İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/742 E. 2026/205 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/742
Karar No
2026/205
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/742 Esas KARAR NO : 2026/205

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/12/2024 KARAR TARİHİ : 07/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " Müvekkil şirket’in, ... ile arasındaki ticari ilişkisi neticesinde doğan alacağının tahsili için – fazlaya dair talep hakkı saklı olmak kaydıyla- ... 1. İcra dairesi ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçilmiştir. Taraflar asındaki ticari ilişki süresince, davalı taraf, müvekkil şirketten hizmet almış ve müvekkil şirket edimi yerine getirmiştir. Ancak Davalı/Borçlu ... Ltd. Şti. edimini yerine getirmemiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişki sonucu davalı taraf ile müvekkil şirket arasında fatura ilişkisi doğmuştur. Davalı tarafın müvekkilimize fatura ilişkisinden kaynaklı ve yalnızca icra dosyasındaki talebimizle sınırlı olmak ve fazlaya ilişkin talep hakkımız saklı olmak kaydıyla 36.407,00 TL borcu olup davalı taraf müvekkilimize bu borcuna istinaden herhangi bir ödeme yapmamıştır. Bunun üzerine tarafımızca ... 1. İcra dairesi ...E. sayılı dosyasıyla icra takibine başlanmıştır. Ancak dosya borçlusu davalı tarafa ödeme emri usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen icra dosyasına herhangi bir ödemede bulunulmamıştır. Bununla beraber davalı borçlu mesnetsiz ve hukuka aykırı iddialarla takibi geciktirmek amacıyla icra dosyasındaki borca, faize ve tüm ferilerine kötü niyetle itiraz etmiştir. Bu haksız itiraz neticesinde ... 1. İcra dairesi takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Bilindiği üzere Türk Borçlar Kanunu kapsamında genel kural olarak sözleşmelerin yazılı olarak akdedilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Bununla birlikte ticari sözleşmelerin kurulması aşamasına ilişkin olarak TTK’nin 21. maddesinin 3. fıkrası uyarınca telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılmaktadır. Ayrıca TTK’nin 21. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Bu kapsamda davalı-borçlu tarafından müvekkil tarafından gönderilen yazılı teklife karşı olumlu veya olumsuz herhangi bir geri dönüş sağlanmadığından ve devamında teklife uygun surette tanzim olunan faturaya karşı da davalı-borçlu tarafından yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığından davalı-borçlunun borcu kabul ettiğinin tespit edilmesi zaruridir. Davalı-borçlu cevap dilekçesi ile aksi iddiada bulunacaksa da faturaya itiraz etmeyip ticari defterine kaydeden borçlu, akdi ilişkiyi kabul etmiş sayılır. Borçlu, fatura nedeniyle hizmet almadığını ve borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlamalıdır Keza Hukuk Muhakemeleri Kanunu 200. Madde uyarınca icra takip dosyasına konu edilen asıl alacak miktarı yönünden senetle ispat zorunluluğu mevcut olup, takibin dayanağı olarak sunduğumuz faturalara karşı davalı taraf ancak diğer bir yazılı veya kesin delille karşı iddialarını ispatlamaya mecburdur. İcra takip dosyasından işlemiş geçmiş gün faizi ve fatura asıl alacak miktarında işletilmesi talep edilen faiz hakkında ise; Türk Ticaret Kanunu "F) Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları" başlıklı 1530. madde hükmü uyarınca; mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanmaktadır. Takip dosyasına konu alacakların dayanağı olan faturalar bir hizmetin görülmesi adına tanzim olunduğundan, TTK m.1530 faizinin işletilebileceği izahtan varestedir. Bu kapsamda icra takip dosyası dayanağı olarak sunulan fatura bir e-fatura olduğundan 06.12.2018 tarihli ve 30617 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Elektronik Tebligat Yönetmeliği madde 9 fıkra 6 “Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.” Hükmü gereği e-faturanın tebliğ tarihi fatura tarihini izleyen 5. Günün sonu olacaktır. Ayrıca TTK m.1530/4/a uyarınca faturanın borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda borçlu ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılacak ve davacı-alacaklı TTK m.1530/7 uyarınca alacak miktarına ticari temerrüt faizi işletebilecektir. Somut olayımızda, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı başlatılan icra takibinde, yukarıda da izah edilen hususlar neticesinde Türk Ticaret Kanunu 1530/4 maddesi uyarınca 30 günlük sürenin sonundan borçlu şirket ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılmıştır. Borçlunun temerrüde düştüğü tarihten, başlatılan icra takip tarihine kadarki süre içerisinde tarafların tacir olması göz önüne alınarak Türk Ticaret Kanunu 1530 uyarınca işlemiş geçmiş gün faizi hesaplamasında ticari