İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/744 E. 2025/885 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/744
Karar No
2025/885
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : KARAR NO :

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - [] UETS DAVALI : ... - ... [] UETS VEKİLİ : Av. ... - [] UETS DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 17/09/2024 KARAR TARİHİ : 21/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/10/2025

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili asıl davacı olan ... Gayrimenkul Şirketi'nin 31/05/2024 tarihinde ... ile birleştiğini, sonrasında ise ... Firmasının davalı firmaya ortak olduğunu, işbu ortaklıktan sonra, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olan ...şirketin devamı ve işleyişi için gerekli olan birçok görevini yerine getirmediğini, yöneticilik görevini usulüne uygun yerine getirilmediğini, şirketin mevcut borçları olduğunu ve davalı şirket yöneticisi mali ve vergisel anlamda yasal yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve şirkete ait tüm borçları kasıtlı olarak ortak olan müvekkiline yüklediğini, tüm bu sebeplerle şirketin haklı nedenle feshine, olmadığı taktirde müvekkilinin şirketten ayrılması halinde payının karşılığına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin diğer ortağı olan ... Gayrimenkul Ltd. Şti isimli şirketin yetkilisi olan ... şahitler huzurunda yapılan protokol ve görüşmeler neticesinde ortaklığın devam etmesinin maddi ve manevi açıdan sıkıntı doğuracağını ve kendisine ait diğer şirketleri otel adresine taşıyacağını beyan ederek .... Turz. Otelcilik A.Ş isimli şirketin tüm hisselerini devralmak istediğini ve bu nedenle diğer ortak olan ...'ye ait paylarını devralmayı taahhüt ettiğini, bu doğrultuda taraflar arasında devir bedeli olarak 6.500.000,00-TL üzerinden anlaşma sağlandığını ve davacı şirket hesabından 25/01/2023 tarihinde devir bedeli avansı olarak 1.500.000,00-TL'yi diğer ortak olan ...'ye gönderildiğini, diğer ortağın gelen paranın devir bedel avansı olduğu düşüncesi ile gönderilen dekonttaki açıklamayı kontrol etme ihtiyacı duymadığını, diğer ortağın bakiye hisse devir bedeli ücretinin kendisine ödeneceği düşüncesiyle ticaret sicil kayıtlarından da anlaşılacağı üzere bu devre onay verdiğini ve devir işleminin gerçekleştiğini, geçen süre zarfında bakiye satış bedeli ödenmediği gibi yeni kurulan firmanın adresinin de davaya konu şirketin adresine taşındığını, davacı ... Gayrimenkul şirketi yetkilisinin Kayseri 8. Noterliği'nin 07/08/2023 tarih ve .... yevmiye nolu ihtarnamesi ile müvekkiline MM Seyahatte bulunan hisselerini satma niyetinde bulunduklarını beyan etmek suretiyle yeni bir ihtarname gönderildiğini, ayrıca dava dışı Nevkay isimli firma tarafından 04/10/2023 tarihinde mülk sahibinin Erciyes Üniversitesine ihtar çekmek suretiyle doğalgazın açılmasını aksi takdirde yasal işlemlere başvurulacağını beyan ettiğini, açılan davanın haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER: Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı şirketin sicil dosyasının bir örneği celbedilmiştir. Kayseri Defterdarlığı'na ve SGK Başkanlığı'na müzekkere yazılarak davalı şirketin güncel borcu bulunup bulunmadığı araştırılmıştır. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalarının birer sureti celbedilerek incelenmiştir. Davalı tanıklarının beyanlarının alınması amacıyla davetiye çıkarılmış olup, duruşmada beyanları alınmıştır. Davalı tanığı ... 20/05/2025 tarihli duruşmada; " " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... 20/05/2025 tarihli duruşmada; " " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... 