İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/897 E. 2025/1004 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/897
Karar No
2025/1004
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/897 Esas KARAR NO : 2025/1004 DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 16/10/2024 KARAR TARİHİ : 11/11/2025 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; Müvekkiline ait... plakalı araç ile ...plakalı araç arasında 17.02.2024 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası gerçekleşmiş olup gerçekleşen kazada müvekkiline ait araçta değer kaybı zararı oluştuğunu, işbu dava bu değer kaybı zararının tazmini ve değer kaybının tespiti için aldırdığımız ekspertiz raporu ücretinin talep edilmesi için açıldığını, Müvekkiline ait ... plakalı araç ile...plakalı araç arasında 17.02.2024 tarihinde çarpışmaları nedeniyle maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu, müvekkiline ait... plakalı aracın kusuru bulunmadığını, 17.02.2024 tarihli kaza neticesinde müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybının tespiti için eksper ...a dosya teslim edilmiş ve eksper dosyaya tespit raporunu sunduğunu, Raporda da görüleceği üzere müvekkilinin aracında 60.000,00 TL (altmışbin lira) değer kaybı tespit edildiğini, ekteki faturada da görüleceği üzere ekspere hizmet bedeli olarak 1.109,81 TL (KDV dahil) ödenmediğini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK 107. Madde uyarınca belirlenebilir olduğunda artırılmak üzere 100,00-TL değer kaybı tazminatının davalıdan (teminat limitleri dahilinde ve temerrüt tarihinden itibaren) kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, ekspertiz hizmet bedeli olarak ödenen 1.109,81 TL'nin yargılama gideri olarak dahil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, dava değeri arttırım dilekçesi ile; 6.000,00 TL değer kaybı alacağının kaza tarihi olan 17/02/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, 1.109,81 TL ekspertiz hizmet bedelinin yargılama giderlerinden sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; Taraflarca düzenlenen kaza tespit tutanağından açık olarak görüleceği üzere sigortalı araç sürücüsü bulvar üzerinde en sağ şeritten seyrine devam etmekte iken davacı aracın bölümmüş yolda karşı istikametten sokağa giriş yapması için dönüş yapması ve sigortalı aracın şerinin önüne geçmesi ile kaza meydana geldiğini, yan yoldan gelerek sigortalı aracın önünü keserek davacı kazaya sebebiyet vermiş olup sigortalı araç sürücüsünün alabileceği herhangi bir önlem bulunmadığını, nitelim sigorta gözetim incelemesinde de davacı taraf tam kusurlu bulunduğunu, kabul anlamına gelmeyerek araç değer kaybının sigorta genel şartlarına uygun olarak tespit edilmesi gerekmekle yine aracın cinsi modeli kilometre bilgileri ile aracın daha önce aynı bölgeden hasar alıp almadığının tespite edilmesi gerektiğini, bu nedenle aracın daha önce karıştığı kaza bilgileri ile ekspertiz raporlarının istenilmesini talep ettiklerini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLER: Trafik kaza tutanağı, araç ruhsatları, sigorta poliçesi, hasar dosyası, fatura suretleri, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 04/03/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...SONUÇ: Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; Bilirkişi Daire Başkanlığı tarafından Bilirkişinin uyacağı rehber ilkeler ve Bilirkişi Raporlarında bulunması gereken standartlar başlığında 07.09.2020 tarihinde 32 maddelik bir talimat yayımlanmıştır. Bu talimatın 27 maddesinde açıkça belirtilen " Kusurun tespiti normatif bir değerlendirmesiyle mümkündür ve sadece hakimin yetkisindedir. Bilirkişi münhasıran hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda (asli tali kusurlu kusursuz yüzdelik kusur oranı) herhangi bir değerlendirme yapamaz. Aksi yöndeki tutum bilirkişilik görevinin sınırlarını aşmayı ve hakimin yerine geçmeye ifade eder" denilmektedir. Yine bu husus İzmir Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından da tarafımıza bildirilmiştir. Bu gerekçe ile tebliğ gününden itibaren raporlarda kusur dağılımı yapılmamaktadır. Bu hali ile; ... plaka sayılı davacı araç sürücüsü ... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 53/b maddesini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna HATASI İLE ETKEN OLDUĞU. ...plaka sayılı davalı sigorta poliçeli araç sürücüsü... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/a-b maddelerini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna HATASI İLE ETKEN OLDUĞU.." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Adli Tıp Kurumundan alınan 30/09/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre; ".. - Kusur durumu: - Davacı sürücü ...'ın %85 (yüzde seksen beş ) oranında kusurlu, - Dava dışı sürücü ...ün %15 (yüzde on beş ) oranında kusurlu olduğu, -Değer kaybı durumu: -Dava konusu aracın 40.000,00 TL değer kaybettiği kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluşan hasarın onarılması sonrasında değer kaybı zararı oluştuğu iddiasına dayalı açılmış maddi tazminat davasıdır. 2-Dava konusu uyuşmazlık, davacıya ait... plaka sayılı araç ile... plaka sayılı araç arasında meydana gelen 17/02/2024 tarihli trafik kazasında, kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımları, davacıya ait araçta meydana gelen hasarın onarımı sonrasında araçta değer kaybı zararı oluşup oluşmayacağı ve var ise değer kaybı zararının davalıdan tahsili talebi noktalarında toplanmıştır. 3-Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğudur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun; 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”; 85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3. maddesinde: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. ” düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir. 4-Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir. Dosyaya getirtilen sigorta poliçesine göre davacıya ait araca zarar verdiği ileri sürülen... plaka sayılı aracın davalı ... Sigorta Anonim Şirketi nezdinde kaza tarihini kapsar şekilde 19/12/2023-19/12/2024 tarihleri aralığında vadesi bulunan KZMMS sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu, kaza tarihi 17/02/2024 itibariyle davalı şirketin poliçeden dolayı araç başına 200.000,00-TL'ye kadar sorumluluk limiti bulunduğu görülmüştür. 5-Sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir. Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." 50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." 6-Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış, -Fiilin hukuka aykırı olması -Zararın meydana gelmesi, -Kusur, -Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır. Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır. 7-Taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık kazanın meydana gelmesindeki kusur dağılımı noktasındadır. Taraflarca dava dilekçesi ve cevap dilekçesinde, kazaya karışan araç sürücüleri tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağında gösterilen kaza oluş şeklinin aksi yönde bir kaza oluş şekli gerçekleştiği ileri sürülmediğinden keşif ve tanık dinlenilmeksizin dosya üzerinden kaza tespit tutanağı dikkate alınarak rapor düzenlenmek üzere dosya adli trafik bilirkişisine tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 04/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda kazanın gerçekleşmesinde ... plaka sayılı davacı araç sürücüsü...ın KTK'nın 53/b maddesine yönelik kural ihlali gerçekleştirdiği ve davalının sigortalısı ... plaka sayılı araç sürücüsü dava dışı...ün ise KTK'nın 52/a-b maddelerine yönelik kural ihlali gerçekleştirdiği yönünde görüş bildirilmiştir. Rapora karşı her iki taraf vekilinin sair itirazlarda bulunduğu ve dava öncesinde Tramer'de gerçekleştirilen kusur dağılımı ile çelişki oluştuğu anlaşıldığından dosya ATK Trafik İhtisas Dairesi'ne tevdi edilerek dosyaya sunulan kusur raporundaki dağılım ile Tramer kusur dağılımı arasındaki çelişkileri giderir rapor düzenlenmesi istenilmiştir. ATK Trafik İhtisas Dairesi'nce dosyaya sunulan 30/09/2025 tarihli raporda kazanın oluş şekli itibariyle davacı araç sürücüsü...'ın %85 oranında ve davalının sigortalısı araç sürücüsü ...ün ise %15 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirilmiştir. Rapora karşı taraf vekillerince kusur oranları yönünden somut bir itiraz sunulmadığı, kaza oluş şekli itibariyle davacı araç sürücüsünün sola dönüş kurallarına uygun olarak kavşağa girmekte olan ve şeridinde sürüşe devam eden karşı taraf aracın geçişini tamamlamasını beklemeksizin kavşağa ve yola katılım yapması nedeniyle asli düzeyde kusurlu olduğu, davalının sigortalısı araç sürücüsünün ise her ne kadar ilk geçiş hakkı kendisine ait ise de davacıya ait aracın veya başkaca araçların kavşağa katılım yapma ihtimallerine binaen kavşak girişinde hızını azaltarak olası bir araç geçişine karşı gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerektiği halde bu hususta kusurlu davranarak tali düzeyde de olsa kazaya sebebiyet verdiği, her iki araç sürücüsünün kusur ağırlıklarının ATK raporunda gösterildiği şekilde %15-%85 olarak dağıtılmasının dosya kapsamı ve kaza oluş şekline uygun olduğu gözetilerek davalının sigortalısı araç sürücüsünün tali ve %85 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir. 8-Davacıya ait araçta meydana gelen hasarın onarımı sonrası değer kaybı zararı oluşup oluşmayacağı hususunda alınan 30/09/2025 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda, aracın kaza öncesi değerinin 700.000,00-TL olduğu, hasarın onarılmasının ekonomik olduğu ve kaza nedeniyle araçta 40.000,00-TL değer kaybı zararı oluşacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Rapora karşı davalı vekili tarafından sair itirazlar ileri sürülmüş ise de davacıya ait aracın kaza öncesi hasar durumu, marka, model ve segmentine göre kaza sonucu onarım gören parçaları itibariyle 40.000,00-TL değer kaybı oluşmasının piyasa koşulları ve emsal nitelikteki benzer dosyalarda alınan değer kaybı raporlarıyla uyumlu seyrettiği gözetilerek itirazlar yerinde görülmemiş ve rapor hüküm kurmaya elverişli bulunmakla davacıya ait aracın 40.000,00-TL değer kaybına uğradığı ve davalı sigorta şirketinin sigortalısının kusuru oranında 6.000,00-TL değer kaybı zararından sorumlu tutulabileceği kabul edilmişti.r 9-Davacı vekilinin 02/10/2025 tarihli değer artırım dilekçesiyle dava değeri 6.000,00-TL'ye yükseltilmiş ve kaza tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi talep edilmiştir. Davacıya ait aracın kaza nedeniyle oluşan değer kaybı zararından davalının sorumluluğu 6.000,00-TL olarak belirlenmiş olup, davalı sigorta şirketinin kaza tarihindeki poliçe teminatı 200.000,00-TL'dir. Davalı tarafça poliçe limitinden eksilme gerçekleştirecek bir ödeme yapıldığına dair savunma ve delil sunulmadığı anlaşıldığından davalının bakiye poliçe limitinin davacı talebini karşılayacak düzeyde olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı sigorta şirketinin KTK 97.maddesi gereğince ancak yazılı başvuru sonrasında temerrüde düşeceği, dosya kapsamına göre davacı vekilinin 18/09/2024 tarihinde e-posta yoluyla yazılı başvuruda bulunduğu ve davalı şirketin 8 iş günü ödeme süresinin sona erdiği 01/10/2024 tarihinde temerrüde düştüğü gözetilerek 01/10/2024 tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. Davacı tarafça avans faizi uygulanması talep edilmiş ise de zarar veren sigortalı aracın ruhsat kaydının hususi olduğu, aracın ticari amaçlı olarak kullanıldığına dair dosya kapsamına yansıyan bir delil bulunmadığı gözetilerek faiz türü olarak yasal faiz belirlenmiştir. 10-Her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de; "6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar sayılı ilamı) Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı) Yukarıda alıntılanan Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, 6.000,00-TL değer kaybından kaynaklanan maddi tazminatın davalının poliçe limiti 200.000,00-TL sorumluluk sınırı aşılmamak kaydıyla davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarına temerrüt tarihi 01/10/2024'ten itibaren yasal faiz işletilmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın davacıdan 427,60-TL peşin harç ile 187,60-TL tamamlama harcı olarak alındığı anlaşıldığından ayrıca alınmasına yer olmadığına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 6.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL ile tamamlama harcı olarak yatırılan 187,80-TL toplamı 615,40-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça sarf edilen 427,60-TL başvuru harcı, 449,00-TL posta ve tebligat ücreti, 4.500,00-TL bilirkişi ücreti, 9.500,00-TL ATK fatura bedeli toplamı 14.876,60-TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, dava değerinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesinde gösterilen İstinaf kanun yolu başvuru sınırının altında kalması nedeniyle kesin nitelikte olduğu ve kanun yoluna başvurulamayacağı açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/11/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/897, K. 2025/1004, T. 11.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-897-e-2025-1004-k-b25899b47cf3