İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/833 E. 2026/255 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/833
- Karar No
- 2026/255
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/833 KARAR NO : 2026/255
DAVA : İtirazın İptali (Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/10/2024 KARAR TARİHİ : 11/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İcra dosyası kapsamında borçlunun borca ettiğini, ancak kendilerine borçlunun itirazının tebliğ edilmediğini, itirazın iptali davasında sürenin başlaması için borca itiraz talebinin alacaklıya tebliğ edilmiş olmasının gerektiğini, bu durumun İcra İflas Kanunu Madde 67/1'de: "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.” şeklinde de hüküm altına alındığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.06.2019 tarihli ve -----sayılı kararında da: "Alacaklı tarafından itirazın iptali davasının, borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde açılması zorunludur." şeklinde açıklanarak aynı ilkenin benimsendiğini, açıklanan nedenler göz önünde bulundurulduğunda borçlunun itirazının kendilerine tebliğ edilmediğini ve itirazın sistem üzerinden öğrenildiğini, işbu sebeple dava şartı ve zorunlu olan arabuluculuğa başvurulduğunu, taraflar arasında anlaşma sağlanamaması üzerine huzurdaki davanın ikame edildiğini, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki sonucu mal ve hizmet alımına ilişkin ----- Esas sayılı icra dosyası ile takibe dayanak teşkil eden, ekte sunulan cari hesap muavin defter kayıtlarından da görüleceği üzere davalı tarafın müvekkili şirkete borcunun bulunduğunu ve söz konusu dosya ile icra takibine geçildiğini----İcra Dairesi ----- Esas sayılı icra dosyasından düzenlenen ödeme emrinin davalı ----- tebliğ edildiğini, davalı tarafından ödeme emrinin tebliğine yapılan itirazı sonucunda ---- İcra Hukuk Mahkemesinin 09.10.2023 tarih ve -----sayılı kararı ile ödeme emri tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olan 06.09.2023 olarak düzeltilmesine karar verildiğini, davalı şirket tarafından icra takip dosyasındaki asıl alacak ve ferilerine haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunarak takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalının, alacağın likit ve muayyen olmasına rağmen haksız ve kötüniyetli olarak yukarıda esas numarası verilen icra dosyasında borca, borcun ferilerine haksız ve kötüniyeti, olarak itiraz ettiğini, itirazın iptali ve icra ve inkar tazminatı talepleri için huzurda ülecek olan dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna dava şartı olduğundan başvurulduğunu, söz konusu arabuluculuk görüşmesinde anlaşamama tutanağının düzenlendiğini belirterek sonuç olarak özetle öncelikle dosya muhtevasındaki delillerden ve tarafların BA ve BS formlarının celbedilmesi suretiyle yaklaşık ispatın sağlandığının kabulü ile İİK.nun 257 ve devamı madde hükümlerinde öngörülen koşullar gerçekleşmiş bulunduğundan davalı borçlunun dava konusu meblağı karşılar nitelikteki menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, davalı tarafından ---- Esas dosyasına yapılan borca itirazın iptaline ile takibin devamına, takibe haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin işleyecek faiziyle birlikte davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ödeme emrinin şirket çalışanı olmayan bir şahsa tebliği nedeniyle yapılan itirazın haklı bulunduğunu, ---- İcra Hukuk Mahkemesi kararıyla tebliğ tarihinin 06.09.2023 (öğrenme tarihi) olarak düzeltildiğini, süresinde yapılan itiraz neticesinde icra takibinin durdurulduğunu, davacı şirket ile müvekkil şirket arasında mail silsilesi ve 31.12.2022 tarihli "Virman Yazısı" ile mutabakat sağlandığını, buna göre; huzurdaki davanın, hukuka aykırı dayanaklarla açıldığını, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, buna karşın davacı tarafın müvekkili şirkete borcunun bulunduğunu, ---- talebi üzerine taraflar arasında yapılan hesap devir protokolleri ile ----- diğer grup şirketi olan dava dışı ---- olan borçlarının ----- devredil taraflar arasında mutabık kalınmış olan 31.12.2022 tarihli Virman Yazısı isimli protokol (EK-2: Virman Yazısı) uyarınca-----olan 74.000,00-USD tutarındaki borcunun ----devrine karar verildiğini, ayrıca yine---- keşide ettiği 205.000,00 TL tutarlı çekin de ----devredildiğini, böylece davacı yanın icra takibine dayanak olarak sunmuş olduğu cari hesap dökümlerini kabul etmemekle birlikte takip konusu tutar doğru olsaydı dahi -/-- davalı müvekkiline olan borçlarından mahsup edildiğinde de her halükarda borçlu tarafın kendisi olduğunu, 1.700.000 USD bedelli projede, müvekkilinin tüm yükümlülüklerini (ekipman teslimi ve işletmeye alma) 03.06.2023 tarihi itibarıyla tamamladığını, davacının, bu ödemelerin ----- aktarılmasından sorumlu olduğunu, ancak 115.000 USD tutarındaki bakiyenin hala ödenmediğini, davacının iddia ettiği borcun mevcut olmadığı gibi, mahsup işlemleri yapıldığında aslında davacının müvekkiline borçlu olduğunun ortaya çıkacağını, davacının sunduğu cari hesap özetinin tek başına delil olamayacağını, yevmiye ve kebir defterleri ile karşılaştırılması gerektiğini, gerçeğin ortaya çıkması için hem davacının hem de müvekkilinin ticari defterlerinin teknik incelemeden geçmesini, davacının, müvekkilinden alacağı olmadığı gibi aksine borçlu olduğunu bilmesine rağmen icra takibi başlatmasının kötü niyeti gösterdiğini, bu kapsamda; haksız davanın reddi ile davacı aleyhine 9420'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava konusu uyuşmazlığın tacirler arasında bakiye alacak için başlatılan icra takibine karşı açılan itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır.Davacı şirket takibe konu alacağın yapılması planlanan ancak yapılmayan bir proje sebebiyle davalıya ödenmiş paranın, proje yapılmaması sebebiyle 65.273,80 Euro'nun iadesi için icra takibi başlatarak itiraz üzerine itirazın iptali davası açtığı görülmüştür. Davalı şirket, cari hesap dökümlerini kabul etmemekle birlikte dava dışı grup şirketleri olan ------ davacının borcu olduğunu, cari hesap dökümleri doğru kabul edilse bile grup şirketi ----- davacıdan olan alacağını virman yazısıyla virmanlaması sebebiyle kendilerinin alacaklı çıkacağını, taraflar arasında imzalanmış protokol çerçevesinde ayrıca 115.000 USD alacaklı olduklarını belirterek davanın reddini talep ettiği görülmüşütr.---- İcra Dairesinin ----. Sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının -----Şirketi olduğunun görüldüğü, toplam cari hesaptan kaynaklı 65.273,80 EUR ilamsız icra takibi yapıldığı, borca süresinde itiraz edildiği, takibin durmasına karar verildiği görüldü. Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek üzere 1 Mali Müşavir, 1 nitelikli hesap uzmanı Bilirkişi Heyetinden alanın 23/12/2025 tarihli raporda; taraflar arasında yapılan ödemelerin 676.217,00 EUR ve 2.057.500,00 TL tutarında olduğunu, davalı yan tarafından davacı yana yapılan ödemenin 75.000,00 TL tutarında olduğunu, davacı yan tarafından dava dışı ----- şirketine 74.000,00 EUR ödeme yapıldığını, BA ve BS formları incelendiğinde mal ve hizmet alımının olmadığını, ticari defterleri kesin süreye rağmen sunulmadığında sunan kişi hakkında delil teşkil edeceğini, taraflar arasında cari hesaba ilişkin ihtilaf olmadığını, ihtilafın davacının cari hesabında 3. Kişinin yaptığı virmanların bulunup bulunmadığı ve taraflar arasındaki protokol kapsamında davalının alacaklarının takas konusu olup olmayacağı noktalarında toplandığını, davalının dosyaya sunduğu 3. Kişiye ait virman yazısında 74.000,00 USD cari hesap bakiyesi ile 205.000,00 TL çek bakiyelerinin davalıya aktarılmasının istendiğini, temlik olarak kabul edilse dahi dava dışı firmaya 74.000,00 EUR ödeme yapıldığını, davacının 24.11.2022 tarihinde -- Projesi için davalıya ödeme yaptığını, dosyada hak edişe dair başka bir verinin bulunmadığını, nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi tarafından ticari defter kayıtlarına göre davalının 64.472,75 EUR alacaklı olduğun, mali müşavir bilirkişi tarafından ise kayıtlar Türk para birimi üzerinden tutulduğundan TL cinsinden 6.353.645,13 TL alacaklı olduğunu tespit ettiği görülmüştür. Bilirkişilerce TL ve EUR bazlı iki farklı alacak tutarı ortaya konulmuşsa da tutarların aynı olduğu, birinin kur olarak diğerinin kayıtların Türk Lirası üzerinden tutulmasına dayandığının görüldüğü, taraflar arasında gerçekleştirilen ödeme dekontlarında EUR bazlı ödemelerin yapıldığı, VUK m. 215 uyarınca tutulacak ticari defter ve kayıtların Türk Lirası parama birimi üzerinden tutulması zorunlu olduğundan taraflar arasındaki cari hesap ve dekontları doğrultusunda EUR olarak hesaplanan tutar benimsenmiştir. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise dava kabul edilir. Taraflar tacir olup HMK 222/2. maddesinde, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayı yaptırılmış, defter kayıtlarının birbirini doğrulaması koşulu ile tarafların ticari defterlerinin ticari davalarda delil olabileceği, 3. Fıkrasına göre "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." şeklinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılması koşulları düzenlenmiş olup taraflara verilen süre içerisinde davacı tarafın ticari defter dava kayıtlarını ibraz ettiği, davalı şirketin kesin süreye rağmen ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği görüldüğünden cari hesabın varlığına ilişkin ticari defter ve kayıtları davacı şirket lehine kabul edilmiştir. Davalı şirket aşamalardaki savunmalarının tamamında cari hesap ilişkisinin varlığını kabul etmemiş, kabul ettiği halde dahi dava dışı ------ davacının borçlarını devraldığını ve ------ projesinden kaynaklanan davacının borcu olduğunu ileri sürerek takas definde bulunmuştur. Davalı şirket süresi içinde defter ve kayıtlarını sunmadığından davacı şirketin kayıtlarında gözüken cari hesap ilişkisinin varlığı bu kayıtlar kapsamında kabul edilmiştir. Gerçekten de davalının cari hesabın mevcut olmadığı, davacı kayıtlarının yanlış olduğu yönündeki savunması, defter ve kayıtlarını sunmadığından soyut kalmış, yerinde görülmemiştir. Davalı şirketin ileri sürdüğü takasa konu ilk ilişki dava dışı grup şirketi olan ----- davacıdan alacaklı olduğuna ve bunun davalı şirkete virman edildiğine ilişkin yazı kapsamındadır. Dava dışı -----şirketinin davacıdan alacağının olduğu ve davalıya devredildiğine yönelik virman yazısında 74.000,00 USD cari hesap bakiyesi ile 205.000,00 TL çek bakiyelerinin davalıya aktarılmasının istendiği görülmüştür. Davalı şirketin ileri sürdüğü borç ilişkisinin tarafları davacı ile dava dışı ----- şirketidir. Taraflara nazaran üçüncü kişi konumunda bulunan davalı şirketin böyle bir borç ilişkisinin varlığı halinde talepte bulunabilmesi için alacağı temlik alması gerekmekte ya da dava dışı şirketin yetkilendirmesi yani havale sözleşmesinin bulunması gerekmektedir. Dava dışı ---- firması ile davalı şirket arasında davacının borçlu olduğunun ileri sürüldüğü virman yazısının davacı şirkete hitaben yazıldığı, temlik alan - temlik eden arasında irade uyuşmasını içermediği dikkate alındığında temlik sözleşmesi niteliğinde değildir. Virman yazısının havale sözleşmesi kapsamında kabul edilmesi de mümkün değildir. Şöyle ki; taraflar arasında havale sözleşmesinin varlığı ve havale ödeyicisinin ifa ile yükümlü tutulabilmesi için havale ödeyicisinin ifayı kabul etmesi gerekmektedir. Davacı tarafından havale ilişkisinin varlığı da kabul edilmediğinden üçüncü kişi olan ----- davacıdan alacaklı olduğu ileri sürülerek takas definde bulunulamaz. Kaldı ki devrin geçerli olduğu ve davalının alacaklı olduğu kabul edilse dahi Bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere ticari defter ve kayıtların incelenmesi sonucu davacının dava dışı firmaya 74.000,00 EUR ödeme yapıldığı tespit edildiğinden virman yazısı kapsamında bir borcun kalmayacağı tespiti benimsendiğinden takas defi olarak ileri sürülemez. (Ayrıca davacı tarafça 74.000 Euroluk ödemeye dayanıldığı, oysa davalının dayanak yaptığı virman 31/12/2022 tarihli yazıda 74.000 USD den bahsedilmektedir.) Davalının diğer bir takas defiye konu ilişkisinin ----- Projesinden kaynaklı olarak davacıdan 115.000 USD alacaklı olduğu oluşturmaktadır. Davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını süresinde ibraz etmemesi ve davacı şirketin kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalının ----- Projesinden kaynaklı bir alacağının tespit edilemediği, davaya sunduğu protokol ve sözleşmelerin taraflar arasında bir ilişkinin mevcudiyetini göstermesi söz konusu olabilirse de sözleşmeden kaynaklanan ödenmeyen ve muaccel bir borcun varlığının ortaya koyulamadığı, bu durumun Bilirkişi incelemesiyle de tespit edildiği görülmüştür. Davalının takasa konu ettiği iki ilişkinin de takas defi olarak ileri sürülemeyeceği kabul edildiğinden davacının ticari defter ve kayıtlarında yer alan cari hesap, ödeme dekontları doğrultusunda bilirkişilerce hesaplanan miktar benimsenerek davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE; ---. İcra Müdürlüğü’nün ----- esas sayılı takip dosyasında davalı tarafça yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile takibin 64.472,75 Euro üzerinden DEVAMINA; FAZLAYA İLİŞKİN KISMIN REDDİNE, 2-Asıl alacağa takipten tahsil tarihine kadar, takip talebi ile bağlı kalınarak yasal faizi geçmemek kaydıyla 3095 sayılı yasanın 4/A md. uyarınca faiz uygulanmasına; 3-Asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine; 4-Alınması gerekli 163.488,48-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 32.007,46-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 131.481,02-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 427,60-TL. başvurma harcı, 32.007,46-TL peşin harcın toplamı olan 32.435,06-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından sarfedilen toplam 18.130,00-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdiren (%99,01 kabul, %0,99 ret oranında) olmak üzere 17.951,08-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, 9-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.ye göre hesaplanan 353.066,43-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.ye göre hesaplanan 23.855,09-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-6325 Sayılı Kanun m. 18/A-13 uyarınca Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre takdiren (%99,01 kabul, %0,99 ret oranında) olmak üzere 3.564,47-TL'nin davalıdan, 35,53-TL'nin de davacıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere e duruşma ile bağlanan davacı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.