artışlarının üretim maliyetlerini yükseltmesine neden olduğunu, bunun en önemlisinin de enerji fiyatlarındaki artışın, üretim maliyetlerinin yükselmesine ve bu maliyet artışının nihai ürün fiyatlarına yansımasına yol açtığını, bu durumun, sanayi üretimini ve genel ekonomik faaliyetleri olumsuz etkilediğini, bunun yanı sıra, kur dalgalanmaları, şirketlerin rekabet gücünü ve pazar dinamiklerini de önemli ölçüde etkilediğini, ithalata dayalı sektörlerde maliyetlerin artmasının, bu sektörlerin rekabet gücünü zayıflatttığını, ithal girdilere bağımlı olan sektörlerin, artan maliyetler karşısında rekabetçi fiyatlar sunmakta zorlandığını ve piyasa paylarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldıklarını, bir diğer önemli unsurun da şirketlerin yatırım kararları da kur dalgalanmalarının etkisiyle belirsiz hale geldiğini, yatırım maliyetlerinin öngörülemezliği, uzun vadeli planlama yapmayı zorlaştırdığını ve bazı yatırımların ertelenmesine neden olduğunu, özellikle büyük sermaye gerektiren projelerin, kur dalgalanmalarının yarattığı belirsizlikler nedeniyle askıya alındığını, şirketlerin, büyüme hedeflerini revize etmek zorunda kaldığını ve iç piyasaya yönelik çalışan şirketlerin, tüketici talebindeki düşüşten olumsuz etkilendiklerini, şirketlerin yatırım kararlarının aksaması ile de inşaat ve teknoloji sektöründe faaliyet gösteren müvekkili şirketlerin mali açıdan olumsuz etkilendiğini, sonuç olarak, ... yılından itibaren yaşanan anormal kur dalgalanmalarının, Türkiye’deki şirketler üzerinde derin ve geniş kapsamlı etkiler yarattığını, maliyet artışlarından finansal risklere, rekabet gücünden yatırım kararlarına kadar birçok alanda şirketlerin, bu süreçte büyük zorluklarla karşılaştığını, kur dalgalanmalarının, şirketlerin stratejik kararlarını yeniden gözden geçirmelerine ve risk yönetimi konusuna daha fazla odaklanmalarına neden olduğunu, gelecekte benzer ekonomik dalgalanmalara karşı daha hazırlıklı olmak için şirketlerin kur riskini yönetme konusunda daha proaktif ve stratejik yaklaşımlar geliştirmeleri gerektiğini, bu dönemde esneklik göstererek ayakta kalmayı başaran bazı şirketlerin, kur dalgalanmalarının olumsuz etkilerinden kaçınabilmiş olsa da, birçok şirketin finansal zorluklar nedeniyle faaliyetlerini sürdüremediğini, kredi faiz oranlarındaki ani ve büyük artışların, müvekkili şirketlerin finansman maliyetlerini önemli ölçüde artırdığını, bu sektörün, genellikle büyük ölçekli yatırımlar ve yüksek sermaye gerektiren projelerle şekillendiğini, yüksek faiz oranları, şirketlerin bu tür yatırımlarının maliyetini artırarak şirketlerin kredi kullanımlarını sınırladığını, şirketlerin, yüksek maliyetli kredilerle finansman sağlamak yerine, yatırım projelerini ertelemeyi veya iptal etmeyi tercih ettiklerini, ortaya çıkan bu durumun da müvekkili şirketlerin satış hacimlerinde ciddi bir düşüşe neden olduğunu, artan finansman maliyetlerinin, şirketlerin likidite yönetimini de zorlaştırdığını, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin, yüksek faiz oranları nedeniyle kredi kullanmaktan kaçındığını, bu durum nakit akışlarında sıkıntılara yol açtığını, finansman erişimindeki zorlukların, şirketlerin kısa vadeli borçlarını ödemekte zorlanmalarına ve faaliyetlerini sürdürmede sorun yaşamalarına neden olduğunu, yüksek faiz oranlarının, yatırım projelerinin getiri beklentilerini düşürdüğünü ve risklerini artırdığını, bu durumun, şirketlerin uzun vadeli planlama yapmalarını zorlaştırdığını ve yeni yatırımlardan kaçınmalarına yol açtığını, özellikle teknolojik yenilikler ve kapasite artırımı gibi stratejik yatırımların, finansman maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle ertelendiğini, finansal yapısı ve alacak borç dengesi bozulan müvekkili şirketlerin ve şirket ortakları nın konkordato talebi ile belirli bir süre haciz ve muhafaza baskısı altında yaşamadan işletme faaliyetini sürdürmeyi amaçladıklarını, müvekkili şirketler ve şirket ortaklarının aleyhine cebri icraya başlanılarak, haciz ve muhafaza tedbiri işlemlerinin yapılması halinde, müvekkillerinin konkordato ön projesinde somut veriler ile açıkladıkları borçlarını ödeme imkanını kaybedeceklerini, bu durumda müvekkili şirketleri iflas edecek, şirketin mevcut borçlardan dolayı yüksek oranlarda temerrüt faizi yükü altına gireceğini ve istihdam ettikleri kişilerin istihdam olanağının da ortadan kalkacağını, davacı müvekkillerinin borçlarını ödeyemez duruma düşmesinin, muhtemel sonuç olarak iflâs etmesinin, sadece davacı müvekkiller bakımından değil, alacaklılarının da menfaatine aykırı olacağını, bu gerekçelerle davacı müvekkillerinin borçlarının tasfiyesi ve şirketin ticari faaliyetinin devam ettirilmesi amacıyla müvekkilleri tarafından 'Konkordato Ön Projesi' hazırlandığını, neticeten; incelikle davacı şirketlerin ve şirket ortaklarının faaliyetlerine devam edebilmesi ve malvarlığının korunabilmesi amacıyla tensip kararıyla birlikte İİK m. 287, 288, 294 ve 295 inci maddeler hükmü gereğince derhal davacı müvekkiller bakımından 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, İİK m. 206/1 sırasındaki alacaklar hariç olmak üzere, 6183 sayılı Kanundan kaynaklanan vergi, her türlü harç, ceza ve SGK alacakları (prim ve idari para cezaları dahil) ile ilgili takipler dahil olmak üzere, davacılar aleyhine takip yapılamaması, haciz, ihtiyati haciz, e- haciz, ihtiyati tedbir, satış ve muhafaza işlemlerinin uygulanmamasına, evvelce başlatılmış olan tüm takiplerin durdurulmasına, yeni takip yapılmamasına, işletmenin devamını engeller başkaca taleplerin kabul edilmemesine, davacı müvekkiller hakkında başlatılmış olan veya başlatılacak olan rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tüm icra takiplerinde satışların durdurulmasına, rehinli mallara ilişkin muhafaza tedbiri alınmamasına ve uygulanamamasına, davacı müvekkillerin tüm kurumlar ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının 3.kişilerce haciz, muhafaza ve/veya her ne şekilde olursa olsun tahsil edilmesinin önlenmesi ve bu hak ve alacaklarının davacı müvekkillere ödenmesine, davacı müvekkillerin takip borçlusu olduğu takipler kendisi aleyhine veya 3. şahıs konumunda oldukları takiplerde kendisine yönelik İİK m. 89 kapsamında haciz ihbarnamelerinin gönderilmesinin tedbiren önlenmesine, başta bankalar olmak üzere idare ve tüm alacaklıların mahsup ve takas haklarının kullanmalarının önlenmesine, Mahkeme tarafından uygun görülecek diğer tedbirlerin alınmasına, geçici mühlet sonrasında kesin mühlet kararı verilmesine, davacı müvekkillerinin konkordato taleplerinin kabulüne ve yasada öngörülen bu hususla ilgili gereken kararların alınmasına ve yargılama neticesinde konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı şirket vekili ... tarihli kısmi feragat dilekçesinde özetle: Müvekkili ... nin borca batık olmadığından feragat ettiklerini, sadece davacı şirket ... yönünden tefrik edilerek reddine karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamına göre, 6100 sayılı HMK. 307. maddesinin "Feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.". HMK. 310. maddesinin "Feragat ve kabul hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir." hükümleri uyarınca, davacı vekilinin davadan feragat ettiği ve vekaletnamesinde feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmakla, davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE, 2-İİK 288. maddesi uyarınca GEÇİCİ MÜHLETİN KALDIRILMASINA, buna bağlı olarak verilen tüm tedbir ve diğer kısıtlamaların KALDIRILMASINA, 3-Davacı şirketin borca batık olmadığı tespit edildiğinden iflasına KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA 4-İİK 288/son maddesi uyarınca konkordato talebinin reddine ilişkin kararın aynı maddenin 2.fıkrası uyarınca İLANINA ve ilgili yerlere bildirilmesine, 5-Mali Müşavir ..., Hukukçu bilirkişi ..., Elektrik mühendisi bilirkişi ...'in görevlerine son verilmesine, 6- Alınması gerekli ... TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Sarf edilmeyen gider avansının HMK.'nun 333. maddesi uyarınca davacıya iadesine, Dair, TARAFLARIN YOKLUĞUNDA gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/11/2025
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır