İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/765 E. 2026/434 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/765
- Karar No
- 2026/434
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/765 Esas KARAR NO : 2026/434
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 18/12/2024 KARAR TARİHİ : 16/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/07/2024 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki müvekkil şirkete kasko sigortası ile sigortalı ... plakalı kamyon, ... Caddesini takiben ... istikametine sağ şeritte seyir halindeyken yolun üzerinde bulunan ... kanalizasyon kapağının üzerinden geçmesi neticesinde kapağın yerindep çıkıp aracın deposuna çarpması sonucunda deponun delinmesi ile birlikte maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Müvekkil şirkete kasko sigortalı araçta meydan gelen zararda davalı ..., asli ve tam kusurludur. Nitekim söz konusu kanalizasyon kapağı davalıya ait olup bakım, gözetim ve denetim yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak davalı, bakım ve gözetim yükümlülüklerini yerine getirmemiş ve sigortalı aracın hasara uğramasına sebebiyet vermiştir. ... plakalı araçta meydana gelen hasara ilişkin olarak müvekkil şirket tarafından 19/08/2024 tarihinde 17.850,00 TL ödeme yapılarak kasko sigortalımızın zararı giderilmiştir. Müvekkil ... A.Ş. TTK Madde 1472 uyarınca sigortalısının haklarınahalef olduğundan sigortalıya ödenen 17.850,00 TL, meydana gelen kazada tam kusurlu olan davalı ...'ye rücu edilmektedir. TTK Madde 1472 "Sigortacı, sigorta tazminatım ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. Davalı ile yapılan arabuluculuk görüşmeleri ANLAŞAMAMA ile sonuçlanmış olup son tutanak ektedir, yukarıda açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle; davamızın kabulü ile, Fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla; 17.850,00 TL sigorta rücu tazminatının ödeme tarihi olan 19/08/2024 arifinden itibaren T.C. Merkez Bankası'nca kısa vadeli kredilere uygulanan avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz... şeklinde davanın kabulünü talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “...Dava konusu olayda müvekkil İdareye herhangi bir sorumluluk yükletilemez. Dava konusu hasarlı olayda İdarenin sorumluluğu bulmadığından işbu davanın usul ve esastan reddi gerekmektedir. görev itirazımız Huzurdaki davada, meydana geldiği iddia olunan hasarla ilgili olarak Müvekkil İdareye kusur izafe edilmek suretiyle uğranılan zararın tazmini talep edilmektedir. Uyuşmazlık Mahkemesinin dilekçemiz ekinde sunulu kararı nedeniyle huzurdaki davanın İdari Yargıda görülmesi gerekmektedir. Bu nedenle Yargı yolu dava şartı yokluğundan davanın reddi gerekmektedir. Davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Dava konusu mahalde müvekkil idare elemanlarınca herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Zira dava dilekçesi ve ekleri incelendiğinde davanın müvekkil idareye yönlendirilmiş olmasının sebebi anlaşılamamaktadır. Her rögar kapağının nedenolduğu olayda gerekli ve yeterli araştırma yapılmaksızın, gerçek müsebbibi belirlenmeden soyut iddia ve taleplerle dava açılmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın husumetten reddi gerekir. Müvekkil İdare ... 3305 sayılı yasa ile değişik 2560 sayılı yasa ile... hizmetlerini yürütmek, bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak ve kurulu olanları devralıp işletmek üzere kurulmuştur. 2560 Sayılı yasanın 2.maddesinde ...'nin görev ve yetkileri tek tek sayılmış olup, yolların yapım, Bakim ve onarimindan yahut trafiğe açik olmasindan sorumlu olduğuna dair bir görev yüklenmemiştir. müvekkil idare, yol bakim ve onarimlarindan sorumlu değildir. 5216 sayılı Kanunun 7/g bendi ve Karayolları Trafik Kanunu 10.maddesi; Görev ve yetkiler Yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak, Gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmak, Karayolu yapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve denetlemek, Karayolunda trafik için tehlike teşkil eden engelleri gece veya gündüze göre kolayca görülebilecek şekilde işaretlemek veya ortadan kaldırmak, Yol yapısı veya işaretleme yetersizliği yüzünden trafik kazalarının vuku- bulduğu yerlerde, yetkililerce teklif edilen tedbirleri almak, Çocuklar için trafik eğitim tesisleri yapmak veya yapılmasını sağlamak, Bu Kanun ve bu Kanuna göre çıkarılan yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmak." hükmü gereği, ana arterler Büyükşehir Belediyesinin, tali yollar ise ilçe Belediyelerinin yetki ve sorumluluğundadır. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7.g maddesine göre; "Büyükşehir belediyesinin yetki alanındaki meydan, bulvar, cadde ve ana yolları yapmak, yaptırmak, bakım ve onarımını sağlamak, kentsel tasarım projelerine uygun olarak bu yerlere cephesi bulunan yapılara ilişkin yükümlülükler koymak; ilan ve reklam asılacak yerleri ve bunların şekil ve ebadını belirlemek; meydan, bulvar, cadde, yol ve sokak ad ve numaraları ile bunlar üzerindeki binalara numara verilmesi işlerini gerçekleştirmek.” Büyükşehir Belediyesinin Görev, Yetki ve Sorumlulukları arasında sayılmıştır. Yolların yapım, bakım ve onarım sorumluğunun müvekkil idareye ait olmadığı halde, böyle bir durumda aleyhe dava ikame edilmesinde isabet yoktur. Şehir içi ulaşım yollarının yapımı, bakımı, onarımı ve yolların seyrü sefere açık tutulması hususundaki görev ve sorumluluğun belediyelere ait olduğu, diğer bir ifadeyle yol yüzeyinde zarara neden olabilecek her türlü kusur BELEDİYEYE ait olup ...'nin böyle bir görev ve sorumluluğunun bulunmadığı içtihatlarla da sabittir. Benzer konularda müvekkil idare aleyhine açılan rücuen tazminat davalarında, şehir içi ulaşım yollarının yapımı, bakımı, onarımı ve yolların seyrü sefere açık tutulması hususundaki görev ve sorumluluğun belediyelere ait olduğu, diğer bir ifadeyle yol yüzeyinde zarara neden olabilecek her türlü kusur belediyeye ait olup, ...'nin böyle bir görev ve sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle meydana gelen olayda davalı idarenin hizmet kusurundan söz edilemeyeceği dolayısıyla tazmin borcu bulunmadığı sonucuna varılmak suretiyle davanın reddi şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Davayı kabul anlamina gelmemekle beraber, aleyhimize açilmiş bir dava olduğundan esasa ilişkin itirazlarımızı da beyan etmek isteriz. Kaza ile müvekkil idare arasinda illiyet baği yoktur. Açılan dava ile alakalı olarak ilgili birimlerle yazışma yapılmış Abone İşleri I. Bölge Dairesi Başkanlığı'nın Müşavirliğimize gönderdiği cevabi yazıda; 03.07.2005 tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. Maddesinin I. fıkrasının (e) bendi; "Müktesep haklar saklı olmak üzere; içme kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atıksu ve yağmursuyunun uzaklaştırılmasını sağlamak; bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek; kaynak sularını işletmek veya işlettirmek” hükmünü içermektedir. Yukarıdaki Kanun hükmüne göre yağmur suyunun uzaklaştırılması Belediyelerin görevleri arasında bulunmaktadır. İdaremiz görev ve yükümlülüklerini "İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun" çerçevesinde yapmaktadır. Bu Kanunun 25. Maddesi "Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla ... tarafından yerine getirilir. Bu tesislerin yapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dahil edilemez." şeklindedir. Bu madde doğrultusunda İdaremiz ile İBB arasında yapılan Yağmursuyu Tesislerinin Yapılmasına İlişkin Ortak Hizmet Protokolünün 5.1.d Maddesinin 2. Fıkrası (b) bendine göre yağmursuyu toplama ve uzaklaştırma sistemlerinin (yağmursuyu ve dere ıslahı) kamulaştırmaları, yapımı,işletilmesi ve bakımı ana arter yollarda ..., ara arter yollarda ise ilgili ilçe belediyesi sorumluluğundadır.Söz konusu belirtilen nokta atıksu hattımız olmayıp ekteki resimde görülen baca yağmur suyu hattıdır. İşletilmesi bakım ve onarımı İBB 4. Bölge Yol Bakım Müdürlüğüne aittir.Davanın ...'ne (...) ihbarını talep ediyoruz. Olay ile sonuç arasında uygun illiyet bağı yoktur. Borçlar Kanunu 41. maddesinde, hukuka aykırı işlemin tazmin borcunu doğurabilmesi için, kasıt veya ihmal kurucu öğe olma niteliği taşımaktadır. Dava konusu olayda, müvekkil idarenin her hangi bir kasıt veya ihmali bulunmadığı gibi, meydana gelen kaza ile doğrudan veya dolaylı olarak bir ilgisi de söz konusu değildir. Hizmet kusuruna dayalı olarak açılan davada, idaremizin dava konusu zararı ödemekle yükümlü tutulabilmesi için zararın varlığı yeterli olmayıp, bu zararın idareye atfı kabil ve isnadının mümkün olmasına, zararla idari eylem veya işlem arasında illiyet bağının (neden-sonuç ilişkisinin) bulunması şartlarının bir arada gerçekleşmesi zorunludur. Zararın idari eylem veya işlemden değil de zarar görenin veya bir başkasının eyleminden doğması halinde, zararla idari eylem arasındaki illiyet bağı kesilir ve zararın idari eyleme ve idare tüzel kişiliğine bağlanması imkanı ortadan kalkar. Benzer konularda idaremiz aleyhine açılan davalarda, yukarıda zikredilen gerekçelerle davaların reddine karar verilmiştir. Dava konusu olayda müvekkil idarenin her hangi bir kasıt veya ihmali ile illiyet rabıtasının bulunmadığı aşikardır. Bu nedenle de davanın reddi gerekmektedir. Bu olay sonucunda bu boyutta maddi hasarın meydana gelmesi düşünülemez. Kaza araç sürücüsünün müterafik kusurundan meydana gelmiş olma ihtimali araştırılmalıdır. Yolun durumu, olması gereken hızın aşılıp aşılmadığı gibi hususlar ile araç sürücüsünün en kısa mesafede durabilecek şekilde hızını ayarlaması, gerektiğinde derhal fren ve direksiyon manevrası tedbirlerine başvurması, trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uyması gerekirdi. Sürücüler, seyir esnasında azami dikkat ve özengöstermek zorundadır. Yol ve hava şartlarına dikkat etmeksizin, tedbirsiz, dikkatsiz ve aşırı hızda araç kullanma halinde, illiyet bağı kesilmiş olacaktır. Eğer araç sürücüsü normal hızda seyretse idi böyle bir kazanın meydana gelip gelmeyeceği hususunun öncelikli olarak araştırılması gerekmektedir.Ayrıca, kazanın oluşundan sonra kaza tespit tutanağının tanzimi sırasında müvekkil idareye herhangi bir bildirimde bulunulmamıştır. Kaza tutanağı tamamen zarar görenin sözlü beyanına göre tanzim edilmiştir. Dolayısıyla kazanın gerçek sebebinin araştırılması ve teyit edilmesi gerekmekte olup bu durumun da usul açısından kabul edilebilmesi mümkün değildir. Talep edilen bedel, piyasa rayicine uygun olmayıp fahiş olarak belirlenmiştir. Davaya konu araçta meydana geldiği iddia edilen hasarın oluş şekli ile hasar bedeli arasında bariz bir fark görülmektedir. Bu nedenle talep edilen bedeli kabul etmiyoruz. Davaya konu alacak iddiasındaki faiz başlangıcının kaza tarihinden itibaren istenmesi hukuka aykırıdır. Zira, Davalı İdare, açılan işbu dava ile birlikte mütemerrit hale gelmiştir. Bu nedenle, faiz isteminde dava tarihi esas alınmalıdır. Yukarıda arz ve izah edilen nedenlere ve ayrıca Sayın Mahkemece retsen dikkate alınacak sair hususlara göre; Öncelikle yargı yolu itirazımızın kabulü ile, İdari yargı yolunun görevli olduğunun tespitine, Davanın öncelikle usule ayıkırılık itirazlarımız nedeniyle reddine, Davacının davasının esastan ve tümüyle reddine, Davanın ...'ne (...) ihbarını, Davacının faiz isteminin tümüyle reddine, Davacının yargılama masrafı ve avukatlık ücreti isteminin reddine, yargılama masraflarının davacı/karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini vekil sıfatıyla ve Saygılarımla arz ve talep ederim..." şeklinde talep edilmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Dosyanın mahallinde keşif yapılmak ve rapor alınmak üzere makine mühendisi ve sigorta hukukunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edildiği ve düzenlenen 06/11/2025 tarihli raporda özetle; dosya muhteviyatında bulunan, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre, 20.07.2024 tarihinde, Sürücü ..., sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracıyla ... caddesini takiben ... istikametine sağ şeritte seyir halindeyken yolun üzerinde bulunan ... kanalizasyon kapağının üzerinden geçip kapağın yerinden çıkıp aracının deposuna çarpıp depoyu delmesi sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, bu kazanın oluşumunda yolun yapım ve bakımından sorumlu kuruluşun kusurlu olduğu görüş ve kanaatine varıldığı, kaza yeri incelemesi ve sürücü beyanından anlaşıldığı netice olarak; dosya muhteviyatı belgelere ve keşif icrasına göre, yukarıda ayrıntılı şekilde izah edildiği şekilde, Sayın Mahkemenizin ara kararı gereği, delillerin takdir ve ifası için ve aynı zamanda tazminat ödemesine konu hasarın meydana geldiği yerin kimin görev ve yetkisi dahilinde olduğunun belirlenmesi, Yukarıda açıklanan teknik ve hukuki çerçeve uyarınca; Olayın meydana geldiği yer ...’nin görev ve yetkisi dahilindeki kanalizasyon altyapı elemanlarından biri olup, Yolun genel bakım sorumluluğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait olmakla birlikte, kazaya neden olan rögar kapağının bakım ve emniyetinden ... sorumlu olduğu, bu itibarla, meydana gelen zararla ...’nin bakım–gözetim eksikliği arasında illiyet bağı bulunduğu, bu nedenle hizmet kusuru yönünden ...’nin sorumluluğu bulunduğu kanaatine varıldığı, olayın poliçe teminatı kapsamında olduğu, Poliçe limitinin zararı karşılamaya yeterli bulunduğu, Poliçede muafiyet bulunmadığı, Sigortacının yaptığı ödemenin mevzuata uygun olduğu, Bu nedenle sigortacının TTK m.1472 uyarınca halefiyet hakkını kullanarak davalı idareye rücu edebileceği tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davanın; davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına, davalının kusuru nedeniyle yapmış olduğu tazminat ödemesinin rücuuna ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamından dava dışı sigortalı sürücü ..., sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracıyla ... caddesini takiben ... istikametine sağ şeritte seyir halindeyken yolun üzerinde bulunan ... kanalizasyon kapağının üzerinden geçip kapağın yerinden çıkıp aracının deposuna çarpıp depoyu delmesi sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, davacı sigorta şirketinin sigortalısının zararını tazmin ettiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık temelde; halefiyet koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, meydana gelen hasarın oluşmasında davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davacının sigortalısına ödediği tüm tazminat bedelini isteme hakkının bulunup bulunmadığı, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olup olmadığı hususundan ibaret olduğu anlaşılmıştır. TTK.'nun 1472. maddesi uyarınca; sigortacının, sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemesi ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı; ancak, sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır. Türk Ticaret Kanunu'nun 1427. maddesi gereğince; "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." hükmü uyarınca davacı Şirketin sigortalısına ödemiş olduğu tazminatı zarara sebebiyet verenlere karşı talep hakkı doğmaktadır. 6098 sayılı Borçlar Kanunu 49. Maddesi; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Hükmünü amirdir. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Düzenlemesi mevcuttur. Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur, hukuk düzeninin kurallarının bilerek ve isteyerek yada ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekecektir.Kusurun kanunlarımızda tanımı yapılmamıştır. Uygulama ve öğretide kabul görmüş tanıma göre; kusur, hukuk düzenince kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranılmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur, genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınanması olup; bu kınama, o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanır. Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğması neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararın haksız fiili ile gerçekleştiğinin diğer söylemle zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Dosyada yapılan yargılama, taraf beyanları, hasar dosyası, tutanaklar, mahallinde yapılan keşif, alınan bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, dava dışı sigortalı sürücü ...'nün sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracıyla ... caddesini takiben ... istikametine sağ şeritte seyir halindeyken yolun üzerinde bulunan ... kanalizasyon kapağının üzerinden geçip kapağın yerinden çıkıp aracının deposuna çarpıp depoyu delmesi sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, davacı sigorta şirketinin sigortalısının zararını tazmin ettiği ve sigortalısının halefi olarak iş bu davayı ikame ettiği, dosyamızdan alınan dosya kapsamına uygun denetime açık ve hükme elverişli bilirkişi raporu ile kazanın oluşumunda yolun yapım ve bakımından davalı kuruluşun kusurlu ve sorumlu olduğunun tespit edildiği anlaşıldığından, davanın kabulüne, 17.850,00 TL alacağın ödeme tarihi olan 19/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, -17.850,00 TL alacağın ödeme tarihi olan 19/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 1.219,33 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 791,73 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti dava değerini geçemeyeceğinden 17.850,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin/nisbi harcı, 4.361,50 TL keşif harcı, 12.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 5.350,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar olmak üzere toplam 22.566,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına, 7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, miktar itibariyle tarafların yokluğunda kesin olmak üzere karar verildi.16/06/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır