İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/744 E. 2025/1072 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/744
Karar No
2025/1072
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/744 Esas KARAR NO: 2025/1072 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 17/10/2024 KARAR TARİHİ: 25/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mersis adresi ---- bulunan davalı ------- ile müvekkili şirket arasında yapılan anlaşmaya nazaran, davalı şirket müvekkil şirketten para karşılığı malzeme satın aldığı, tüm kalemler ekte sunulan faturalarda ve cari hesap ekstrelerinde mevcut olduğu, ancak davalı söz konusu malzemeleri eksiksiz teslim almasına rağmen 91.776,16 TL'lik kısım ifa edilmediği, bunun üzerine borcun tahsili amacıyla davalı hakkında ---- sayılı dosyasıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığı, davalı ------ tarihinde hiçbir borcu olmadığını belirterek borca itiraz ederek takibi durdurduğu beyanıyla. borçlunun icra takibine yaptığı haksız itirazının iptaline, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen ticari temerrüt faiziyle ödemeye ve alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: faturaya dayalı takibe itirazın iptali yada faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşeceği, alacaklı düzenlediği faturadaki malların yada hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerektiği, fatura tek başına taraflar arasında ki akdi ilişkinin belgesi sayılamayacağı, davacının ve müvekkilin ticari defterleri incelendiğinde de müvekkilin davacıya herhangi bir borcu olmadığı, fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiği beyan edilmekle, haksız ve kötü niyetli açılan davanın esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, ------ Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan itirazın iptali davası olduğu, faturalardan ve cari hesap ekstresinden kaynaklı alacaklı olup olmadığı ve alacak miktarı noktalarında toplanmıştır.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ----sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan ---- tarihli raporda özetle; Davacı şirketin incelenen ticari defter kayıtları ve dayanak belgeleri muvacehesinde; ticari defter kayıtlarıyla uyumlu muavin hesap ekstrelerinden görüleceği üzere, davacı şirketin davalı şirketle ticari ilişkisine ilişkin kayıtlarını; ---Alıcılar Ana Hesabı altında yer alan ------- nolu TL hesabı altında kayıt ve takip ettiği, bu hesaba ilişkin hesap ekstresinde; davacı şirketin davalı şirketten takip dayanağı yapılan faturalardan kaynaklı olarak; takip talebinde olduğu gibi 91.776,16 tl asıl alacaklı durumda bulunduğu tespit edilmiş, davalının belirlenen günde ticari defterlerini sunmadığı görülmüştür. Raporun sonuç kısmında Davacı Şirketin 91.776,16 TL asıl alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle itirazın iptali istemi ile Davalı Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında, davacı şirketin ticari defter kayıtları itibarıyla, Davalı Şirketten Takip Talebinde olduğu gibi takip dayanağı 6 Adet Faturadan kaynaklı olarak 91.776,16 TL Asıl alacak bakiyesinin mevcut bulunduğu, davalı Şirketin Sayın Mahkemece kararlaştırılan Gün ve Saatte Ticari Defter ve Kayıtlarını ve/veya başkaca bir bilgi/belge ibrazında bulunmayarak, Davacı Şirketin Usul ve yasaya uygun tutulmuş Ticari Defterlerinde mevcut bulunan işbu 91.776,16 TL asıl alacak bakiye mevcudiyetinin aksini ispat edemediği mütala olunmuştur. Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu toplam tutarı ------ olan “TEMEL FATURA/SATIŞ” nitelikli 6 Adet E-Faturanın düzenlenerek elektronik ortamda davalı Şirkete tebliğ edildikleri ve yasaya uygun tutulmuş ticari defterlerinde Davalı şirket adına borç kaydedilmiş oldukları, temel fatura nitelikli faturalar iptali mümkün olmayan, ancak işletmenize ve size düzenlenen temel e-faturayı yasal süresi olan 8 günü geçirmeden KEP hesabınızı açıp, göndericinin KEP adresine itiraz gönderebilecek, eklenecek açıklamaya iptal gerekçesini açıkça yazmalı ve iptal edilmesini talep edilmeli ve e-Postaya iptal edilmesini istediğiniz faturayı ekleyerek gönderilmesi gerekmekte olup, resmi kanallar tarafından bu e-postanın saat kaçta bildirildiğinden okunduğu tarihe kadar her detayı görüntülenebileceği, KEP’ in olmadığı zamanlarda noterden ihtarname ve ---- iadeli taahhütlü posta seçeneklerinden birini de iade seçeneği olarak tercih edilebileceğine dair düzenlemenin bulunduğu, Dosya Kapsamı incelendiğinde, Davacı tarafından Davalı şirket adına düzenlenen -------- nitelikli 6 Adet E-Faturanın Red/İade/İptali talebi ve/veya Noterden ve ---iadeli taahhütlü posta ile iade edildiğini gösterir yasal nitelikli bir belgenin yer almadığı gibi iddia da edilmediği ve yine Davalı şirketçe Davacı şirkete işbu faturalardan kaynaklanan borçlarına karşılık banka aracılığıyla -----Tarihinde 5.000.-TL kısmi ödeme gerçekleştirildiği ve gerçekleştirilen bu ödemenin Davacı şirketin ticari defterlerinde Davalı şirketin fatura borçlarından mahsup edilmek suretiyle kayıt altına alındığı görülmekle, Davacı şirketin Davalı şirketten, takip talebinde olduğu gibi; (96.776,16 TL Faturalar Toplamı – 5.000.-TL Banka Ödemesi=) 91.776,16 TL asıl alacak bakiyesinin mevcut bulunduğu anlaşılmakla, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi -----yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. ----Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, Davalı şirket mahkemece tayin edilen gün ve saatte, ibraz edilmesi gereken ticari defter ve kayıtları ile ilgili ekstre ve dayanak belgelerini, herhangi bir mazaret bildiriminde bulunmaksızın bilirkişi incelemesine sunmayarak Davacı şirket ticari defter kayıtlarında yer alan 91.776,16 TL borç mevcudiyetinin aksini kanıtlayamadıkları, bu durumda, Davacı şirketin usul ve yasaya uygun tutulmuş delil niteliğine haiz ticari defterlerinde mevcut 91.776,16 TL borcunun aksini ticari defterlerini ve/veya hukuki nitelikli ödeme belgelerini ibraz etmeyerek kanıtlayamayan davalı şirket karşısında, yukarıda ki gösterilen HMK.’ nın 222 Maddesi gereği yasal niteliğe ve delil olabilme gücüne haiz ticari defterlerini ibraz eden davacı şirket ticari defter ve kayıtlarının lehine delil sayılır hükmü doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilerek usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. ------uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ İLE, 1-Davalının --------- Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, takibin 91.776,16 TL asıl alacak üzerinden devamına, 2-Alacak likit olduğundan takipteki 91.776,16 TL alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3- Kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 4-Karar harcı 6.269,22 TL 'den davacı tarafça yatırılan 1.567,31 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 4.701,91 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 1.567,31 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.994,91 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 79,00 TL tebligat, müzekkere gideri ve 7.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.079,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 7-Davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı (e-duruşma), davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.25/12/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/744, K. 2025/1072, T. 25.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-744-e-2025-1072-k-10be54a5a3ed