14/07/2025 tarihli duruşmada; "Ben davalı şirketin faaliyet göstermiş olduğu binanın sahibi olan NRW4A şirketinde teknik müdür olarak çalışıyorum. Şirketin eski ortaklarından ...'ın borçları nedeniyle oteldeki malzemelere ilişkin haciz gelmiştir. Bu hacizden sonra da 1 yıl kadar ... tarafından otelcilik faaliyeti devam etti. Ben emekli olduktan sonra ... tarafından otelin başkasına devredildiğini duydum. Davalı MM Şirketi tarafından otelcilik faaliyeti devam etmemektedir. Bu şirketin genel kurul süreci, ortaklar arasındaki ilişki ve alınan kararlar kapsamında bir bilgim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı şirket yöneticisinin şirket defterlerini ve bilançolarının düzgün tutulup tutulmadığı, şirtenin en son ne zaman genel kurul toplantısı yaptığı, şirketin zarar edip etmediği, şirketin feshi yönünden haklı sebeplerin varlığının değerlendirilmesi ayrıca davalı şirketin feshi yerine yaşatılmasını gerektirecek ekonomik ve rasyonel veriler mevcut olup olmadığı, ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının tespiti hususunda bir şirketler muhasebesi alanında uzman mali müşavir bilirkişi, bir şirketler hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi ile bir işletme/finans uzmanı bilirkişiden rapor aldırılmıştır. Bilirkişiler Prof. Dr. ..., .. ve Prof. Dr...'in 04/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda; sadece 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği, halihazırda gayrifaal olduğunun kuvvetle muhtemel olduğu, 2022 yılı faaliyetleri incelendiğinde aktif büyüklüğüne oranla faaliyetlerinden yüksek miktarda zarar açıkladığı, şirketin öz kaynaklarının ise negatif (borca batık) olduğu, hal böyle olunca şirketin ekonomik olarak katma değer yaratmaktan uzak gözüktüğü; netice itibariyle şirketin feshi yerine yaşatılmasını gerektirecek ekonomik ve rasyonel verilerin mevcut olmadığı, davalı şirketin güncel ortaklarının ... Gayrimenkul Yatırım Danışmanlığı İnşaat A.Ş. firmasını temsilen ... ve Mahmut Milli olduğu en son 07.12.2022 tarihinde Genel Kurul toplantısı yapmış olduğu, davalı şirketin eski ortaklarından ...'ın borçlu bulunduğu icra dosyaları nedeniyle davalı şirket hakkında fiili haciz işlemleri uygulanmış ve şirket ekipmanlarının haczedildiği, ayrıca davalı şirketin faaliyetlerini sürdürdüğü işyerine ilişkin kira sözleşmesi kiralayan tarafından feshedilmiş olup, bu nedenle şirketin faaliyetlerine devam etme imkânı kalmadığı, bunun yanı sıra davalı şirket ortaklarından Mahmut Milli'nin, davacı şirket ortağı hakkında iki ayrı şikâyette bulunduğu, davalı şirketin feshi yönünden haklı sebeplerin mevcut olduğu, şirketin esas faaliyetlerinden kar elde edemeyip yüksek tutarda zarar açıkladığı, şirketin öz kaynaklarının ise negatif (borca batık) olduğu, şirketin kısa vadeli borçlarını ödeme gücünden uzak olduğu, davalı şirketin ekonomik olarak katma değer yaratmaktan uzak olduğu için netice itibariyle şirketin feshi yerine yaşatılmasını gerektirecek ekonomik ve rasyonel verilerin mevcut olmadığı tespit edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; anonim şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. 6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca davanın niteliği itibarı ile mahkememiz heyeti tarafından basit yargılama usulüne göre yargılama yapılarak dava sonuçlandırılmıştır. Feshi istenen davalı şirket, Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 58037 sicil numarasında bir anonim şirkettir. Şirketin feshi istemiyle açılan davada kural olarak husumet feshi istenen şirkete yönetilmesi gerekir. Taraflar arasında uyuşmazlık konuları, davalı ... şirketin haklı sebeple feshi koşullarının, feshin mümkün olmaması halinde davacının davalı şirket ortaklığından çıkma payı verilerek çıkartılması veya duruma uygun düşen başka bir çözüm bulunması koşullarının bulunup bulunmadığı konularında toplanmaktadır. Dava, 6102 sayılı TTK'nun 531. maddesi hükmü uyarınca davalı ... şirketin haklı sebeplerle feshi istemine ilişkindir. 6762 sayılı TTK'nun 549/1.b.4. maddesi ile 551/2. maddesi hükmünde öngörülen şartların gerçekleşmesi ve haklı nedenlerin bulunması halinde limited şirketler bakımından şirketin feshi, ortağın şirketten çıkması veya çıkarılmasının istenebileceği kabul edilmişken, anonim şirketler bakımından haklı nedenlerle anonim şirketin feshine olanak tanıyan bir düzenleme bulunmamakta idi. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 531. maddesi hükmü ile anonim şirketler bakımında da haklı sebeplerle şirketin feshine olanak tanıyan düzenleme getirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 531. maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir" hükmünü havidir. Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce taktir edilecektir. Doktrinde haklı sebeple fesih için, şirketin kötü yönetilmesi, pay sahipleri arasında anlaşma ve uzlaşma imkanının kalmaması, pay sahiplerinin haksız ve keyfi olarak farklı muameleye tabi tutulmaları, şirketin amacına hizmet etmemesi, kar dağıtmayarak ortakları açlığa mahkum etmek, şirket imkanlarının çoğunluk pay sahiplerine tahsisi, çoğunluğun hakim olduğu diğer şirketlere şirket imkanlarının kaydırılması, şirket imkanlarının yanlış kullanılması ve israfı, genel kurul ve yönetim kurulunun kilitlenmesi sürekli olarak gereksiz yere toplantıya çağrılması, azlığa karşı manevi güç ve baskı uygulamak, azlığın meşru taleplerinin sürekli ret edilmesi, pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetlerinin ortadan kalması şeklinde örneklemeler yapıldığı görülmektedir. Doktrinde haklı sebeplerin görünüm biçimlerini "çoğunluk gücünün kötüye kullanılmasına ilişkin sebepler", "kişisel sebepler" ve "ortaklığa ilişkin sebepler" olarak üç büyük gruba ayırdıkları ve örneğin eşitlik veya hakların sakınılarak kullanılması gibi azınlığın korunmasına ilişkin temel ilkelerin ihlalini, pay sahiplerinin mali nitelikteki ve/veya yönetime katılma haklarını ihlal eden uygulamaları, pay sahibinin kişisel uyuşmazlık çıkarmasını veya bazen onun kişiliğinde diyelim iflas, ölüm, kısıtlanma gibi gerçekleşen bazı nedenleri, ortaksal yükümlülüklerin ihlalini, pay sahiplerinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranılmasını, taraflar arasında imzalanmış bulunan pay sahipleri sözleşmesinin ihlalini, nihayet şirketin kötü yönetilmesini, amacını elde etmesinin olanaksızlaşmasını ve/veya organlarının karar alma yeteneğini yitirmesini haklı sebebe örnek olarak verdikleri gözlemlenmektedir (Ömer Teoman, Yaşayan Ticaret Hukuki Mütalaalar 15. Kitap 2012-2013, s. 294). İlbasmış, çoğunluğun gücünü kötüye kullanması, şirketin amacına ulaşılmasının imkansızlığı, sermaye kaybı, işletme konusunu değiştirilmesi, genel kurulu ve yönetim kurlunun işlevsizliği, kötü yönetim ve kişisel nedenleri haklı sebep olarak sınıflandırıp açıklamaktadır (İlbasmış s. 69-160). Çamoğlu ise; haklı sebep için istenilen devamlılık unsurunun bazı durumlarda gerekli olmadığını, tek bir sebebin bile bazen haklı sebep olarak kabul edilebileceğini belirterek "yöneticiler tarafından yapılan bir gümrük yolsuzluğu, milletlerarası terör listesindeki bir kişi ya da kuruluşla işbirliği veya gıda üretimi yapan bir firmanın bilinçli olarak halk sağlığına aykırı ürünler imal ettiğinin saptanmasını" örnek olarak vermiştir (...., ....Haklı Sebeple Feshinde Hakimin Takdir Yetkisi, Batider, Yıl:2015, C.XXXI, S:1, s. 7). Azınlığın haklarının devamlılık arz edecek şekilde çoğunluk tarafından ihlal edilmesi bu suretle ortaklık ilişkisinin çekilmez hale getirilmesi yanında sahtecilik gibi, yöneticilerin suça bulaşarak ortaklığın ceza kovuşturması ile karşı karşıya bırakılması veya kayıtlarda yapılan usulsüzlüklerle vergi veya ceza kovuşturmasına uğramak gibi nedenler de Çamoğlu’nun belirttiği gibi ortaklığın feshi için tek başına sebep oluşturabilir. Anonim ortaklık bir sermaye ortaklığı olduğundan kural olarak pay sahiplerinin kişisel özelliklerinin ortaklığın işleyişinde rol oynamayacağı kabul edilmiştir. Bu yüzden, çok sayıda pay sahibinin bulunduğu büyük çaplı anonim ortaklıklarda kişisel sebepler tek başına haklı sebep teşkil etmez. Ancak aile şirketlerinde ve küçük ortaklıklarda kişi ortaklıklarıyla önemli benzerlik söz konusudur. Bu bakımdan somut olayın ve şirket tipinin özelliklerine göre, bir sermaye ortaklığı olan anonim ortaklıkta dahi, istinaden kişisel sebeplerin de haklı sebep sayılarak ortaklığın feshine, davacı pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verileceği kabul edilmelidir (11. H.D., 02/06/2014, E:2014/3669, K:2014/10238; Yargıtay 11. H.D. E:2019/2942 K:2021/1647 sayılı Kararı). Çamoğlu; iletişim kopukluğu, güven ortamını zedeleyen olgular, şiddetli geçimsizlik, ihanet gibi kişi ortaklıklarına özgü nedenlerin az ortaklı kapalı anonim şirketler açısından haklı sebep olarak değerlendirilebileceği görüşündedir ( Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshinde Hakimin Takdir Yetkisi s. 8). Nomer, şahsi ilişkilerin bir sermaye şirketi olan anonim ortaklıklarda fesih sebebi olarak görülmesinin mümkün olmadığı, şirket ortakları arasındaki ihtilaf ve şahsi çekişmelerin ancak şahıs şirketi olan kollektif ve komandit ortaklıklarda haklı sebep olarak nitelendirilebileceği görüşündedir (Füsun Nomer Ertan, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi Üzerine Düşünceler, İÜHFM, C.LXXIII, S:1, s. 426). Kaşrak, doktrin ve yargı uygulamalarını açıkladıktan sonra ; şahsi sebeplerin dışlanmasının TMK'nun 4. madde sindeki hakimin bu kavramı doldurmasına ilişkin metoduna aykırı olduğunu, davalı şirketin yapı ve özellikleri dikkate alınarak ileri sürülen şahsi sebeplerin şirketin işleyişine etki ederek ilişkinin mevcut haliyle devamını objektif ve sürekli olarak çekilmez hale getirip getirmediğinin incelenmesi sonucunda haklı sebebin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmektedir (Esra Kaşrak, Anonim Şirketlerin Haklı Sebeple Feshine Şahsi Sebeplerin Değerlendirmeye Alınıp Alınamayacağı Hususunun Hakimin Takdir Yetkisi Bakımından Değerlendirilmesi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.XXIII, Yıl:2019, S:3, s. 186). Yargıtay’ın kararlarında vurguladığı gibi sermaye şirketi olan anonim ortaklıkta kural olarak pay sahipleri arasındaki ihtilafların haklı sebep oluşturması mümkün değildir. Ancak kapalı aile ortaklıklarında pay sahipleri arasındaki çekişmeler tarafların ortaklığı sürdürmelerini imkansız hale getirmiş ise haklı sebep sayılabilirler. Hakim fesih talep eden ortağın veya ortakların menfaati ile fesih halinde zedelenmesi muhtemel bütün menfaatleri karşılaştırmalıdır. Kanunda tanımlanmadığına göre hâkim TMK'nun 4. maddesi çerçevesinde her somut olayda haklı sebebin varlığını takdir edecektir. Somut olay adaleti gerçekliği ile şirketin yapısı ortaklığın işlevsel halini gözeterek vakıaların haklı sebep düzeyine ulaşıp ulaşmadığını araştırıp takdir etmelidir. Takdir hakkının sınırının kanuni dayanağın amacı ile uygun kullanılması gerekir. Haklı nedenin tespitinde anonim şirketin ortaklık amacının da gözetilmesi gerekir. Bilindiği üzere anonim şirketler ortaklarına kâr dağıtmak amacıyla kurulmuş kâr amacını güden ortaklık türüdür. Bu nedenle sürekli zarar etme, kâr dağıtmamayı şirket politikası haline getirerek azınlığın kârdan pay alma hakkını sürekli engellemek, kâr dağıtımı yapmamak sureti ile ortaklarını kazanç elde etmesi engellenirken çoğunluğun kararı ile çoğunluğa çeşitli isimler altında ödentiler yaparak örtülü kazanç aktarımı yapmak, haklı sebep sayılabilir. Diğer taraftan, hâkim bu değerlendirmeyi yaparken fesih davası açmanın davacı ortaklar için en son çare olup olmadığını da denetlemelidir. Örneğin; çekişmeyi yaratan genel kurul kararı aleyhine iptal davası açma imkanı varsa veya ortaklık esas sözleşmesinde başka bir hukuki olanağın kullanılması mümkün iken bu yola gidilmeden fesih davası açılması, davanın reddini gerektirebilir. Bu nedenle fesih davasının ikincil dava ve son çare olduğu da söylenebilir Yasaman; Federal Mahkemenin 50 yıllık uygulamasında haklı sebeple fesih davasının en son çare olarak düşünülmesi gerektiği, azınlığın ortaklıklar hukuku çerçevesinde bütün imkanlarını kullanarak hakkını kullanması gerektiği, bütün bunlara rağmen bir sonuç alamıyorsa ortaklığın feshinin istenebileceği yolunda kararların istikrar kazandığını belirtmektedir (Hamdi Yasaman, Anonim Ortaklıkların Haklı Nedenle Feshi, s. 716-717). Haklı nedenlerle fesih davasının açılabilmesi için, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında davacı ortağın kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesi de bunu gerektirmektedir (Yargıtay 11. H.D. 06/02/2014 gün ve E:2012/9510 K:2014/2041 sayılı Karar). Her hak gibi azınlığa tanınan bu hakkın kullanılması da TMK'nun 2. maddesindeki iyi niyet esasına tabi olacaktır. Yani azınlığın bu hakkı kullanması iyi niyet kuralı çerçevesinde korunmaya değer değilse ve talep iyi niyete dayanmıyorsa mahkemece koşullar oluşsa bile (iyi niyete dayanmadığı için) fesih talebi reddedilecektir.Buna karşılık fesih koşullarının oluşması için çoğunluk pay sahiplerinin kusurlu davranışlarının bulunması şart değildir (İlbasmış, s. 52). Dava tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 531. maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." hükmü düzenlenmiş olup, anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce takdir edilecektir. Pay sahibinin hakkını sürekli ve ciddi şekilde ihlal eden durumlar, şirketin ortak amacının gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı haller haklı sebep olarak kabul edilmelidir. Bununla birlikte haklı nedenlerle fesih davasının açılabilmesi için, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında davacı ortakların kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesi de bunu gerektirmektedir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/03/2019 tarih ve 2017/3460 Esas 2019/2407 Karar, 13/11/2018 tarih ve 2016/14541 Esas 2018/6990 Karar sayılı ilamları) . Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ve İsviçre Federal Mahkemesi yerleşmiş içtihatlarında haklı nedenle fesih davasındaki son çare özelliğinin haklı sebebin oluşması aşamasında gözetilmesi yönündedir. Diğer bir anlatımla son çare olma sadece haklı nedenle fesih davasında fesih kararının son çare olduğu anlamına gelmeyecek, haklı nedenle fesih sebebi olarak ileri sürülen hususlar azınlığa tanınan başka haklar kullanılarak ortadan kaldırılarak azınlık hakları sağlanabilecek ise ileri sürülen bu hususlar fesih için haklı sebep olmayacaktır. Bu kapsamda yapılan değerlendirme ile; Davacı yanca, şirketin kötü yönetildiği, uzun yıllardır faaliyette bulunmadığı, şirketin mevcut borçları olduğu ve tamamının davacıya yükletildiği hususları davalı şirketin feshine gerekçe gösterilmiştir. Erciyes Vergi Dairesi'nin 24/09/2024 tarihli cevabi yazısı, ekindeki bilanço ve beyanname incelenildiğinde davalı şirketine en son 2022 yılına ilişkin beyannamesi bulunduğu görülmektedir. Dosya kapsamına göre; davacı şirket, davalı MM Seyahat Turizm Otelcilik Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin % 50 hissesine sahip olup TTK'nun 531. maddesi uyarınca davacının şirket sermayesinin 1/10'undan fazlasına sahip olduğundan dava açma hakkının olduğu, davalı şirketin varlıkları toplamının 2.583.374,54 TL, borçları toplamının ise 3.294.375,37 TL olduğu, şirketin öz kaynaklarının (-) 756.000,83 TL olduğu, dolayısıyla davalı şirketin borçlarının mal varlığından fazla olduğu ve borca batık olduğu, şirketin faaliyetlerinden kazanç elde etmediği, dönemin faaliyet zararının 830.439,71 TL olarak gerçekleştiği, yalnız 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesi olduğu, şirketin halihazırda gayri-faal olduğu, şirketin ekonomik olarak katma değer yaratmaktan uzak gözüktüğü netice itibariyle şirketin feshi yerine yaşatılmasını gerektirecek ekonomik ve rasyonel verilerin mevcut olmadığı ve şirketin ana sözleşmesinde yazılı amaçlarını gerçekleştirme imkanın olmadığı, şirketin kayden varlığını devam ettirmesinde beklenebilir bir yarar bulunmadığı, bu nedenle de fesih ve tasfiyesi için haklı sebeplerin gerçekleştiğinin anlaşılmakla; davanın kabulü ile Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 58037 sicil sırasında kayıtlı davalı ...'nin TTK'nun 531. maddesi gereğince fesih ve tasfiyesine, feshine karar verilen davalı şirkete TTK'nun 536/3 maddesi uyarınca SMMM ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, karar kesinleştiğinde tasfiye memuru tarafından tescil ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yaptırılmasına, tasfiye memuruna karar kesinleşip görevine başladıktan sonra emek ve mesaisi karşılığında bürüt 30.000,00-TL ücret takdirine, belirlenen ücretin ücretin ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davanın KABULÜ ile Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 58037 sicil sırasında kayıtlı davalı ...'nin TTK'nun 531. maddesi gereğince FESİH VE TASFİYESİNE, 2-TTK'nun 533/2. maddesi uyarınca fesih ve tasfiyesine karar verilen davalı şirketin ünvanına "Tasfiye Halinde" ibaresinin eklenmesine, 3-Tasfiyesine karar verilen davalı şirketin tasfiye işlemlerini yapması için TTK'nun 536/3. maddesi uyarınca SMMM ...'ın şirkete tasfiye memuru olarak atanmasına, bu hususta kendisine yetki verilmesine, 4-Şirketin mali durumu ve yapılacak işin niteliğine göre tasfiye süreci devam ettiği sürece tasfiye memuruna toplam 30.000,00-TL ücret takdirine, ücretin ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına,

5-Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından dava açılırken davacıdan alınan 427,60-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafça yatırılan 427,60-TL başvurma harcı ile 427,60-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan; 2.848,00-TL tebligat ve posta gideri ile 15.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 17.848,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı lehine A.A.Ü.T. 13/1. Maddesi uyarınca 30.000,00-TL maktu vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 21/10/2025

Başkan ... ¸E-imzalıdır Üye ... ¸E-imzalıdır Üye ... ¸E-imzalıdır Katip ... ¸E-imzalıdır

Atıf: Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/744, K. 2025/885, T. 21.10.2025, www.arakarar.com/karar/kayseri-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-744-e-2025-885-k-39de4a0045b8