İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/870 E. 2025/342 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/870
Karar No
2025/342
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/870 ESAS KARAR NO : 2025/342 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 08/11/2024 KARAR TARİHİ : 22/04/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ------------Ş. müşterilerin ihtiyaçlarını karşılayan otomobil, konut ve ferdi kaza sigortalarının yanı sıra nakliyat, mühendislik, tarım, iş yeri sigortaları gibi çok çeşitli ürün ve hizmetler sunan bir sigorta şirketi olduğunu, ----------- 22/11/2018 tarihli ve ---------- sayılı ilanına göre --------.Ş. bu tarihte ----------Ş.’ye devredildiğini, 23/11/2010 günü, dava dışı ----------- sevk ve idaresindeki ------------ plaka sayılı araç ile yine dava dışı ---------- sevk ve idaresindeki --------- plaka sayılı aracın çarpışması sonucu ölümlü-yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, bu trafik kazası sonucu ------------ plakalı araç içerisinde yolcu olarak bulunan ---------- vefat ettiğini, meydana gelen kazada tüm kusurun hız sınırı üzerinde seyreden ve şerit ihlali yapan------------ plakalı araç sürücüsüne atfedildiğini, destekten yoksun kalan ----------- eşi ---------, destekten yoksun kalma tazminatı istemiyle ----------- Esas sayılı dosyası üzerinden ------------ Genel Müdürlüğüne dava açıldığını, ancak Mahkemenin -----------E. Sayılı kararıyla açılan davayı, ----------- Şirketine yönlendirilmesi gerektiğini belirterek pasif husumet yokluğu sebebiyle reddettiğini, bunun üzerine ------------ E. Sayılı dosyası ile davanın ----------- Şirketine yöneltildiğini, ancak bu defa da ---------- E. Sayılı kararıyla kaza tarihinde araç malikinin davalı sigorta şirketi nezdinde geçerli bir sigorta sözleşmesinin bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verildiğini, ------------ Sayılı kararı temyiz edildiğini, ------------ Sayılı kararıyla ------------ Asliye Hukuk Mahkemesinin kararını onadığını, Yargıtay tarafından karşı taraf ----------Ş. Olarak belirtilmişse de, ------------- 22/11/2018 tarihli ve ---------- sayılı ilanında ------------Ş.’nin -----------Ş.’ye devredildiği görülmekte oldğunu, bunun üzerine ----------- müvekkilinin -----------Ş.'yi arabuluculuk görüşmelerine davet ettiğini, ------------- Arabuluculuk Bürosu, ------------- numaralı son tutanağından anlaşılacağı üzere tarafların başvuru konusu tazminat konusunda anlaşmış ve müvekkili -------------Ş.'nin toplamda 50.000 TL tazminat ödemeyi kabul ettiğini, anlaşılan tutar üzerinden ------------Ş tarafından 08.09.2020 tarihinde ----------- avukatı ----------- hesabına 50.000 TL ödeme gerçekleştirildiğini, ilgili ödemeye istinaden müvekkili şirketin rücu hakkı dolayısıyla------------ İcra Müdürlüğü ----------- Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, borçlu tarafından yapılan hukuka aykırı haksız itiraz sonucu dava sürecine geçildiğini, daha sonra dava dışı ----------- vekili ---------- tarafından, müvekkili ---------Ş nezdinde ----------- Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı ------------ plakalı aracın karışmış olduğu trafik kazası sonucu dava dışı ---------- yaralanması neticesinde meydana gelen geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve tedavi/bakıcı gideri talebine ilişkin zarar dolayısıyla, önce dava şartı arabuluculuğa başvurulmuş, anlaşılamadıktan sonra müvekkil -----------Ş.’ye karşı ---------- E. sayılı dosyası nezdinde dava açıldığını, 19.05.2023 tarihinde --------- E. Sayılı davanın tarafları --------- vekili --------- ve müvekkil şirket ----------Ş arasında ibraname imzalandığını, imzalanan ibraname üzerine müvekkili şirket tarafından 24/05/2023 tarihinde ------------ vekili ----------- hesabına, taraflarca imzalanan ibranamede anlaşılan tutar olan 237.419,04 TL ve ------------ tarafından düzenlenen makbuza istinaden 37.684,19 TL avukatlık hizmeti, 23.244,23 TL kdv ve stopaj olmak üzere toplam 298.347,46 TL ödeme yapıldığını, zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında tazminat ödemesini gerçekleştiren müvekkili sigorta şirketinin, sigortalısına rücu hakkı kapsamında ilgili tazminat bedelinin davalı tarafından müvekkili sigorta şirketine ödenmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından tarafından rücu hakkına ilişkin olarak davalı aleyhine ---------- İcra Müdürlüğü ----------- E. sayılı dosyasıyla icra takibine başlandığını, borçlu tarafından, borca ve tüm ferilerine haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak itiraz edildiğini, taraflarınca arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve taraflarca uyuşmazlık konularında anlaşılamadığını, Davacı müvekkili şirket ------------Ş.'nin sigorta hizmeti sunan ticari şirket olduğundan görevli mahkemenin Asliye Ticaret mahkemeleri olduğu açıkça görülmekte olduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemeye ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini beyan ederek davanın kabulü ile, davalının---------- İcra Müdürlüğü ------------ E. Sayılı dosyasına vaki haksız ve kötü niyetli itirazlarının iptaline ve takibinin devamına, davalı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilemesini taleple dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olmadığını, davacı tarafından müvekkili aleyhine açılan aynı davaya ilişkin olarak İstinaf Mahkemesi, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğuna karar verdiğini, bu doğrultuda, huzurdaki davaya da Tüketici Mahkemelerinin bakması gerektiğini, bu sebeple görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, müvekkili ------------ 24.09.2010 tarihinde kendisine ait olan ----------- Plakalı ------------ Model ------------ marka aracını dava dışı ------------ noter satış sözleşmesi ile satarak devrettiğini, o sırada ------------- bulunan müvekkilinin söz konusu satışı araç satışı için ------------ özel vekaletname vererek gerçekleştirdiğini, bu satış işleminden sonra müvekkilinin satışa konu araç ile hiç bir irtibatı veya hizmet ilişkisi vb. bağı kalmadığını, söz konusu noter satış işleminden tam iki ay kadar sonra muhtemelen aracı satın alanın yakını tarafından araç kullanıldığı sırada trafik kazasına karıştığını, doğal olarak müvekkilinin bu kazadan herhangi bir haberi olmadığı gibi kaza ile herhangi bir ilişkisi ve sorumluluğun da olmadığını, kazadan 11 yıl sonra müvekkiline öncelikle 09.04.2021 tarihinde -----------Ş. Tarafından ihtarname gönderilerek, 23/11/2010 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeniyle -----------Ş'nin ödediği 50.000TL 'nin rucuen karşılanması ve 7 gün içinde belirtilen hesaba yatırılmasının istendiğini, müvekkilinin 13/04/2021 tarihinde cevabi ihtarname göndererek bahsedilen ----------- Plakalı aracı 24.09.2010 tarihinde ---------- Noterliği nezdinde resmi olarak satışını yaptığını ve devrettiğini, kaza tarihinde araç ile herhangi bir bağlantısı ve sorumluluğu olmadığını bildirdiğini, daha sonra ise -----------Ş tarafından ----------- İcra Dairesi ------------ dosyasına ait 29/06/2021 tarihli ödeme emrinin müvekkiline tebliğ edilerek 53.624,66TL kaza sebebiyle ödenmesi istendiğini, müvekkilinin ise ödeme emrine süresi içerisinde dayanak noter devir sözleşmesi ile itiraz ettiğini, ancak davacı şirketin tamamen art niyetli şekilde farklı tarih ve yerlerden icra takibi yapmayı sürdürdüğünü, davacı tarafın bu defa ----------- İcra Dairesi ----------- Esas numaralı dosyası üzerinden aynı trafik kazasına istinaden toplam 301.209,07TL tutarında müvekkilİ aleyhine takip başlatarak 05/07/2023 tarihli ödeme emrinin müvekkiline tebliğ edildiğini bu tebligatın da müvekkilinin süresinde yaptığı usulüne uygun itiraz ile durdurulduğunu, ezcümle yargılamaya konu dosyada müvekkilinin aracını resmi ve gerçek olarak noter üzerinden yaptığı araç satışından iki ay sonra 23/11/2010 tarihinde bir trafik kazası gerçekleştiğini, müvekkili ile hiç bir ilgisi, bağlantısı olmadığı ve hukuki olarak da hiç bir sorumluluğunun bulunmadığı bu trafik kazası nedeniyle davacı sigorta şirketi tarafından müvekkiline defalarca icra ödeme emri yollandığını ve yine aynı gerekçe ile iş bu davanın açıldığını, itirazın itirazın iptali veya kaldırılması davasının ön şartlarından bir tanesinin usulüne uygun yapılmış bir icra takibinin olması olduğunu, ancak davaya konu icra takibi mükerrer olması hasebiyle usulüne uygun yapılmış bir takipten söz edilemeyeceğini bu sebeple dava şartının gerçekleşmediğinden davanın reddi gerektiğini, davacı şirketin müvekkili aleyhine aynı konu hasebiyle ----------- İcra Müdürlüğünün ------------ E. Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, bu icra takibine yapmış oldukları itiraz neticesinde icra takibi durduğunu, davacının itirazı sonrasında ---------- Esas sayılı dosyasıyla itirazın iptali davası açıldığını, yapılan yargılama neticesinde müvekkili haklı bulunmuş ve davanın reddine karar verildiğini, davacı tarafın yapmış olduğu istinaf başvurusunda ise görevli mahkemenin ----------- Tüketici Mahkemeleri olması sebebiyle bozma kararı verilerek dosya görevli mahkemeye gönderildiğini, tarafların ve konunun aynı olması sebebiyle ----------- E. Sayılı dosyasının celbini talep ettiklerini, trafik kazasının meydana geldiği tarihte davalı müvekkilinin aracının maliki yada işleteni olmadığı gözetilerek, davalı hakkındaki davanın taraf ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmesi gerektiğini, kazanın meydana geldiği tarihte davalı ------------- aracın maliki veya işleteni olmadığı gözetilerek bu davalı hakkındaki davanın pasif husumet ehliyeti bulunmadığından reddi gerekmekte olduğunu, davanın esas bakımından haksız ve hukuka aykırı olmakla birlikte zamanaşımına uğradığının sabit olduğunu, bu anlamda 2010 yılında gerçekleşen trafik kazasından 15 yıl sonra alacak takibinde bulunulması eyleminde Sigortacının rücu zamanaşımı süresi geçtiğini, kaza tespit tutanağı ve ruhsat belgesine göre zaten kaza tarihindeki hukuki/cezai sorumluluğu olan kişiler belirlidir, buna karşın müvekkile karşı rücu yapılamayacağının açık olduğunu, müvekkilin satış nedeniyle bildirimde bulunup bulunmamasının sonucunun ancak idari bir yaptırımı gerektirecek, hukuki/cezai sorumluluk doğurmayacağını, müvekkilininin sigortacıya karşı olan bildirim yükümlülüğünün sonucunun ancak bir idari yaptırım olabileceğinin açık olduğunu, davacının icra ve alacak talebini açıkça kötü niyetli olarak gerçekleştirdiğini bu nedenle kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddine, dosyaya bakmakla görevli Mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olması sebebiyle görevsizlik kararı verilmesine, kötü niyetli davacının %20' den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, takip giderleri ve avukatlık vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflar arasında görülmekte olan dava; Zorunlu Trafik Sigortacısı tarafından zarar gören üçüncü kişiye poliçe kapsamında ödenen tazminatın, sigortalıdan rücuan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir. Dava şartı niteliğindeki görev sorunu kendiliğinden ve öncelikle incelenmelidir. 28/11/2013 tarihli ---------- yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır.6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Bundan ayrı; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin Ticaret Mahkemesi'nin görev alanına girdiği düzenlenmiş olup,Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Somut olayda davalı gerçek kişi olup, davacı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ----------- plaka sayılı aracın kullanım amacı dosyada mevcut araç tescil kaydında Yük Nakli - Hususi olarak gösterilmiştir. Davalı ile davacı sigortacı arasında düzenlenen poliçede de aracın ticari amaçla kullanıldığı konusunda herhangi bir belirleme bulunmamaktadır. Bu durumda, davalı gerçek kişi tüketici konumunda olup, davacı sigorta şirketi ile aralarında aktedilen sigorta sözleşmesi de bir tüketici işlemidir. Ayrıca, ----------- plaka sayılı araç cinsinin kamyonet olarak gösterilmiş olması da davacı ve davalı arasında düzenlenen poliçeyi tek başına tüketici işlemi olmaktan çıkarmaz.Dava 05/01/2023 günü, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yürürlüğe girdikten sonra açıldığına göre, mahkemece görülmekte olan dava bakımından görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.'nın 114(1)/c maddesinin yollamasıyla HMK.'nın 115(2). Maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, 2-HMK.'nın 20.maddesi uyarınca, iş bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık süre içerisinde başvuru halinde, dava dosyasının görevli ------------ Nöbetçi Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK.'nın 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE, 4-Karar kesinleştiğinde HMK'nun 20/1. maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süre içinde başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemesine gönderilmesine, belirlenen süre içinde başvurulmadığı takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, Dair, davacı vekilinin ve davalı asilin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/04/2025

Atıf: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/870, K. 2025/342, T. 22.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-870-e-2025-342-k-b98036bc03c4