temerrüt faizi esas alınarak hesaplanmıştır. Davalı borçlu şirketin, müvekkilimize borcu bulunmadığına dair iddiası tamamen hukuki dayanaktan yoksun ve soyut bir iddiadır. Zira karşı taraf itirazına herhangi bir somut dayanak gösterememiş ve dosyadaki iddiasını destekleyen herhangi bir delil de sunmamıştır. Dolayısıyla borç söz konusu iken davalı tarafın müvekkilimize herhangi bir borcu olmadığı yönündeki tahsile engel amaçlı itirazı usul ve yasaya aykırı olup iptali gerekmektedir. İtiraz üzerine ... Arabuluculuk Bürosundan ... Başvuru numarası ile arabuluculuğa başvurulmuş, 22/11/2024 tarihinde düzenlenen oturumda anlaşma sağlanamamıştır. Ayrıca icra dosyasındaki alacak miktarı likit olup davalının haksız itirazı nedeniyle alacağın tahsili gecikmiştir. Dolayısıyla davalı borçlunun %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmekteyiz. Sonuç olarak, yukarıda belirtmiş olduğumuz ve Sayın Mahkemece re’sen takdir edilecek hususlar çerçevesinde haksız ve hukuka aykırı olarak durdurulan icra takibinin devamı için işbu davayı açma gereği doğmuştur. Davamızın kabulüne, ... 1. İcra dairesi ...E. sayılı dosyamızdaki itirazın iptali takibin devamına, Davalı borçlunun %20’den az olmamak üzere icra-inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalıya tebligat çıkarıldığı ve davalının cevap dilekçesi sunmamış olduğu anlaşıldı. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizde görülmekte olan dava; taraflar arasında ticari ilişki kurulduğu, davacı tarafından edimlerin yerine getirilmiş olmasına rağmen davalı tarafından borcun ödenmediği iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali isteminden ibarettir. Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ...E ... K sayılı ilamında özetle; "Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, .... 3. İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı takip dosyası ile 158.082,69 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takip talebine açık hesap ilişkisini gösterir muavin defter örneğinin sunulmuş olduğu, borçlunun borca itirazı üzerine takibin durduğu ve itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Davalı icra dairesinin yetkisine itiraz etmemiş mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir. Dava tarihi 17/08/2020 itibarıyla davalının ikamet adresinin ...olduğu uyaptan yapılan adres araştırmasında belirlenmiştir. Dava tarihi itibarıyla davacının yerleşim yeri ..., davalının ikamet adresi ... olduğu, takibin ve davanın yetkisiz İstanbul (çağlayan) mahkemesinde açıldığı, davalı tarafça İstanbul mahkemelerinin yetkisine itiraz edilmiş ise de 6100 sayılı HMK 19. Maddesi gereği yetkisiz ... Mahkemelerinin yetkili olduğu bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince kendisine verilen süre içinde dava tarihi itibarıyla ...'da yerleşim yeri bulunduğuna dair bir delil de sunmamıştır. Bu durumda aynı maddenin 2. Fıkrası gereği yetki itirazının dikkate alınması mümkün olmadığından İlk derece mahkemesince yetki itirazının dikkate alınmamasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı taraf arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini savunmuş ise de dosyaya sunulan arabuluculuk son tutanağı ve arabuluculuk faaliyeti için davalıya gönderilen tebligata ilişkin PTT kaydı ile bu dava şartının yerine getirildiği anlaşılmakla bu yönlere ilişen istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, ... Esas ve ... Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Mahkemece inceleme kararı verilmesi üzerine davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği, davacı ticari defterlerinden yevmiye defterinin kapanış tasdikleri yaptırılmadığından sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf ise defter incelemesi için ticari defterlerini ibrazdan kaçınıştır. Davacı tarafın sahibi lehine delil olma nitelğine sahip olmayan ticari deftelerinde davalıya kesilen faturalar ile yapılan tahsilatların kayıtlı oluğu, takip tarihi itibarıyla bakiye 158.082,69 TL alacak kaydının bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı taraf ayrıca davalıya yaptığı satışıları BS formlarını 2014 ve 2015 yıllarında vergi dairesine bildlirdiği, davalının ise 2014 yılına BA formu vermek zorunda olmadığı, 2015 yılında ise davacıdan satınaldığı mallara ilişkin BA formlarını vergi dairesine verdiği, davalının vergi dairesine alış bildirimine göre davacıdan 2015 yılında 78 adet fatura karşılığı 360.997 TL lik KDV hariç alım yaptığı kendi beyanı ile sabittir. Buna karşılık davalı taraf yaptığı ödemeye ilişkin herhangi bir belge sunmadığı gibi borcu sona erdiren bir sebepte ileri sürmemiştir. Davacının talebi davalının kendi BA beyanından düşük olmakla bu miktar alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir. Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişiden rapor aldırıldığı ve bilirkişinin sunmuş olduğu raporda özetle: "Davacı ...A.Ş. tarafından incelemeye sunulan 2024 yılına ait ticari defterlerin TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu görülmüştür. Davalı yan incelemeye gelmemiş ve sonrasında da defter ve belge de sunmamıştır. Davacı yanın incelenen Ticari defterlerine ve cari hesap ekstresine göre davalı yandan 09.01.2024 tarihi itibariyle 29.160,00.-TL Alacaklı olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişiden ek rapor aldırıldığı ve bilirkişinin sunmuş olduğu ek raporda özetle: "Sayın Mahkemenin faize karar vermesi durumunda Davacının takip tarihine kadar 7.247,66.- TL Temerrüt faizi talep edebileceği, Davacı tarafın sunmuş olduğu hizmetin sunulup sunulmadığı hususunun uzmanlık alanım içerisinde bulunmadığı, kök Rapordaki sonuçlarda herhangi bir değişiklik olmadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı tarafından taraflar arasında akdedilen sözleşmeye istinaden edimlerin yerine getirildiği ve sözleşme bedeli olan 29.160,00 TL fatura kesildiği ancak davalı tarafın ödeme yapmadığı iddiasıyla icra takibi başlatılmıştır. Davalı taraf ise icra dairesinin yetkisine, borca ve ferilerine itiraz etmiştir. Öncelikle yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca para borçları alacaklının yerleşim yerinde ifa edilmesi gerekli borçlar olduğundan ve alacaklının yerleşim yeri Sarıyer/İstanbul olduğundan davalının icra takibinin yetkisine itirazına mahkememizce itibar edilmemiştir. Akabinde ise mahkememizce yapılan defter incelemesine davalı tarafça iştirak edilmemiş ve defter ibrazından kaçınılmıştır. Davacı tarafın defterleri üzerinde yapılan incelemede ise dava konusu faturanın kayıtlı olduğu ve ödeme bulunmadığı anlaşılmıştır. Buna rağmen dava konusu faturaya konu edimlerin yerine getirildiğinin ispat külfeti davacı üzerinde bulunmaktadır. Ancak bilirkişi aracılığıyla tarafların BA/BS formlarının incelenmesinde davacı tarafından 1 adet KDV hariç 24.300,00 TL tutarındaki hizmetin davalıya verildiğine ilişkin BS formu verildiği, davalı tarafından da 1 adet KDV hariç 24.300,00 TL tutarındaki hizmetin davacıdan alındığına ilişkin BA formu verildiği kendi beyanları ile sabittir. Dolayısıyla emsal alınan istinaf ilamında da belirtildiği üzere davalı tarafça kendi beyanı ile davacıdan hizmet/ürün satın alındığının resmi makam olan vergi dairesine bildirilmesi hâlinde davacı edimin verildiğini ispat külfetinden kurtulmuş sayılmakta olup davalı tarafından ilgili fatura karşılığının ödendiğinin ispat edilmesi gerekmektedir. Ancak somut uyuşmazlıkta davalı tarafından fatura içeriğinin ödendiği savunulmadığı gibi buna yönelik herhangi bir delil de ibraz edilmemiştir. Bu sebeple davanın kısmen kabulüne, taraflar arasındaki uyuşmazlığın faturaya dayanıyor olması, alacağın likit ve muayyen olması sebebiyle %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve işlemiş faiz yönünden davacı tarafından davalının temerrüde düşürüldüğünün ispat edilememiş olması nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 1-Davalı tarafından ... 1. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 29.160,00 TL asıl alacak yönünden takip talebindeki şartlarla DEVAMINA, işlemiş faize ilişkin talebin reddine, 2-Alacağın % 20'si olan 5.832,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.991,92 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL'nin mahsup edilerek bakiye 1.564,32 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red durumuna göre 2.883,24 TL'sinden davalı tarafın dava %19,91 oranında red edilmiştir edilmiştir), 716,76 TL'sinden davacı tarafın (dava %80,09 oranında kabul edilmiştir) sorumlu olması kaydı ile tahsili ve Hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 855,20 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen kabul edilen (dava %80,09 oranında kabul edilmiştir) 29.160,00 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 Maddesi gereği takdir olunan 29.160,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen red edilen (dava %19,91 oranında red edilmiştir edilmiştir) 7.247,00 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereği takdir olunan 7.247,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 747,50 TL tebligat, posta gideri ile 10.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.247,50 TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 9.008,12 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/04/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/742, K. 2026/205, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-742-e-2026-205-k-7df4071dcbdd