İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/80 E. 2025/267 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/80
- Karar No
- 2025/267
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/263 Esas KARAR NO : 2025/264
DAVA : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/12/2024 KARAR TARİHİ : 16/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde ... ve ilçelerinde meydana gelen kuvvetli yağış ve sel neticesinde müvekkili sigorta şirketi tarafından ...'ne ait ... PLAKALI aracın ... Mah. ... üzeri .../... adresinde uğradığı zarar nedeniyle dava dışı şirkete toplam ... TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin yaptığı hasar bedeli ödemesinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ödeminin yapıldığı ... tarihinden itibaren ticari (avans ) faizi ile birlikte, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacak yönünden idaremiz aleyhine açılan davanın zaman aşımı yönünden reddinin gerektiğini, sel felaketinin gerçekleştiği ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ...nin içerisinde görev yetki sorumluluğuna giren bir konu olmayıp Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yol sorumluluğuna giren bir olay olduğunu bu nedenle davanın husumet nedeniyle de reddinin gerektiğini, müvekkil ...’nün doğrudan yağmursuyu ile ilgili sorumluluğunun bulunmadığını, hasarın meydana geldiği adres itibariyle sorumluluğun Karayolları Trafik Kanunu uyarınca sorumluluk ilçe beelediyesi ..., ... ve ...'nün sorumluluğunda olduğunu, söz konusu adreste meydana gelen hasarın imar planları ve yapılaşmalarda gerekli özenin gösterilmemesi nedeniyle hasarın oluşmasında sorumlunun ...de olduğunu, bu nedenle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: dava konusu alacak yönünden idare yönünden davanın zaman aşımı yönünden reddinin gerektiğini, davanın ...na yöneltilmesinin gerektiğini, olayın meydana geldiği adres itibariyle ...nin yetki alanında olduğunu, dava konusu edilen tazminata konu olayın geçtiği adresin ... ilçesi sınırlarında ve ilçe belediyesinin sorumluluğunda olduğundan müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, olayın gerçekleştiği tarihte ...nin geçtiği güzergahta hiçbir sel, afet gibi bir ihbarın bulunmadığını, su seviyesinin yükselmediğini, araçta oluşan hasarın nasıl ve ne zaman oluştuğunun tespitinin gerektiğini, olayın gerçekleştiği tarihte AFAD yada Meteoroloji tarafından aşırı yağış uyarısının da bulunmadığını, olayın gerçekleştiği tarihte bölgeye düşen su miktarının ne kadar olduğunun, araçtaki hasarın yağıştan mı yoksa sürücünün hatasından mı kaynaklandığının araştırılmasının gerektiğini belirterek davacının araç sahibine ödediği bedelin davalıdan tahsilini istemesinin hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: öncelikle davanın zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, müvekkili aleyhine açılan davada idari yargının görevli olduğunu, müvekkili idarenin görev ve yetkilerini tam olarak yerine getirdiğini, söz konusu olayın meydana geldiği tarihte herhangi bir sel yada afetin oluşmadığını, olayın gerçekleştiği adresteki sorumluluğun ..., ... ve ...'ne ait olduğunu, yağmur sularının sebep olduğu su baskınlarından müvekkili idarenin sorumlu olmadığını, müvekkilinin meydana gelen zararın oluşumuna sebep bir eyleminin bulunmadığını tüm bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle: davanın süresinde açılmadığını ve zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, müvekkili idare aleyhine açılan davada idari yargının görevli olduğunu, 2560 sayılı Kanunun ...’nin görev ve yetkileri başlıklı 2/b maddesi uyarınca; “Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüd ve projesini yapmak veya yaptırmak;gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak,yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek” olayın gerçekleştiği adresteki oluşan zararlardan ... sorumluluğunda olduğunu, bu nedenle davanın husumet nedeniyle reddini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Dava ... tarihinde ... mevkiinde meydana gelen kuvvetli yağış neticesinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ... plakalı araçta meydana gelen hasara ilişkin yapılan ödemenin davalılardan tahsili istemi ile açılan rücuen tazminat davasıdır. Tarafların uyuşmazlık noktasının yargı yolunun caiz olup olmadığı, dava konusu araçta kuvvetli yağış nedeniyle meydana gelen hasar oluşup oluşmadığı ve miktarı ile davalıların bu hasardan kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşıldı. Mahkememizin .../... esas sayılı dosyasında ... tarihli celse ... nolu ara kararı uyarınca davacı tarafından davalılar ..., ... ve ...'ne karşı açılan rücuen tazminat istemli davanın dosyadan tefrikine, tefrik edilen davanın mahkememiz yeni esasına kaydedilmesine karar verilmiş olup tefrik edilen dosya Mahkememiz .../... Esas sırasına kaydedilerek yargılamaya bu esas üzerinden devam olunmuştur. Davanın esasına girmeden önce yargı yolu bakımından değerlendirme yapılması gerekmektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 2024/1031 Esas ve 2024/1663Karar sayılı ilamında "İdare hukukunda idarenin, idari işlem ve eyleminden kaynaklanan kamu hukuku ilkeleri doğrultusunda oluşmuş idare hukukuna özgü sorumluluğu ile özel hukuk ilkeleri doğrultusunda yaptığı sözleşmelerden kaynaklanan özel hukuk sorumluluğu olmak üzere iki tür sorumluluk hali kabul edilmektedir. İdarenin kişilere verdiği zararları tazmin yükümlülüğü, kusurlu sorumluluğuna yada kusursuz sorumluluğuna dayanabilir. İdarenin kusura dayanan sorumluluğu hizmet kusuru kavramı ile ifade edilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-3149 E. 2020/648 K. sayılı 22/09/2020 tarihli kararında belirtildiği üzere hizmet kusurunun tam ve kapsamlı bir tanımını yapmak zor olmakla birlikte genel olarak doktrinde hizmet kusuru, idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde bir takım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması, şeklinde tanımlanmaktadır (SARICA Ragıp, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, "Hizmet Kusuru ve Karakterleri", Y. 1949, C. 15, S. 4, s. 858; ATAY Ender Etem, İdare Hukuku, Ankara 2006, s. 571; YILDIRIM Turan, İdari Yargı, İstanbul 2008, s. 253). Hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi ve kötü işlemesi hallerinde hizmet kusurunun varlığı kabul edilmiştir. İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmeti ile nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) "İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı" başlıklı 2. maddesinde; idari dava türleri idari işlemler hakkında açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/4-1688 E. 2019/1374 K. sayılı 17/12/2019 tarihli kararında; "...idarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göre tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların çözümü, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlal edilenler tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine; idarece herhangi bir hakka haksız müdahalede bulunulduğu, plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak zararın tazmini davalarının haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre çözümü ise adli yargı yerine ait olacaktır. Nitekim aynı ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2014 tarihli ve 2013/4-415 E., 2014/199 K.; 16.10.2018 tarihli ve 2017/4-1458 E., 2018/1437 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Tüm bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı ... tarafından ihale edilen ve diğer davalı müteahhitin üstlendiği kanalizasyon yapımı sırasındaki kazı çalışmaları nedeniyle davacı şirkete ait kablo tesisinin zarar gördüğü ileri sürüldüğünden, dava hizmet kusuruna dayanmakta olup, tam yargı davası ile idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekir..." şeklinde karar verilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 26/12/2022 tarihli 2022/10089 E. 2022/17731 K. Sayılı kararında da; sigorta şirketi tarafından sigortalısına yapılan ödemenin rücu istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle ... ve ...ne açılan davada mahkemece yargı yolu bakımından davanın usulden reddine dair verilen karar onanmıştır. Somut olayda; davalı ... ve davalı ... yönünden hizmet kusuruna dayalı uyuşmazlığın davanın idari yargı yerinde görülmesi gerekmektedir. (...) Açıklanan nedenlerle; davalı ... yönünden adli yargının görevli olduğu nazara alındığında diğer davalılar hakkında dosya tefrik edilerek karar verilmesi gerekirken, mahkemenin tacir sıfatını haiz davalı ... yönünden de yargı yolu bakımından davanın usulden reddine dair verdiği karar dosya kapsamına uygun olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. " şeklinde belirtildiği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; Davanın ... tarihinde ... ... mevkiinde meydana gelen kuvvetli yağış neticesinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ... plakalı araçta meydana gelen hasara ilişkin dava dışı sigortalıya yapılan ödemenin davalılardan tahsili istemi ile açılan rücuen tazminat davası olduğu, her üç davalının kamu hizmeti yürüten idare konumunda olduğu ve kusurlarına dayanıldığı, yukarıda bahsi geçen emsal karardan da anlaşılacağı üzere davalı idarelerin hizmet kusuruna dayalı zarar tazmin talebinin idari yargı tarafından görülmesi gerektiği ve kusurlarının olup olmadığının idare hukukuna göre tartışılması gerektiği, mahkemelerin görevinin kanunla düzenlendiği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu, 6100 Sayılı HMK'nın 114/c maddesi uyarınca mahkemelerin görevinin dava şartı olduğu, HMK 115. maddesi uyarınca mahkeme dava şartlarının varlığını res'en araştırmakla yükümlü olduğu nazara alınarak yargı yolu caiz olmadığından ve idari yargının görevli olduğu anlaşıldığından davanın yargı yolu yönünden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davada İdari Yargının görevli olması sebebiyle HMK 114/1-b maddesi uyarınca adli yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle HMK 115/2 maddesi gereğince davanın USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gerekli ...-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar vekille temsil olunduğundan ve aynı nedenle dava red olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan ... TL maktu vekalet ücretinin tek olarak davacıdan alınıp davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, Dair; tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize sunulmak üzere herhangi bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurulmak suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/04/2025
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır