İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/885 E. 2025/749 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/885
- Karar No
- 2025/749
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/885 Esas KARAR NO : 2025/749 Karar
DAVA : İstirdat DAVA TARİHİ : 05/08/2024 KARAR TARİHİ : 18/09/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/08/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı taraf Büyükçekmece ..... Asliye Hukuk Mahkemesinin .... Esas, ... Karar sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı alacaklınınr, müvekkili aleyhine: Büyükçekmece ... İcra Dairesi .... ( Büyükçekmece ... İcra Dairesi ... Esas ) Esas Sayılı dosyası üzerinden başlattığı takip ile, aslen hakkı olmadığı bir alacağı, kötü niyetle ve müvekkilini zarara uğratmak kastıyla tahsil ettiğini, davalı alacaklının kötü niyetli olarak başlattığı ve haksız biçimde tahsil etmeye çalıştığı faturaya konu borcun bulunmadığının tespit edilmesi ve devamında tahsil edilen miktarın istirdadı için iş bu davayı açmak gerektiğini, davalı alacaklının, müvekkili aleyhine, aslen hak kazanmış olmadığı sözde alacağı için kötü niyetle 22.03.2023 Tarihinde icra takibi başlattığını, taraflarınca haksız ve dayanaksız olarak tanzim olunan ödeme emrine, süresi içerisinde itiraz edilmişse de müvekkilinin dosya borcunu haciz tehdidi altında ödemiş; davalının, davacı müvekkilden sözde alacağını bu yolla tahsil etmiş olduğunu, dilekçe ekinde sundukları belgeler ve banka dekontları ile firmaların faturaları belirttikleri üzere icra dosyasına konu borcun, unsurlarını taşımadığından borç niteliği kazanmadığını, bu sözde borcun tahsilinin yasaya ve usule aykırı olduğunu, var olduğu iddia edilen borcun haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi, hem asıl alacağın hem de işletilen sözde faiz ve faiz oranı hukuka, borç ilişkilerine aykırı olduğunu, icra takibi dolayısıyla müvekkiline, ilgili icra dosyasından müteaddit defalar tebligat gönderilmiş fakat tebligatlar hiçbir şekilde müvekkiline tebliğ edilmemiş, tebligatların müvekkiline ulaşmaması nedeniyle takip kesinleşmiş olup, müvekkilinin haciz işlemleri ile öğrenmiş ve ödemiş olduğunu ancak gerçekte takibe konu borcun borçlusunun müvekkili olmadığını, davalı tarafın icra dosyasında vekil olarak bulunan avukatın bildirdiği rakamın vekil hesabı olan ... Bankasındaki hesabına gönderilmiş olup, alacaklı vekili haricen tahsil bildiriminde bulunup dosyada bulunan hacizlerin kaldırılmasının müvekkili tarafından yaptırıldığını, müvekkili şirket ile davalı arasında herhangi bir sözleşme olmadığı, davalının icra takibine konu ettiği ürünlerin müvekkili şirket ile yapılmış bir sözleşme veya irsaliye ile teslim ettiğine dair herhangi bir belgenin de bulunmadığı, iş bu nedenle müvekkilinin herhangi bir sorumluğu ve borcu bulunmadığını beyan ederek, müvekkilinin davalı alacaklıya borçlu bulunmadığının tespitine, Büyükçekmece .... İcra Dairesi ... ( Büyükçekmece ... İcra Dairesi ... Esas ) E. Sayılı dosyasına konu takibin bu şekilde iptaline, müvekkilinin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 248.332,72-TL’nin istirdatına, ödeme tarihi olan 17/07/2024 -18/07/2024 Tarihinden itibaren yasal faizi ile istirdadına, her türlü yargılama harç ve masrafları ile ücret-i vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalının usulüne uygun tebligata rağmen süresinde dosyaya sunulan herhangi bir cevap dilekçesi bulunmamaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesinin .... Esas, .... Karar sayılı, 06/08/2024 tarihli ilamıyla verdiği görevsizlik kararı ile dosya mahkememizin yukarıdaki esas numarasına kaydedilmiştir. Taraflara ön inceleme duruşmasının usulüne ilişkin tebligat yapılmıştır. Dava, İİK m. 72/7 uyarınca açılan istirdat davasıdır. Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosunun ... Başvuru Numaralı, ... Dosya Numaralı dosyasında; 31/07/2024 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı. Dosya kapsamında bulunan Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı (Büyükçekmece ... İcra Dairesi ... Esas) icra dosyasının incelenmesinde; davalı takip alacaklısı tarafından davacı takip borçlusu aleyhine 92.070,93-TL ... nolu faturalardan kaynıklı alacak, (İstenen: Yıllık TTK.1530. Madde Temerrüt Faizi), 94.777,60- TL 3 Nolu faturadan kaynaklanan alacak (İstenen: Yıllık TTK.1530. Madde Temerrüt Faizi), 5.561,46-TL diğer faiz, 762,76-TL diğer faiz, 193.172,75-TL olmak üzere toplam alacak bakımından 23/03/2023 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak faturaların gösterildiği, dosyaya yapılan itiraz olmaması nedeniyle haciz kararı verildiği, davacı tarafça takibe konu borcun ödenmesi nedeniyle hacizlerin kaldırıldığı tespit edilmiştir. Uyuşmazlık, Büyükçekmece İcra Müdürlüğünin .... Esas sayılı dosyasındaki takibe konu faturalar nedeni ile davacının borçlu olup olmadığı, icra takibi sonunda EFT yolu ile yapılan ödeme nedeni ile istirdat davasının süresinde açılıp açılmadığı, istirdat davasının şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı tespit edildi. Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde 04/03/2025 tarihine inceleme günü verilmiş olup inceleme gününde hazır olan davacı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmıştır. Dosyanın bilirkişiye verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan 04/04/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; "Davacı tarafın davaya konu istirdat talebinin 248.332,72 TL tutar üzerinden olduğu, davalı tarafın takibe konu ettiği cari hesaba ilişkin davacı tarafa düzenlediği 2022-2023 yılına ait 6 adet ve KDV dahil 486.848,53 TL tutarlı faturanın olduğu, davalı tarafın 486.848,53 TL fatura tutarının 186.848,53 TL tutarı üzerinden 186.848,53 TL asıl, 6.324,22 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 193.172,75 TL alacak üzerinden takibe geçtiği, dosya muhteviyatına sunulan takip dosyasının 13.07.2023 tarihli kapak hesabına göre takip dosyasının bakiye borç miktarının 248.332,72 TL olarak hesaplandığı, öncelikle davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip ve dava tarihi itibariyle davalı tarafa 486.848,53 TL borçlu olduğu fakat davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, bu nedenle taraflar arasındaki borç-alacak durumunun tespiti açısında herhangi bir inceleme, karşılaştırma ve değerlendirmenin yapılamadığı, davalı tarafın takibe konu ettiği cari hesaba ilişkin alacaklı olduğunu ticari defter ve kayıtlarıyla birlikte ispat etmesi gerektiği, dosya muhteviyatına sunulan belge ve bilgiler üzerinden değerlendirme yapılarak nihai takdirin mahkemeye bırakıldığı, yapılan iş bu değerlendirmenin davalı tarafın düzenlediği faturalar ile davacı tarafın yaptığını iddia ettiği ödemeler üzerinden olduğu, davacı tarafın dosya muhteviyatına davalı tarafa yaptığını iddia ettiği ödemelere ilişkin 2022-2023 yılına ait toplam 19 adet ve 821.778,46 TL tutarlı ödeme dekontu sunduğu, iş bu dekontlara ilişkin tespit, inceleme ve değerlendirmelerin yukarıda detaylı olarak yapıldığı, davalı tarafın takibe konu etmediği fatura tutarının 300.000,00 TL, takibe konu ettiği 186.848,53 TL fatura tutarının 13.07.2023 tarihli takip dosyası kapak hesabının 248.332,72 TL olduğu, davacı tarafın yaptığı ödeme ile davalı tarafın düzenlediği fatura tutarı arasında ortaya çıkan 273.445,74 TL tutarın davacı taraf lehine olduğu, davacı tarafın 248.332,72 TL tutar istirdat talebinin sayın mahkemenin takdirine bırakıldığı, tarafların tazminat, muhakeme masrafları ve benzeri taleplerinin mahkemenin takdirine ait olduğu " görüş ve kanaatini bildirir raporunu ibraz etmiştir. Bilirkişi raporunun hükme elverişli olmadığı anlaşılmakla; Takibe konu 2022 tarihli .... numaralı faturalar yönünden takip başlatıldığı ve davalının istirdat talebinin ve ödemelerinin de bu kapsamda incelenmesi gerektiği, öncelikle davacının bu faturalar nedeni ile davalıya borçlu olup olmadığı borçlu olmadığı tespit edilir ise her bir faturaya ilişkin ödeme tarihlerinin belirtilmek sureti ile ayrıntılı ve denetime elverişli ek rapor sunulması amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdii edildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan 15/06/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; "Dosya muhteviyatına sunulan ödeme dekontlarından, 1 adet ve 200.000,00 TL olanının gönderen ve alıcı kısmında tarafların unvanlarının yer aldığı, 1 adet ve 50.000,00 TL olanının gönderen kısmında dava dışı ... ve alıcı kısmında davalı tarafın unvanlarının yer aldığı, 5 adet ve 30.250,00 TL olanının gönderen kısmında davacı tarafın ve alıcı kısmında dava dışı .... unvanlarının yer aldığı, 10 adet ve 94.080,00 TL olanının gönderen kısmında dava dışı ... ve alıcı kısmında dava dışı ... unvanlarının yer aldığı, 2 adet ve 447.448,46 TL olanının gönderen kısmında dava dışı ... İnş. Gayrimenkul Uluslar. Danış. ve alıcı kısmında ... unvanlarının yer aldığı, İş bu ödemelerin tamamının davacı tarafın yasal defterlerine işlenmediği, davalı tarafın yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, davalı tarafın takibe konu etmediği fatura tutarının 300.000,00 TL, takibe konu ettiği 186.848,53 TL fatura tutarının 13.07.2023 tarihli takip dosyası kapak hesabının 248.332,72 TL olduğu, davacı tarafın yaptığı ödeme ile davalı tarafın düzenlediği fatura tutarı arasında ortaya çıkan 273.445,74-TL tutarın davacı taraf lehine olduğu, netice itibariyle, davalı tarafın takibe konu ettiği, daha sonra tahsil ettiği ve davacı tarafın istirdat talebine konu fatura tutarlarının, davacı tarafından yapılan ödemelerin ticari defterlerinde yer almaması, davalı tarafın ticari defterlerini incelemeye sunmaması ve ödeme dekontlarının/belgelerinin açıklama kısımlarında herhangi bir fatura detayının/bilgisinin olmaması yüzünden davacı tarafından yapılan ödemelerin takibe konu fatura bazlı tespitinin, başlı başına ve bire bir eşleştirmesinin mümkün olmadığı/olamayacağı, davacı tarafından yapılan tüm ödemelerin açıklamalarının tek tek tablo haline getirildiği ve rapor içerinde irdelendiği, rapor sonunda dosya muhteviyatına sunulan tüm belge ve bilgiler üzerinden hesaplama yapılarak davacı tarafın 248.332,72 TL tutarlı istirdat talebinin mahkemenin takdirine bırakıldığı," görüş ve kanaatini bildirir ek raporunu ibraz etmiştir. Bilirkişi raporları HMK 280. Maddesi uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelere ve “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). HMK'nın 222.maddesine göre; ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Somut olay bakımından dosya incelendiğinde; davalı taraf davacı taraf aleyhine Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... Esas Sayılı dosyasında, 2022 tarihli ... numaralı faturalar yönünden takip başlatıldığı davacının 18/07/2023 tarihinde icra dosyasına ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Bu hali ile davacının ödeme (18/07/2023) tarihi ile arabuluculuk başvuru tarihi (11/07/2024) tarihleri arasında 1 yıllık hak düşürücü süre geçmeden davanın açıldığı İİK 72/7 uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacının iddiası takibe konu faturalar bakımından borcunun olmadığı iddiası ile iş bu dava açılmıştır. Menfi tespit ve istirdat davalarında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Bu kapsamda bilirkişi incelemesi yapılmış olup, bilirkişi incelemesinde ise davalı tarafın takibe konu etmediği fatura tutarının 300.000,00 TL, takibe konu ettiği 186.848,53 TL fatura tutarının 13.07.2023 tarihli takip dosyası kapak hesabının 248.332,72 TL olduğu, davacı tarafın yaptığı ödeme ile davalı tarafın düzenlediği fatura tutarı arasında ortaya çıkan 273.445,74-TL tutarın davacı taraf lehine olduğu tespit edilmiştir. Bu hali ile davalı taraf alacaklı olduğunu ispatlayamadığından, davacının Büyükçekmece .... İcra Dairesinin .... ( Büyükçekece .... İcra Dairesi ... E) sayılı dosyasında davacı tarafından fazladan ödendiği tespit edilen 248.332,72-TL nin İİK madde 72/7 uyarınca 18/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdadı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilecek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; AÇILAN DAVANIN KABULÜNE, 1-Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... ( Büyükçekece ... İcra Dairesi .... E) sayılı dosyasında davacı tarafından fazladan ödendiği tespit edilen 248.332,72-TL nin İİK madde 72/7 uyarınca 18/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan İSTİRDADI İLE davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 16.963,60-TL ilam harcın davacı tarafından yatırılan 3.275,05-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 13.688,55-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvuru harcı, 3.275,05-TL peşin nispi harç, 60,80-TL vekalet harcı, olmak üzere toplam 3.763,45-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 6.369,00-TL toplam yargılama giderlerinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Büyükçekmece Arabuluculuk bürosunun arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili hazineye irat kaydına, 7-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen olunan 39.733,24-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Mahkemece verilen kararın niteliği nazara alınarak davalı tarafın yapmış olduğu masrafın yine davalı üzerine bırakılmasına, 9-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince tarafların talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/09/2025
Katip ... ¸e-imzalı Hakim ... ¸e-imzalı